KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 17 Ocak 2024
- Esas no
- 2023/500
- Karar no
- 2024/17
- Mahkemesi
- İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Karar tarihi
- 28/12/2022
- Numarası
- 2015/472 Esas - 2022/1098 Karar
- Davalı
- **** ****
- Dava
- Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan
Karar Metni
1.365 kelime·7 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili verdiği dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ın 12/11/2011 tarihinde yolcu olarak bulunduğu motosiklet ile kaza yaptığını ve yaralandığını, meydana gelen kazadan dolayı iş gücü kaybı oluştuğunu, buna göre tazminat talebiyle Güvence Hesabı'na başvuruda bulunması üzerine müvekkiline toplam 11.062 TL tazminat ödendiğini, meydana gelen kaza neticesinde müvekkilinde %35 oranında kalıcı işgücü kaybı oluştuğunu,
işgücü kaybı nedeniyle maddi ve manevi zararın doğduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere müvekkilinin uğramış olduğu 10.000 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek reeskont işlemlerinde uygulanan avans faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili verdiği cevap dilekçesinde özetle.
KTK'nın 110. maddesi uyarınca yetkili mahkemelerin kaza yeri olan Menemen/İzmir Mahkemeleri veya davalı müvekkili kurumunun bulunduğu yer olan İstanbul Mahkemeleri olduğunu, müvekkili şirket tarafından kaza nedeniyle başvuru neticesinde davacıya 25/11/2014 tarihinde 11.062 TL tutarında tazminat ödenerek ibraname mukabilinde ödeme yaptığından sorumluluğu kalmadığını, davanın reddi gerektiğini, müvekkilinin kusur oranında ve poliçe limiti ile sınırlı sorumluluk olduğunu, kazanın meydana geliş şeklinin, kusur durumunun ve maluliyet derecesinin tespit edilmesi ve aktüerya raporu alınması gerektiğini,
SGK tarafından yapılan ödeme varsa tazminattan düşülmesi gerektiğini, hatır ve müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, dava tarihi itibaren yasal faiz talep edilebileceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kısmen kabulü ile, 30.167,51 TL’nin 25/11/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiştir.
Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle.
Dosyada bulunan makbuz ve ödeme belgelerinden davacının başka bir alacağının kalmadığının anlaşıldığını, kurum tarafından 25.11.2014 tarihinde davacı yana 11.062 TL ödendiğini, yapılan ödemenin yetersiz olduğu gerekçesi ile açılan davalarda Yargıtay'ın istikrar kazanmış uygulaması gereği yapılması gereken öncelikle ödeme tarihindeki veriler esas alınarak yapılan ödemenin yeterli olup olmadığını, ödeme tarihindeki veriler esas alınarak hesaplama yapıldığında kurum tarafından yapılan ödemenin zararı karşıladığını, tazminata hükmedilmesi halinde ise yapılan ödeme güncellenerek hesaplanan tazminattan düşülmesi gerektiğini,
malul kaldığı iddia edilen davacı kaza sırasında kask takmadığı için müterafik kusurlu olduğunu, sigortasız araca atfedilen kusur oranı lazım gelenden yüksek olduğunu, müteveffanın tek taraflı yaptığı kaza sonunda bir zararın oluştuğunun ispatlaması gerektiğini, temerrüt tarihi hatalı olduğunu, Güvence Hesabı, temerrüde düşmediğini, faizin ancak dava tarihinden itibaren yürütülmesi gerektiğini, tazminat hesaplama yönetemi hatalı olup PMF Yaşam Tablosuna göre hesaplama yapılması gerektiğini,
Mahkeme aksi kanaatteyse yeni genel şartlar gereği hesaplamada %1,65 iskonto oranının esas alınması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.
Dosya kapsamından,12/11/2011 tarihinde saat 13:00 sıralarında sürücü ... sevk ve idaresindeki tescilsiz motosiklet ile seyir halindeyken kaza mahalli olan sinyalize kavşağa geldiği esnada aracının ön kısmıyla seyir istikametine göre ilerisinde kırmızı ışıkta bekleyen Sürücü ... yönetimindeki ... plakalı otomobilin sağ arka kısımlarına çarpması sonucu motosiklette yolcu olan davacı ...'ın yaralandığı ve bu yaralanması sonucu kazaya karışan motosikletin tescilsiz ve sigortasız olması nedeniyle davalı Güvence Hesabı'ndan, yapılan ödemenin yetersiz olduğundan bahisle bakiye maddi tazminat talep edildiği anlaşılmıştır.
Kazanın varlığını ispat yükü davacıda olup, kazadan sonra düzenlenen kaza tespit tutanağı, davacının yaranmasına ilişkin hastane kayıtları, rapor gibi belgelerden davacının çift taraflı kazada tescilsiz motosiklette yolcu olduğu sırada meydana gelen trafik kazasında yaralandığı ispat edilmiştir. Kaldı ki başvuru üzerine davalı Güvence Hesabı'nın ödeme dahi yaptığı anlaşıldığından aksi yöndeki istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.
Mahkemece hükme esas alınan 25/02/2021 tarihli ATK kusur raporuna göre; davacının yolcu olarak bulunduğu motosiklet sürücüsü ... sevk ve idaresindeki tescilsiz motosiklet ile yola dikkatini vermediği, ön ilerisinde kırmızı ışıkta bekleyen araca arkadan çarparak kazanın oluşumuna sebebiyet verdiği anlaşılmakla; kazada asli %100 oranında kusurlu, sürücü ...'ın kusursuz olduğu tespit edilmiştir.
Kaza tespit tutanağı da aynı doğrultuda olup, kaldı ki davacı yolcu olduğundan kusurundan söz edilemeyeceğinden kusura ilişkin istinaf itirazı yerinde değildir.
Yine kaza tespit tutanağında davacının kask takıp takmadığı tespit edilememiş, ATK'dan alınan maluliyet raporuna göre davacının elinden ve kolundan yaralandığı tespit edilmiş bu durumda, davacı kask takmasa da zararın artmasına neden olmadığından mahkemece tazminattan müterafik kusur indirimi yapılmamış olmasında isabetsizlik görülmemiştir. Davacı hakkında alınan düzenlenen 19/11/2021 tarihli ATK maluliyet raporuna göre.
12.11.2011 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanması sebebiyle kaza tarihinde geçerli Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri kapsamında yapılan değerlendirme ile %2.1 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, iyileşme süresinin kaza tarihinden itibaren 18 aya kadar uzayabileceği belirtilmiştir.
Hükme esas alınan aktüerya raporunda davacının muhtemel bakiye ömrü TRH-2010 Yaşam Tablosu esas alınarak ve prograsif rant (%10 artış ve %10 iskontolu) uygulanarak belirlenmiştir.
Yargıtay 17. (kapatılan) ve 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı iptal kararı sonrasında vermiş olduğu güncel kararları gereğince tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "progresif rant" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekeceğinden aksi yöndeki istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.
(Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2022/6135 E. ve 2022/10604 K., 2021/16078 E. ve 2022/10550 K., 2021/13398 E. ve 2022/10498 K. sayılı kararları). Kabule göre davadan önce başvuruda üzerine ödeme yapılmış olduğundan ödeme tarihinden faiz işletilmesinde usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir.
2918 sayılı KTK’nin “sorumluluğa ilişkin anlaşmalar” başlığını taşıyan 111. maddesi gereği, “Karayolları Trafik Kanunu ile öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir. Tazminat miktarlarına ilişkin olup da, yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir”.
Bu madde hükmü gereğince, tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten itibaren 2 yıl içinde iptal edilebilirler. Yasadaki bu hükmünden yararlanmak için ibra belgesinin iptalinin açıkça ve ayrıca istenmesine gerek olmayıp, dava sırasında bu husus ileri sürülebileceği gibi yapıldığı tarihten itibaren 2 yıl içinde hükümlerinin kabul edilmediğine ilişkin bir irade açıklaması da yeterlidir.
Yasada belirtilen 2 yıllık süre hak düşürücü süre olup, mahkemece res'en dikkate alınması gerekir. Somut uyuşmazlıkta davalı Güvence Hesabı tarafından davacıya dava tarihinden önce 25/01/2014 tarihinde 11.062,00 TL tazminat ödemesi yapılmış ve ibraname düzenlenmiştir. Davacı tarafından ödeme tarihinden sonra 19/12/2014 tarihinde eldeki dava KTK'nın 111. maddedeki 2 yıllık süresi içerisinde açılmıştır.
Mahkemece hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunda ödeme tarihindeki verilere göre yapılan hesaplama ile 12.556,25 TL kalıcı iş göremezlik tazminatı hesaplanmış ve yapılan ödemenin davacının zararını %88 oranda karşıladığı tespit edilerek bildirilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin kabulü doğrultusunda resen yapılan hesaplama sonucu tazminattan %20 oranında hatır indirimi yapılması halinde ise 10.045,00 TL kalıcı iş göremezlik tazminatı hesaplanmıştır.
Bu kapsamda davalının 11.062,00 TL ödeme yaptığı, ödeme tarihindeki verilere yapılan hesaplama sonucu yapılan ödemenin davacının zararın karşıladığı, fahiş fark bulunmadığı bu nedenle ödemenin Karayolları Trafik Kanunun 111/2. maddesi gereğince yetersiz veya fahiş fark olarak kabul edilemeyeceği (hatır indirimi yapılması halinde fazla ödeme dahi yapıldığı) ve ibranamenin geçerli olduğunun kabulü gerektiğinden davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.Bu nedenle;
davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, E. 2023/500, K. 2024/17, 17 Ocak 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama