KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 14 Ekim 2024
- Esas no
- 2023/2805
- Karar no
- 2024/1720
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Karar tarihi
- 02/10/2023
- Numarası
- 2019/423 Esas - 2023/775 Karar
- Dava
- Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan
Karar Metni
1.520 kelime·8 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. 30/12/2011 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davalı ...
Sigorta nezdinde sigortalı bulunan ... plakalı aracın sebebiyet verdiğini, davacının kaza neticesinde yaralanıp kalıcı şekilde sakat kaldığını ve meslekte kazanma gücü kaybı yaşadığını, iş bu kaza nedeniyle sigorta şirketine başvurulduğunu, maddi tazminatın ödenmediğini açıklanan nedenlerle müvekkilinin meslekte kazanma gücü kaybı zararı için 3.000,00 TL, SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderleri ile yol, yemek refakatçi vs. sağlık giderleri için 2.000,00 TL olmak üzere toplam 5.000,00 TL maddi tazminat talebi ile olay tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı aracın 06.01.2011/2012 dönemine ilişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi müvekkili şirket nezdinde düzenlendiğini, sürekli sakatlık-tedavi gideri ve geçici işgöremezlik giderlerine ilişkin talepler ve tazminatının kapsamının belirlenmesi yönünden davacı kaza nedeni ile malul olmadığı ve malul kalmadığını, kaza tarihinden itibaren yaklaşık 8 yıl geçmiş olup, kaza ile illiyet bağı olan bir maluliyet de söz konusu olmadığını, davacılara SGK tarafından herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığının, araştırılmasının gerektiğini,
davacı kaza yapan araç işleteni ve sürücü hakkındaki şikayetinden vazgeçmiş olup, işleten/sürücünü davacıya ödeme yapıp yapmadığı sorulması gerektiğini, dava konusu olayın haksız fiil iddiasına dayalı bedensel zararın tazminine ilişkin olup; gerek TBK gerekse de KTK'da yer alan halefiyet kuralı gereği, avans faizine ilişkin talebin ve davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın Kısmen Kabulü ile; a)Davacının talep edebileceği sürekli iş göremezlik zararı 38.429,38 TL'lik bu alacağın 25/12/2018 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan (poliçe teminat limiti ile sınırlı olmak üzere) tahsili ile davacıya verilmesine, b)Davacının talep edebileceği geçici iş göremezlik zararı 190,39 TL'lik bu alacağın 25/12/2018 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan (poliçe teminat limiti ile sınırlı olmak üzere) tahsili ile davacıya verilmesine,
fazlaya ilişkin talebin Reddine, c)Davacının talep edebileceği tedaviye bağlı gider 500,00 TL ile bakıcı gideri 41,37 TL olmak üzere toplam 541,37-TL'lik bu alacağın 25/12/2018 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan (poliçe teminat limiti ile sınırlı olmak üzere) tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava konusu taleplere ilişkin olay, davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalı olan araç sürücü tarafından trafikte uyulması gereken kurallara uyulmaması, objektif özen yükümlülüğüne aykırı hareket edilmesi neticesinde gerçekleştiğini. bilirkişi raporunda kusur oranının hesaplanmasına dayanak yapılan deliller eksik ve hatalı bir şekilde değerlendirildiğini, düzenlenen bilirkişi raporuna itirazların reddedilerek ek bilirkişi raporu temin edilmediğini. trafik kazasına ilişkin kusur incelemesi kusur hesaplamasında uzman bilirkişilerce yerine getirilmediğini, kusur hesaplaması,
makine mühendisliği öğretim görevlisi tarafından düzenlendiğini ancak Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi’nden alınacak bir rapor ile belirlenmesi ile itirazların giderilmesi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; karara dayanak olan bilirkişi raporunda hesaplama yöntemi hatalı olduğunu, hesaplamalarda ölüm tablosu olarak TRH 2010 tablosu, ıskonto oranı (teknik faiz) %1,8 dikkate alınması gerektiğini, geçici bakıcı gideri, tedavi gideri ve geçici iş göremezlik tazminat talepleri poliçe kapsamında olmadığını, omuz hareket kısıtlılığının kaza ile illiyetinin nasıl kurulduğunun açıklığa kavuşturulmadan hesaplama yapılması hatalı olduğunu, maluliyet oranın Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu marifetiyle tespit edilmesi gerektiğini, sigortalı araç sürücüsüne atfedilen kusur oranını kabul etmediklerini,
kusur durumunun tespiti açıkça hatalı olduğunu, kararı kabul etmemekle beraber aleyhe bozma yasağı gereğince ilk kararda hükmedilenden daha fazla tazminata hükmedilemeyeceğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.
Dosya kapsamından, 30/12/2011 tarihinde yaya konumunda bulunan davacıya, davalı nezdinde sigortalı bulunan ... plakalı aracın çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında davacının yaralanması nedeniyle tazminat talep edildiği anlaşılmıştır.
Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır.
Buna göre maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik'i, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik'i, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine,
20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 2021/12907 E. ve 2022/6237 K., 2021/12288 E. ve 2022/6235 K., 2021/11515 E. ve 2022/5238 K. sayılı kararları).
Somut uyuşmazlıkta Adli Tıp Kurumu 2.İhtisas Kurulundan alınan 29/09/2022 tarihli maluliyet raporunda, kaza tarihine göre uygulanması gereken Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri esas alınarak davacıda dava konusu edilen trafik kazasına bağlı olarak oluşan yaralanmanın maluliyet oluşturup oluşturmadığı konusunda illiyet bağını da ortaya şekilde yapılan değerlendirmeye göre ayrıca istinaf dilekçesinde belirtilen omuz hareket kısıtlılığı ile ilgili de değerlendirme yapılarak davacının meslekte kazanma gücünü % 7,2 oranında kaybettiği ve geçirdiği kaza nedeniyle 1,5 aya kadar geçici iş göremez
hale geldiği tespit edilerek bildirilmiştir. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan maluliyet raporunun dosya kapsamı ve davacının kaza nedeniyle düzenlenen tüm tıbbi belgeleri de incelenerek maluliyet oranının tespiti açısından kaza ile yaralanma arasındaki illiyet bağı da açıklanarak kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlenmiş olmasına göre bu yöne değinen istinaf itirazı yerinde değildir.
Trafik kazası sonucu cismani zarar nedeniyle maddi tazminat ya da ölüme bağlı destekten yoksun kalma tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı iptal kararından sonra Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 24/05/2021 tarih, 2021/3033 Esas ve 2021/1560 Karar sayılı güncel kararında TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenmesi ve prograsif rant tekniği kullanılmak suretiyle tazminat miktarının hesaplanması gerektiği yönünde karar verilmiştir (Aynı yönde 14/01/2021 tarih, 2020/2598 E. ve 2021/34 K. sayılı kararı).
Bu nedenle 1,8 teknik faiz uygulanması gerektiği yönündeki istinaf talebi yerinde değildir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin KTK'nın 98.maddesinin kapsamının belirlenmesi bakımından vermiş olduğu 02/03/2022 tarih, 2022/312 E. ve 2022/3685 K. sayılı kararında.
25/02/2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 13/02/2011 tarihli 6111 sayılı Kanun’un 59. maddesi ile KTK’nın 98. maddesi değiştirilmiş, buna göre "trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı", geçici 1. maddesi ile de "Bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı,
söz konusu sağlık hizmet bedelleri için bu Kanun'un 59. maddesine göre belirlenen tutarın %20'sinden fazla olmamak üzere belirlenecek tutarın üç yıl süreyle ayrıca aktarılmasıyla anılan dönem için ilgili sigorta şirketleri ve Güvence Hesabının yükümlülüklerinin sona ereceği" öngörülmüştür. Sigorta şirketi, motorlu aracın işletilmesinden kaynaklanan kaza nedeniyle zarar görenlerin tedavisi için ödenen giderleri zorunlu olarak teminat altına alır.
Sigorta şirketinin, işleten ve sürücünün yasadan ve sözleşmeden doğan bu yükümlülüğü, 6111 sayılı Kanun ile getirilen düzenleme ile sona erdirilmiş bulunmaktadır. KTK’nın 98. maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluğun dava dışı Sosyal Güvenlik Kurumuna geçmiştir. ... Yukarıda açıklandığı üzere geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı gideri yönünden sigorta şirketlerinin sorumluluğu devam etmektedir.
Bu nedenle davalı vekilinin geçici iş göremezlik tazminatına ve geçici bakıcı giderine ilişkin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerekmiştir (Benzer yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/6911 E. ve 2021/10351 K., 2021/5305 E. ve 2021/7685 K. sayılı kararları).
Kaza nedeniyle trafik kaza tespit tutanağı düzenlenmediği, yapılan cezai soruşturmada davacının şikayet yokluğu nedeniyle takipsizlik kararı verildiği dolayısıyla soruşturma aşamasında da alınan kusur raporu bulunmadığı, mahkemenin hükme esas aldığı kusur raporunda ise, davacı ve davalıya sigortalı araç sürücüsünün soruşturma dosyasında verdiği ifadeler göz önüne alınarak, olayda davacının %80, davalıya sigortalı araç sürücüsünün ise %20 oranında kusurlu oldukları tespit edilmiştir.
Mahkemenin hükme esas aldığı bu kusur raporunu düzenleyen bilirkişi makine mühendisi ...n'in, bilirkişi teslim tutanağında yazılı uzmanlık alanları arasında trafik kazası kusur konusunda uzmanlığı bulunmadığı halde raporun hükme esas alınması doğru olmamıştır.
O halde İlk Derece Mahkemesince yapılması gereken, kaza ile ilgili ceza soruşturma dosyası da getirtilerek kusur oranları bakımından ATK Trafik İhtisas Dairesi'nden kazanın oluşumunda kusur dağılımını belirleyen gerekçeli rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi olmalıdır.
Açıklanan nedenlerle, davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, E. 2023/2805, K. 2024/1720, 14 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama