KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 19 Eylül 2024
- Esas no
- 2022/41
- Karar no
- 2024/1480
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 30/09/2021
- Numarası
- 2019/251 Esas - 2021/691 Karar
- Dava
- Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan
Karar Metni
1.466 kelime·7 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
29/02/2012 tarihinde davacının resmi olarak boşandığı ancak imam nikahıyla birlikte yaşadığı eşi .... idaresindeki .... plakalı araç ile ... plakalı aracın çarpışması sonucu ....'ün vefat ettiğini, ... plakalı aracın kaza tarihindeki ... sigortasının davalı tarafından yapıldığını, kaza tarihinde ... poliçe limitinin 225.000,00TL olduğunu, davalıya karşı İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1071 Esas ve 2014/555 Karar sayılı dosyasında verilen kararın Yargıtay tarafından bozulması üzerine aynı mahkemenin 2018/1230 Esas sırasına kaydedildiğini,
bu dosyada davacının 234.813,54 TL destekten yoksun kaldığının bilirkişi raporu ile tespit edildiğini ancak 2014 yılında 109.563,65 TL talep artırım talebinde bulunduklarını, poliçe teminatı olan 225.000,00 TL ile artırılan bedel arasındaki fark olan 115.049,84 TL'nin kendilerine ödenmesi gerektiğini belirterek 115.049,84 TL ek destekten yoksun kalma tazminatının İzmir Kapatılan 12.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/18 sayılı davasının açıldığı 11.01.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan müşterek ve müteselsilen prensibine göre zararın tamamının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davada ispat külfetinin davacıda olduğunu, dava dilekçesinde davacının müteveffa ile boşandığının ifade edildiğini, davacının müteveffa ile aynı evde yaşadığının ve müteveffanın davacıya destek olduğunun ispatlanması gerektiğini, müvekkilinin belirlenecek gerçek zarardan sigortalısının trafik kazasındaki kusuru oranına isabet eden oranda ve poliçe limiti ile sınırlı olarak sorumlu olacağını, müterafik kusur oranının tespit edilmesi ve bu oranda davacının talep ettiği tazminattan indirim yapılması, gelir durumunun kesin delillerle ispatlanması,
davacının ...'dan herhangi bir rücuya tabi tazminat/yardım alıp almadığının tespiti gerektiğini, müvekkili tarafından teminat altına alınmış olmayan manevi tazminattan sorumluluklarının bulunmadığını, müvekkilinin faizden sorumluluğunun sınırlı olduğunu, temerrütü söz konusu olmayan müvekkili aleyhine ancak dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilebileceğini, kazaya karışan araçlar özel otomobil olduğundan müvekkilinin avans faizi ödemekle yükümlü olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kısmen kabulüne, 11/04/2011 tarihli ... plakalı araca ilişkin davalının düzenlediği ... poliçe limiti (200.000,00TL) kapsamında 90.436,35TL destekten yoksun kalma tazminatının 11/01/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte poliçe limitiyle sınırlı ve sorumlu olmak kaydıyla davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin (24.613,13 TL) talebin reddine" karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; trafik kazasının meydana geldiği 29/02/2012 tarihi itibariyle ... poliçe teminat limitinin 225.000,00TL olduğunu, davalının kaza tarihinde yürürlükte olan poliçe teminatı ile sorumlu olduğunu, Hazine Müsteşarlığı'nın bağlı bulunduğu Bakanlık tarafından teminat tutarları artırıldığı takdirde, poliçede yazılı teminat tutarlarının herhangi bir işleme gerek kalmaksızın ve prim alınmaksızın yeni teminat tutarları üzerinden geçerli olacağını, kaza tarihinde poliçe limitinin 225.000,00 TL olmasına rağmen,
teminatın 200.000,00 TL kabul edilerek davanın kısmen kabul kısmen reddedilmesinin yasaya aykırı olduğunu belirterek istinaf talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; vefat edenden destek görüldüğünün ispatlanması gerektiğini, davacının ve mütevvefanın eskiden resmi nikahlı eş olmalarına rağmen ayrılmış ve imam nikahlı olarak yaşamaya devam ettiklerinin iddia edildiğini ancak davacının mütevvefadan destek gördüğünü kanıtlayan hiçbir belgenin dosyaya sunulmadığını, eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, müvekkili şirket tarafından yapılan 02/07/2020 tarihli 111.483,50 TL ödemenin güncellemesinin yapılması gerektiğini, davalının poliçe limiti ile sorumlu olduğunu, kazanın çift taraflı olup geçerli bir kusur incelemesi yapılması,
Karayolları Genel Müdürlüğü Trafik Fen Heyeti veya ATK Trafik İhtisas Dairesi'nden rapor alınması, desteğin müterafik kusuru oranında davacının talep ettiği tazminattan indirim yapılması gerektiğini, davalı tarafından ödeme yapıldığını, temerrütü söz konusu olmayan davalı aleyhine dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilebileceğini, davalıya yapılan hasar başvurusunun tarihinin 11/02/2013 olup bu yönde düzenleme yapılması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava,
yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.
Dava dilekçesinde belirtilen ve aynı olaya ilişkin olduğu beyan edilen İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1230 Esas ve 2020/287 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı ... ve oğlu ... tarafından davalılar ... A.Ş. ve ...
A.Ş. aleyhine İzmir 13. Asliye Hukuk Mahkemesine 2013/18 Esas sayılı dosyası ile 11/01/2013 tarihinde ayrı ayrı 5.000,00 TL maddi tazminat istemli dava açıldığı, görevsizlik kararı üzerine dosyanın İzmir 15. Asliye Ticaret Mahkemesine 2013/38 Esas sayısı ile tevzii edildiği, bu dosyadan verilen yetkisizlik kararı nedeniyle dosyanın İstanbul Anadolu 18. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/312 Esas numarasını aldığı, daha sonra İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1071 Esasını aldığı, bu dosyada alınan 02/07/2014 tarihli bilirkişi raporuna göre davacı ...'ün talebini 109.563,65 TL artırarak,
114.463,65 TL'ye yükselttiği, yargılama sonunda davacı ... için 82.172,74 TL'nin ... A.Ş.'den, 27.390,91 TL'nin Işık (...) ... A.Ş.'den olmak üzere toplam 109.563,65 TL'nin 11/01/2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verildiği, kararın temyizi üzerine Yargıtay tarafından bozulduğu, bozmadan sonra İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1230 Esas sayılı dosyasında bozmaya uyularak 12/03/2020 tarihinde, davanın ...
A.Ş. yönünden kabulüne, ... için 109.563,65TL, ... için 1.919,85TL'nin 11/01/2013 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı ... A.Ş.'den tahsiline, ... Sigorta A.Ş. yönünden reddine karar verildiği, kararın taraflarca temyiz edilmeyerek 13/07/2020 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. Davacı ile müteveffa ...'ün boşandıkları nüfus kayıtlarından anlaşılmaktadır.
Eldeki dava ek dava olarak açılmış olup aynı taraflar arasında görülen asıl davada "Kazada vefat eden .... ile davacı ...'ün 4 müşterek çocukları bulunduğu ancak 2001 yılında boşandıkları, boşanmış olmalarına rağmen karı koca gibi imam nikahıyla birlikte yaşamaya devam ettikleri,
boşanmanın kağıt üzerinde kaldığı dinlenen tanıkların beyanları ile anlaşılmış olmakla davacının destekten yoksun kalma tazminatı talep edebileceği " yönündeki kabulün bozma dışında bırakıldığı ve müteveffanın boşandığı eşine destek olduğu kabul edilerek lehine destekten yoksun kalma tazminatına hükmedildiğinden eldeki ek dava bakımından da kuvvetli delil niteliğindeki asıl dava nedeniyle davalı vekilinin müteveffanın davacının desteği olmadığına;
yine kesinleşen asıl davada kusur raporu alınmış olup kusur oranları kesinleştiğinden kusur raporu alınması gerektiğine ve müterafik kusura ilişkin istinaf talepleri yerinde görülmemiştir.İlk Derece Mahkemesince "İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1230 Esas sayılı dosyası ve bu dosyadaki kök ve ek raporlara göre ve bu dosyadan verilen karar da gözetilerek davacının destekten yoksun kalma kapsamında alacağının kalıp kalmadığı ve miktarı" konusunda alınan bilirkişi raporunda;
davacının kaza sebebiyle destekten yoksun kalma tazminatının 365.017,07 TL olarak hesaplandığını, davacının 109.563,65TL'lik alacağının İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1230 Esas, 2020/287 Karar sayılı dosyasında hüküm altına alındığını, davacının ek dava ile davalı ... sigortacısından İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1230 Esas - 2020/287 Karar sayılı kararı ile hükmedilen bedelin üzerindeki zararını, sigorta poliçesindeki teminat limitinde davalıdan talep edebileceğini, ... plakalı aracın kaza tarihi olan 29/02/2012 tarihindeki sigorta poliçesinin 11.04.2011/11.04.2012 tarihleri arasında geçerli olup,
kaza tarihi itibariyle poliçenin kişi başı teminat limitinin 200.000,00TL olduğunu, davacının 200.000,00TL poliçe limiti kapsamında davalıdan talep edebileceği tazminatın 90.436,35TL olduğunu görüş olarak bildirilmiş, mahkemece bu rapor esas alınarak karar verilmiştir.Dava,
İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1230 Esas sayılı dosyasında davacı lehine verilen destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin kararın kesinleşmesi ve davacının bu davada ıslah hakkının da bulunmaması nedeni ile ek dava olarak açılmıştır.İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1230 Esas sayılı dosyasında mahkemece verilen ilk karara karşı davacı tarafından temyiz başvurusu yapılmadığından esasen tazminat miktarı bakımından davalı yararına usulü kazanılmış hak oluştuğundan,
bu mahkemece 02/07/2014 tarihli bilirkişi raporunda esas alınan 02/07/2014 tarihi itibarı ile tazminat hesaplanması için raporu alınması gerekirken 11/07/2019 tarihi esas alınarak ek rapor düzenlenmiş ve bu ek rapor esas alınarak verilen karar temyiz yasa yoluna başvurulmaksızın 13/07/2020 tarihinde kesinleşmiştir. Bu durumda davacı ... için tazminat miktarı 234.813,54 TL olarak kesinleşmiştir. Eldeki dava ise ek dava olarak açılmıştır.
Ek davada artık mahkemece yeniden güncel tarihe göre bilirkişi raporu alınarak tazminat hesaplaması yapılması ve yapılan tazminat hesabına göre karar verilmesi davalı taraf lehine oluşan usulü kazanılmış hakkın ihlali niteliğindedir. Ancak davalı ... A.Ş.
Vekili, karar karşı bu yönde istinaf talebinde bulunmadığından bu husus eleştiri konusu yapılmakla yetinilmiştir.Dosya kapsamı ve davalı vekilinin beyanına göre İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1230 Esas sayılı dosyasında hükmedilen 109.563,65 TL tazminatın ödendiği anlaşılmaktadır.
Davalının davadan önce, davacıya yaptığı tazminat ödemesinin, ödemenin yapıldığı tarih ile zarar hesabının yapıldığı 17/05/2021 bilirkişi rapor tarihi arasında işleyen yasal faiz hesaplanarak güncellenmesi ve güncellenmiş miktarın, kaza tarihinde ki poliçe limiti olan 225.000,00 TL'den düşülerek kalan miktar varsa bu miktara hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.Açıklanan nedenlerle, davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına,
dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, E. 2022/41, K. 2024/1480, 19 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama