KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 9 Ekim 2025
- Dosya no
- 2025/1012
- Karar no
- 2025/1393
- İncelenen kararın mahkemesi
- İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 24.09.2024
- Numarası
- 2024/399 E. - 2024/754 K.
- Davanın konusu
- İtirazın İptali
- Karar yazım tarihi
- 09.10.2025
Karar Metni
1.161 kelime·6 dk okuma·6 bölüm
İzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 24.09.2024 tarih 2024/399 E. - 2024/754 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili, dava dışı .... Tic. A.Ş.'ye ait iş yerinin davacı şirket nezdinde "... Paket Sigorta Poliçesi" ile sigortalı olduğunu, sigortalı işyerinde poliçe dönemi üçersinde davalının gerçekleştirdiği hırsızlık nedeniyle yapılan ekspertiz incelemesi sonucunda davacı tarafından sigortalıya hasar ödemesi yapıldığını, yapılan ödemenin davalıdan rücuen tahsili edilebileceğini, alacağın tahsili amacı ile yapılan takibne davalı tarafından itiraz ediliği belirterek; itirazın iptali ile takibin devamına, icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı, Aliağa 3.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2022/566 Esas sayılı dosyasında yargılandığını, karşı tarafça sunulacak delil ve beyanlara karşı delil bildirme ve beyanda bulunma hakkını saklı tuttuğunu, huzurdaki davanın haksız ve hukuki mesnetten yoksun olduğunu, belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının dava dışı şirket .... A.Ş. ile '... Paket Sigorta Poliçesi' kapsamında sigorta sözleşmesi imzalandığı, davacı şirketin işyerinde hırsızlık meydana geldiği, davacı tarafından dava dışı ....
A.Ş. ne 186.501,00-TL tazminat ödendiği, ödenen tazminatın davalı ...'dan rücuen tahsili istemiyle icra takibi başlatıldığı, davalının takibe itirazı neticesinde takibinin durduğu, akabinde davacının davalı aleyhinde itirazın iptali ile icra inkar tazminatı istemiyle huzurdaki davayı ikame ettiği, somut olayda her iki tarafı tacir olan ve tarafların ticari işletmesini ilgilendiren nispi ticari dava söz konusu olmadığı gibi TTK hükümlerinin veya özel kanun hükümlerinin uygulanmasını gerektirir mutlak ticari dava niteliğindeki bir uyuşmazlıktan da söz edilemeyeceği,
zira davalı ile davacı arasında 6102 sayılı yasadan kaynaklı poliçe ilişkisinin bulunmadığı, davacının iş yerinde zarara uğrayan sigortalısının yerine geçmek suretiyle 6102 sayılı yasanın halefiyet kuralları çerçevesinde davalıya istemli bulunduğu, halefiyet ilkesi gereği açılan bu tür davaların ayrı bir dava olmadığı,
davacının sigortalısının meydana gelen zarar sebebiyle davalıya yönelteceği taleplerinin asliye hukuk mahkemesinde dava etmesi gerektiği, bu durumda halefiyete dayalı olarak dava açan davacının da zarar tazmini istemlerini davalıya yöneltmesi halinde asliye hukuk mahkemesinde dava açması gerektiği, uyuşmazlığın çözümünün genel mahkemelerin görev kapsamında kaldığı, bu durumda davaya bakma görevinin asliye hukuk mahkemesine ait olduğu, görev hususunun dava şartı olduğu, mahkemece yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerektiği belirtilerek;
davanın görev dava şartı yokluğu nedeniyle reddine, dosyanın görevi Asliye hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ
Davacı vekili, Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açılmış ise de davanın İş Mahkemelerinde görülmesi gerektiğini, davacı şirketin dava dışı şirket ... A.Ş. ile '.... Paket Sigorta Poliçesi' kapsamında sigorta sözleşmesi imzalandığını, dava dışı şirketin işletmesinde işçi olarak çalışan davalı ...'ın depo içerisinden yedek parça çaldığı tespit edildiğini, şirket tarafından dava dışı ....
A.Ş.ne 186.501,00-TL tazminat ödendiğini, ödenen tazminatın davalı ....'dan rücuen tahsili istemiyle icra takibi başlatıldığını, davanın dayanağını...
Paket Sigora Poliçesi oluşturduğunu, davalının sigortalının işçisi olduğunu, taraflar arasındaki iş sözleşmesi bulunduğunu, uyuşmazlıkta Asliye Ticaret Mahkemesi görevli olmadığını, arada iş ilişkisi de bulunduğundan görevli mahkemenin yukarıda İş Mahkemeleri olduğunu, kararda yeterli gerekçeye yer verilmediğini belirterek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, ... paket sigorta poliçesi kapsamında sigortalıya ödenen tazminatın davalı üçüncü kişiden rücuen tahsiline istemine ilişkin olup ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın görev dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. 1. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
2. Halefiyet, bir kişinin hukuken diğerinin yerine geçmesi anlamına gelir. 6102 sayılı TTK m. 1472/1. maddesinde sigorta tazminatını ödeyen sigortacının, hukuken sigorta ettirenin (başkası hesabına sigortada sigortalının) yerine geçeceği ifade edilmiştir. Bu nedenle hukukumuzda yasal halefiyete ilişkin olarak tazminat alacağının yasa uyarınca sigortacıya geçmesi ilkesi benimsenmiştir.
Yasal halefiyet zarar sigortalarında söz konusu olup, mal sigortaları bakımından TTK m. 1472 hükmünde, sorumluluk sigortaları bakımından TTK m. 1481 hükmünde düzenlenmiştir. Bu madde uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nispetinde sigortacıya intikal eder.
Burada sigortacı, sigorta ettiren yerine geçtiği için şahsî ve rücu ödediği bedelle sınırlı olduğundan dolayı da cüz’î haleftir (Yargıtay HGK'nın 05/02/2019 tarih ve E. 2017/17-1088 E. - 2019/65 K.) Davalı sigorta şirketi, davaya konu icra takibini sigortalısının halefi olarak açtığına göre, uyuşmazlığın çözümünde de dava dışı sigortalı ile davacı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınmalıdır.
Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur.(Yargıtay İBK’nun 22/03/1944 tarih ve 1939/37 E. - 1944/9 K., 17/01/1972 tarih 1970/2 E. - 1972/1 K.)
3. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5/1-a maddesinde İş Mahkemeleri'nin, 5953 sayılı Kanuna tabi gazeteciler, 854 sayılı Kanuna tabi gemiadamları, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa veya 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına bakmakla görevli olduğu belirlenmiştir.
Somut olayda da; tüm dosya kapsamı ve özellikle sorgu zaptı içreğinden davalının dava dışı sigortalı nezdinde işçi olarak çalıştığını beyan etmiş olması karşısısında davacı sigorta şirketinin halef olduğu sigortalısı ile davalı arasında işçi işveren ilişki bulunduğu anlaşılması halinde taraflar arasındaki bu ilişki dikkate alınarak rücu şartlarının oluşup oluşmayacağı konusundaki uyuşmazlığın çözümünde iş kanunu hükümlerinin uygulanmasını gerektireceğinden davaya bakma görevi İş Mahkemeleridir.( Yargıtay 17. HD'nin 12.12.2016 tarih ve 2014/6374 E. 2016/11403 K.)
4. Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince davalı ve SGK kayıtları üzerinden gerekli inceleme ve araştırma yapılmak suretiyle davalı ile dava dışı sigortalı arasında işçi işveren ilişkinin bulunup bulunmadığı tespit edilerek dava dışı sigortalı ile davalı arasında iş akdi olduğu ve davaya konu olayın da akdin devamı sırasında gerçekleştiğinin belirlenmesi halinde işyeri sigortasından kaynaklanan zararın rücuen tahsili istemiyle açılan eldeki davaya konu uyuşmazlığa bakmakla görevli mahkemenin İş Mahkemesi olduğundan bahsile görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, dosya kapsamına uygun düşmeyecek şekilde, görevli mahkemenin tayininde eksik araştırma ve incelemeyle yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/1012, K. 2025/1393, 9 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama