KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 28 Nisan 2025
- Esas no
- 2022/1653
- Karar no
- 2025/725
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Karar tarihi
- 18/10/2021
- Numarası
- 2019/602 Esas - 2021/987 Karar
- Dava
- Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı
Karar Metni
1.929 kelime·10 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... A.Ş.'nin ... plakalı aracın ruhsat sahibi olarak 04.05.2016-04.05.2017 vade ve ... numaralı trafik/artı trafik poliçesi ile davacı müvekkili ... Sigorta A.Ş. bünyesinde aracını teminat altına aldığını, takibe konu olayın, 29.04.2017 tarihinde ... Mah. ... Sok.
No:... /İstanbul mevkinde saat 01.00 sıralarında ... idaresinde bulunan ve müvekkili şirket tarafından sigortalı bulunan ... plakalı araç ile ... sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobile çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, davalı araç sürücüsü geri manevra yaparken arkasında bulunan aracın ön kısımlarına çarparak maddi hasara yol açtığını, davalı sigortalı aleyhine, asli kusur ve alkollü araç kullanma nedeniyle meydana gelen kazanın sigortalıya rücu edilmesi için Bakırköy ...
İcra Müdürlüğü - ...
Esas sayılı icra dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4 maddesinde de sigortacının rücu sebepleri kalem kalem yazılmış olup, B.4.c maddesinde “Aracın, uyuşturucu madde veya ilgili mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması sırasında meydana gelen zararların" sigortacı tarafından sigorta ettirene rücu edebileceği açık bir şekilde düzenlendiğini belirterek itirazın iptaline, takibin devamına,
%20'den aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın itirazın iptali davası değil, maddi hasara ilişkin rücu talebine yönelik alacak davası olduğunu, davanın usulden reddi gerektiğini, haksız fiilin öncesinde ve sonrasında ve sırasında müvekkilinin hiçbir kusur ve ihmali de söz konusu olmadığını, iddia edilen trafik kazası ve buna bağlı olarak davacının ödediğini iddia ettiği maddi zararın tazmininin müvekkilinin sorumluluğunda olmadığını,
sigorta limitleri içinde kalan bedel için sigortalı müvekkilinden para talep edilmesinin sigorta genel şartlarına poliçeye ve kanuna aykırı olduğunu belirterek davacının davasının ve icra inkar tazminatı taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kısmen kabulü ile; davalının aleyhine yapılan Bakırköy ...
İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptaline, takibin asıl alacak miktarı olan 11.574,97-TL ve 1.698,19-TL işlemiş faiz olmak üzere toplamda 13.273,16 TL üzerinden devamına, hüküm altına alınan asıl alacağın %20'sine tekabül eden icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu, dava tazminat davası olup alacak likit olmadığından kanun metninin hatalı uygulandığını, cevap dilekçelerinde makine mühendisi, nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik uzmanı bilirkişilerince gerekli değerlendirmelerin yapılmasını talep ettikleri halde yalnızca bilirkişi raporlarına karşı itirazlarının da belirttikleri üzere gerekli inceleme ve değerlendirme yapılmadığını, Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında, sürücünün aldığı alkol oranının her zaman doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından,
mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla, olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin alkol dışında başka unsurların da olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması gerekirken bu yönde hiçbir inceleme yapılmadığını, davaya konu edilen zararı tazmin etme borcuna halihazırda davacı sigorta şirketi halef olduğundan bu sigortanın amacı da,
trafik kazaları nedeniyle üçüncü kişilerin uğrayacakları zararların kolayca temin edilmesi ile zarardan sorumlu olan işletenin kaza riskine karşı ekonomik bakımdan korunması gerekmekte olup davanın müvekkiline değil kazaya kusuru ile sebebiyet verdiği iddia edilen ...’e karşı açılması gerekirken müvekkilinden talep edilen bedel ile bu yöndeki fahiş hesaplamalar hakkında itirazları kapsamında gerekli inceleme ve değerlendirmenin yapılmadığını, tazminat hesap uzmanı bilirkişiye, hesap yapma görevi verilmiş olsa da bilirkişi hesap yapma görevini aştığını,
bilirkişinin uzmanlık alanı tazminat bilirkişiliği olmasına rağmen bilirkişi raporunda savunmaları doğrultusunda tazminatla ilgili tek bir hesaplama yapılmadığını, hiçbir fatura incelenmediğini, raporun içeriğinde tek bir hesaplamaya veya faturaya yer verilmediğini, HMK 266. maddesinde açıkça belirtildiği üzere genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamayacağını, gerekçeli kararın gerekçeden yoksun olup tarafların dilekçelerini ve bilirkişi raporunun belirli kesitlerinin alınması sureti ile oluşturulduğunu,
hukuki değerlendirme ve açıklamalardan yoksun olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Dava, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle sigorta şirketi tarafından ödenen hasar bedelinin sigortalısından tahsili için başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.
Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında sigortacının rücu hakkı, 2918 sayılı KTK'nın 95/2 maddesi ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında düzenlemeye tabi tutulmuştur.
ZMSS Poliçe Genel Şartları'nın 4. maddesinde düzenlenen ağır kusur veya kasıt hali, oto yarışına katılma, ehliyetnamesiz motorlu araç kullanmak, uyuşturucu veya alkollü olarak araç kullanmak, istiap haddinin aşılması, aracın çalınması veya gasp edilmesinde işleteninin kusuru gibi haller sigortacının sigortalısına rücu sebeplerindendir.
Somut olayda, trafik sigorta poliçesini temin eden davacı sigorta şirketi, sigortalı ... plakalı aracın karıştığı trafik kazası nedeniyle dava dışı üçüncü kişi ...'a sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobilin hasar ve değer kaybı için ZMMS poliçesi kapsamında ödeme yapmıştır. Hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir.
Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığını ispat yükü, 6762 sayılı TTK'nun 1281. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir.
Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, sigorta uzmanı ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurların da olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin belirlenmesi durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın kabulüne, aksi halinde reddine karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir.
Yargıtay HGK'nun 11.05.2011 tarih, 2011/17-182 Esas ve 2011/294 Karar sayılı kararında; taraflar arasındaki Poliçenin Genel Şartlarına göre sigortacının rücu hakkının doğumu için kazanın salt (münhasıran) alkolün etkisiyle meydana gelmiş olması gerekmektedir; tek başına sürücünün alkollü olması sigortacıya rücu hakkı vermez.
Aracı sürenin, alkolün tesiri altında olup, güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş olması halinde, meydana gelen kazanın sürücünün alkollü oluşunun bir sonucu olması gerekir. Başka bir anlatımla sürücü alkollü olsa da olmasa da kaza meydana gelecekse bu durum sigortacının sigortalıya rücu edebilmesi için yeterli bir neden değildir.
Bu kapsamda alkollü araç kullanma sebebiyle oluşan bir rizikoda sigorta tazminatı ödeyen sigortacı kendi sigortalısına rücu ederken TTK 1281. madde uyarınca böyle bir durumun varlığını ispat ile yükümlüdür.
Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkol oranının her zaman doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla, olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurların da olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisi ile meydana geldiğinin saptanması durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağının kabulü gerekeceği ilkesi benimsenmektedir.
Somut uyuşmazlıkta. HMK'nın 266.maddesinde açıkça belirtildiği üzere genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. Bu nedenle Mahkemece dava konusu ile ilgili trafik kazaları sorunlarını çözümleme uzmanlığı bulunan makine mühendisi bilirkişi ile nöroloji uzmanı doktor bilirkişiden bilirkişi heyeti oluşturmak sureti ile rapor alınmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.
İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporunda, dava dışı sürücü ...kaza anındaki 1.27 promil alkol seviyesi ile hem yasal sınırı aşmış hem de güvenli sürüş yeteneğini kaybettiği, kazanın oluş şekli ve %100 asli kusurlu olduğu, kazaya sebebiyet verecek başka bir kusur da bulunmadığından kazanın münhasıran alkolün etkisi ile gerçekleştiği belirlenmiş olup kusur durumuna ilişkin belirleme kaza tespit tutanağı ile uyumlu bulunduğundan hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmamaktadır.
Trafik sigortacısı tarafından sigorta sözleşmesi uyarınca sigortalıya karşı açılan rücuen tazminat davalarında, sigortalının sorumlu olduğu miktar yapılan ödeme miktarı olmayıp gerçek zarar miktarı kadardır. Bu nedenle mahkemece, zarar görenlere yapılması gereken gerçek ödeme miktarı tespit edilerek davacı tarafça yapılan ödeme miktarı daha fazla olsa da davalının gerçek zarar miktarıyla sorumluluğuna karar verilmesi gerekir.
(Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2020/438 E. ve 2021/504 K. sayılı kararı).
Somut uyuşmazlıkta bilirkişi heyet raporunda sigortalı aracın tam kusuru ile hasar gören ... plakalı aracın hasar bedelinin ekspertiz raporu, aracın hasarlı parçaları dikkate alınarak parça, boya ve işçilik bedeli gibi unsurlara göre, değer kaybının ise kaza tarihi itibariyle serbest piyasadaki 2. el piyasa rayiç değeri ile aracın hasarı onarıldıktan sonraki haline göre serbest piyasadaki 2. el piyasa değeri arasındaki fark üzerinden yapılması gerekirken genel şartlardaki formüle göre yapılmış ise de davalının bu yönde bilirkişi raporuna itirazı bulunmadığı gibi açık istinafı bulunmadığından davalı yararına usuli kazanılmış hak oluşmuştur.
Bu nedenle genel şartlardaki formüle göre yapılan hesaplama da usul ve yasaya aykırılık görülmediğinden bilirkişi raporundaki hesaplamaya ilişkin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. KTK'nın 95/2. maddesine göre davacı sigorta şirketi zarar gören 3. kişiye ödediği bedeli teminat dışı olması halinde akidine rücu edebileceği, sigorta poliçesinin tarafı olmayan sürücüye rücu edemeyeceğinden kazanın münhasıran alkolün etkisi ile gerçekleştiği,
sigortalı sürücünün kazaya %100 kusuru ile neden olduğu belirlenmiş olmasına göre dava dışı 3.kişinin hasarlanan aracına davalı sigortalının zmms poliçesi kapsamında ödeme yapan davacı sigorta şirketinin sigorta genel şartları ve Karayolları Trafik Kanunu'nun 95/2.maddesi uyarınca ödediği hasar bedelini sigortalısından rücu etme hakkı doğduğundan davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.
İlk Derece Mahkemesince tarafların dava ve cevap dilekçelerindeki iddia, savunmaları ile bağlı kalınarak toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamı da tartışılıp değerledirilerek hükümde varılan sonuca ilişkin yeterli gerekçe yazılmış olduğundan kararın gerekçe içermediğine ilişkin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.
Dava konusunun haksız fiilden kaynaklanması ve yargılamayı gerektirmesi nedeni ile kesinleşmiş likit alacak bulunmadığı halde icra inkar tazminatına hükmedilmesi doğru olmamıştır. Davalının bu yöndeki istinafı yerinde görülerek hüküm düzeltilmiştir. Bu nedenle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, E. 2022/1653, K. 2025/725, 28 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama