KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 17 Ekim 2024
- Esas no
- 2022/403
- Karar no
- 2024/1464
- İncelenen kararın mahkemesi
- İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Esas no
- 2018/45
- Karar no
- 2021/1074
- Dava tarihi
- 11.01.2018
- Karar tarihi
- 30.11.2021
- Dava
- Alacak
- Kararın yaz. tarih
- 17.10.2024
Karar Metni
4.270 kelime·21 dk okuma·5 bölüm
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30.11.2021 tarih ve 2018/45 Esas, 2021/1074 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dosyanın gönderildiği, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 03.03.2022 tarih ve 2022/376 Esas, 2022/452 Karar sayılı görevsizlik kararı ile dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.
İSTEM
Davacı vekili tarafından verilen 11.01.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle.
Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında akdedilen 05.03.2007 tarih ve 2007 - 3 sayılı iç tesisat ve servis hatları sertifikası sözleşmesi ile müvekkil şirketin davalı şirketin sertifikalı firması olarak F-0214 sertifika numaralı yetki ile iç tesisat yapım, bakım ve onarım işlerinin yapılması konusunda anlaşmaya vardıklarını, anılı anlaşma gereğince müvekkil şirketin 05.03.2007 - 05.03.2016 tarihleri arasında davalı şirketin iç tesisat yapım işleri kapsamında yaklaşık 1381 adet abonenin iç tesisat yapımını gerçekleştirdiği,
bu süre zarfında müvekkil şirket tarafından yaklaşık 300 adet regülatör de temin edilerek abonelerin hizmetine sunulduğu, 0311.2002 tarihli ve 24925 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doğalgaz Piyasası Dağıtım ve Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği Madde 4/Dağıtım Şirketleri iç tesisat sertifikası sahibi kişilerden Kurul tarafından belirlenen bedellerin dışında herhangi bir ad altında başka bir bedel alamayacağını,
anılı yazılı düzenlemeye rağmen aşağıda ayrıntılı olarak yazılı olan bedeller ve hizmetler müvekkil şirketten haksız olarak alındığından fazlaya ilişkin dava ve alacak hakları saklı kalmak kaydı ile bilirkişi raporu doğrultusunda ileride arttırma hakları saklı tutarak şimdilik.
1.250,00 TL Proje işlem bedeli alacağı, 1.250,00 TL Muayene ücreti alacağı, 1.250,00 TL Sayaç bağlantı aparatları bedeli, 1.250,00 TL Sayaç adrese teslim ve montaj işçiliği olmak üzere toplam 5.000,00 TL alacağın hüküm altına alınmasına, dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Davacı tarafın davaya konu edilen alacak kalemlerini dayanaklandırmak amacıyla, taraflar arasında sertifika konusunda imza edilen sözleşmede herhangi bir hüküm ve buna ilişkin ayrıca sözleşmesel bir ilişki bulunmamasına rağmen haksız olarak anılan bedellerin kendilerinden alındığını iddia ederek alacak talebinde bulunduğunu, davacı tarafın alacak talebinde bulunmasını kabul anlamına gelmemesi kaydıyla, davaya konu edilen alacak kalemlerinin taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkiden sebepsiz zenginleşme hukuki kurumuna dayalı olarak talep edildiği ve bu bağlamda davaya konu alacak taleplerinin zamanaşımına uğramış olduğunun gözetilmesini,
gerek 818 sayılı mülga yasa gerek ise de 6098 sayılı TBK hükümleri uyarınca davacı tarafın zamanaşımına uğramış olan alacak kalemlerinin kabulünün mümkün olmadığından haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk derece mahkemesi 30.11.2021 tarih ve 2018/45 Esas, 2021/1074 Karar sayılı kararında özetle; davacı tarafça her ne kadar dava dilekçesinde taraflar arasında imzalanan 05.03.2007 tarihli sözleşme gereğince 05.03.2007 - 05.03.2016 tarihleri arasında davacı tarafça dava dilekçesinde belirtilen proje işletim bedeli, muayene ücreti,
sayaç bağlantı aparatları bedeli ve sayaç adrese teslim ve montaj işçiliği kapsamında esasında davalı şirketin sağlaması gereken malzeme ve hizmetlerin davacı şirket tarafından sağlandığından davacı şirketin F-0214 sertifika numarasıyla geçmişte yapmış olduğu tüm bu masrafların davalı tarafça davacıya iade edilmesinin gerektiği iddia edilerek dava dilekçesinin sonuç ve istem kısmında belirtilen ve fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla proje işlem bedeli alacağı için 1.250,00 TL, muayene ücreti alacağı için 1.250,00 TL,
sayaç bağlantı aparatları için 1.250,00 TL ve sayaç adrese teslim ve montaj işçiliği 1.250,00 TL olmak üzere toplam 5.000,00 TL alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesi talep edilmiş ise de; mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliller,
bilirkişi heyetinden alınan kök ve ek raporlarla birlikte tüm dosya kapsamı belgelerin birlikte değerlendirilmesi neticesinde davacı tarafça dava dilekçesinde 05.03.2007 - 05.03.2016 tarihleri arasındaki dönem için talepte bulunulduğu düşünüldüğünde dava tarihi olan 11.01.2018 tarihinden geriye doğru 10 yıl gidildiğinde 11.01.2008 tarihinden önceki döneme ilişkin taleple ilgili 10 yıllık zamanaşımı süresinin dava tarihi itibarıyla dolmuş olduğu,
bu kapsamda bu döneme ilişkin talebin zamanaşımı nedeni ile reddinin gerektiği, ancak 11.01.2008 - 05.03.2016 tarihleri arasındaki döneme ilişkin taleplerin ise 10 yıllık zamanaşımı süresi henüz dolmadan iş bu davanın açılmış olduğu anlaşılmakla iş bu bakiye dönem içinde davacı tarafça dava dilekçesinde her bir kalem için talep edilen iş ve işlemlerin esasında davalı yerine davacı tarafça gerçekleştirildiği yönünde davacı iddiasını kanıtlar nitelikte somut ve yazılı bir delilin davacı tarafça dosyaya ibraz edilmemiş olduğu, dinlenen tanık beyanlarının da davacı tarafın dava dilekçesindeki iddialarını kanıtlar nitelikte olmadığı,
bilirkişi heyetinden alınan kök ve ek raporlarda da sonuç olarak, davacı firmanın 5.03.2007 - 5.03.2016 tarihleri arasında faaliyet gösterdiği, buna karşılık 5.03.2010 - 5.03.2013 tarihleri arasında sertifikasını onaylatmadığı, bu durumda toplam 9 yıllık süre içerisinde 6 yıl faaliyet gösterdiği, sonuç olarak taraflar arasında davacı firma tarafından tesisatı yapılan ve projesi hazırlanan sayaç sayısında bir ihtilaf olmadığı,
bağlantısı yapılan sayaç sayısının davalının kayıtlarında belirtildiği gibi 1395 adet olduğunun kabulünün gerektiği, davacı tarafça her ne kadar 1778 adet ilk bağlantı - revizyon ve tadilat işlemi yapıldığı iddia edilmiş ise de bununla ilgili dosyada bir belgenin dosyaya sunulmadığı, davacı tarafça dava dilekçesinde yapıldığı iddia olunan iş ve işlemlerle ilgili olarak davacı şirketçe iddia edildiği şekilde sayaç ve ekipmanların teslim alınıp alınmadığı,
nakliye ve işçilik ücretlerinin davacı tarafça yapıldığına dair fatura ve benzeri yazılı bir belge dosyaya sunulmadığından ve dinlenen tanık beyanlarının da davacı iddialarını kanıtlamaya yeterli olmadı belirtilerek kök ve ek raporlarda sonuç olarak davacı lehine hesaplanabilen bir tutar bulunmadığı anlaşılmakla, tüm dosya kapsamı belgelerin birlikte değerlendirilmesi neticesinde yukarıda belirtilen bakiye dönem açısından da davacı tarafça ispatlanamayan davanın reddine dair karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Davacı vekili tarafından verilen 25.02.2022 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde özetle; mahkemenin ret gerekçesine dayanak yapmış olduğu bilirkişi kök ve ek raporları, eksik inceleme sonucunda düzenlenen, hayatın olağan akışına ters düşen, delillerin değerlendirilmediği,
hükme esas alınmaya yeterli ve elverişli olmayan, hukukilikten ve bilimsellikten uzak, özellikle de tanık beyanlarının dikkate alınmadan hazırlanan raporlar olduğunu, öncelikle mahkemenin bilirkişiden ikinci ek rapor talep etmesinin asıl nedeninin, tanıkların dinlendikten sonra tanık beyanları doğrultusunda ikinci bir ek rapor alınmasına yönelik olduğunu, ancak bilirkişilerin mahkemede dinlenen tanık beyanlarına hiç değinmeden, tanık beyanlarını okumadan adeta sadece ve sadece dosyadan kurtulmak için işlerini savsaklayarak bir rapor düzenlediklerini, oysa ki,
tanık beyanları dikkate alınmış olsa idi kök rapor ile birinci ek rapor ile aynı nitelikte rapor düzenlenmeyeceğini, rapordaki tespitin aksine, taraflarından 1778 bağlantı yapıldı şeklinde bir beyanlarının olmadığını, 1778 gönderi işlemi olduğunu beyan ettiklerini, bunlardan revizyon ve tadilat işlemleri düşülünce davalının mahkemeye daha önce bildirmiş olduğu "1395 abone bağlantısı işlem adedini kabul ediyoruz" şeklinde beyanda bulunduklarını, bu adetler için taraflarından belge sunulmaması nedeni ile davanın reddinin yasal dayanağının bulunmadığını zira.
1395 adet abone bağlantısı bilgisini davalı tarafın yazılı olarak dosyaya beyanda bulunduğunu, ayrıca bütün işlemlerin dijital ortamda yapıldığını ve orada kayıtlı olduğunu, bu konuda belgelerin hizmet sağlayıcı "su bilgi teknolojileri" şirketinde FO214 sertifika numarasıyla dijital ortamda kayıtlı olduğunu, (bu sertifikanın dosyada mevcut olduğunu), davalının da müvekkilinin de bu ortak yazılımdan işlem yaptıklarını, davalının bildirdiği ve kendilerinin kabul ettikleri dijital bir kayıt hakkında sanki dosyada belge eksikmiş gibi rapor yazılmasının açıkça görevin savsaklanması olduğunu,
muayene ücretleri ve iç tesisat işlemleri için davalının diğer sertifikalı şirketleri kullandığını şeklinde bir beyanlarının olmadığını, EPDK Yönetmeliği gereği bu işlemleri davalının kendisi ya da taşere etmesi gerekiyor iken müvekkili şirkete yaptırdığını, müvekkili şirketi taşere olarak kullandığını beyan ettiklerini, davalının da bunun yönetmeliğe aykırı olduğunu söylediğini, bu konuda davalının kendine verilen bir görevi yönetmeliğe aykırı olarak müvekkili şirkete yaptırmasının davalının EPDK'ya olan sorumluluğunda olduğunu beyan ettiklerini,
protokol konusunu daha önce 2 kez ayrıntılı olarak izah etmelerine rağmen aynı şeylerin heyetçe rapora yazıldığını, bu konuda tüm belgelerin dosyaya sunulduğunu ve davalının beyanlarının da müvekkilinin bu işleri yaptığını net olarak anlatırken heyetin ne davalı beyanlarına ne EPDK yönetmeliklerine uymayan ve hukuki dayanağı olmayan görüşlerinin hatalı olduğunu, heyetin sayaç aparatlarının önce sayaç kutularından çıktığını iddia ettiğini, daha sonra protokol gereği ayrıca sağlandığını ve bila bedel montaj yapıldığını söylediğini, davalı taraf ve davacı tarafın işlemlerini EPDK'nın ilgili yönetmeliklerine göre yaptıklarını,
EPDK'nın tarafların dava konusu iş ve tedarikler için bir protokol yapabileceğini 2017 yılında Resmi Gazete kararıyla yayınladığını, yani 2017 yılı öncesi böyle bir protokolün işleme alınmasının mümkün olmadığını, EPDK'nın daha sonra bila bedel iş sözleşmesinin Kanun'a uygun olmadığı gerekçesiyle bu protokolleri 2018 yılında iptal edip dava konusu iş ve tedarikleri "abone bağlantı bedeli" tanımından çıkardığını, bu açıklamaların ışığı altında;
heyetin ilk raporunda müvekkili şirketin protokol yaptıklarını iddia ettiğini, kendilerinin ise dosyadaki protokolün kendilerine ait olmadığını ispatladıklarını, ayrıca protokol olayının külliyen dava konusu 2007 - 2016 dönemine ait olmadığını bu dönemde protokollerin işlemde olmadığını da ilgili Resmi Gazete yayınları ile taraflarından gösterildiğini, fakat heyetin "hala (olmayan) protokol yapılmadıysa sayaç almamıştır" gibi anlamsız tespit ve beyanlarda bulunduğunu, yapılan tüm iş, tedarik ve ödemelerin kayıtlarının dijital ortamda mevcut olduğunu,
davalının da kabul ettiği 1395 abone bağlantı bilgilerinin "su bilgi teknolojileri" F-0214 yetki numarasıyla kayıtlı olup işlemler dijital ortamdan kayıt altına alındığını, sayaç teslim tutanaklarını ise davalının mahkemeye sunmadığını, zaten hali hazırda 1395 abonenin tamamının gaz arzı aldığı için dava konusu tedarik ve işlerin eksiksiz yapıldığının kesin olduğunu, dava konusu belgelerin dijital ortamdan takip edilip sonlandırıldığının taraflarınca defalarca açıklandığını, dava konusu 2007-2016 yıllarında o dönem yürürlükte dahi olmayan daha hiç hazırlanmamış protokole yine atıf yapılmasının trajikomik bir tespit olduğunu,
dosyaya EPDK kararlarını ve mülgaları çok açık yazmalarına rağmen heyetin anılı belgeleri incelemeden ve dikkate almadan raporlar düzenlediğini, dava konusu dönem abone bağlantı bedeli tanımında "sayaç, sayaç aparatları, proje harçları ve sayacın montajı" tanımının çok açık yazdığını, heyetin iddia ettiği gibi sayaç bedelinin 2009 yılında abone bağlantı tanımından hiç çıkmadığını ve hala sayaç bedelinin tanımda bulunduğunu, bunu davalı bile söylemezken heyetin aksi bir beyanda ve tespitte bulunmasının hayatın olağan akışına ters düştüğünü, tanımdan çıkan sayacın nakliyesi ve montaj işçiliği olduğunu, onun da 2018 yılında olduğunu,
dava konusu dönemde olmadığını, açıkladıkları verileri dosyada çok açık kaynağıyla yazmalarına ve EPDK sayfasındaki yönetmelikler başlığında doğruluğu ulaşılabilmesine rağmen ilginç olarak bilirkişi heyetinin hiçbir alıntı ve atıf yapmadan soyut beyanlarla tarih ve nesne değiştirilerek davalı lehine rapor hazırlandığını, yine bilirkişi heyetince, olmayan protokole atıf yapıldığını, ve "olması gerektiği", "yoksa işlem yapamayacağı" gibi soyut ve yanlı ifadelerde bulunulduğunu, dava konusu dönemde böyle bir protokolün uygulamada olmadığı için heyetin bu tespitinin hiçbir değerinin bulunmadığını,
davalının 2017 yılından itibaren sayaçlardan ayrı olarak sayaç aparatlarını sağladığını beyan ettiğine göre heyetin piyasa araştırmasının da yanlış çıktığını, dava konusu "sayaç aparatları" tanımının sayaç kutusundan çıkan bir "conta" olmadığını, dava konusu sayaç aparatlarının sayaç konsolu sayaç rakoru sayaç fleks olduğunu, kaldı ki tüm işlemlerin dijital ortamdan kayıt altına alındığını daha önce belirttiklerini, abone bağlantı sayısında davalı ile mutabık olduklarını ve kayıtların tarafların ortak kullandığı yazılım üzerinden F-0214 yetki numarasıyla sağlandığını bildirdiklerini, bu sertifikanın dosyada mevcut olduğunu,
1778 adet gönderi içinde 1395 adet abone bağlantısını davalının da müvekkil şirketin de "su bilgi teknolojileri" F-0214 yetki no'dan takip ettiklerini, davalı kendi beyanına itiraz ediyorsa "su bilgi teknolojileri" firmasından talep edilebileceğini, ikinci ek raporda sertifikanın 1. madde ile davalının 18.06.2018 tarihli yazısında atıf yapılan protokolün farklı şeyler olduğunu, ek raporda sanki protokolün, sertifikanın bir parçasıymış gibi ifade edildiğini, imzalanan sertifikanın 2007 yılında hazırlandığını ve EPDK'nın "bila bedel" protokol için 2017 yılı itibariyle izin verdiğini,
davalının ifade ettiği protokolün 2007 değil 2017 yılı itibariyle yapılmaya başlandığını ki müvekkilinin, davalı şirket ile 2016 yılı itibariyle çalışmayı bıraktığı için davalının anılı protokolü imzalamak için müvekkili ile hiç teması olmadığını, protokolün, sertifikanın bir parçası ya da eklenen bir maddesi olmadığını, bu konunun ilgili Resmi Gazete yayınıyla sabit olduğunu, ek raporda bilirkişi heyetinin, itirazlarına cevap vermek yerine, EPDK'nın Doğalgaz Yönetmeliği'nden "abone bağlantı bedeli" tanımı yapmak ve sonraki yıllarda konuyla ilgisiz ilga'lara atıf yapmakla yetindiğini, itiraz ettikleri konulara cevap vermekten kaçındığını,
ek raporda ısrarla ve hatalı olarak hala davalının 18.06.2018 tarihli yazısındaki protokole atıf yapıldığını, ancak müvekkilinin, davalı şirket ile çalıştığı dönemde böyle bir yönetmelik olmadığı için bu protokolün EPDK kararıyla 2017 yılında çıktığını ve sonraki yıllarda uygulandığını, 2018 yılında ise "bila bedel" iş yapılmasının Kanun'a aykırı olduğu için bu yanlış uygulamanın yine EPDK kararı ve Resmi Gazete yayınıyla kaldırıldığını, bununla ilgili tüm deliller ve yazışmaların dosyada mevcut olduğunu,
uyuşmazlık olan konular için davalının görevini yapıp yapmamasının EPDK ile davalı arasında konular olduğu şeklindeki tespitinin de hatalı olduğunu, uyuşmazlık konularının davalı ile EPDK arasında olan konular olmadığını, EPDK'nın ilgili İç Tesisat Yönetmeliği'nde dava konusu tedarik ve işlerin davalının yapacağını, bedelini abonelerden alacağını açıkça belirttiğini, aynı Yönetmelik'te davalının bunları kendisinin yapabileceği gibi sertifikalı bir firmaya taşare edebileceğinin açıkça belirtildiğini, Yönetmeliğin açıkça taşere edebilir derken,
davalının müvekkili şirketi taşeron alarak kullanmışken bilirkişi heyetinin yine kendini mahkeme yerine koyarak ve ilgili Yönetmeliği görmezden gelerek taraflı kanaat belirttiğini, ek raporda, "sayaç kutularında conta ve benzeri sızdırmazlık malzemeleri olduğu biliniyor" gibi muğlak ifadelerin de açıkça hatalı olduğunu, zira: sayaç kutularında bu malzemelerin çıkmadığını, fitings malzemenin sayaç kutusuna sığmadığını, sayaç markaları tedarikçileri olan ..., ..., ... markalarına bu konunun sorulabileceğini, ayrıca davalının da bunları dava konusu dönemde verdiğini söylemediği halde ek raporda böyle bir yorum yapılmasını anlayamadıklarını,
ek raporda itirazlarına rağmen davalının sunması gereken sayaç teslim tutanaklarına hiç değinmediğini, sayaç aparatları ve konsollarının teslimi ve montajının (görevi olduğu halde) 2015 öncesi davalı şirket tarafından yapılmadığının gerek Resmi Gazete kayıtları gerekse yazılı medya da çok açık görülürken bilirkişi heyetinin bu konuyu değerlendirmeden rapor düzenlediğini, bilirkişi heyeti raporunda, açılan dava nedeni ile taraflarından belge ve fatura sunulmadığından bahsedildiğini, dosyada tüm belge ve faturaların sunulu olup esasen davalı şirketin bu işlemleri yaptığını ispatlama zorunluluğu olduğunu,
kaldı ki bu işlerin müvekkili şirket tarafından zorunlu olarak yapıldığına dair tanıklarının mahkemeye bildirildiğini, sayaç aparatlarını müvekkili şirket tarafından dışarıdan ödeme yapılarak temin edildiğinin müvekkili şirkete ait ticari defterlerde ve alış faturalarında mevcut olduğunu, sayaçların adrese teslimi ve montajı işlerinin sertifikada müvekkili şirkete ait olmuş olsa idi ya da bu şekilde bir yazılı bir belge düzenlenmiş olsa idi, dava konusu bedellerin alacak değil, anlaşmalı bir görev olacağını,
bu hususun sertifikada yazmayacağını İç Tesisat Yönetmeliği'nde ve abone bağlantı bedeli tanımında bu işlemlerin davalının yapması gerektiği ya da taşere edebileceğinin açık olarak yazdığını, anılı işlerin müvekkili şirkete taşere edildiğini fakat bu işler için müvekkili şirkete herhangi bir ödeme yapılmadığını, bu açıklamaların ışığı altında;
davalı şirketin abonelerden abone bağlantı bedeli aldığını ve bu tanımda proje harçlarının açık olarak yazdığını, bilirkişi heyetinin raporda proje gönderim bedelinin bir proje harcı olup olmadığını değerlendirmeden rapor düzenlediğini, müvekkili şirketin muayene ücreti için yetkisi olmamasına rağmen bu işlemlerin müvekkili şirkete yaptırıldığını, halen dahi davalı şirketin gaz açım elemanları araçları olmadan 1 kişi günde 30-35 adres gezebildiğin, bu işleri tek başına yapması mümkün olmayan davalı şirketin halihazırda da bu işlerin yapılması için diğer sertifikalı firmaları kullandığını,
sayaç bağlantı aparatlarının sayaç kutusuna sığacak kütlede malzemeler olmadığını, davalı şirketin bunları 2016 - 2017 - 2018 yıllarında ayrı bir kutu ile vermeye başladığını, 2019 yılında EPDK kararı gereği bedellerinin abonelik ücretlerinden düşülerek tedarikinin abonelere bırakıldığını, oysa ki, dava konusu olan 2007 - 2016 yılları içinde bu aparatların davalı şirket tarafından müvekkili şirkete temin ve teslim edilmediğini, kaldı ki sayaç kutularının içine aparatların sığmasının fiziki açıdan mümkün olmayıp bunların ayrı kalemler olduğu ortada iken aksini kabulünün yasal hiçbir dayanağının bulunmadığını,
raporda davaya konu olan tarihlerin dikkate alınmadan 2017 yılından itibaren yapılan uygulamayı anlatıldığını, ayrıca yine bila bedel protokole atıf yapıldığını, ancak müvekkili şirket ile davalı şirket arasında bilirkişi heyetinin rapora dayanak yapmış olduğu böyle bir protokollerinin hiç yapılmadığını ve dosyada da buna ilişkin hiçbir belge veya delil bulunmadığını, dava konusu dönem için (2007 - 2016) bu işlerin davalı tarafından yapılacağı, yapamadığı takdirde taşere edeceğinin İç Tesisat Yönetmeliği'nde çok açık yazdığını,
sözleşmesiz olarak müvekkili şirkete taşere edilen bu işlerin bedellerinin davalı şirket tarafından müvekkile ödenmesinin yasal zorunluluk olduğunu, EPDK'dan 2007 - 2016 yılları arası Doğalgaz Dağıtım Yönetmeliği'nin "abone bağlantı bedeli" tanımında davalının bu tanımla yükümlülükleri için görüş sorulmadan, bu tanımdaki proje harçlarının neyi kapsadığı, sayaç ve aparatlarının temini adrese sevki ve montaj işçiliğinin davalının yükümlülüğün olup olmadığı sorulmadan rapor düzenlendiğini, 2007 - 2016 yılları EPDK'nın Doğalgaz İç Tesisat Yönetmeliği'ne göre iç tesisat işlem bedeli ve muayene bedelinin ne olduğu,
bunların yapılmasının davalının yükümlülüğünde olup olmadığı, davalının bunları yapamazsa taşere edip edemeyeceği, bu işlemleri kendisinin mi yoksa taşere ettiği firmaların mı yaptığı, elinde monometre olmadan araçsız davalının tek personelinin günde 30 - 35 adreste muayene yapıp yapamayacağı sorulmadan ve araştırılmadan raporuh hatalı ve eksik olarak düzenlendiğini, yine davalı şirketin 1. ve 2. maddedeki EPDK'nın kendisine verdiği bu görevleri ve malzeme tedariki hizmetini sağlayıp sağlamadığı,
sayaç ve aparatlarını eksiksiz verip vermediğini araştırmadan rapor düzenlediğini, davalı şirketin, dava konusu 2007 - 2016 döneminde sayaç aparatlarını "abonelere temin ettik ve montajlarını yaptık" diyemediğini, bilirkişinin taraflı olarak dava konusu dönemleri bırakıp 2017 yılında müvekkili şirketin EPDK'ya yapmış olduğu şikayeti üzerine yapılan yasal değişiklik nedeni ile davalının yaptığı düzenlemeleri anlattığını, oysa ki, dava konularının 2007 - 2016 tarihleri olup bilirkişinin bahsetmiş olduğu 2017 yılındaki uygulamaların dava konusu olmadığını, bilirkişi heyetinin,
davalı şirketin şirketlere sayaç tedarik ettiği markaların (kalekalıp-eca-manas vb) bu dönemde (2007-2016) sayaç kutularına bilirkişi heyetinin iddia ettiği gibi sayaç konsollarını ve aparatlarını ve contalarını koyduğunu hangi belge ve bilgiye dayandırdığının sorgulanması gerektiğini, sayaç kutularından conta bile çıkmadığı gibi bilirkişi heyetinin iddia ettiği sayaç contalarının sayaç aparatları içinden çıkan malzemeler olup bu dönemde davalı şirketin bunları tedarik etmediğini,
davalı tarafın bile böyle bir savunması ve iddiası yok iken bilirkişi heyetinin böyle bir tespit yapmasının ilginç ve bir o kadar da gayri ciddi bir tespit ve değerlendirme olduğunu, davalı tarafın delil listelerinde olmasına rağmen ve mahkemece istenilmesine rağmen 2007 - 2016 yılları arasındaki sayaç teslim tutanaklarını mahkemeye sunmayarak mahkemeyi ve bilirkişi heyetini yanıltmaya çalıştıklarını, yine davalı tarafın delil listelerinde olmasına ve mahkemece istenmesine rağmen iç tesisat işlem tutanaklarını da dosyaya sunmadığı için bu konularda bilirkişilerce eksik inceleme ve değerlendirme yapıldığını,
dosyada iddialarını doğrulayacak müvekkil firmada çalışmış ve sadece gaz açma ve davalının teknik personelini adreslere gezdirme işlerini yapmış çalışanlarının tanık olduğunu, ayrıca davalının firmasında 2007 - 2016 yıllarında çalışmış iç tesisat işlemlerinde gaz açma görevi yapmış tanıklarının da delil listelerinde mahkemeye bildirilmiş olduğunu, esasen tanıkların dinlenmeden dosyanın bilirkişiye tevdi edilmesinin de usule uygun olmayan davanın esasına olumsuz etki edecek bir karar olduğunu, bilirkişi heyetinin,
dava konusu olan 2007 - 2016 yıllarını inceleyeceğine 2017 yılı verilerini baz alarak hatalı şekilde rapor düzenlediklerini belirterek sunulu nedenlerle ve inceleme sırasında resen tespit edilecek nedenlerle, istinaf nedenlerini yazılı ve sözlü olarak yapacaklarından dolayı duruşma taleplerinin kabul edilerek duruşma gününün taraflarına gönderilmesine, istinaf yoluna başvurma istemlerinin kabulü ile usul ve yasaya aykırı olan ilk derece mahkemesi kararının istinaf gerekçeleri doğrultusunda kaldırılarak istemleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda,
Dava alacak istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
4646 sayılı Doğalgaz Piyasası Kanunu'nun 5. Maddesinde, doğal gazla ilgili herhangi bir yapım ve hizmet faaliyetinin, sertifika sahibi olmayan kişiler tarafından gerçekleştirilemeyeceği ,iç tesisat ve servis hatları ile ilgili sertifikaların Kurum adına ve Kurum tarafından yetkilendirilen resmi veya özel şirketler ile şehir içi dağıtım şirketlerince verileceği düzenlenmiştir.
Eldeki davada; davalı, ... şirketi, davacı ise , İzmir şehri lisans bölgesi dahilinde şehir içi dağıtım şebekesine ait iç tesisat ve servis hatlarının proje, iç tesisat yapım, bakım ve onarım faaliyetlerini yapmak üzere davalı şirketin sertifika verdiği şirkettir.
Davalı şirket tarafından düzenlenen 05.03.2007 tarih, İTS/ZMR/207 numaralı İç Tesisat ve Servis Hatları Sertifikası ile, davacı şirkete, İzmir şehri lisans bölgesi dahilinde, şehir içi dağıtım şebekesine ait iç tesisat ve servis hatlarının proje, iç tesisat yapım, bakım ve onarım faaliyetlerini 10 yıl süre ile yapmak üzere 4646 sayılı Doğalgaz Piyasası Kanunu ve ilgili mevzuat hükümleri uyarınca yetki verilmiştir.
Davacı vekili, 05.03.2007- 05.03.2016 tarihleri arasında, davacı şirketin, iç tesisat yapım işleri kapsamında yaklaşık 1381 adet abonenin iç tesisat yapımını gerçekleştirdiğini, bu süre zarfında yaklaşık 300 adet regülatör de temin edilerek abonelerin hizmetine sunulduğunu, hizmetler verilirken adreslere ulaşımın davacı şirketçe sağlandığını, test ve kontrollerin de davacı tarafından yapıldığını, bu nedenle proje işlem bedeli alacaklarının olduğunu, muayene ücreti alacaklarının olduğunu, sayaç bağlantı aparatlarının davacı şirketin kendi imkanları ile alındığını, bu aparatların davalı şirket tarafından davacıya verilmesi gerektiğini,
bu nedenle sayaç bağlantı aparat bedeli alacaklarının olduğunu, abonelere ait sayaçların adrese teslim ve montajı konusunda davalı şirket ile aralarında bir protokol olmadığını, bu hizmetlerin bila bedel yapılacağına dair sözleşme olmadığını, sayaçların adrese teslimi ve montajı karşılığı nakliye ve işçilik bedellerinin davacıya ödenmesi gerektiğini, davalının sayaçla birlikte vermesi gereken bağlantı malzemelerini vermediğini, malzemelerin davacı tarafça tedarik edildiğini, montaj işçiliğini de davacının yaptığını, bu nedenle sayaç adrese teslim ve montaj işçiliğinden kaynaklanan alacaklarının da bulunduğunu belirtip,
fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik 5.000,00 TL alacağın davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, Doğalgaz Piyasası Dağıtım ve Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği'nin 37/3 maddesine göre, sertifika sahibi tarafından yapımı tamamlanan iç tesisatın kontrolü ve testi görevinin yasal mevzuat gereği davalı şirket çalışanlarına veya iç tesisatı yapan firma dışındaki sertifika sahiplerine ait olduğunu, davacının bizzat yapımını sağladığı iç tesisatın kontrol ve testlerini de yaptığını iddia etmesinin hukuka aykırı olduğunu, hukuka aykırı eylem nedeniyle alacak talebinde bulunulamayacağını, sertifika sahibi firmaların, davalı şirketin kontrol elemanı ile aynı anda adreste olmayı istemeleri nedeniyle,
sertifika sahibinin talebi doğrultusunda, sertifika sahibi şirketin araçları ile ilgili adrese gidilmesinin söz konusu olabildiğini, davalı şirketin böyle bir talebi/ zorlamasının olmadığını, davalıdan yasal mevzuata uygun olmayan hiç bir bedelin tahsil edilmediğini, doğalgaz sayaçlarının adrese götürülmesi ve montajının davalı tarafından yapıldığını, bağlantı talebinin fazlalığı nedeniyle bazı hallerde işlemlerin uzaması söz konusu olduğundan beklemek istemeyen sertifika sahibi firmaların taleplerinin olması halinde kendilerine ilgili sayaç ve aparatlarının teslim edildiğini,
sertifika sahibi firmanın sayacı monte etmek istememesi halinde davalı şirket çalışanları tarafından sayacın montajının sağlandığını, davacının mesnetsiz iddialarla alacak talebinde bulunamayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı şirket tarafından dosyaya ibraz edilen 18.06.2018 tarihli yazıda, davacının, dava tarihine kadar olan süreçte toplam 1395 adet bağlantı işlemi gerçekleştirdiği, 20.03.2017 tarihinden itibaren sertifika yükümlülüklerini yerine getiren şirketlere sayaç bağlantı aparatlarının teslim edildiği belirtilmiştir. 1395 adet abone bağlantı işlemi yapıldığının taraflar arasında uyuşmazlık konusu olmadığı anlaşılmaktadır.
Doğalgaz Piyasası Dağıtım ve Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği'nin 37. maddesine göre; sertifika sahibi firma tarafından kurulan tesisatın kontrolü, dağıtım şirketi tarafından ya da iç tesisatı yapan firma dışında kendi adına çalışan sertifika sahiplerince yapılmalıdır. Davacı tarafça dosyaya sunulan sertifikaya ilişkin temel yükümlülüklerin 6. Maddesinde de sertifika sahibinin kendi gerçekleştirdiği faaliyetlerin ilgili mevzuata uygunluğu açısından kontrolünü ve denetlemesini yapamayacağı açıkça belirtilmiştir. Dolayısıyla sertifika sahibi olan davacı şirketin, kurduğu tesisatların kontrollerini yapması mevzuat gereği mümkün olmadığından, davacının proje işletim bedeli başlığı altında talep ettiği alacağın haklı olmadığı sonucuna varılmaktadır.
Davacının diğer bir alacak kalemi muayene ücreti başlığı altında talep edilmiştir. Davacı, bu talebin, davalı şirket tarafından hesaplarından alınan bedele ilişkin olduğunu, hesaplarından bu bedel alınmadan ya da davalı şirketin abone merkezlerine bu bedel davacı şirket tarafından yatırılmadan davalı şirketçe gaz açılış randevusu verilmediğini beyan etmektedir. Yukarıda da belirtildiği üzere davacının muayene ile ilgili bir yetkisi bulunmamaktadır. Dağıtım şirketince, EPDK tarafından belirlenen tarifelere uygun olarak alınan bedellerin ise muayene ücreti ile ilgisi olmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle davacı muayene ücreti başlığı altındaki alacak talebi de yerinde görülmemiştir.
Davacının sayaç bağlantı aparatları ve montaj bedeline ilişkin talebi yönünden; davalı yanın cevap dilekçesinde de belirtildiği üzere doğalgaz sayaçlarının adrese götürülmesi ve montajı davalı dağıtım şirketince yerine getirilmesi gereken işlerdir.
Davacı tarafça, davalı dağıtım şirketince yapılması gereken sayaç montaj işinin kendileri tarafından yapıldığı, ayrıca sayaç bağlantı aparatlarının davalı dağıtım şirketince verilmemesi nedeniyle kendileri tarafından alındığı beyan edilmektedir.
Mahkemece alınan bilirkişi kurulu raporunda, davalı şirketin dosyada mevcut 18.06.2018 tarihli müzekkere cevabı ekindeki protokollere atıf yapılarak davacı yanın sayaç teslimi ve montajına ilişkin talebi hakkında değerlendirmeler yapılmış ise de, bu protokollerin davalı dağıtım şirketi ile dava dışı şirketler arasında yapılmış olduğu görülmektedir.
Davalı yanın beyanlarından, bağlantı talebinin fazlalığı nedeniyle, sayaçların ilgili adrese götürülüp montajının yapılması için, sertifika sahibi firmalara teslim edildiği anlaşılmaktadır. Davalı şirketin 18.06.2018 tarihli yazısında da, davacının 1395 adet bağlantı işlemi gerçekleştirdiği belirtilmektedir.
Bu nedenle davacı şirket tarafından yapılan doğalgaz sayacı bağlantı işinin bedelinin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 526 ve devamı maddeleri uyarınca vekâletsiz iş görme hükümlerine göre istenebileceği sonucuna varılmaktadır. (Benzer yönde, Yargıtay 15. H.D. 2017/1008 Esas, 2018/3182 Karar sayılı ilamı, Yargıtay 6.H.D. 2022/448 Esas, 2023/1037 Karar sayılı ilamı, Yargıtay 23. H.D. 2017/2019 Esas, 2020/4081 Karar sayılı ilamı)
Hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda davalı tarafından teslim edilen sayaçların kutularının içinde conta vb. gibi fitings ve benzeri malzemelerin bulunduğunun bilindiği, piyasada satılan sayaçların dahi kutularında conta bulunduğu belirtilmiş ise de, bu hususta yapılan inceleme ve değerlendirmelerin yetersiz olduğu görülmektedir.
Mahkemece, doğalgaz sayacı bağlantı ve montajı için gereken malzemeler konusunda araştırma yapılarak, davalı dağıtım şirketi tarafından doğalgaz sayacı montajıyla ilgili malzeme verilip verilmediği saptanıp, konusunda uzman yeni bilirkişi kurulu oluşturularak, dijital ortamda kayıt altına alınan tüm bilgi ve belgelerin de incelenmesi suretiyle, zaman aşımına uğramayan dönem yönünden;
abonelerden davalı şirket tarafından tahsil edilen montaj bağlantı ücretinin geçilmemesi koşuluyla montaj bedelinin ve davalı şirketçe verilmediğinin saptanması halinde, doğalgaz sayacı bağlantısı için uygulanan malzeme bedelinin yapıldığı yıl mahalli piyasa fiyatlarına göre tespit ettirilip sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir.
Eksik inceleme ve araştırma ile karar verilmesi doğru olmamış, davacı vekilinin istinafı isabetli görülmüştür. Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; ilk derece mahkemesi'nce uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması usul ve yasaya aykırı olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK’nun 353/1. fıkra (a-6) bendi gereğince esası incelenmeden kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine ilişkin karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2022/403, K. 2024/1464, 17 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama