İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi

İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGEADLİYEMAHKEMESİ KARARI

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi E.2021/2018 K.2024/1187

İzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 09.06.2021 tarih 2018/61 E. 2021/536 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor…

Esas2021/2018Karar2024/1187Tarih12 Haziran 2024Okuma11 dk · 2.281 kelime

KÜNYE

T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
12 Haziran 2024
Dosya no
2021/2018
Karar no
2024/1187
İncelenen kararın mahkemesi
İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
09.06.2021
Numarası
2018/61 E. 2021/536 K.
Davanın konusu
Menfi Tespit
Karar yazım tarihi
12.06.2024
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.281 kelime·11 dk okuma·6 bölüm

İzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 09.06.2021 tarih 2018/61 E. 2021/536 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA

Davacılar vekili, davalı ...

Bankası A.Ş İzmir Pasaport Şubesi tarafından bono olarak isimlendirilen bir belgeye istinaden diğer borçlular ile birlikte davacılar aleyhine İzmir 10. İcra Müdürlüğünün 1996/29 esas sayılı dosyasıyla davaya konu kambiyo senetlerine mahsus yolla icra takibi başlatıldığını, dosyada davalı bankaca en son icra işleminin 11/06/1997 tarihinde yapıldığını, davalı bankanın dosyada çok uzun süre işlem yapmamasına rağmen 27/04/2007 tarihinde Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin bir kararını ibraz ederek yenileme talep ettiğini,

İcra Müdürlüğünün dosyada hacizler mevcut olduğundan emsal Yargıtay kararı uyarınca borçlulara yenileme dilekçesi tebliğ edilmeksizin takibin yenilenmesine karar verdiğini, 2007/1696 esas sayılı tahtında yenilenen takip kapsamında bugüne kadar ölçüsüz gayrimenkul hacizleri uygulandığını, söz konusu kambiyo takibinde davalı tarafın alacaklı sıfatı ve keza takipte taraf ehliyeti olmadığını, takibe müstenit belgenin bono niteliğinde olmadığından takip yapılamayacağını, takibe devam edilemeyeceğini, kambiyo senedi vasfı taşımayan belgenin ciro yoluyla tedavüle çıkarılması,

dolayısıyla davalı bankanın meşru hamil kabul edilmesinin mümkün olmadığını, bankanın belge içeriği alacağı temlik aldığına dair takibe eklenmiş bir belgenin bulunmadığını, alacağın ciro edildiğine ilişkin açıklama olmadığını, bonoda alacaklı görünen ... A.Ş'nin davalı ...

Bankasına borcu olmadığını ileri sürerek takibin teminatsız olarak durdurulmasını, davalı tarafın kambiyo takibi yapma hakkı takipte alacaklı sıfatı ve takip edilebilir alacağı bulunmadığından takibe konu miktar ve her türlü ferilerinden dolayı borçlu bulunmadığının tespitine, davalı hakkında icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, senet vasfına ilişkin itirazların yargılama yerinin icra hukuk mahkemeleri olduğunu, buna ilişkin itirazların 5 günlük yasal sürede yapılması gerektiği bu nedenle bu itirazın reddi gerektiğini, bankanın senette yetkili meşru hamil sıfatında olup senetten dolayı davacılardan alacaklı olduğunu, takipte zamanaaşımı süresinin 10 yıl olup banka alacağının zamanaşamına uğramadığını, banka ile .... A.Ş arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, davacıların iş bu kredi sözleşmesine müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imza attıklarını borcun ödenmemesi üzerine takip başlatıldığını savunarak davanın reddine, kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın bono olarak verdiği belgeye istinaden davacılar ile dava dışı kişiler aleyhinde kambiyo senedine mahsus haciz yoluyla 1996 yılında takip başlattığı, takibin uzun süre işlemsiz bırakıldığı sonrasında 2007 yılında takibin yenilendiği, borçluların mal varlıklarına haciz uygulandığı,

davalı tarafın söz konusu belgeye istinaden alacaklı sıfatı ve taraf ehliyetinin bulunmadığı takibin zamanaşımına uğradığını, davacıların davalıya borcu bulunmadığını, Yargıtay tarafından da söz konusu belgenin bono olmadığının kabul edildiği iddiası ile iş bu davada İzmir 10. İcra Müdürlüğünün 2007/1696 dosyasında takip nedeniyle borçlu olmadığının tespiti talebinde bulunduğu, davacılar tarafından söz konusu takibin zamanaşımına uğradığı ve senedin bono vasfına sahip olmadığı iddiası ile de iş bu davadan önce İzmir 6 İcra Hukuk Mahkemesinin 2014/79 esas sayılı dosyasında şikayet yoluna başvurduğu,

anılan mahkemece verilen kabul kararının Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2014/12-1075 esas 2016/557 karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verildiği ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca takip dayanağı senette düzenleme yerinin yazılı olmadığı, senedin bono vasfını taşımadığı, adi senet hükmünde olduğu, 6098 sayılı TBK'nun 146 maddesinde (818 sayılı Borçlar Kanunun 125 maddesi) düzenlenen 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu yönünde karar verildiği, bu karar doğrultusunda İzmir 6. İcra Hukuk Mahkemesinin 22/11/2016 tarih ve 2016/573 esas, 2016/677 karar sayılı ilamı ile takip dayanağı senette zamanaşımı süresinin 10 yıl olarak kabul edildiği,

son işlem tarihinin 11/06/1997 ve yenileme talebinin de 27/04/2007 tarihi olduğu ve takibin zamanaşımına uğramadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verildiği, bu kararın Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 21/05/2018 tarih ve 2017/252 esas 2018/4829 karar sayılı ilamı ile kesinleştiği, icra mahkemesince de kabul edildiği üzere söz konusu belgenin adi senet hükmünde olduğu ve dava konusu uyuşmazlıkta 2007 yılından önce takibin zamanaşımına uğramadığı, 2007 yılında takip yenilendikten sonra da icra dosyası kapsamında alacaklı olan davalı tarafından icra takip işlemlerinin yapılmaya devam edildiği,

iş bu dava tarihine kadar ki sürede de 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı, davacıların zamanaşımına yönelik iddialarının yerinde olmadığı, ayrıca takip türüne ilişkin iddiaların da takip hukuku kapsamında kaldığı, mahkemece bu yönüyle bir inceleme yapılmasına lüzum bulunmadığı, takibe dayanak adi senet alacaklısı olan ...

A.Ş tarafından söz konusu senet arkasına ciro yapılmak suretiyle senedin davalı bankaya tevdi edildiği, senedin niteliğine göre yapılan cironun alacağın temliki hükmünde olduğunun kabulü gerektiği. bu sebeple davacıların davalı bankaya yönelik alacaklı ve takip sıfatı bulunmadığı yönündeki iddialarının da yerinde olmadığı,

davacıların mükerrer takip ve tahsilatlar yapıldığı iddiası bakımından, dava konusu takip yönünden davalı bankaya borçlu olup olmadıkları yönünden yapılan incelemede ise, mahkemece alınan bilirkişi kök ve ek raporuna göre, davacıların iki ayrı döviz kredisinden kaynaklanan borç nedeniyle davalı bankaya borçlu oldukları, banka alacağından sorumlu oldukları, söz konusu takip kapsamında davalılardan yapılan herhangi bir tahsilatın bulunmadığı yönünde görüş ve kanaat bildirildiği, mahkemece alınan bilirkişi kök ve ek raporunun dosya kapsamına uygun, gerekçeli, objektif denetime ve hükme esas alınmaya elverişli olduğu,

tarafların itirazlarını karşıladığı, dosya kapsamı itibariyle davacıların davalı bankaya takip nedeniyle borçlu olduklarının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine, davalı, davacının kötüniyetli olduğunu savunmuş ve kötü niyet tazminat talebinde bulunmuş ise de. davacının kötüniyetli olduğunun davalı tarafından ispatlanmadığı anlaşılmakla kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

İSTİNAF NEDENLERİ

Davacı vekili, davacıların, dava dışı bir şirkete adi senet verdiğini, tanzim yeri olmadığından kambiyo senedi sayılamayacağı ve dolayısıyla adi senet olduğunu, daha sonra Yargıtay kararıyla da kesinleştiğini, Yargıtay kararlarına göre bir adi senet içeriği hak yazılı temlik sözleşmesi olmadan devredilemeyeceği ve bankanın da bu durumu araştırmak yükümlülüğü altında bulunduğu halde, ciro edilmiş gibi değerlendirilerek takibe konulduğunu, davacıların bankaya bir borcu olmadığını ve belge içeriği alacak da yazılı temlik sözleşmesiyle devredilmediği halde,

bilirkişinin adi senedi kambiyo senedi gibi düşünerek bu senetten borç olduğu sonucuna vardığını, asıl borçlu kabul edilen firmanın asıl borcunun sona erdiğinin bile dikkate almadığını, mahkemenin de kanuna aykırı olarak gerçek ciro niteliğinde bile olmayan senet üzerindeki ciro bile sayılamayacak ibareyi, bir temlik açıklaması,

beyanı ve iradesi ile temellük eden kimliği/ismi/ünvanı içermediği halde TBK 184. maddeye aykırı şekilde “alacağın temliki hükmünde” nitelendirdiğini, aşamalarda, tarafları aynı ve konusu da birebir nitelikteki diğer bir menfi tespit davasında verilmiş ve kesinleşmiş hükmün hiç dikkate alınmadığını, kesin hükme aykırı karar verildiğini, davacıların bankaya bir borcu olmadığını, söz konusu adi belge teminat senedi sayılsa dahi, usûlüne uygun temlik edilmediğini, kaldı ki, teminatı olduğu kredi borcunun sona erdiğinin nazara alınmadığını, istinafa konu ilk derece mahkemesi kararının usule,

yasaya ve kesinleşmiş hükme aykırı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.

GEREKÇE

Dava, İzmir 10. İcra Müdürlüğünün (eski 1996/29 Esas) 2007/1696 sayılı takip dosyası kapsamında menfi tespit istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.

Somut olayda; ... Bankası A.Ş. İzmir Şubesi ile asıl borçlu dava dışı ... A.Ş. arasında 25.05.1993 tarihli 25.000.- TL limitli Ticari Krediler Sözleşmesi imzalandığı, davacılar ... ve ... ile dava dışı ... A.Ş. ve ... A.Ş. tarafından Sözleşmenin her sayfasının imzalandığı, davacılar ... ve ... ile dava dışı ... A.Ş. ve ...

A.Ş. tarafından Sözleşmenin 23. sayfasında bulunan "Müşterek Borçlu ve Müşterek Müteselsil Kefalet Şerhi" belgesini Müşterek Borçlu ve Müteselsil Kefil sıfatıyla imzaladığı, dava dışı asıl borçlu Şirkete tütün ihracatı için iki ayrı döviz kredisi kullandırıldığı, önce 09.06.1993 tarihinde 1.000.000.- USD ve sonra 17.06.1993 tarihinde 440.000.- USD döviz kredisi kullandırıldığı, ticari kredilerin ödenmemesi üzerine 19.12.1995 tarihli iki ayrı ihtamame keşide edildiği, ihtarnameye rağmen borcun ödenmemesi nedeniyle İzmir 10. İcra Müdürlüğü'nün 1996/29 Eski, 2007/1696 Esas Sayılı dosyasıyla icra takibi yapıldığı anlaşılmıştır.

Davaya dayanak teşkil eden İzmir 10. İcra Müdürlüğünün (eski 1996/29 Esas) 2007/1696 sayılı dosyasında alacaklı ...bankası vekili tarafından borçlular ... A.Ş, M. ..., ..., ... A.Ş, ...

A.Ş aleyhine 17.946.510.300 TL üzerinden, 17.06.1994 vadeli 660.000 USD bedelli bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takibe girişildiği, dosyada yaklaşık 10 yıla yakın süre icrai işlemin yapılmadığı, takip dayanağı bononun TTK 776/f maddesi gereğince düzenleme yeri unsurunu ihtiva etmediği, bu eksikliğin 777/1 maddesinde gösterildiği biçimde düzenleyenin isteminin yanında yer alan adres bilgisi içerisinde yer alan idari birim ile tamamlanamadığı, zira böyle bir idari birime ait bilginin senet üzerinde yer almadığı,

bu nedenlerle senedin bono vasfını taşımadığı ve senedin adi senet hükmünde değerlendirilmesi gerektiği bu nedenle zamanaşımı süresinin TBK 146 maddesine göre belirlenmesi ile takip alacaklısının son icrai işleminin 11.06.1197 tarihinde olduğu, yenileme talebinin ise 27.04.2007 tarihinde olmakla zamanaşımı süresinin dolmadığı, bu hususta İcra Hukuk Mahkemesine yapılan şikayetin reddine karar verilmiş olduğu anlaşılmıştır.

Davacılar vekilinin İzmir 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/72 Esas sayılı dosyası yönünden yapılan değerlendirmede, davaya konu takibin dayanağı ile söz konusu dava dosyasındaki takip dayanaklarının farklı olmasına nazaran,

ayrıca somut olayda davacılar ile davalı banka arasında imzalanan kredi sözleşmesinde müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla davacıların yer almış olması dikkate alındığında dosyada alınan bilirkişi heyeti rapor ve ek raporlarına göre banka kayıtları incelenerek İzmir 10.İcra Müdürlüğünün (eski 1996/28 Esas )yeni 2007/1695 Esas sayılı dosyası kapsamındaki 1.500.000 USD bedelli senet nedeniyle ve İzmir 10. İcra Müdürlüğünün (eski 1996/29 Esas) yeni 20071696 Esas sayılı dosyası kapsamındaki 660.000 USD bedelli senet nedeniyle yapılan herhangi bir tahsilatın bulunmadığı,

dava dışı asıl borçlu şirketçe ödenen 42.368,13 TL tahsilatın, banka lehine rehinli malların satışından kaynaklandığı, yapılan tahsilatın İzmir 10. İcra Müdürlüğünün 1996/30 Esas sayılı dosyası ile menkul rehninin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan 26.000,00 TL tutarlı takip sonucunda rehinli malların satışından elde edildiği ve bu takip dosyasının 42.368,13 TL tahsilatla kapatıldığı, takip tarihinde iki ayrı krediden kaynaklanan banka alacağından dolayı takibe girişildiği anlaşılmıştır.

İlk Derece Mahkemesince, davalı bankanın bono olarak verdiği belgeye istinaden davacılar ile dava dışı kişiler aleyhinde kambiyo senedine mahsus haciz yoluyla 1996 yılında takip başlattığı, takibin uzun süre işlemsiz bırakıldığı sonrasında 2007 yılında takibin yenilendiği, borçluların mal varlıklarına haciz uygulandığı,

davalı tarafın söz konusu belgeye istinaden alacaklı sıfatı ve taraf ehliyetinin bulunmadığı takibin zamanaşımına uğradığını, davacıların davalıya borcu bulunmadığını, Yargıtay tarafından da söz konusu belgenin bono olmadığının kabul edildiği iddiası ile iş bu davada İzmir 10. İcra Müdürlüğünün 2007/1696 dosyasında takip nedeniyle borçlu olmadığının tespiti talebinde bulunduğu, davacılar tarafından söz konusu takibin zamanaşımına uğradığı ve senedin bono vasfına sahip olmadığı iddiası ile de iş bu davadan önce İzmir 6 İcra Hukuk Mahkemesinin 2014/79 esas sayılı dosyasında şikayet yoluna başvurduğu,

anılan mahkemece verilen kabul kararının Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2014/12-1075 esas 2016/557 karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verildiği ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca takip dayanağı senette düzenleme yerinin yazılı olmadığı, senedin bono vasfını taşımadığı, adi senet hükmünde olduğu, 6098 sayılı TBK'nun 146 maddesinde (818 sayılı Borçlar Kanunun 125 maddesi) düzenlenen 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu yönünde karar verildiği, bu karar doğrultusunda İzmir 6. İcra Hukuk Mahkemesinin 22/11/2016 tarih ve 2016/573 esas, 2016/677 karar sayılı ilamı ile takip dayanağı senette zamanaşımı süresinin 10 yıl olarak kabul edildiği,

son işlem tarihinin 11/06/1997 ve yenileme talebinin de 27/04/2007 tarihi olduğu ve takibin zamanaşımına uğramadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verildiği, bu kararın Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 21/05/2018 tarih ve 2017/252 esas 2018/4829 karar sayılı ilamı ile kesinleştiği, icra mahkemesince de kabul edildiği üzere söz konusu belgenin adi senet hükmünde olduğu ve dava konusu uyuşmazlıkta 2007 yılından önce takibin zamanaşımına uğramadığı, 2007 yılında takip yenilendikten sonra da icra dosyası kapsamında alacaklı olan davalı tarafından icra takip işlemlerinin yapılmaya devam edildiği,

iş bu dava tarihine kadar ki sürede de 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı, davacıların zamanaşımına yönelik iddialarının yerinde olmadığı, ayrıca takip türüne ilişkin iddiaların da takip hukuku kapsamında kaldığı, mahkemece bu yönüyle bir inceleme yapılmasına lüzum bulunmadığı, takibe dayanak adi senet alacaklısı olan ... Sanayi ve Tic.

A.Ş tarafından söz konusu senet arkasına ciro yapılmak suretiyle senedin davalı bankaya tevdi edildiği, senedin niteliğine göre yapılan cironun alacağın temliki hükmünde olduğunun kabulü gerektiği. bu sebeple davacıların davalı bankaya yönelik alacaklı ve takip sıfatı bulunmadığı yönündeki iddialarının da yerinde olmadığı,

davacıların mükerrer takip ve tahsilatlar yapıldığı iddiası bakımından, dava konusu takip yönünden davalı bankaya borçlu olup olmadıkları yönünden yapılan incelemede ise, mahkemece alınan bilirkişi kök ve ek raporuna göre, davacıların iki ayrı döviz kredisinden kaynaklanan borç nedeniyle davalı bankaya borçlu oldukları, banka alacağından sorumlu oldukları, söz konusu takip kapsamında davalılardan yapılan herhangi bir tahsilatın bulunmadığı yönünde görüş ve kanaat bildirildiği, mahkemece alınan bilirkişi kök ve ek raporunun dosya kapsamına uygun, gerekçeli, objektif denetime ve hükme esas alınmaya elverişli olduğu,

tarafların itirazlarını karşıladığı, dosya kapsamı itibariyle davacıların davalı bankaya takip nedeniyle borçlu olduklarının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine, davalı, davacının kötüniyetli olduğunu savunmuş ve kötü niyet tazminat talebinde bulunmuş ise de. davacının kötüniyetli olduğunun davalı tarafından ispatlanmadığı anlaşılmakla kötü niyet tazminat talebinin reddine yönelik kararında herhangi bir usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı değerlendirilmiştir.

Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; hükme esas alınan bilirkişi rapor ve ek raporlarının hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, davacılar vekilinin istinaf itirazları yerinde değildir.

Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacılar yönünden istinaf karar harcı olan 427,60-TL maktu harçtan, peşin alınan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacıların yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.12.06.2024

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, E. 2021/2018, K. 2024/1187, 12 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Gereği Düşünüldü
  4. Dava
  5. Cevap
  6. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti
  7. İstinaf Nedenleri
  8. Gerekçe
  9. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/2018
Karar No
2024/1187
Tarih
12 Haziran 2024

İlgili Kararlar

  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi E.2021/2020 K.2024/819
  • Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi E.2021/2025 K.2024/1085
  • İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi E.2021/2026 K.2024/1185
  • İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi E.2021/2027 K.2024/1115
  • İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi E.2021/2029 K.2024/1272
  • İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi E.2021/2031 K.2024/1263

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.