KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 25 Nisan 2025
- Dosya no
- 2022/1659
- Karar no
- 2025/671
- İncelenen kararın mahkemesi
- İZMİR FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 23/06/2021
- Numarası
- 2020/61 Esas - 2021/100 Karar
- Dava
- Kullanmamadan Kaynaklanan Marka İptali
- Dava tarihi
- 14/08/2020
- Bam karar tarihi
- 25/04/2025
- Karar yazım tarihi
- 25/04/2025
Karar Metni
2.975 kelime·15 dk okuma·6 bölüm
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen İzmir Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 23/06/2021 tarihli 2020/61 Esas ve 2021/100 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 2019/... Tescil numaralı ... ödemiş markasının sahibi olduğunu, müvekkilinin marka tescil talebinin Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından 40. sınıf bakımından reddedilerek 4. ve 9. sınıflar bakımından kabul edilmiş olduğunu, davalı şirketin http://...
URL adresli kurumsal internet sitesinde ... adı altında organik tarım faaliyetinde bulunduklarını, ... ibareli markalarına dair "enerji üretim hizmetleri" emtiasında hiç bir faaliyet alanı görülmediğini, davalı ...
Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi' ne ait 2013/... başvuru numaralı “...+...” ibareli markasının 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu' nun 9. maddesi uyarınca tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmadığı sebebiyle markanın ilgili sınıf bakımından iptaline karar verilmesini, davalı tarafın 2020/... başvuru numarasıyla "enerji üretim hizmetleri"nin yer aldığı 40 sınıfta yeni başvuru yapmış olduğunu, logosunun müvekkiline çok benzediğini belirterek tedbiren durdurulmasını,
2013/... numaralı markanın 40. Sınıfta hükümsüzlüğünü ve markanın iptaline karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin “...” ibareli markasını organik gıda sektöründe uzun yıllardır ciddi biçimde kullanmakta olduğunu, 2013/... tescil numaralı emtialarında yer alan 40. sınıfın içerisinde “gıda işleme hizmeti” emtiasında markanın müvekkilinin esas faaliyet alanına bağlı olarak yoğun biçimde kullanılmakta olduğunu, sektöre gıda işleme hizmetini fason üretimle vermekte olduğunu, ürünleri işledikten sonra iç ve dış piyasaya “dökme” olarak tabir edilen biçimde sunmakta olduğunu, marka altında gerçekleştirmekte olduğunu, üçüncü kişi firmalarla bu fason gıda üretim ve işleme dair yapılan sözleşmelerin ve faturalarının olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİNCE VERİLEN KARAR
Mahkemece;"...Davacının dayandığı hukuki sebep ise markanın kullanmama sebebiyle davalıya ait 2013/... numaralı " ... " ibareli markanın 40. Sınıfta yer alan emtiyaların iptaline yönelik bulunmaktadır. Bu çerçevede ispat yükü davalıya düşmektedir. Kullanma yükümlülüğünün ihlali nedeniyle davacının isteminin de araştırılması, değerlendirilmesi gerekmiştir.
Nitekim görevlendirilen muhasip bilirkişi, dosya kapsamı kanıtları, davalının dayandığı ve sunduğu delilleri inceleyerek, markanın 40. sınıf emtiada yer alan "Gıdaların İşlenmesi Hizmetleri " emtiası haricinde emtialar yönünden pazar yaratıcı manada kullanılmadığını tespit etmiştir. Buna göre, davacının 40. sınıf emtiada yer alan "Gıdaların İşlenmesi Hizmetleri " emtiyası haricinde emtiyalar bakımından markanın iptalini istemekte haklıdır.
Dava konusu 2013/... numaralı " ... " ibareli marka, davalı adına kayıtlı olup, geçerlilikleri sürmektedir. Bu marka tescil tarihlerinden davanın açıldığı 14/08/2020 tarihine kadar, kullanmamayı hoşgörü süresi geçmiş bulunduğundan, markanın emtiasında kullanım keyfiyetleri dava edilebilir niteliktedir. Bununla birlikte dava, SMK'nın yürürlüğünden sonra14/08/2020'de açılmıştır.
Gerek mülga MarkKHK'da gerekse yürürlükteki SMK'nın kapsamında markanın tescillendiği emtiada kullanımı şart koşulmuş olup, kullanmama hali 5 yıllığına hoş görülmektedir. Diğer deyimle bir marka için başvuran taraf, tescilden itibaren kullanma yükümlülüğü altına girmektedir. Ancak, objektif haklı sebeplerin varlığı halinde, bu kuralın ihlali nedeniyle iptal koşulu oluşsa bile, göz ardı edilebilmektedir.
Burada kastedilen kullanmamaya ilişkin haklı sebep, marka sahibinin iradesi dışındaki ekonomik buhran ve çöküntü, savaş, doğal afet gibi objektif hallerden doğmaktadır. Ki bunlar, marka sahibinin iradesi dışındadır. Bu davada davacının iptal sebebine bağlı olarak uygulanacak hükümler, SMK'nın 9, 26 ve geçici 4. maddede yer almaktadır. Marka, mülga KHK’nın yürürlükte olduğu sırada başvurulmakla, o şartlara göre dahi 14. Madde gereğince iptale tabidir.
Ancak AYM’nin SMK yürürlük tarihi olan 19.01.2017’den 4 günce bu hükmü iptal etmiş olması konuyu bulanık kılmıştır. Buna rağmen dört gün sonra aynı ilke yeniden canlanmıştır. Marka, gerek KHK'nın 14. Maddesine göre gerekse SMK'nın 9 ve 26. Maddesine göre kullanmama halinde iptale tabidir.
Bu ilke, aynı zamanda, TRIPS 19/1. maddesi kapsamında yer almakta olup, ülkemiz, bu anlaşmaların üyesi olarak ticarette fikri mülkiyet haklarının evrensel çapta korunması ve uygulanabilmesi yönünde tedbirler almakla yükümlüdür. Ticaretle Bağlantılı Fikri Mülkiyet Haklarının Korunması konusundaki anlaşma kapsamında üye ülkeler, en az 3 yıl kullanılmayan markanın iptali konusunda yasa düzenlemesi yapmayı üstlenmektedir. 3 yıllık süre minimum standart süredir.
Her üye ülkenin yaptığı gibi ülkemiz de, bu süre konusunda belli bir düzenleme yapmıştır. Bu anlaşma üye devletlere kullanılmayan markaların sicilden elimine edilmesi için düzenleme yapma yükümlülüğü öngörmektedir. Aksi takdirde, şeklen geçerli tescile dayalı markalar kullanıma konulmadıkları halde, 3. kişilerin ticari girişimlerine engel oluşturacak, yerli veya yabancı yeni yatırımları caydıracaktır.
Oysa, yasa koyucunun amacı, tescillenen markanın en geç 5 yıl içerisinde ekonomiye aktif olarak dahil edilmesidir. MarkKHK'nın 42/1-c maddesi AYM'nin 09/04/2014 tarih 2013/147-2014/75 sayılı kararı ile iptal edilmiştir.
Bununla birlikte MarkKHK'nın 14. Maddesi, kullanma yükümlülüğünü ve aksi halde markanın iptalini öngörme, içeriği ile yürürlükte kalmaya devam etmiştir ve bu hükme göre mahkemelerce kullanılmadığı anlaşılan markaların SMK'nın yürürlüğüne kadar iptali yolunda kararlar elde edilmiş ve uygulanmıştır. Ancak MarkKHK'nın 14. maddesi dahi 14/12/2017 tarih 2016/148-2017/189 sayılı karar ile iptal edilmiştir.
Bu iptal ise, 06/01/2017'de yayınlanarak yürürlüğe girmiş olup, yasa koyucuya süre verilmemiştir. Bununla birlikte, aynı yükümlülüğü ve yaptırımı öngören SMK'nın 9. maddesi 10/01/2017'de yürürlüğe girmiştir. Aradaki 4 günlük boşluk, SMK'nın yürürlüğünden önce açılmış derdest dosyalarda, AYM'nin iptali nedeniyle, davaların reddi sonucunu doğurmuştur.
Çünkü, bu derdest davalar bakımından kazanılmış bir hak söz konusu olmadığından, AYM iptal kararının yol açtığı yasal dayanıksızlık etkili olmuştur. Bununla birlikte, iş bu dava, SMK'nın yürürlüğünden sonra açılmış olup, 4 günlük kesintiye rağmen süreklilik arz eden kural geçerli bulunmaktadır. Bu bakımdan, dava tarihinden geriye doğru 5 yıl 4 günlük süre boyunca kullanım araştırılması gerekmektedir.
Davalı ise markayı 40. sınıf emtiada yer alan "Gıdaların İşlenmesi Hizmetleri " emtiyası haricinde emtiyalar bakımından kullandığını kanıtlayamadığı..." gerekçesiyle "...Davacının, davasının kısmen kabulü ile, davalıya ait, 2013/... numaralı " ... " ibareli markanın 40. Sınıfta yer alan " Gıdaların İşlenmesi Hizmetleri " emtiası haricindeki emtiaların kullanılmama nedeniyle iptaline, sicilden terkine, davalıya ait, 2013/... numaralı " ... " ibareli markanın 40. Sınıfta yer alan " Gıdaların İşlenmesi Hizmetleri" emtiası yönünden talebin reddine, sicildeki kaydın devamına..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
Karara karşı katılma yoluyla davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ
Katılma yoluyla davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkeme 23/06/2021 tarihli kararında bilirkişi raporunu esas alarak 2013/... numaralı "..." ibareli markanın 40. sınıfta yer alan "Gıdaların İşlenmesi Hizmetleri" emtiası haricindeki emtiaların kullanılmama nedeniyle iptaline ve sicilden terkine karar verdiğini, mahkemenin işbu tespiti ve kararı bu aşamaya kadar son derece hukuka ve yerleşik içtihatlara uygun olduğunu ancak kararın devamında davalıya ait 2013/... numaralı "..." ibareli markanın 40. sınıfta yer alan "Gıdaların İşlenmesi Hizmetleri" emtiası yönünden talebin reddine ve sicildeki kaydın devamına karar verdiğini,
kararın bu kısmının hatalı olduğunu ve hukuka aykırı olduğunu, 13.08.2020 tarihli dava dilekçelerinin "sonuç ve istem" kısmı incelendiğinde "Gıdaların İşlenmesi Hizmetleri" emtiası yönünden bir dava veya iptal taleplerinin olmadığının ortada olduğunu, dava dilekçelerinin 23. sonuç ve istem başlığının b. bendinde "Davalı Şirket'in 2013/... başvuru numaralı '...' ibareli markasının 40. sınıf bakımından kullanılmayan mal ve hizmetlere ilişkin markanın iptaline (...) karar verilmesini bilvekale talep ederiz" diyerek taleplerinin sadece kullanılmayan mal ve hizmetlere ilişkin markanın iptaline ilişkin olduğu net bir şekilde ifade edildiğini,
bu ifadeye rağmen mahkeme 14.08.2020 tarihli tensip tutanağının 5. maddesinde "2013/... nolu markanın SMK 9. maddesine göre iptali istenildiğinden" demek suretiyle talebimizi hatalı yorumlamıştır.
Yine yerel mahkemenin 10.02.2021 tarihinde gerçekleşen ön inceleme duruşmasında "çekişmeli konular" olarak "markanın iptali" hususu belirlenmiş olup talepleri ile bağlı kalınmadığını, bu hatayı tekrar fark etmeleri neticesinde 10.02.2021 tarihinde davacı tarafça beyan dilekçesi ile bu husus tekrar hatırlatılarak "talep sonucumuzun bu çerçevede değerlendirilmesini, davalı şirketin tescilli markasının ilk talepleri ile uyumlu şekilde yalnızca markayı 40. sınıf içerisinde kullanmadığı hizmetler bakımından iptalinin istendiğini, sunulan Yargıtay kararında da görüleceği üzere,
mezkur davaya konu markanın ilgili 40. sınıfın sadece kullanılmayan mal ve hizmetler yönünden iptalinin istendiğini, mahkemenin kısmen ret kararı ve vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesi yönünden hatalı olup kaldırılarak davanın tümden kabulüne karar verilmesinin gerektiğini, re'sen gözetilecek nedenlerle inceleme yapılarak kararın taleple bağlılık ilkesine aykırılığın giderilmesine yönelik kısmen reddolunan kısmının kaldırılmasına ve talepleri doğrultusunda davanın tümden kabulüne karar verilmesine,
davalı tarafın başvurularının reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini, kararın kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece her ne kadar, müvekkili şirketin dava tarihinden geriye doğru 5 yıl 4 günlük süre boyunca markayı 40. sınıf emtiada yer alan "Gıdaların İşlenmesi Hizmetleri" emtiyası haricinde emtiyalar bakımından kullandığını kanıtlayamadığı gerekçe gösterilmişse de aksini gösteren delillerin incelenmediğini gösterdiğini, müvekkilinin marka altında gıda işleme hizmeti verdiğini, markayı tanıttığını, kendisine bağladığını, neticede müvekkilin ana faaliyet alanı gıda üretimi, gıda işleme ve ambalajlı veya açık ürün sunumu olduğunu, faturalardan görüldüğü gibi müvekkilinin markayı canlı tuttuğunu,
yenilediğini, reklam ve tanıtımlar yaptığını, özellikle katalog, broşür ve sair tanıtımlarında kullandığını, mahkemenin de erişebileceği üzere müvekkilin web sitesinde markanın reklam ve tanıtımlarının sürdüğünü, insan sağlığı için önemli olan organik üretim tarzı ve usulleri ile çevreye saygılı üretim ve işleme yöntemleriyle bağlantılı olarak markanın kullanılması evvela müvekkilinin lehine itibar doğurduğunu, nitekim dosya kapsamında alınmış olan bilirkişi raporunda 40. Sınıf gıda işleme hizmeti verdiğinin tespit edildiğini ve raporunun 9. Sayfasında belirttiğini,
... markasını taşıyan ürünlerin 2015-2020 arası kayıtlarda tespit edildiğini, hal böyle iken kullanımın ispatlanamadığı gerekçesini kabul etmenin mümkün olmadığını, davacı enerji üretim hizmeti vermek üzere 2012'de kurularak faaliyete başladığının görüldüğünü, davacı, müvekkilin yıllar önce tescillediği "..." markasını aynen tercih ettiğini, tescil başvurusu yaptığını ancak müvekkilin önceki tarihli aynı ibareli markası nedeniyle başvuru 40 sınıf bakımından reddolduğunu, müvekkilin marka üzerindeki öncelik hakkı 22.05.2000 tarihli, 2000/... nolu, 5, 30, 31 sınıfta kayıtlı "... sertifikalı organik ürünler" markasına kadar gittiğini,
dava konusu edilen marka ise 2013/... nolu olup, müvekkilin emtiası arasına bu kez 40. sınıfa giren hizmetlerin alındığını, müvekkilin bu emtiada, gida kurutma, konserveleme, dondurma, pişirme, tütsüleme, salamura; gıda işleme ve üretimi konularında faaliyet göstermiş olduğunu, bu sırada açığa çıkan katı bitkisel atıkların enerjiye dönüşme potansiyeli müvekkilin bilgisinin dahilinde olduğunu ve tacir olarak bu potansiyelden tanıttığı markası ile ticaretini gerçekleştirebilmesi gerektiğini ancak verilen karar ile bu durumun önüne geçildiğini, markanın kullanılmadığı kanaatine varıldığını oysa ki,
markanın belli bir üründeki kullanımının sağladığı itibar alanına o ürünle bağlantılı, benzer veya birlikte tüketilebilen yan ürün ve hizmetler de girdiğini, dolayısıyla markanın mal ve hizmet sınıfının bir bütün olarak değerlendirilmesinin gerektiğini, açıklanan nedenlerle müvekkilin 40. Sınıfta yer alan "Gıdaların İşlenmesi Hizmetleri" emtiası haricindeki emtiaların kullanılmama nedeniyle iptaline kararı eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalı olup kararın kaldırılarak davanın tümden reddine karar verilmesinin gerektiğini, resen tespit edilecek nedenlerle kararın inceleme ile kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini,
kararın kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, kullanmama hukuki nedenine dayalı markanın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm katılma yoluyla davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
1-Somut olayda, davacı tarafından, davalıya ait, 21.03.2014 tescil tarihli, 2013/... nolu "...+şekil" markasının 40.sınıf yönünden, 5 yıldan fazla süre ile kullanılmadığının iddia edildiği, 6769 sayılı Kanun'un 9 uncu maddesinde, tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan, tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verileceğinin düzenlendiği, dava konusu markayı 40. Sınıftaki emtia ve hizmetler yönünden kullandığını ispat yükünün davalı tarafa ait olduğu,
davalıya ait markanın yalnızca ilgili sınıftaki gıdaların işlenmesi hizmetleri alanında kullanıldığı, 40. sınıftaki diğer mal ve hizmetler yönünden dava tarihinden geriye doğru beş yıl boyunca markanın, ülke çapında ciddi şekilde ve kesintisiz olarak kullanıldığının davalı tarafından ispatlanamadığı, davalı taraf adına tescilli olan markanın kesintisiz olarak kullanıldığı savunulmuş ise de, buna ilişkin olarak sunulan faturalar, ticari defterlerdeki kayıtlar, fason üretim sözleşmelerinin gıdaların işlenmesi hizmetindeki kullanıma ilişkin olduğu,
enerji üretimi hizmetlerine ilişkin olarak davalı tarafından basılan etiket ve broşür 2012 yılına ait olup, markanın söz konusu hizmet alanında fiilen kullanıldığını ispatına elverişli olmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin bu husustaki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Davacı vekilince, dava dilekçesinin ilk sayfasında dava konusu bölümünde "Davalı Şirket ...
Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'ne ait 2013/... başvuru numaralı “...+şekil” ibareli markasının 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 9. maddesi uyarınca tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmaması sebebiyle markanın ilgili sınıf bakımından iptaline karar verilmesi talebine ilişkindir." denildiği,
dava dilekçesinin içeriğinde davalı şirketin 2013/... başvuru numaralı “...+şekil” ibareli markasını 40. sınıfta "enerji üretimi hizmetleri" yönünden ciddi şekilde kullanımının bulunmadığının, hatta ... markasının davalı şirket tarafından hiçbir faaliyet alanında kullanılmadığının iddia edildiği, dilekçenin son sayfasında 20. bendinde "Davalı Şirket'in 2013/... sayılı tescil edilmiş "..." ibareli markasının 40. sınıf emtialarındaki "enerji üretim hizmetleri" bakımından beş yıldır kullanılmıyor olması sebebiyle ilgili mal ve hizmet bakımından tescilinin hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerekteğinin" ifade edildiği,
sonuç ve istem başlıklı kısmında ise "Davalı Şirket'in 2013/... başvuru numaralı “...” ibareli markasının 40. sınıf bakımından kullanılmayan mal ve hizmetlere ilişkin markanın iptaline," denildiği, cevaba cevap dilekçesinde "Davalı Şirket'in tescilli markasının, markayı kullanmadığı 40.sınıf bakımından iptali gerekmekte ancak aksi bir kabulde dahi hiçbir faaliyeti bulunmadığı açık olan "enerji üretim hizmetleri" alanında iptaline karar verilmesi gerekmektedir." ifadelerinin kullanıldığı,
dolayısıyla dava ve cevaba cevap dilekçelerindeki talep sonucunun markanın tescilli olduğu 40. sınıftaki tüm emtia ve sınıfları kapsayıp kapsamadığı hususunda çelişki bulunduğu, mahkemece 10.02.2021 tarihli 4. celsede yapılan ön inceleme duruşmasında dava dilekçesinin ve uyuşmazlık konusunun "davalı adına kayıtlı markanın kullanmama nedeniyle iptali" şeklinde özetlendiği, davacı vekilinin ön inceleme duruşmasındaki duruşmadaki imzalı beyanında "40. sınıfın tamamına ilişkin talebimiz bulunmaktadır" dediği,
böylelikle talep sonucuna davacı vekilince açıklık getirilerek iptal talebinin markanın tescilli olduğu 40. sınıftaki tüm emtia ve hizmetlere yönelik olduğu anlaşılmıştır.
3-Davacı vekili tarafından ön inceleme duruşmasından sonra, aynı gün sunulan 10.02.2021 tarihli dilekçede ise "Dava ve cevaba cevap dilekçelerimiz içeriğinde ve talep sonuçlarında açıkça görüldüğü üzere müvekkil "enerji üretim hizmetleri" alanında faaliyet göstermekte olup hukuki menfaati de bu yönde olduğunu, her ne kadar öninceleme duruşmasında 40. sınıfın tamamının iptali istendiği yönünde beyanda bulunulmuşsa da dosya kapsamındaki taleplerimizden de görüleceği üzere 40. sınıfın davalı tarafından kullanılmayan "enerji üretim hizmetleri" alanında iptali yönünde talebimiz bulunduğunu ve talep sonucumuzun bu çerçevede değerlendirilmesini" talep ettiği görülmektedir.
4-6100 sayılı HMK'nın 176/1. maddesine (HUMK' un 83. maddesi) göre, "taraflardan her biri yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir." Davacının 10.02.2021 tarihli dilekçesindeki beyanı bir usul işlemi olmayıp maddi hukuka taalluk eden kısmi feragattir. Doktrinde buna talep sonucunun daraltılması da denilmektedir. Davacının talep sonucunu azaltması davayı genişletme ya da değiştirme sayılmaz.
Tam veya kısmi feragat için karşı tarafın iznine ve ayrıca bunun için ıslah yoluna başvurulmasına gerek yoktur. Davacı 10.02.2021 tarihli dilekçesi ile "enerji üretimi hizmetleri" olarak belirterek talebini küçültmüştür.
Davanın, başlangıçta 40. sınıftaki tüm emtia ve hizmetler yönünden markanın iptali için açıldığı, davacı vekilinin talep sonucunun daraltılması niteliğindeki yazılı beyanını ise ön inceleme tutanağının imzalanmasından sonra yaptığı gözetildiğinde, mahkemece davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmesinde ve davalı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından, davacı vekilinin bu husustaki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
5-Ancak, mahkemece, davacının 10.02.2021 tarihli talep sonucunun daraltılması ve kısmi feragat niteliğindeki yazılı beyanı dikkate alınıp, taleple bağlı kalınarak, davalı adına tescilli markanın yalnızca "enerji üretimi hizmeti" yönünden iptaline karar verilmesi gerekirken, talebi aşar şekilde gıdaların işlenmesi hizmeti dışındaki tüm emtia ve hizmetler yönünden iptal hükmü kurulması usul ve yasaya aykırı olup, kamu düzenine ilişkin bu nedenle taraflar vekillerinin istinaf itirazları kabul edilmiş, fakat, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, anılan hususta gerekli düzeltmenin yapılarak HMK 353/1-b-2.madde uyarınca Dairemizce yeniden hüküm tesis edilmesine karar verilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile kararın kaldırılarak HMK’nın 353/1-b-2. maddesi gereğince Dairemizce yeniden hüküm tesisine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/1659, K. 2025/671, 25 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama