KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 2 Temmuz 2024
- Esas no
- 2022/66
- Karar no
- 2024/1035
- İncelenen kararın mahkemesi
- KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Esas no
- 2017/547
- Karar no
- 2018/459
- Dava tarihi
- 03/10/2017
- Karar tarihi
- 25/10/2018
- Dava
- İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Kararın yaz. tarih
- 03.07.2024
Karar Metni
1.986 kelime·10 dk okuma·5 bölüm
Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25.10.2018 tarih ve 2017/547 Esas, 2018/459 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.
İSTEM
Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesi ile özetle; Taraflar arasında gerçekleşen sözleşme gereğince 05.06.2017 tarihli 11597 nolu fatura; 14.06.2017 tarihli 11604 nolu fatura; 16.06.2017 tarihli 11606 nolu fatura; 22.06.2017 tarihli 11612 nolu fatura; 30.06.2017 tarihli 11618 nolu fatura içerikleri vidalı millerin davalı tarafın siparişi üzerine üretildiğini ve belirtilen tarihlerde davalı firmaya teslim edildiğini, ancak borcun ödenmemesi üzerine İzmir 2. İcra Müdürlüğü'nün 2017/8599 Esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, davalının haksız itirazı üzerine takibin durdurulduğunu bildirerek sözü edilen icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamına ve %20 icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesi ile özetle.
Müvekkili şirketin yurt dışından ithal ettiği vidalı milleri, müşterilerine satmak üzere anlaşılan boyutlarda kesmesi ve işlemesi için davacı şirkete verdiğini, 24.05.2017 tarihli teknik şartnamede teknik resimlerin bulunduğunu, çizimde 1134 numaralı kesimin uyulması gereken standartların ve yine 1169 numaralı çizimde uyulması gereken standartların belirtildiğini ve imza karşılığı çizimlerin davalı şirkete tebliğ edildiğini, teknik şartname uyarınca yapılacak kesimlerin kontrollerin gerçekleşmesinden sonra kesin kabulünün yapılacağını,
sözleşme çerçevesinde davacı tarafından yapılan ürünlerin müvekkili tarafından Kayseri'de faaliyet gösteren ...
Şirketine gönderildiğini, ürünlerin talep edilen toleranslarda olmadığı için müvekkili firmaya iade edildiğini, bunun üzerine söz konusu ürünlerde testler yapıldığını ve ürünlerin hatalı olduğunun tespit edildiğini ve durumun davacı tarafa bildirildiğini, hatalı işlem sonucu söz konusu vidalı millerin herhangi bir şekilde kullanılamayacak duruma geldiğini bildirerek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk derece mahkemesinin 25.10.2018 tarih ve 2017/547 Esas, 2018/459 Karar sayılı kararı ile özetle; ''...Dava, satım sözleşmesinden doğan semenin tahsili konusundaki icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Bu bağlamda, TTK.'nun 23/1-c. madde hükmüne göre "malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı 2 gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir.
Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde incelemek ve incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür".
Olayda, 60 adet milde; kama genişlik ölçüsünün 5 - 0,03 ve salgı değerinin maksimum 0,02 olması gerekirken bu değerlere uygun imalat yapılmadığı, bu ayıbın teslim sırasında açıkça belli olduğu, dolayısıyla ortada açık ayıbın söz konusu olduğu, ne var ki davalı-alıcının bu açık ayıbı süresinde bildirmeyip milleri müşterilerine satıp teslim ettiği ve iade aldığı ve inceleme yaptıktan sonra, eşdeyişle ürünleri davacıdan teslim aldığı tarihten en az 10 gün geçtikten sonra davalının davacıya ayıp ihbarında bulunduğu,
dolayısıyla 2 günlük hak düşürücü süreyi geçirdiği için 60 adet vidalı milin de ayıpsız olduğunun kabulü gerektiği kanaatine varılmıştır.
Bu çerçevede, taraf defter kayıt ve belgelerin birbiri ile uyumlu olduğu, defter kayıtlarına göre davacının davalıdan 6.198,78 TL bakiye mal bedeli alacağının bulunduğu, sahibi oldukları ticari defter içeriğinin kendi aleyhlerine kesin delil teşkil ettiği, böylece icra takip tarihi itibari ile davacının davalıdan 6.198,78 TL alacağının bulunduğu, fazlaya ilişkin asıl alacak isteminin yersiz olduğu anlaşılmıştır.
İcra takip tarihinden önce davalının TBK.'nun 117.madde hükmü çerçevesinde ihtarname gönderilmesi ve sair şekilde temerrüde düşürülmediği, mütemerrit olmayan borçludan işlemiş faiz istenemeyeceği anlaşıldığından, davacı tarafın işlemiş faize ilişkin talebi hukuki dayanaktan yoksun bulunmuştur.
Bu açıklamalar ışığında, alacağın likit oluşu da dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne, takibin 6.198,78 TL'lik kısmına yönelik haksız itirazının iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine, İİK’nun 67/2 maddesi gereğince % 20 icra-inkar tazminatına hükmedilmesine dair karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili tarafından verilen 06.12.2018 havale tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; -Yerel mahkemece taraflar arasındaki ihtilafın ticari satım ilişkisi olarak değerlendirdiğini ancak taraflar arasında bir mal satımı söz konusu olmayıp eser sözleşmesinin konusunu oluşturabilecek bir ilişkinin bulunduğunu, hal böyle iken taraflar arasındaki ticari ilişkiyi, ticari satım olarak değerlendirip ayıp ihbar süresini vidalı millerin teslim süresinden başlatmak ve aradaki bir eseri tam ve eksiksiz olarak yerine getirme borcunu değerlendirmemenin hatalı olduğunu,
-Müvekkili şirketin, dava dışı 3. kişi konumundaki ...
Şti tarafından verilen sipariş üzerine yurt dışından müvekkili tarafından ithal edilen vidalı millerin verilen ölçülere uygun olarak kesmesi ve işlemesi için davacı şirket ile anlaştığını, söz konusu vidalı millerin hangi ölçülerde davacı tarafından işleneceğinin dava dışı ... tarafından verilen talimata uygun olarak davacı ile müvekkili şirket arasındaki sözleşmede belirtildiğini, davacı tarafından işlenen millerin ... tarafından kontrolü sırasında millerin talep edilen toleranslarda olmadığının tespit edildiğini, bu hususun bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, ayıplı ürünlerin ... tarafından müvekkiline gönderildiğini,
müvekkili tarafından da kontrolleri yapılarak ürünlerin ayıplı olduğu hususunun müvekkili şirket tarafından da anlaşıldığını, bunun üzerine müvekkili şirketin zaman kaybetmeden durumu davacıya derhal telefonla bildirildiğini, ancak yapılan bu bildirimlere davacı şirket tarafından yanıt gelmemesi üzerine bildirimin elektronik posta aracılığı ile de yapıldığını, müvekkili tarafından yapılan ayıp bildirimi dosyada dinlenen tanıklar ile ispat edildiğini, kaldı ki davacı tarafın da müvekkili tarafından ayıp ihbarında bulunulduğunu kabul ettiğini, ancak ayıp ihbar başlangıç süresini fatura tarihi olarak kabul ettiğini,
gözle muayenesinde dahi ayıbın fark edilmesinin mümkün olmadığı bir hususta ayıp ihbar başlangıç tarihinin fatura tarihi ya da mahkemenin gerekçeli kararında belirttiği gibi malın tesliminden itibaren başlaması hukuken mümkün olmadığını, Mahkeme kararının gerekçesinde bu hususun hiç bir şekilde incelenmediğini ve maddi vakıaları yerel mahkemenin açıkça hatalı değerlendirdiğini,
-Bilirkişi raporunda ayıbın gizli ayıp mı ya da açık ayıp mı olduğu konusunda bir değerlendirme bulunmadığını, 20.04.2018 tarihli bilirkişi raporunda söz konusu millerin talep edilen boyutlarda olmadığı, millerin ayıplı olduğu kesin bir dille bildirildiğini, ancak yerel mahkemece, bilirkişi raporunda herhangi bir değerlendirme olmamasına rağmen ürünlerdeki ayıbı açık ayıp olarak değerlendirdiği ve ayıp ihbarı süresinde yapılmadığından bahisle davayı kısmen kabul ettiği, bilirkişi raporunda ayıbın gizli ya da açık ayıp olduğu her ne kadar belirtilmese de raporun içeriğinden ayıbın gizli ayıp niteliğinde olduğunun belli olduğunu,
dava konusu millerdeki salınım derecesinin gözle görülmesinin imkansız olduğunu, dava konusu millerdeki ürünlerdeki ayıbın teslim anında müvekkili tarafından fark edilmesinin teknik açıdan imkansız olduğunu, neredeyse milimetre hesabı olan salınımların söz konusu olduğu bir üründe ayıp ihbarını teslim anından itibaren değerlendirmenin açıkça hukuka aykırı olduğunu,
-Müvekkili tarafından teslim edilen ürünlerde hatalı imalat nedeni ile oluşan zararın dosya kapsamında değerlendirilmediğini, müvekkilinin uğradığı maddi zarar için de mahkemeden değerlendirmede bulunması talep edilmiş ise de mahkemenin bu hususla ilgili herhangi bir karar vermediğini, taleplerini hükme bağlamadığını,
-Alacağın varlığı ya da yokluğunun yargılamayı gerektirdiği, ayıp ihbarının zamanında mı yoksa hak düşürücü süreden sonramı yapıldığı tartışılırken, alacağı likit olarak kabul edip müvekkili şirket aleyhine icra inkar tazminatı talebinde bulunmanın hukuka aykırı olduğunu,
Belirterek ayıbın gizli ayıp mı yoksa açık ayıp mı olduğu konusunda bir ek rapor alınmasına hükmedilmesini ve akabinde; açıkladıkları gerekçeler ışığında yerel mahkemenin kısmen kabul kararının kaldırılarak, davanın reddine, yargılama ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine hükmedilmesine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda,
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup iş bedelinin tahsili için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatına hükmedilmesi istemlerine ilişkindir.
İlk derece mahkemesi tarafından davanın kısmen kabulüne karar verildiği, verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edildiği görülmüştür.
Taraflar arasında davalının temin ettiği vidalı millerin uç işçiliklerinin yapılması için 24.05.2017 tarihli "Teknik Şartname" isimli eser sözleşmesinin yapıldığı, davacının yüklenici, davalının ise iş sahibi olduğu olduğu anlaşılmıştır.
Eser sözleşmesi, karşılıklı edimleri içeren bir iş görme akdîdir. Yüklenicinin edimi, eseri meydana getirmek ve iş sahibine teslim etmek, iş sahibinin karşı edimi ise teslim edilen eserin bedelini ödemektir. Eser yüklenicinin sermayesi, sanat ve becerisini kullanarak gerçekleştirdiği sonuçtur. İş sahibi ısmarladığı eserin belli nitelikler taşımasını, amacını karşılamasını arzu eder.
Şayet ısmarlanan eser iş sahibinin beklentisini karşılamıyorsa sözleşmenin yararlar dengesi iş sahibi aleyhine bozulur. Bu bakımdan eser, fen ve sanat kurallarına uygun ve iş sahibinin amacını karşılar nitelikte imâl edilmelidir. Aksi halde eser ayıplıdır ve yüklenicinin ayıba karşı zararlı sonuçtan sorumluluğu ortaya çıkar.
Bir tanımlama yapmak gerekirse; yüklenicinin ayıba karşı zararlı sonuçtan sorumluluk borcu, yüklenicinin eseri teslim borcunun tamamlayıcısı olarak, meydana getirdiği eserde ortaya çıkan ayıp ve eksiklikleri üstlenme borcudur. Bu gibi durumlarda eserde dürüstlük kuralları gereğince bulunması gereken niteliklerin yokluğu söz konusudur.
Eser sözleşmesinde ayıba dair hükümler, TBK 474-478 maddeleri arasında düzenlenmiştir. İmâl edilen eserde ayıp varsa, iş sahibi tarafından süresi içersinde ayıp ihbarında bulunulması şartıyla dava tarihinde yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu'nun 475. maddesinde sayılan seçimlik haklarından birisini kullanabilir. 6098sayılı TBK'nın 475. maddesinde ayıp halinde iş sahibine üç seçimlik hak tanınmıştır.
Bunlar eserin kullanılamayacak ve kabule zorlanamayacak ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aykırı olması halinde sözleşmeden dönme, ayıp oranında bedelden indirim isteme ve aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde onarımı isteme ya da onarım bedellerini talep etme hakkıdır.Bu hakkın kullanılması için iş sahibi tarafından ayrı bir dava açılabileceği gibi, yüklenici tarafından aleyhine açılmış olan bir davada bu husus def'i olarak ileri sürülebilir.
Eser sözleşmesi ilişkilerinde sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 474. maddesi hükümlerine göre iş sahibi açık ayıplarda eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz (makul süre içerisinde) eseri muayene ve açık ayıpları ihbar etmek zorunda olduğu, TBK'nın 472/son maddesi hükümleri gereğince ayıbın gizli olup sonradan ortaya çıkması halinde gecikmeksizin (derhal) ayıbı yükleniciye bildirmek zorunda olduğu, aksi halde eseri olduğu gibi kabul etmiş sayılacağı hükümleri getirilmiştir.
Bu bilgiler çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde; taraflar arasındaki imzalanan sözleşme, satış değil eser sözleşmesi olduğundan TTK hükümlerinin dava konusu somut olayda uygulanması mümkün değildir.
Uyuşmazlığın eser sözleşmesi hükümlerine göre çözümlenmesi gerekirken Mahkemece, uyuşmazlığın satış sözleşmesi olarak değerlendirilmesi ve TTK hükümleri uyarınca çözülmesi; bilirkişi tarafından düzenlenen raporda kalite kontrol teknik elemanları tarafından yapılan ölçümlerde toplam 60 adet milde salınım ve kama kanalı ölçülerinin teknik resimde belirtilen ölçü tolerans değerlerine uymadığı için ayıplı olduğunun belirtildiği halde söz konusu ayıbın gizli ayıp veya açık ayıp olup olmadığının tespit edilmediği ve Mahkemece bu hususun tespiti için bilirkişiden ek rapor alınmaksızın ayıbın açık ayıp olarak nitelendirilerek açık ayıbın süresinde
davacıya ihbar edilmediğinin kabul edilmesi usule ve yasaya aykırı olduğundan bu husustaki davalı vekilinin istinaf istemi yerinde görülmüştür.
İcra İflas Kanun'un 67. maddesine göre borçlunun tazminatla sorumlu tutulabilmesi için itirazında haksız olması gerekir. Uyuşmazlık taraflar arasındaki eser sözleşmesi kapsamında eserde ayıp bulunup bulunmadığı, ayıbın gizli veya açık ayıp olup olmadığı, ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığı bu kapsamda icra takip tarihi itibariyle davacı yüklenicinin alacağının olup olmadığından kaynaklandığından ve ihtilafın yargılamayla belirleneceğinden alacağın likid olduğundan söz edilemeyeceğinden Mahkemece koşulları oluşmadığı halde davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan davalı vekilinin bu husustaki istinaf istemi yerinde görülmüştür.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş, 6100 sayılı HMK'nın 281/3. maddesi gereğince dava konusu malzemeleri yerinde inceleyip rapor düzenleyen makina mühendisi bilirkişiden eserdeki ayıbın gizli veya açık ayıp olup olmadığı, ayıbın ağırlığına göre ayıpların giderilmesinin mümkün bulunup bulunmadığı, ayıplı eserden ötürü ücretten indirim gerekip gerekmediği konusunda rapor alınıp ardından ayıp ihbarı itirazlarının da eser sözleşmesi kapsamında değerlendirilerek sonucuna uygun karar verilmesinden ibarettir.
Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli olmadığından davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2022/66, K. 2024/1035, 2 Temmuz 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama