KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 18 Nisan 2025
- Dosya no
- 2025/691
- Karar no
- 2025/808
- İncelenen kararın mahkemesi
- İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Esas no
- 2023/941
- Karar no
- 2024/980
- Karar tarihi
- 12/12/2024
- Davanın konusu
- Ticari Şirket (Tasfiyeye İlişkin
- Daire karar tarihi
- 18/04/2025
- Karar yazım tarihi
- 18/04/2025
Karar Metni
1.376 kelime·7 dk okuma·6 bölüm
İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/12/2024 Tarih ve 2023/941 Esas 2024/980 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı ve davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.
İSTEM
Davacı avukatı tarafından verilen dava dilekçesinde özetle.
2016 yılından 30.09.2023 yılına kadar ... ile davalılardan ... adi ortaklık kurarak iş yaptıklarını, ortaklığın İzmir Bergama’da kurulduğunu, iş yerlerinin de Kozak Bergama da olduğunu, ortaklığın 30.09.2023 tarihinde karşılıklı olarak fes edildiğini ancak tasfiye edilmediği gibi davalıların tasfiyeye yanaşmadığını sonrasında yine Bergama Kozak bölgesinde faaliyet gösteren ... madencilik adlı şirketin nakliye işlerinin taş oranlığını aldıklarını, ancak ticari kuruluş olan ... madenciliğin işlerin bir şirket üzerinden işlerin yürütülmesini istediğinden bu defa davalı ...’in kardeşi ... adına tek ortaklı diğer davalı ...
Limited şirketini kurduklarını ve bu şirket üzerinden işlerin yürüdüğünü, 2018 yılından itibaren bu şirket üzerinden ortaklığın devam ettiğini, hesapların bu şirket üzerinde toplandığını beyanla taraflar arasında kurulan adi ortaklığın tasfiyesine karar verilerek tasfiye sırasında hisseye düşen değerlerin taraflarına verilmesine, ... ...
Mahallesi ... ... mevkii, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın 2 ve 3 nolu bağımsız bölümler ile davalı ... şirketi adına kayıtlı araçların devrinin önlenmesi açısından tedbir konulmasına ayrıca bahsi geçen şirketin banka hesapları üzerine tedbir konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
YANIT
Davalılar avukatı tarafından verilen yanıt dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetkili mahkemenin "İstanbul Anadolu" mahkemeleri olduğunu, ...'in yerleşim yeri adresinin ve diğer davalı şirketin merkez adresinin İstanbul olduğunu, dava ikâme edilirken harca esas değerin gösterilmemiş olup dava konusu edilen ve asgari tutarı gösterilen malvarlığı/para oranında harcın davacı yana tamamlatılması gerektiğini, davacı ile arasında herhangi bir surette yazılı ya da sözlü adi ortaklık ilişkisi bulunmadığını,
hali hazırda aile yaşantılarını İstanbul'da sürdüren davalı gerçek kişi ve davalı şirket yetkilisinin İzmir'deki işlerini takip etmesi için ücret-maaş karşılığı davacı ile anlaşmış olduklarını, davacının konumunun davalıların İzmir'deki personel temini, personel sevkiyatı, şirket adına evrak teslimi gibi işlerini takip eden bir çalışan olmaktan ibaret olduğunu, davacının sgk hizmet dökümünün celp edilmesi yahut sgk hizmet döküm kaydının dosya arasına alınması halinde hizmet dökümü hakkında ayrıca beyanda bulunulacağını,
davacının vekil edenlerin İzmir'deki işlerini takip etmekteyken davalıların iş sahasındaki muhatapları ile ilişkileri kurup, kızı adına Bergama Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne 17.01.2023 günü tescil edilen ... Ltd.
Şti. şirketini kurduğunun öğrenildiğini, işçi-işveren ilişkisi devam ederken işçi, kaynağını 4857 sayılı iş kanunu'ndan alan "işçinin sadakat borcu" kapsamındaki "rekabet etmeme borcu"na aykırı surette 2023 yılı ocak ayında anılı şirketi kızına kurdurduğunu, rekabet yasağı'na aykırılıktan dolayı müspet ve menfi zarar talebi ile dava açacaklarını bildirmesi üzerine karşılık olarak huzurdaki davanın ikame edildiğini,
davacı tarafın kötüniyetinin bir tezahürü olup olmayan ve ispata muhtaç adi ortaklık iddiasından kaynaklı olarak hem davalıların mülkiyet hakkından kaynaklı kişisel mallarındaki tasarruf hakkının kısıtlanması hem de ticari hayatlarının devamı için zaruri banka hesaplarına ihtiyat-i tedbir talebinin reddini talep ettiklerini beyanla fazlaya dair talep hakları saklı kalmak üzere öncelikle yetki itirazının kabulüne, ticari dava şartı arabuluculuk yoluna başvurulmadığından davanın usulden reddine, eksik harcın ikmali ile tamamlanmaması halinde davanın usulden reddine, her bir davalı bakımından davaların ayrılmasına,
davacı ile davalılar arasında adi ortaklık ilişkisi bulunmadığından davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece;davacı tarafça taraflar arasında adi ortaklık ilişkisinin kurulduğunun ispatına elverişli yazılı bir delil ibraz edilmemiştir. Davacı tarafça tanık deliline dayanılacağı ön önceleme celsesinde beyan edilmiş ise de, basit yargılama usulüne tabi eldeki davada, ibraz edilen dava dilekçesinde tanık deliline dayanılmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin tanık listesi sunma talebi kabul edilmemiştir.
Celp edilen deliller davacının iddiasını ispata elverişli olmadığından ve davacı tarafça dava dilekçesinde yemin deliline dayanıldığı da gözetilerek davacı vekiline yemin delili hatırlatılmıştır. Davacı vekilince yemin deliline dayanılmakla, davalılar tarafından yemin teklifi kabul edilerek usulüne uygun şekilde yemin eda edildiğinden ispatlanamayan ve sübut bulmayan davanın reddine dair karar verilmiştir.
İSTİNAF TALEBİNDE BULUNAN
Davacı ve davalılar vekili istinaf talebinde bulunmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ
Davacı avukatı tarafından verilen istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde özetle; -tanık dinlenme taleplerinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, -salt tapu kayıtlarına bakılarak ortaklığın var olmadığı sonucuna varılmasının hatalı olduğunu, -mecburen davalılara yemin teklif etmek zorunda kaldıklarını belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar avukatı tarafından verilen istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde özetle; - ön inceleme duruşmasında uyuşmazlık konuları tespit edildikten sonra bildirilebilecek yahut hazır edildiğinde dinletilebilecek delillerden olduğunu beyanla tanık dinletme haklarının saklı tuttuklarını bildirmişlerdir.
GEREKÇE
Dava; adi ortaklığın tasfiyesi istemine dayalı davadır.
Adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir ( 6098 sayılı Kanun md. 620). Diğer bir anlatımla, adi ortaklık; birbirini tanıyan, birbirlerinin kabiliyet ve şahsiyetlerine güvenen, eşit ve aynı durumda olan gerçek veya tüzelkişilerin, müşterek amacın gerçekleştirilmesini sağlayacak vasıtaları (sermaye paylarını) ortaklığa getirme konusunda karşılıklı ve uygun irade beyanlarının birbirine ulaşmasıyla teşkil eden bir kişi topluluğudur.
Adi ortaklık ilişkisi, 6098 sayılı Kanun'un 639 uncu maddesinde sayılan sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmesi ile sona erer. Bu şekilde ortaklığın sona ermesinin başlıca iki sonucu ortaya çıkar. Bunlardan ilki, yöneticilerin görevlerinin sona ermesi, diğeri de ortaklığın tasfiyesidir.
Tasfiye, ortaklığın bütün malvarlığının belirlenip, ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan doğan tüm ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sonlandırılması, malların paylaşılması ya da satış yoluyla elden çıkarılmasıdır. Diğer bir anlatımla tasfiye memuru tarafından yapılacak bir arıtma işlemi olup; hesap ve işlemlerin incelenip, bir bilanço düzenlenerek, ortaklığın aktif ve pasifi arasındaki farkı ortaya koymaktır.
Adi ortaklığın tasfiyesindeki aşamalar şu şekilde gerçekleşecektir: birinci aşamada; (taraflarca veya anlaşamamaları hâlinde mahkemece atanacak) tasfiye memuru tarafından sona erdiği tarih itibariyle ortaklığın aktif ve pasifi ile birlikte tüm mal varlığı belirlenerek hazırlanan mal varlığı bilançosu taraflara tebliğ edilmeli, bu husustaki itirazlar toplanacak delillere göre hakim tarafından değerlendirilmeli, ikinci aşamada; tasfiye memuru tarafından ortaklığın malvarlığına ilişkin satış ve nakde çevirme işlemi gerçekleştirilmeli, şayet bu mallar mevcut değilse değerleri tasfiye memuru marifetiyle saptanmalı, üçüncü ve son aşamada ise;
yukarıdaki işlemler sonucu oluşan değerden, tasfiye memuru tarafından öncelikle ortaklığın borçları ödenmeli ve ortaklardan her birinin, ortaklığa verdiği avanslar ile ortaklık için yaptığı giderler ve katılım payı geri verilmeli, bundan sonra bir şey artarsa, bu kazanç veya zarar da belirlenerek ortaklara paylaştırılmak üzere son bilanço düzenlenmelidir.
Bu aşamalardan sonra ise; tasfiye memurunun yaptığı tasfiye işleminin sonuç bilançosuna göre hâkim, tarafların hak ve yükümlülüklerini belirleyip, tasfiye işlemini sonlandırmalı ve bu doğrultuda hüküm oluşturmalıdır.
Adi ortaklığın tasfiyesinde yukarıda belirtilen bu aşamaların tamamen uygulanması mümkün olmayabilir. Mesela, adi ortaklığın borcu yoksa, üçüncü aşamada ortakların yaptığı giderler ile katılım payı (sermaye) geri verilmeli, artan kazanç veya zarar ortaklar arasında paylaştırılmalıdır. Yine ortaklık malvarlığı satılmış ise, ikinci aşamada sadece satılan malvarlığının değeri tasfiye memuru tarafından belirlenmelidir. Bu nedenle, tasfiye aşamalarının ortaklığın niteliğine uygun olarak hakim tarafından belirlenmesi ve bu doğrultuda tasfiyenin gerçekleştirilmesi gerekir.
İzmir 3.Asliye Ticaret Mahkemesi davanın reddine dair karar vermiştir. Dava davacı ... tarafından İzmir Asliye Ticaret Mahkemesine açılmıştır. Bergama 1.Asliye Hukuk Mahkemesi dava dilekçesinin İzmir Ticaret Mahkemesi olarak gösterilmesi sebebiyle gönderme kararı vermiştir. Dosyadaki incelemelerden davacı asilin davalıların yanında sigortalı olarak çalıştığı anlaşılmaktadır. Davacı SGK kayıtlarına göre 08/07/2017 -16/10/2017 tarihleri arasında davalı ...
10/02/2021 ile 09/10/2022 tarihleri arasında davalı şirket nezdinde sigortalı olarak gözükmektedir. Adi ortaklığın tasfiyesi Borçlar Kanunu hükümlerine dayanır. Her ne kadar İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından davanın esasına girilerek red kararı girilmiş ise de davacının sıfatına ve davanın adi ortaklık ilişkisine dayanmasına göre görevli mahkeme İzmir Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesidir.
İlk derece mahkemesinin görevsizlik kararı vermek yerine davayı esastan incelemesi hatalı nitelikte olmakla davacı ve davalılar vekilinin sair istinaf istemleri bu aşamada incelenmeksizin HMK 353/(1)-a-3 maddesi uyarınca kabulü ile yerel mahkeme kararının görev yönünden kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2025/691, K. 2025/808, 18 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama