KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 13 Haziran 2024
- Esas no
- 2022/353
- Karar no
- 2024/974
- İncelenen kararın mahkemesi
- İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Esas no
- 2020/186
- Karar no
- 2021/1066
- Dava tarihi
- 19.03.2020
- Karar tarihi
- 25.11.2021
- Dava
- İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Kararın yaz. tarih
- 13.06.2024
Karar Metni
2.337 kelime·12 dk okuma·5 bölüm
İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25.11.2021 tarih ve 2020/186 Esas, 2021/1066 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.
İSTEM
Davacı vekili tarafından verilen 19.03.2020 tarihli dava dilekçesinde özetle; davalı şirket ile müvekkili şirket arasında ...'nin elektrik tesisinin yapılmasına dayalı proje oluşturulduğunu, projenin müvekkil şirket tarafından tamamlandığını, iş bu iş sonunda davalının cari hesaba ilişkin 15.534,38 TL borcunu ödemediğini, bunun üzerine alacağını tahsil edemeyen müvekkili adına davalı borçlu hakkında İzmir 17. İcra Müdürlüğü'nün 2020/1147 Esas sayılı dosyası ile takibe başlanıldığını, davasi borçlunun haksız ve kötü niyetli olarak borca ve her türlü ferilerine itiraz ederek takibi durdurduğunu beyan ederek,
alacağın karşılığında borçlunun taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına, davanın kabulüne, İzmir 17. İcra Müdürlüğü'nün 2020/1147 Esas sayılı dosyasına davalı tarafça yapılan haksız ve kötü niyetli itirazın iptaline ve takibin devamına, davalının takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; müvekkilin, davacıya sipariş ettiği tüm iş ve malzemelerin bedelini ödediği, itiraz ettikleri 8.334,38 TL'lik fatura nedeniyle müvekkilin herhangi bir borcu bulunmadığı, zira kabullerinde olmayan işbu fatura, "Malzemeli Elektrik İşleri" gibi tam olarak neyi içerdiği anlaşılmayan bir isimle ve müvekkilce de talep edilmeyen bir hizmete yönelik fatura olduğu, davacı tarafın davaya konu işin yapıldığına yönelik dosya kapsamına herhangi bir delil sunamadığı gibi bu hususun tanıkla ispatı da mümkün olmadığı,
davacı tarafın, her ne kadar dava konusu faturaya dayanarak müvekkilden alacak talep etmişse de müvekkilce davacı taraftan ekte sunulan sipariş formunda belirtilen kalemlerin haricinde mal veya hizmet talep edilmediği, ayrıca davacı yan da dosyaya bahis işi yaptığına ya da bu işin müvekkilce talep edildiğine yönelik herhangi bir delil sunamadığı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk derece mahkemesi 25.11.2021 tarih ve 2020/186 Esas 2021/1066 Karar sayılı kararında özetle; teklif-sipariş formunda belirtilen bedeller üzerinden malzeme siparişlerinin verildiği, ilave imalatlara ilişkin malzeme temininin işverene ait olduğu ve işçilik bedellerinin artabileceğinin her iki taraf şirketince hüküm altına alındığı, 04.11.2019 tarihli hakediş formunda, hizmet işçilik malzeme tipi toplam bedelinin belirlendiği, davalı şirketin yasal süre içerisinde faturaya itirazda bulunmadığı, davalı şirket defterleri üzerinde yapılan incelemenin tek tarafın defterleri incelendiğinden tespitler bakımından eksik kaldığı,
mahkememizce re'sen atanan bilirkişi tarafından her iki taraf kayıtları birlikte incelendiği, davacı şirkete ait ticari defterlerin 6102 sayılı TTK’nun 64/3. maddesi ve V.U.K.
182, 220, 221 Maddesi uyarınca yapılması gereken noter açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapıldığı, Usulüne uygun tutulan ticari defterlerin sahibi lehine delil vasfına sahip olduğu, davalıya ait ticari defterlerin usulüne uygun tasdik ettirilip, işlendiği HMK ve TTK'ya uygun olduğu, davacı şirket tarafından düzenlenmiş olan 29.11.2019 tarihli 37936 nolu 8.334,38 TL bedelli faturanın davalı şirket ticari defterlerinde kayıt altına alınmadığı tespit edilmiş olup, bakiye farklılığının davalı şirket ticari defterlerine kayıt altına alınmamış olan işbu faturadan kaynaklandığı, hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu esas alınarak;
Davanın kabulü ile; İzmir 17. İcra Müdürlüğü'nün 2020/1147 Esas sayılı takip dosyada vaki itirazın iptali ile takibin 8.334,38-TL asıl alacak üzerinden avans faiziyle birlikte devamına, Asıl alacak üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Davalı vekili tarafından verilen 29.12.2021 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili ile davacı yanın, ... sahasında yapılacak olan ve ekteki sipariş formunda belirtilen kalemler üzerinde uzlaşıya varıldığını, tarafların bu alışverişten başka da bir ticaretlerinin bulunmadığını, uzlaşı sağlanan sipariş formunda işin bedelinin KDV dahil 47.200,00 TL olarak belirlendiğini, bu bağlamda müvekkilinin, icra takibinden önce 40.000,00 TL'lik ödeme gerçekleştirdiğini, 7.200,00 TL'yi ise iş bitiminde vermeyi kararlaştırdıklarını, davacı yanın bu süreçte 037936 sıra numaralı,
8.334,38 TL bedelli bir fatura daha keserek müvekkiline göndermişse de bu faturanın müvekkilce kabul edilmeyerek davacı tarafa iade edildiğini, kayıtlara işlenmediğini, davacı tarafın uzlaşı sağlanan sipariş formundan bakiye kalan 7.200,00 TL'nin üzerine kabullerinde olmayan bu fatura tutarını da ekleyerek cari hesap alacağı gibi 15.534,38 TL üzerinden icra takibi başlattığını, davacı tarafça sonradan düzenlenerek icra takibine konu edilen 8.334,38 TL'lik fatura yönünden taraflarınca kısmi itirazda bulunulmuş olup sipariş formunda belirtilen alacaktan kalan 7.200,00 TL'lik bakiyenin ise icra masraflarıyla birlikte ödendiğini,
Yani davacı yanca kesilen 8.334.38 TL bedelli faturanın müvekkili şirketçe hiçbir zaman kabul edilmediğini, kayıtlara işlenmeyerek süresi içerisinde davacı yana iade edildiğini, müvekkilinin ödenmemiş bir borcunun da kalmadığını, davacı yanın ileri sürdüğü iddianın;
davacı yanın bir takım ek imalatlar yaptığı, bu nedenle ek bir fatura düzenlediği ve faturanın müvekkiline usulüne uygun olarak tebliğ edildiği yönünde olduğunu, müvekkili ile davacı yan arasında üzerinde uzlaşı sağlanan tek bir sipariş formu olduğunu ve bu formun bedelinin de davacıya ödendiğini, davacının ek bir imalat iddiasını kabul etmemekle birlikte şayet varsa ilk olarak bu ek imalatını ispat etmesi, sonrasında bu imalatın ilk başta belirtilen sipariş formunda yer almayan bir ek iş olduğunu ispat etmesi,
sonrasında bu işin yapılmasının kendisinden müvekkilce talep edildiğini ispat etmesi ve en sonunda da yaptığını iddia ettiği işe yönelik faturayı keserek müvekkil şirkete usulüne uygun olarak tebliğ ettiğini ve faturaya yönelik bir itiraz olmadığını ispat etmesi gerektiğini, huzurdaki dosyada bu aşamaların hiçbirinin gerçekleşmemesine rağmen verilen kabul kararını kabul etmelerinin mümkün olmadığını, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarının öne sürdükleri tüm iddialarını ispat ettiğini ve faturanın iade edilip edilmediği noktasında takdiri mahkemeye bırakarak bahis faturanın kayıtlarında yer almadığı hususunu doğruladığını,
fakat gerekçeli kararda hem bu bilirkişi raporlarının esas alındığının belirtildiğini hem de müvekkili aleyhine karar verildiğini, ayrıca gerekçeli kararın usul açısından da eksik ve hatalı olduğunu, zira mahkemece faturaya itiraz edilmediği yönünde kanaat bildirmekteyse de bu kanaate nasıl vardığına yönelik ya da müvekkilce gerçekleştirilen itiraz ve iade işleminin neden geçerli sayılmadığına yönelik hiçbir gerekçe sunmadığını, hatta kararda müvekkilinin noter kanalıyla gönderdiği ihtarın bahsinin dahi geçmediğini, bu durumun başlı başına bir kaldırma sebebi düşüncesinde olduklarını,
bir diğer yandan gerekçeli kararda: "işçilik bedellerinin artabileceğinin her iki taraf şirketince hüküm altına alındığı" şeklinde bir kısmın mevcut olduğunu, bu çıkarımı da kabul etmediklerini, müvekkili şirketin davacı yanla bu yönde bir sözleşmesi ya da bu noktada bir kabul beyanının bulunmadığnıı, böyle olması halinde taraflar arasında bir sözleşme akdedilmesi ve bu doğrultuda işlemler yapılması gerekeceğini, oysa taraflar arasındaki tek ticaretin, üzerinde uzlaşı sağlanan ve müvekkili şirketin kaşe imzasını havi sipariş formu olduğunu,
kabul kararına dayanak yapılmaya çalışılan fakat ne dosya içeriğiyle ne de beyanlarıyla örtüşmeyen bu çıkarımları kabul etmediklerini, davacı yanın müvekkilinden alacak talep edebilmesinin iki yolunun bulunduğunu, birinci yolun ek imalatı kabul etmemekle birlikte varsa yapılan ve üzerinde uzlaşı sağlanan ek bir imalatı keşifle ve bilirkişi marifetiyle tespit ettirip ispatlaması gerektiğini, ikinci yolun ise kestiği faturaya bir itiraz olup olmadığı hususu üzerinde toplandığını, huzurdaki davada ikinci yol üzerinden gidildiğini,
zira mahallinde bir imalat tespiti vesaire gerçekleştirilmediği için mahkemece çözüme kavuşturulması gereken hususun faturanın usulüne uygun tebliğ edilip edilmediği ve faturaya süresinde ve usulüne uygun bir itirazın olup olmadığı hususları olduğunu, fakat üst paragrafta da belirttikleri üzere taraflarınca gönderilen ve faturaya itiraz ve iade ettikleri ihtar, bu ihtarın usulü ya da süresine ilişkin gerekçeli kararda hiçbir bilginin yer almadığını, dolayısıyla mahkemenin esas çözüme kavuşturması gereken hususuu es geçtiğini ve bu durumun açık bir hakkaniyetsizliğe yol açtığını,
dosyaya sundukları önceki dilekçelerinde de ifade ettikleri üzere, müvekkiline gönderilen 8.334,38 TL bedelli faturanın müvekkili tarafından süresinde davacı yana iade edildiğini, davacı tarafın, Torbalı 2. Noterliği'nin 12963 yevmiye numaralı, 26.12.2019 tarihli ihtarıyla bahis faturayı müvekkiline gönderdiğini, bu ihtarın müvekkiline 30.12.2019 tarihinde tebliğ edildiğini, ihtara karşı cevaplarını içeren ve fatura aslını da iade ettikleri ihtarlarının ise Ankara 57. Noterliği'nin 06.01.2020 tarih, 542 yevmiye numaralı ihtarı olduğunu ve bu ihtarın da davacı tarafa 09.01.2020 tarihinde tebliğ edildiğini,
dolayısıyla fatura aslının süresinde davacı yana iade edilmiş olup tüm bu hususları ispat eder evrakların dosya içerisinde mevcut olduğunu, noter kanalıyla ve süresinde gerçekleştirilmiş bir işleme rağmen faturaya itiraz edilmediği gibi bir çıkarımın dosya üzerinde gerekli ve yeterli incelemelerin yapılmaksızın dosyanın karara çıkarıldığını ve hatalı bir karar verildiğini açıkça ortaya koyduğunu, müvekkilinin davacı yana hiçbir borcunun bulunmadığını,
bilindiği üzere fatura düzenlemek isteyen herkesin gerçekleştirebileceği tek taraflı bir işlem olup bunun sonuç doğurabilmesi için ilgilisine usulüne uygun olarak tebliğ edilmesi ve ilgilisi tarafından kabul edilerek kayıtlarına işlenmesi gerektiğini, huzurdaki davada bu durumun mevcut olmadığı gibi davacı yanın hiçbir iddiasını ispatlayamamasına ve bilirkişi raporlarında da bu husus açıkça belirtilmesine rağmen kabul kararı verildiğini, verilen kararın kaldırılarak davanın esastan reddine karar verilmesi talepli istinaf başvurusu yapma zorunluluklarının hasıl olduğunu belirterek,
yukarıda izah edilen ve resen nazara alınacak hususlar neticesinde; ilk derece mahkemesince verilen kararın yapılacak istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına ve davanın esastan reddine, davacının %20'den az olmayacak bir kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda, Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye iş bedelinin tahsili için cari hesap dökümüne dayalı olarak başlatılan icra takibine yapılan kısmi itirazın iptali ile icra inkar tazminatının tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda (TBK) ise 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen “Eser sözleşmesi” yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Her iki tarafa karşılıklı borç yükleyen bir tür iş görme sözleşmesi olan eser sözleşmesinde “eser” ve “bedel” olmak üzere iki temel unsur vardır.
Bu sözleşmelerde yüklenici, iş sahibine karşı yüklendiği özen borcu nedeniyle eseri yasa ve sözleşme hükümlerine, fen, teknik ve sanat kurallarına uygun olarak yapıp zamanında tamamlayarak teslim etmeyi, iş sahibi de bu çalışma karşılığında ivaz ödemeyi üstlenmektedir. Hukukumuzda egemen ilke “şekil serbestisi” olup, kural olarak eser sözleşmesi herhangi bir geçerlilik şartına tabi değildir. Yasada aksi öngörülmedikçe, sözlü veya yazılı yahut resmî biçimde yapılabilir.
Bununla birlikte bazı sözleşmelerin geçerli olabilmesi için yasada belirlenen şekle uygun olarak yapılması zorunludur.
TMK'nın 6. ve HMK'nın 190. maddelerine göre kural olarak yapılan işlerin miktarını ve bedelini ispatlamak davacı yükleniciye, yapılan ödemeleri ispat etmek ise davalı iş sahibine aittir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 6. maddesi: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.
”6100 sayılı HMK’nın “İspat yükü” başlığını taşıyan 190. maddesi: “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.”
Somut olayda; Taraflar arasında, ...'nin elektrik tesisinin yapılmasına ilişkin eser sözleşmesi kurulduğu hususunda uyuşmazlık bulunmamakta olup, davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Dosyaya sunulmuş olan 14.07.2018 tarihli "Teklif, Sipariş, Hakediş ve Sözleşme Formu" başlıklı belgede her iki yanın da kaşesi ve imzası yer almaktadır. Bu forma göre iş bedeli 40.000,00 TL'dir. Davacı yüklenici, dava konusu işe dair, 40.000,00 TL brüt tutar, 7.200,00 TL KDV olmak üzere toplam 47.200,00 TL tutarlı 05.08.2018 tarih, A 066811 numaralı fatura düzenlemiş olup, bu faturaya davalı iş sahibince itiraz edilmemektedir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davacı yüklenici tarafından düzenlenen 29.11.2019 tarih A 037936 sıra nolu 8.334,38 TL tutarlı faturadan kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
Davacı yüklenici, 29.11.2019 tarih A 037936 sıra nolu 8.334,38 TL tutarlı fatura nedeniyle davalıdan alacaklı olduğunu iddia etmekte, davalı ise, faturayı kabul etmediğini, faturadaki işin ne olduğunun, yapılıp yapılmadığının, davacıdan böyle bir iş talep edilip edilmediğinin belli olmadığını, bu faturanın davacıya iade edildiğini, anılan fatura nedeniyle davacıya borçlu olmadığını savunmaktadır.
Öncelikli olarak, davalı vekili, 01.03.2023 tarihli dilekçesi ile, dava konusu icra takip dosyasının 03.12.2021 tarihinden bu yana infazen kapalı olduğunu, davacının takibe konu borcu tahsil ettiğini beyan etmiş olduğundan, takip konusu borcun tamamen ödenip ödenmediği, bu bağlamda davanın konusuz kalıp kalmadığı, taraf vekillerinin beyanları da alınarak ilk derece mahkemesince saptanmalıdır.
Mahkemece, davalı şirketin dava konusu faturaya yasal süresi içerisinde itiraz etmediği belirtilmekte ise de, dosyada mevcut Torbalı 2.Noterliği'nin 26.12.2019 tarihli ve Ankara 16.Noterliği'nin 06.01.2020 tarihli ihtarname içerikleri nazarı dikkate alınarak, uyuşmazlık konusu faturanın, gerçekten 04.12.2019 tarihinde, kargo yoluyla davalıya teslim edilip edilmediği araştırılmalı, faturaya süresinde itiraz edilip edilmediği buna göre belirlenmelidir.
Diğer yandan, faturayı alanın, sekiz gün içerisinde faturaya itiraz etmemesi sonucu fatura kapsamını kabul etmiş sayılabilmesi için, faturanın yanlar arasındaki yazılı sözleşme şartlarını değiştirir nitelikte olmaması gerekir.
Dava konusu fatura davacının ticari defterlerinde kayıtlı ise de, davalının ticari defterlerinde kayıtlı değildir. Tacir olan tarafların ticari defterlerindeki kayıtlar örtüşmemektedir. Bu nedenle, uyuşmazlık konusu 29.11.2019 tarih A 037936 sıra nolu 8.334,38 TL bedelli faturadaki malzemeli elektrik işlerinin neler olduğu, 14.07.2018 tarihli Teklif, Sipariş, Hakediş ve Sözleşme Formu'ndaki malzeme ve işçiliklere ilave olarak yapılıp yapılmadığı, ya da imalat esnasında malzeme ve işçilik değişiklikleri meydana gelip gelmediği mahallinde refakate alınacak uzman bilirkişi ile birlikte yapılacak keşif ve alınacak bilirkişi raporu ile belirlenmeli, davacının, 29.11.2019 tarih A 037936 sıra nolu 8.334,38 TL bedelli fatura nedeniyle davalıdan alacaklı olup olmadığı yöntemince saptanmalıdır.
Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; ilk derece mahkemesi'nce uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması usul ve yasaya aykırı olduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK’nun 353/1. fıkra (a-6) bendi gereğince esası incelenmeden kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine ilişkin karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2022/353, K. 2024/974, 13 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama