KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 17 Ekim 2024
- Dosya no
- 2022/464
- Karar no
- 2024/1758
- İncelenen kararın mahkemesi
- İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 23/11/2021
- Numarası
- 2017/505 Esas - 2021/1039 Karar
- Davanın konusu
- Menfi Tespit
- Karar yazım tarihi
- 17/10/2024
Karar Metni
1.642 kelime·8 dk okuma·6 bölüm
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 23/11/2021 tarih 2017/505 Esas 2021/1039 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili, davalı tarafından genel nakdi ve gayrinakdi kredi sözleşmesine dayanılarak davacı hakkında icra takibinin başlatıldığını, genel nakdi ve gayrinakdi kredi sözleşmesinde davacının eniştesi olan ...'nin de müteselsil kefil olarak gösterildiği,
borçtan davalı banka tarafından gönderilen ihtarnameler üzerine haberdar olan davacının vekili aracılığıyla ... hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, ceza yargılaması sırasında düzenlenen raporda davaya konu sözleşme altındaki imzanın davacıya ait olmadığının tespit edildiğini, davacının kredi sözleşmesinin imzalandığı gün Kadıköy Belediyesi'ndeki işinde çalışmakta olduğunu, davacının davalı bankaya borcu bulunmadığını, belirterek; davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatının davalıdan tahsiline, karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili, davalı banka ile dava dışı ... arasında genel nakdi ve gayrinakdi kredi sözleşmesi imzalandığını, davacının bu sözleşmeye aynı tarihte müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla taaf olduğunu, muhtelif tarihlerde limit arttırımına gidildiğini, kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle ihtarnamelerin keşide edildiği, ihtarnamelere rağmen borcun ödenmemesi nedeniyle takip başlatıldığını, ödeme emrinin tebliğini müeakip davacı hakkındaki takibin kesinleştiğini, davacının iddialarında haksız ve kötüniyetli olduğunu, ceza davasının henzü kesinleşmediğini, belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı banka ile dava dışı asıl borçlu ... arasında 07.07.2008 tarihli 80.000-TL bedelli genel nakdi ve gayrinakdi kredi sözleşmesinin imzalandığı, sözleşmenin müşterek borçlu müteselsil kefil/kefiller bölümünde 80.000-TL limit ile davacı davacının adı soyadı ve imzasının bulunduğu, sözleşme limitinin arttırılması başlıklı bölüm kapsamında önceki sözleşme limiti olan 80.000-TL'nin önce 100.000-TL sonra 205.000 TL'ye çıkartıldığı ve kefalet arttırım miktarı bölümünde davacının el yazısı ile isminin yazıldığı ancak imza hanesinin boş olduğu,
Edremit 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/7 Esas sayılı dosyası kapsamında ... hakkında davacının şikayeti üzerine başlatılan soruşturma neticesinde özel belgede sahtecilik suçundan dava açıldığı, yapılan yargılama neticesinde sanığın yüklenen suçu işlediği yönünde mahkumiyetine yeterli somut bir delile ulaşılamadığından beraatine karar verildiği,
kararın temyiz edilmeden 10.02.2016 tarihinde kesinleştiği, ceza dava dosyası kapsmında mevcut Bursa Kriminal Polis Laboratuvarılığı'nın 25.10.2013 ve İstanbul ATK Fizik İhtisas Dairesi'nin 18.11.2015 tarihli raporları ile davaya konu 07.07.2008 tarihli Genel Nakdi ve Gayrinakdi Kredi Sözleşmesi'nin aslı incelenmek suretiyle iş bu sözleşmede davacıya atfen atılan imzalarla davacı ...'nin mukayese imzaları arasında ilgili ve irtibat tespit edilemediğinin bildirildiği,
eldeki dava dosyası kapsamında alınan 20.07.2018 tarihli raporda imzanın mevcut mukayese imzalarına atfen ... eli ürünü olmasının muhtemel olarak değerlendirilmiş ise de adı geçen şahsın mukayese imzalarının kendi aralarında kaligrafik diğer ihtiyadi unsurlar yönünden tam bir uyarlılık içinde olmamaları ve anılan bu durumun mukayeseli karşılaştırmaya dayalı incelemeleri menfi yönde etkilemeleri nedeniyle daha ileri bir kanaat beyanında bulunulmasının mümkün olmadığının bildirildiği,
bu kapsamda üç kişilik grafalog bilirkişiden oluşan heyetten alınan 18.12.2019 tarihli raporda da dava konusu genel kredi sözleşmesinin fotokopisi üzerinde yapılan inceleme neticesinde sözleşmesi fotokopisindeki ... adına atılı imzanın mukayese yazı ve imzalara göre ... elinden çıktığı ön görülmüş ise de belge aslı üzerinden yapılacak incelemeler neticesinde daha ileri bir derecede kati bir kanaat beyanında bulunulabileceğinin bildirildiği, 20.07.2018 tarihli raporun kesin kanaat içermediği, 18.12.2019 tarihli rapordaki incelemenin ise belge aslı mevcut olmadığından sözleşmenin fotokopisi üzerinden yapıldığı,
belge aslı temin edilemediğinden hükme esas alınamayacağı, ceza dosyası içeriğinde bulunan raporlarda ise davacıya atfen atılan kefalet imzalarının davacının eli ürünü olmadığı yönünde kesin kanaati içerir görüşü belirtildiği, ceza mahkemesince verilen beraat kararı hukuk mahkemesini bağlamaz ise de ceza mahkemesince verilen kesinleşmiş kararlardaki maddi vakaların hukuk mahkemesini bağlayacağı,
ceza dosyasındaki davaya konu genel nakdi ve gayrinakdi kredi sözleşmesi'nin aslı incelenmek suretiyle birbirini doğrular şekilde sözleşme aslı incelenmek suretiyle kesin kanaati içeren bilirkişi raporları gereğince davaya konu sözleşmedeki davacıya atfen atılan imzanın davacının eli ürünü olmadığının kabulü gerektiği, iş bu sözleşmeye dayalı olarak dava dışı asıl borçluya kullandırılan krediler nedeniyle ödenmediği iddia olunan kredi borcunun tahsili amacıyla davalı tarafça davacı hakkında başlatılan icra takibinden dolayı davacının davalıya borçlu olmadığı,
basiretli bir tacir olan bankanın, davaya konu genel kredi sözleşmesinin imzalanması sırasında sözleşmenin taraflarca imzalanmasını sağlaması gerektiğinden ve davacı adına atılan imzanın davacıya ait olmadığı kabul edilen iş bu sözleşmeye dayalı olarak takip başlatmış olması nedeniyle bankanın kötüniyetli olduğu, belirtilerek; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karara karşı davalı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ
davalı vekili, dava dosyası kapsamında aldırılan bilirkişi raporlarının mukayese imzalar arasında benzerlik/yakınlık bulunduğunun tespit edildiğini, raporlarda açıkça davaya konu sözleşmedeki imza ile diğer imzalarının kıyaslanması ile imzalar arasında benzerlikler bulunduğu,
atılı bulunan imzanın mukayese ve yazı imzaları ile görünen benzerliklere atfen ...'nin elinden çıktığı yönünde bir kanaat hasıl olmuş ise de belge aslı üzerinden yapılacak inceleme neticesinde daha ileri derecede kati bir kanaat beyanında bulunabileceğinin belirtildiğini, davaya konu sözleşmenin mahkemece inceleneediğini, sözleşmenin ceza mahkemesi dosyasında kaybolduğu yönünde ilgili mahkemece dosyaya bilgi verildiğini, ceza dosyasından aldırılan bilirkişi raporları dikkate alarak hüküm kurulduğunu,
ceza dosyasından aldırılan raporların işbu dosyadan aldırılan raporlara karşı üstün ve öncelikli tutulması adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini, ispat külfetinin hukuka aykırı şekilde yer değiştirildiğini, davacı bankanın sözleşmedeki imzaya dayanarak takip yapması bir varsayım olarak kötü niyetli bulunduğunu, davacının takibe süresinde itiraz etmeyerek takibin kesinleşmesini sağladığını, dava tarihinden sonra davacı hakkında hiçbir şekilde takip işlemleri sürdürülmediğini, davacı dışındaki borçlulardan kısmen tahsil edildiğini, çok önemli bir faiz alacağından sarfınazar edilerek tüm takip dosyalarının takipsiz bırakıldığını,
sulh imkanı sunulmuş ise de davacı tarafın kötü niyetli şekilde tazminat talebi ile davasına devam ettiğini, bankanın kusurlu davranışının ne olduğu hususunda hiçbir delil toplanmadığı gibi kararda da tazminat konusunda yeterli gerekçeye yer verilmediğini, bakanın kötüniyetli oladığını, kötüniyetin varlığının ispat edilemediğini, davalı bankanın davacının borçlu olmadığı hususunda kesin bir tespit var iken takip yapmadığını, dosya kapsamında yer alan raporların imzaların benzer nitelikte olduğunu belirttiğini, benzerliğin banka açısından da yanıltıcı olacağını, belirterek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, davalı banka nezdinde kullandırılan krediye dayalı icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. 1. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
2. Toplanan tüm deliller ile hukuki ve maddi vakıalar karşısında; genel kredi sözleşmesine dayalı alacağa karşın sözleşmede kefil olarak belirtilen davacının imza inkarında bulunması nedeniyle genel ispat kuralları çerçevesinde imzanın davacıya ait olduğu bir başka ifade ile taraflar arasında geçerli bir temel ilişkinin var olduğu hususunda ıspat külfetinin sözleşemeye bağlı hak ve menfaat elde etmeye çalışan davalı banka üzerinde bulunmasına, bankanın genel kredi sözleşmesindeki kefalet imzasının davalının eli ürünü olduğunu usulüne uygun delillerle ispatlamakla yükümlü olmasına, kaybolması nedeniyle sözleşme aslının temin edilmemesine,
kesin kanaat bildirmeyen ve fotokopi üzerinden inceleme yapan raporların hükme esas alınamayacak olmasına, ceza dava dosyası kapsamında Kriminal Polis Laboratuvarılığı ve ATK Fizik İhtisas Dairesi'nin tarafından takibe konu genel nakdi ve gayrinakdi kredi sözleşmesinin aslı üzerinden davacının eli ürünü olduğuna ilişkin optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak,
grafolojik ve grafometrik yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması suretiyle yapılan inceleme neticeisnde düzenlenen raporlarla takibe dayanak olan genel kredi sözleşmesinin davacıya atfen atılan imzalarla davacının mukayese imzaları arasında ilgili ve irtibat tespit edilememesine, imzanın davacıya ait olduğunun ispatlanamaması nedeniyle söz konusu kefaletin geçerli olmamasına,
geçerli bir kefalet sözleşmesine dayanmayan takip nedeniyle davacının takibe konu kredi sözleşmesinden kaynaklı borçtan sorumlu olmadığının anlaşılmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, aşağıda belirtilen hususlar dışındaki sair istinaf itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
3. 2004 sayılı İİK 72/5 maddesinde borçlu lehine tazminata hükmolunabilmesi için takibin haksız ve kötüniyetli olması öngörülmüş olup somut uyuşmazlıkta, alacaklı bankanın takibinde haksız olmakla birlikte kötüniyetli de olduğunun dosya kapsamı ile ispat edilememiş olmasına göre, davacının kötüniyet tazminatının reddine karar verilmesi gerekirken ( Yargıtay 11. HD'nin 16/06/2022 tarih ve 2021/644 E. 2022/4984 K. ) aksi yönde varılan hukuki kabulde isabet bulunmamaktadır. Bu itibarla, belirtilen hususlar yönünden istinaf başvurusu yerindedir.
Bu durumda, davalının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca kabulü ile yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığından ilk derece mahkemesi kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesine, yerinde görülmeyen sair istinaf itirazlarının ise reddine, karar verilmesi gerekmiştir.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/464, K. 2024/1758, 17 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama