KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 21 Kasım 2024
- Esas no
- 2024/478
- Karar no
- 2024/1960
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Karar tarihi
- 05/10/2023
- Numarası
- 2021/472 Esas - 2023/653 Karar
- Dava
- Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan
Karar Metni
3.186 kelime·16 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
15/06/2020 tarihinde maliki bulunduğu ... plaka sayılı araç ile İstanbul' dan Hatay' a gitmekte olan müvekkillerinden ...' nun Ankara Aksaray yolu arasında bulunan Karandere kavşağına geldiğinde ters istikametten gelen davalılardan ... sevk ve idaresindeki davalı ... adına kayıtlı bulunan ... plaka sayılı çekici araç ile kafa kafaya çarpıştığını, çarpışma neticesinde müvekkilinin maliki olduğu aracın kullanılamaz hale geldiğini, davacı müvekkilleri ... ve eşi ...' nun yaralandığını, bahisle müvekkili ... için şimdilik 2.500,00 TL tedavi, 2.500,00 TL kazanç kaybı, 2.500,00 TL çalışma gücü kaybı,
2.500,00 TL ekonomik güç kaybı tazminatı olarak toplam 10.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 15/06/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, müvekkili ... için 50.000,00 TL, davacı ... ve ...' in çocukları ... için 30.000,00 TL, ...için 30.000,00 TL, ... için 30.000,00 TL ... için 30.000,00 TL, ... için 30.000,00 TL olmak üzere toplam 300.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere totalde 310.000,00 TL tazminatın davalı sigorta şirketi yönünden poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydı ile tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ...
A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; yetki itirazında bulunduklarını, davacıların kaza sebebiyle müvekkili şirkete başvuru şartını eksik evrak ile yerine getirildiğini, davanın usulden reddinin gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle davacının birlikte kusur oluştuğundan bu hususun gözetilerek bu müterafik kusur indirim yapılması gerektiğini, manevi tazminat talepleri yönünden müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, kusur durumunun Adli Tıp Kurumu tarafından belirlenmesi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.Davalı ...
A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; manevi tazminat talepleri yönünden karar verilebilmesi için davacıların sosyal ekonomik durum araştırılmasının yapılması gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle kusur ve maluliyet durumunun Adli Tıp Kurumu tarafından belirlenmesi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.Davalılar ... ve ....
Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müterafik kusurunun belirlenmesi gerektiğini, davacıların Sosyal Güvenlik Kurumuna başvurup başvurmadığının tespit edilmesi gerektiğini, rücuya tabi bir ödeme yapılıp yapılmadığının tespit edilmesi gerektiğini, kusur ve maluliyet durumunun Adli Tıp Kurumu tarafından belirlenmesi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davacıların davasının kısmen kabulü kısmen reddi ile.
1-Davacı ... maddi tazminata yönelik talebinin kabulü ile. 470.569,56 TL kalıcı iş göremezlik tazminatı, 4.733,96 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 475.303,52 TL'nin davalı ... AŞ yönünden poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere temerrüt tarihi olan 24/11/2020 tarihinden itibaren, davalı ...
AŞ yönünden poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere temerrüt tarihi olan dava tarihinden itibaren davalılar ...d Şirketi ve ... yönünden kaza tarihi olan 15/06/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacıya ödenmesine, 2-Davacı ...' nun manevi tazminata yönelik talebinin kısmen kabulü ile 80.000 TL manevi tazminatın davalılar ...
Şirketi ve ... yönünden kaza tarihi olan 15/06/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı ... A.Ş 'den poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere temerrüt tarihi olan dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 3-Davacı ...' nun manevi tazminata yönelik talebinin kısmen kabulü ile. 30.000 TL manevi tazminatın davalılar ...
Şirketi, ... yönünden kaza tarihi olan 15/06/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı ...
A.Ş 'den poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere temerrüt tarihi olan dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 4-Davacı ..., ..., ..., ..., ...'nın manevi tazminata yönelik talebinin kısmen kabulü ile ayrı ayrı 7.000' er TL manevi tazminatın davalılar ... Şirketi, ... kaza tarihi olan 15/06/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı ...
A.Ş 'den poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere temerrüt tarihi olan dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, Tedavi gideri talebinin feragat nedeniyle reddine" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacılar vekili, ... Şti. ve ... vekili, davalı ... A.Ş.
Vekili, ihbar olunan ... vekili, istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle. Sağlık Kurulu raporuna göre ...'in %32 oranında malul kaldığını,bu maluliyete, olaya, oluşa, kazaya ve hakkaniyete uygun olmayan manevi tazminatın yetersiz olduğunu (... A.Ş. dışındaki) belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalılar ....
Şti. ve ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; maluliyet oranlarını kabul etmediklerini, kazanın oluş şekli dikkate alınarak hatır taşıması ve mütefferik kusur indirimin hesaplanan tazminattan tenzil edilmesi gerektiğini, kaza tarihinden itibaren faiz istenmesi hukuka uygun olmayıp temerrüt tarihi olan dava tarihinden faiz işletilmesi gerektiğini, bilirkişi raporunun aktueryal hesaplama açısından yargıtay kararlarına uygun tanzim edilmemiş olması sebebini kabul etmediklerini, dava dilekçesindeki talepler ile hüküm kısmındaki taleplerin birbirinden farklı olduğunu,
manevi tazminat taleplerinin hangi kişi için ve hangi davacının maluliyeti sebebiyle hüküm kurulduğunun açık olmadığını, esas yönünden ve zamanaşımı nedeniyle de davanın reddinin gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davalı ... A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle.
Davacının İMM poliçesinde dayalı olarak talepte bulunduğu ancak trafik poliçesi limitleri dahilinde ödeme yapılıp yapılmadığı ve trafik poliçesi teminatının tükenip tükenmediği denetlenmeden müşterek ve müteselsilen ödenmesine dair verilen kararın hatalı olduğunu, müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun ihtiyari mali sorumluluk sigortası teminat limiti ile sınırlı olduğunu, poliçenin ihtiyari mali sorumluluk sigortasınun klozu incelendiğinde manevi tazminat taleplerinin, bedeni tazminat limitinin %20'sine kadar limitin sınırları içerisinde ve bu limiti arttırmamak üzere teminat kapsamı içine alındığını, ...
A.Ş'nin kasko poliçesine istinaden teminat limiti göz önüne alınarak sorumlu olduğu tutar hesaplanarak yeniden hüküm kurulması gerektiğini, Mahkeme tarafından müşterek ve müteselsilen ödenmesine dair verilen kararın yerinde olmadığını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır.
Buna göre maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik'i, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik'i, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine,
20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.
(Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E. - 2024/5474 K., 2021/12907 E. ve 2022/6237 K., 2021/12288 E. ve 2022/6235 K., 2021/11515 E. ve 2022/5238 K. sayılı kararları).İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan 17/10/2022 tarihli ATK 2. İhtisas Dairesi'nden alınan maluliyet raporunun, dosya kapsamı ve davacının kaza nedeniyle düzenlenen tüm tıbbi belgeleri de incelenerek, davacının yeni tarihli tıbbı muayene evrakları istenerek maluliyet oranının tespiti açısından kaza ile yaralanma arasındaki illiyet bağı da açıklanarak,
davacının %55 maluliyeti olduğu da belirtilerek ve bu durumu da gözetilerek kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlenmiş olmasına göre hükme esas alınmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.2918 sayılı KTK.nun 109/1. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar" hükmü, yine aynı kanunun 109/2. maddesinde ise "dava,
cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir" hükmüne yer verilmiştir. Bu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından, sürücü ve diğer sorumlular arasında bir ayrım yapılmamış, kuralın bunların tümü için geçerli olduğu, hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür.
5237 sayılı TCK'nın 89.maddesinde düzenlenen ve somut olayda eyleme uyan taksirle yaralama suçunun ceza zamanaşımı süresi aynı Kanun'un 66/1-e maddesine göre 8 yıl olduğundan açılan dava 8 yıllık dava zamanaşımı süresine tabidir.
Somut uyuşmazlıkta yaralamalı trafik kazası 15/06/2020 tarihinde gerçekleşmiş; dava ise 29/07/2021 tarihinde açıldığından, 8 yıllık zaman aşımı süresi dolmadığından, davalı vekilinin zamanaşımına ilişkin istinaf itirazı yerinde değildi.Mahkemece dava dilekçesindeki taleplere bağlı kalınarak davacı... yönünden geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı ile manevi tazminata, diğer davacılar yönünden ise manevi tazminata karar verildiği görülmekle talepten fazlasına karar verildiğine.
Haksız fiillerde temerrüt tarihi, haksız fiilin meydana geldiği tarih olup, zarar sorumlusunun ayrıca ihbar ve ihtar edilmesine gerek bulunmadığından davalı işleten ve sürücü bakımından talebe uygun olarak kaza tarihinden itibaren faiz yürütülmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından faiz başlangıç tarihine.
Kazaya ilişkin tutulan trafik kazası tespit tutanağında davacıların emniyet kemeri takmadığına ilişkin bir saptama bulunmadığı gibi aksinin davalı tarafça da ispat edilememiş olması nedeniyle müterafik kusura;Taşımanın hatır için olduğu değerlendirilerek tazminattan hatır indirimi yapılabilmesi için davalının cevap dilekçesinde bu yönde savunma getirmesi ve taşımanın hatır için olup olmadığı,
tarafların yakınlığı, varsa hatır için taşımanın kimin arzusu ve ne amaçla yapıldığı gibi olayın özel şartlarını ortaya koyması gerektiği halde davalı tarafın, süresinde dosyaya sunulan cevap dilekçesinde hatır taşıması olduğuna dair iddiası ve savunması olmadığına göre hatır indirimi yapılması gerektiğine ilişkin istinaf talepleri yerinde görülmemiştir. Davalı... Ltd.
Şti. ve ... vekilinin bilirkişi raporuna yönelik istinafının gerekçeli olmadığı nedenle değerlendirilmemiştir. Dosya kapsamında dava dilekçesinde davalı sigorta şirketlerinden poliçe limitleri kapsamında tazminat talep edildiği açıktır.Davalı ... Sigorta karşı araç olan ... pakalı araçın ZMMS sigortacısı, diğer davalı ... A.Ş ise aynı aracın ihtiyari mali sorumluluk sigortacısıdır.
Davalı sigorta şirketlerinin sorumluluğu sıralı sorumluluk niteliğinde olup ZMMS poliçe limitinin üstünde bakiye tazminat kalması halinde ihtiyari mali sorumluluk sigortacısı olan davalı ... A.Ş'nin sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken davalı ... A.Ş.'nin tazminattan müteselsilen sorumlu tutulması doğru olmamıştır.Kaza tarihi olan 15/06/2020 tarihi itibariyle ZMMS poliçesi sakatlanma/ ölüm limiti 410.000 TL, tedavi limiti 410.000 TL'dir.
Kalıcı/sürekli işgöremezlik tazminatının sakatlanma/ölüm tazminat limitinden, geçici iş göremezlik tazminatının tedavi tazminat limitinden ödemesi gerekmektedir. Mahkemece davacı ... yönünden 470.569,56 TL kalıcı iş göremezlik tazminatı, 4.733,96 TL geçici iş göremezlik tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir.
Bu durumda davacı ... hakkında hükmedilen kalıcı iş göremezlik tazminatı 410.000 TL olan ZMMS poliçe limitini aşan 60.569,56 TL kısmından ihtiyari mali sorumluluk sigortacısı olan davalı ... A.Ş'nin sürücü ve işleten ile birlikte sorumlu olacaktır. Davacı ... hakkında hükmedilen geçici iş göremezlik tazminatı 410.000 TL olan ZMMS poliçe limitinin altında kalması nedeni ile sıralı sorumlu olan ihtiyari mali sorumluluk sigortacısı davalı ... A.Ş sorumlu olmayacaktır.
Bu yöne değinen davalı Sigorta vekilinin istinafı yerindedir. Karayolları Trafik Kanunu'nda manevi tazminat konusunda özel bir düzenleme yapılmadığından trafik kazası nedeniyle oluşan cismani zarar nedeniyle manevi tazminat talep edilmesi halinde TBK'da manevi tazminata ilişkin hükümler uygulanacaktır.
TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/1.maddesinde, "Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. ". Yine 56/2.maddesinde ise "Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.” şeklinde düzenleme yer almaktadır.
22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davacının uğradığı zararın kapsamı, davalının sorumluluğunun niteliği, kusur oranları ve özellikle caydırıcı bir etki doğuracak düzeyde olması gerektiği de göz önünde tutularak,
meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen tutarlara hükmetmesi gerekmektedir(Yargıtay HGK'nun 23/06/2004 tarih, 13/291-370 E.-K. sayılı kararı).Bu açıklamalar çerçevesinde, somut uyuşmazlıkta olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu, davacı ...'in yaralanmasının mahiyeti ve iyileşme süresi ile tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları ile manevi tazminatın belirlenmesinde hakim olan ilkeler ile İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde,
TBK'nın 56/1. maddesi kapsamında davacı ... lehine verilen manevi tazminat miktarının bir miktar düşük olduğu, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uymadığı, 100.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesinin uygun olacağı kanaatine varıldığı ; yaralanmanın ağır bedensel zarar mahiyetinde olmasına göre TBK'nın 56/2. maddesi kapsamında davacı ...'ın eş ve çocukları olan diğer davacılar lehine verilen manevi tazminat miktarının, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygun, yeterli ve makul olduğu kanaatine varılmıştır.
Ancak davalı ... A.Ş'nin sorumlu olduğu İhtiyari Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesinin 8. sayfasında manevi tazminat yönünden limitin %20 oranında sınırlandırılmıştır. Bu halde manevi tazminat limiti poliçe limiti 500.000,00 TL'nin %20 si olan 100.000,00 TL olacaktır. İlk Derece Mahkemesince 100.000,00 TL limit ile sınırlı olarak manevi tazminat belirlenmemiş olması da doğru olmamıştır. Dairemizce davalı ...
A.Ş'nin manevi tazminat yönünden sorumlu olduğu 100.000 TL poliçe limiti ile sınırlı olarak davacılara garameten hesaplama yapılarak hüküm kurulmuştur.İhbar olunan ... leh ve aleyhine hüküm kurulmadığından istinaf başvurusu değerlendirilmemiştir.Davalı ...
A.Ş tarafından mahkeme karar tarihinden sonra yapıldığı belirtilen ödemeye ilişkin belge sunulmadığı nedenle değerlendirilemediği nedenle yapılan ödemenin infazda değerlendirileceği nedenle bu yöne ilişkin istinaf yerinde değildir. Bu nedenle; davalılar ... Şti. ve ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine, davacılar vekili, davalı...
A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, E. 2024/478, K. 2024/1960, 21 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama