KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 11 Temmuz 2024
- Esas no
- 2022/65
- Karar no
- 2024/1113
- İncelenen kararın mahkemesi
- İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Esas no
- 2019/856
- Karar no
- 2021/817
- Dava tarihi
- 21.10.2019
- Karar tarihi
- 14.10.2021
- Dava
- İstirdat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Kararın yaz. tarih
- 12.07.2024
Karar Metni
2.011 kelime·10 dk okuma·7 bölüm
İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14.10.2021 tarih ve 2019/856 Esas, 2021/817 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dosyanın gönderildiği, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 15.12.2021 tarih ve 2021/2383 Esas, 2021/1825 Karar sayılı görevsizlik kararı ile dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.
İSTEM
Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle.
Uyuşmazlık konusunun yasal süresi içinde arabuluculuğa başvurulduğunu, anlaşmazlığın bu yolla çözülmesi istenildiğini, çözümün mümkün olmaması ile dava açma yoluna gidildiğini, davacı aleyhine davalı tarafından İzmir 6. İcra Dairesinin 2018/11929 Esas ve 2018/12397 Esas sayılı dosyaları ile takibe geçildiğini, icra tehdidi altında zorla borcun ödettirildiğini, taraflar arasında teminat dışında hiçbir alacak verecek ilişkisi yokken davacının parayı icra tehdidi altında ödediğini, davacının.
22.10.2018 tarihinde 5.000,00-TL, 21.12.2018 tarihinde 4.506,00-TL, 04.12.2018 tarihinde 4.508,00-TL tutarındaki ödemeleri banka kanalı ile davalının avukatına ödediğini, davacının lojisitik işi ile uğraştığını, davalı firma tarafından tamir edilmesine ilişkin olarak anlaşma sürecinde takibe konu senetlerin davalıya teminat olarak verildiğini, ancak;
taraflar arasında araçların tamirine ilişkin anlaşmanın sonuçlandırılamadığını, davalı tarafından herhangi bir işlemin yapılmadığını, davalıya teminat olarak verilen senetlerin geri verilmediğini, icra takibine konu ettiğini, taraflar arasında ticari bir alım satım ilişkisi bulunmadığını, arz edilen hususlar gereği, davalıdan takip yoluyla tahsil edilen bedellerin tahsil tarihlerinden itibaren yasal faizi ile birlikte istirdadına, %20'den az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep edilmiştir.
YANIT
Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle.
Davacının kargo firması olduğunu, davalının ise oto tamiratı, yedek parçası işleri ile uğraşan bir firma olduğunu, davacının bünyesinde yer alan araçların tamamının davalı firma tarafından tamir edildiğini ve bakım hizmetinin verildiğini, davalı firmaya davacının şirketinde çalışan bir çok araç geldiğini, bu araçların çıkan masraflarına ilişkin faturaların kesilip cari hesap dökümüne işlendiğini, dosyaya sunulan cari hesap dökümü ve faturalar incelendiğinde, davalının bakiye kalan alacağına ilişkin davacı tarafından senet verildiğini,
senetlere ilişkin İzmir 6. İcra Dairesinin 2018/11929 Esas ve 2018/12397 Esas sayılı dosyalarla takibe geçildiğini, senetlerin teminat senedi olmadığını, senetlerin davalıya olan borçlara ilişkin olduğunu, davacının borçlarına ilişkin senetleri verdiğini, senetlerin vadesinde ödenmediğini, protesto olduğunu, protesto işleminden sonra takibe geçildiğini, davacı tarafından borca itiraz edilmediğini, teminat senedi iddiasında bulunulmadığını, davacının iddia ettiği gibi bir teminat senedinin söz konusu olmadığını, dosyaya sunulan faturalar incelendiğinde, davacıya ait araçlara bakım ve onarım hizmetinin verildiğini,
yapılan hizmet karşılığında kalan bakiye borç nedeniyle protesto olan senetlerin takibe koyulduğunu, takibe konu edilen borcun daha sonra davalıya ödendiğini, ancak; istirdada konu olacak bir teminat senedinin haksız şekilde icra baskısı ile ödenmesinin söz konusu olmadığını, davacının iddialarının asılsız ve gerçek dışı olduğunu, arz edilen nedenlerle; davanın reddine karar verilmesini etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk derece mahkemesinin 14.10.2021 tarih ve 2019/856 Esas, 2021/817 Karar sayılı kararı ile özetle; "...Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, İzmir Arabuluculuk Bürosunun 2019/1739 Dosya 2019/27989 Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, İzmir 6. İcra Dairesinin 2019/11929 Esas sayılı dosyası, İzmir 6. İcra Dairesinin 2019/12397 Esas sayılı dosyası, davacıya ait ticaret sicil kayıtları, davacıya ait vergi sicil kayıtları, davacıya ait esnaf sicil kayıtları, taraflara ait ticari defter ve belgeler, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 03/06/2020 havale tarihli raporu,
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 18/11/2020 havale tarihli raporu, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 23/08/2021 havale tarihli ek raporu, davacı vekilinin 08/04/2021 havale ıslah tarihli dilekçesi ve sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu uyuşmazlığın taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında düzenlenen cari hesap borçlarına binaen verilen senetlere dayanılarak yapılan icra takipleri neticesinde takip borçlarını icra tehdidi altında ödeyen davacının senetleri teminat olarak verdiği ve davalıya borçlu olmadığı iddiasıyla ödediği bedelin istirdadı talebine ilişkin olduğu,
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir 23/08/2021 havale tarihli 2. ek raporunda sonuç olarak, davacının kayıtlarının ihtilafı çözme niteliği bulunmadığını, bu sebeple davalı şirketin kayıtlarının esas alındığını, 2017 yılında davalı tarafından tanzim edilen faturaların toplam bedelinin 29.612,14-TL olduğunu, 2017 yılında davacı tarafından yapılan ödemeler toplamının 13.000,00-TL olduğunu, 2017 yılı sonu itibariyle davacının bakiye borcunun 16.612,14-TL olduğunu, 2018 yılında davalı tarafından tanzim edilen faturaların toplam bedelinin 202,96-TL olduğunu, 2018 yılı itibariyle davalı şirketin alacaklı olduğu miktarın 16.815,51-TL olduğunu,
2017 yılında davacı tarafından yapılan ödemeler toplamının 16.300,00-TL olduğunu, bu kapsamda davalının 2018 yılına ait olarak bakiye alacağının 515,10-TL olduğunu mütalaa ettiği, davacının ticari defter ve belgelerini usulüne uygun tutmadığı, bu kapsamda davacının ticari defter ve belgelerinin lehine delil vasfı taşımadığı, keza ticari defter ve belgelerin dava dilekçesi iddia edilen hususlar ile çelişki barındırdığı,
davalı tarafından tanzim edilen faturaların davacıya ait ticari defter ve belgelerde yer almasına rağmen davacı tarafından yapıldığı iddia edilen ödemelerin davacıya ait ticari defter ve belgelerde yer almadığı anlaşılmakla, davalı şirketin usulüne uygun şekilde tutulmuş ve sahibi lehine delil vasfı taşıyan ticari defter ve belgeleri çerçevesinde davacının davasının ispatlayamadığı,
davacı vekilinin 08/04/2021 havale tarihli ıslah dilekçesi ile davayı ıslah ederek senetlerdeki imzaya itiraz ettiklerini, müvekkilinin ödemek zorunda kaldığı 4.506,19-TL, 4.508,00-TL ve 5.000,00-TL'nin ödeme tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte istirdadına ve müvekkili hakkında icra takibine geçen davalı hakkında dava değerinin %20'inden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ettiği,
davacı vekilinin dava dilekçesinde ve yargılama devam ettiği sırada sunmuş olduğu 08/04/2021 havale tarihli ıslah dilekçesinde davaya konu istirdat talebine dayanak senetlerin teminat olarak davalıya verildiğini açık bir şekilde beyan ettiği, aynı zamanda 08/04/2021 havale tarihli ıslah dilekçesinde senetlerin davacı asil tarafından verilmediğini, düzenlenmediğini, davacı tarafından düzenlenmeyen senetlerdeki imzaların davacıya ait olmadığını, senetlerdeki imzaların davacıya ait olmadığı iddiasında bulunarak imza incelemesi yapılmasını talep ettiği,
ıslah talebinin yargılama sırasında alınan bilirkişi raporlarında davacı tarafından yapıldığı iddia edilen ödemelerin davacıya ait ticari defter ve belgelerde yer almadığı yönündeki tespitlerden sonra yapıldığı, belirtilen sebepler dahilinde ıslah talebinin kötüniyetli olduğu, az önce açıklanan gerekçeler ve yukarıda yer alan yasa hükmü kapsamında, kötüniyetli ıslah yoluna başvuran davacının takdiren 1.000,00-TL disiplin para cezasına mahkum edilmesine, davacı tarafından ispatlanamayan davanın reddine," dair karar verilmiştir.
İSTİNAF EDEN
Davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ
Davacı vekili tarafından verilen 16.11.2021 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle.
Davalı tarafından İzmir 6. İcra Müdürlüğünün 2018/11929 Esas ve 2018/12397 Esas sayılı dosyaları ile icra takibi başlatıldığını, icra tehdidi altında zorla dosya borcu ödettirildiğini, davalı taraf ile müvekkili arasında teminat dışında hiçbir alacak verecek ilişkisi yokken müvekkilinin iş bu parayı icra tehdidi altında ödemek zorunda kaldığını, yerel mahkemeye başvurarak davanın aleyhine sonuçlandığını, müvekkilinin 22.10.2018 tarihinde 5.000,00 TL, 21.12.2018 tarihinde 4.506,00 TL ve 04.12.2018 tarihinde 4.508,00 TL tutarındaki ödemeleri banka kanalı ile davalının vekiline ödediğini,
belirtilen ödemelere ilişkin dekontların dosyada mübrez olduğunu, dosyada mübrez senetlerdeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, bu senetlerin müvekkili tarafından verilmediğini, söz konusu senetlerin başka kişilerce doldurulduğunu ve imzalandığını, senetteki imzalara itiraz edildiğini, yerel mahkemenin imza incelemesi yapmamasının eksik inceleme sonucunu doğurduğunu, eksik incelemenin bozma nedeni olduğunu, aradaki ticari ilişki ve müvekkilinin borçlu olduğunu ispatlamak bakımından ispat yükünün davalıya ait olmasına rağmen davalının bu yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davalı,
müvekkiline ait olmayan senetlere ilişkin ticari alım satım ilişkisi varmış gibi kötü niyetli olarak icra takibi başlattığını ve senet tutarlarını müvekkilinden tahsil ettiğini, istirdat talepleri ve ıslah taleplerinin hukuka aykırı şekilde reddedildiğini, davalının keyfi tutumunun müvekkilinin mağduriyetine yol açtığını, tehiri icra taleplerinin kabulünü, yerel mahkeme tarafından verilen kararın esastan kaldırılmasını, tüm dosya muhteviyatıyla sabit olunduğu üzere davalarının kabulünü, müvekkilinin borçlu olmadığı halde ödemek zorunda kaldığı 4.506,00 TL, 4.508,00 TL,
5.000,00-TL'nin ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte istirdadını, kötü niyetli olarak müvekkili hakkında icra takibine geçen davalı hakkında dava değerinin %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ederek istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.
YANIT
Davalı vekili tarafından verilen 24.11.2021 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesine yanıt ile özetle; Dilekçelerinde ayrıntılı olarak belirttikleri üzere, davacı tarafın tehir-i icra talebinde hiçbir hukuki dayanağının olmadığını, söz konusu tehiri icra talebinin reddine karar verilmesini, iş bu davanın istirdat mahiyetinde olduğunu, tehiri icrayı gerektirecek bir hususun bulunmadığını, davacı tarafın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun istinaf taleplerinin reddine karar verilerek tehiri icra taleplerinin reddine karar verilmesini, yerel mahkeme tarafından verilen kararın onanarak kesinleştirilmesini talep edilmiştir.
DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda aşağıdaki değerlendirmeler yapılmıştır:
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan ödenen bedelin iadesi (istirdat) istemine ilişkindir. İlk derece Mahkemesi tarafından davanın reddine karar verilmiştir. Karar davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen nedenlerle istinaf edilmiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda (TBK) ise 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen “Eser sözleşmesi” yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Her iki tarafa karşılıklı borç yükleyen bir tür iş görme sözleşmesi olan eser sözleşmesinde “eser” ve “bedel” olmak üzere iki temel unsur vardır. Bu sözleşmelerde yüklenici, iş sahibine karşı yüklendiği özen borcu nedeniyle eseri yasa ve sözleşme hükümlerine, fen, teknik ve sanat kurallarına uygun olarak yapıp zamanında tamamlayarak teslim etmeyi, iş sahibi de bu çalışma karşılığında ivaz ödemeyi üstlenmektedir.
Eser sözleşmelerinde işin imal edilip teslim edildiğini kanıtlama yükümlülüğü yüklenicide, iş bedelinin ödendiğini kanıtlama yükümlülüğü ise iş sahibindedir. Yüklenici eseri teslim etmediği sürece iş bedeline hak kazanamaz. Teslim ise niteliği itibariyle hukuki bir işlem değil maddi bir vakıadır. Bu itibarla tanık dahil her türlü delille teslimin gerçekleştiği ispat edilebilir.
Somut olayda, davacı vekili, lojistik işi ile uğraşan davacının, araç bakım ve onarım işleri için davalı yüklenici ile anlaştığını, karşılığında teminat senedi verdiğini, davalının bir hizmet sunmamasına rağmen teminat senetleri ile ilgili olarak İzmir 6. İcra Dairesinin 2018/11929 Esas ve 2018/12397 Esas sayılı dosyaları ile takibe geçtiğini, icra tehdidi altında zorla borcun ödendiğini, taraflar arasında teminat dışında hiçbir alacak verecek ilişkisi olmadığını belirterek ödenen bedelin iadesi istemi ile dava açmıştır.
Davalı ise, senetlerin teminat senedi olmadığını, verilen hizmete karşılık olarak ödeme amacıyla verildiği savunmasında bulunmuştur.
Dosyada alınan bilirkişi raporunda, davacının ticari defter ve belgelerini usulüne uygun tutmadığı, bu kapsamda davacının ticari defter ve belgelerinin lehine delil vasfı taşımadığı, keza ticari defter ve belgelerin dava dilekçesi iddia edilen hususlar ile çelişki barındırdığı, davalı tarafından tanzim edilen faturaların davacıya ait ticari defter ve belgelerde yer almasına rağmen davacı tarafından yapıldığı iddia edilen ödemelerin davacıya ait ticari defter ve belgelerde yer almadığı tespit edilmiştir.
Davacı vekili, bilirkişi raporları alındıktan sonra davacı vekilince ıslah dilekçesi sunularak, senetler üzerindeki imzanın müvekkiline ait olmadığı iddiasında bulunulmuştur. 6100 sayılı HMK 182. maddesinde kötüniyetle ıslah düzenlenmiş olup ''Islahın davayı uzatmak veya karşı tarafı rahatsız etmek gibi kötüniyetli düşüncelerle yapıldığı deliller veya belirtilerle anlaşılırsa, mahkeme, ıslahı dikkate almadan karar verir.
Ayrıca hâkim, kötüniyetle ıslaha başvuranı, karşı tarafın bu yüzden uğradığı bütün zararlarını ödemeye ve beşyüz Türk Lirasından beşbin Türk Lirasına kadar disiplin para cezasına mahkûm eder.'' düzenlemesi yer almaktadır.
İlk derece mahkemesince, davacı vekilinin dava dilekçesinde ve yargılama devam ettiği sırada sunmuş olduğu 08/04/2021 havale tarihli ıslah dilekçesinde davaya konu istirdat talebine dayanak senetlerin teminat olarak davalıya verildiğini açık bir şekilde beyan ettiği, ıslah dilekçesinde ise senetlerin davacı asil tarafından verilmediğini, davacı tarafından düzenlenmeyen senetlerdeki imzaların davacıya ait olmadığını beyan etmesinin kötüniyetli olduğuna ilişkin gerekçe ile ıslah talebinin reddine ve ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olup, davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2022/65, K. 2024/1113, 11 Temmuz 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama