KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 22 Ocak 2026
- Esas no
- 2023/662
- Karar no
- 2026/108
- İncelenen kararın mahkemesi
- İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Esas no
- 2020/561
- Karar no
- 2022/1004
- Dava tarihi
- 14.10.2020
- Karar tarihi
- 08.11.2022
- Dava
- İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Kararın yaz. tarih
- 22.01.2026
Karar Metni
1.981 kelime·10 dk okuma·6 bölüm
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08.11.2022 tarih ve 2020/561 Esas, 2022/1004 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.
İSTEM
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Davacıya ait taşınmazda davalı tarafından mutfak tezgahı işi yaptırıldığı, söz konusu tezgah ... marka ve 25 yıl garantili olarak satışa sunulduğu, anlaşma neticesinde davalı tarafından 08.02.2018 tarihli fatura tanzim edilerek mutfak tezgahı yapıldığı, davacının taşınmazı 2018 aralık ayından itibaren kullanmaya başladığı, 13.06.2019 tarihinde tezgahta evye kenarından başlayan bir çatlak olduğu fark edildiği, davalıya durumun bildirildiği, kontrole kimsenin gelmediği, ürünün hatalı ve gizli ayıplı olduğu, davalıya toplamda 6.131,36-TL KDV dahil ödeme yapıldığı, davalıya ihtarname çekildiği,
davalının 30.12.2019 tarih ve 43279 yevmiye numaralı ihtarname ile sorumluluklarının bulunmadığını, tezgahta oluşan çatlağın kullanıcı kaynaklı olduğunu ve garanti kapsamında dahil edemeyeceklerini beyan ettiği, davacının davalı aleyhinde icra takibi başlattığı, davalı tarafından da tüm bu borçlar bilinmesine rağmen kötü niyetli ve haksız bir şekilde ayrıca müvekkilimizi oyalamak adına takibe itiraz ettiğini beyan ederek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
YANIT
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Dava konusu mutfak tezgahının davacı şirket temsilcilerinden birisine veya davacı şirket temsilcisinin bir akrabasına ait mesken mutfağına yapıldığı, bu meskenin ticari bir faaliyetin yapıldığı bir yer olmadığını, bu davanın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görev ve yetkisine giren bir hizmetin söz konusu olmadığı, görev ve yetki itirazlarının bulunduğu, yetkili .... firması tarafından rapor düzenlendiği, ısı testi yapıldığı, ısı testi sonucunda tezgahın üzerine sıcak tencere, tava, çaydanlık vs gibi dairesel tabanlı cisimlerin konulduğunun tespit edildiği,
davacının dava dilekçesindeki iddialarını kabul etmedikleri, dava konusu tezgahta oluşan çatlağın evyede işçilik ile oluşturulan incelemeden dolayı oluşmadığını, 07.08.2019 tarihli raporda belirtildiği gibi ürünün hatalı kullanım sonucundan kaynaklandığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk derece mahkemesinin 08.11.2022 tarih ve 2020/561 Esas, 2022/1004 Karar sayılı kararı ile özetle; "...Tüm dosya kapsamı yukarıdaki açıklamalar ışığında birlikte değerlendirildiğinde, davaya konu edilen mutfak tezgahındaki çatlamanın taraflar arasındaki uyuşmazlığı oluşturduğu, mahkemece mahallinde yapılan keşif ile beraber dava konusu tezgahtaki çatlamanın nedeninin ve tezgahın yeniden yapım maliyeti ve yeniden yapım süresine ilişkin görüş alınması amacıyla üç mimardan oluşan heyet tarafından dava konusunun incelendiği, bu bağlamda mutfak tezgah malzemesinin kuvars ağırlıklı malzemeden yapıldığı,
çok sert olduğu ve darbelere karşı dayanıklı olduğu, tezgahtaki çatlağın darbe ile gerçekleşmesinin mümkün olmadığı, çatlamanın eviye köşesinden başlayarak tezgahın orta kısmına doğru ilerlediği, çatlağın başlama ve ilerleme durumuna göre tezgahın eviye ile birleştiği köşede bir sorundan kaynaklı olarak çatlamanın meydana geldiğini, eviye için açılan yuvanın kuvars malzemenin taşıma gücünü zayıflattığının, sonrasında kullanımdan kaynaklı olarak oluşan yük sebebiyle çatlamanın meydana geldiğinin tespit edildiği,
mutfakta kullanılan malzemelerin oluşturacağı sıcaklığın kuvars gibi sert bir malzemeye çatlatmasının mümkün olmadığının, ayrıca ocak ile tezgahın birbirinden bağımsız ve ayrı yerlerde olduğunun ve meydana gelen çatlağın imalat hatasından kaynaklandığının ve sökülerek yeniden yapılması gerektiğinin tespit edildiğinden bahisle davacı tarafın davasının kabulüne, alacak likit olduğundan bahisle icra inkar tazminatına ilişkin davanın kabulüne," dair karar verilmiştir.
İSTİNAF EDEN
Davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ
Davalı vekili tarafından verilen 29.12.2022 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle.
Davanın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görev ve yetkisine giren bir hizmet söz konusu olmadığını, ithalatçı firmanın ürünün tedariğini sağladığını ve 20 yıl ürün garantisi verdiğini, ilgili firmanın davaya dahilinin sağlanmadığını, ısı testi yapılmadığını, davanın başından beri ısı testi taleplerinin kabul görmediğini, dava konusu tezgahın zarar gördüğünü, ancak zarar görmemiş, tezgahta bulunan evye ile,
yine zarar görmemiş tezgahın üstünde yer alan duvarda bulunan kaplamanın da bedellerinin davaya dahil edilmediğini, icra inkar tazminatına karar verilmesinin hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda ürünün sıcak teminatından zarar görmeyeceğinin belirtildiğini ancak ürünün garanti belgesi ve kullanım, temizlik ve bakım rehberinde ani ısı değişimi dolayısı ile oluşan termal şokun yüzeye zarar verme ihtimali olduğundan sıcak tencere veya tava gibi mutfak araçlarını doğrudan yüzeye temas ettirilmemesi..
Uyarısının yer aldığını, davacı tarafın bu hususlara uymadığını, 07.08.2022 tarihli raporun hazırlık aşamasında uygulanan ısı testi ile net şekilde ortaya koyduğunu, 07.08.2019 tarihinde.... firması tarafından hazırlanan rapor davaya ve bilirkişi incelemesine konu edilmediğini, davacının garanti belgesi ve kullanım, temizlik ve bakım rehberine aykırı davrandığını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine, yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesine, ihtalatçı garantör ... firmasının davaya dahil edilmesine,
ısı testi yapılarak ürünün kullanımı açıklayan ve kullanıcının uyması gereken kuralların yer aldığı garanti belgesi, kullanım, temizlik ve bakım rehberi içeriğinin ve 07.08.2019 tarihli ithalatçı firma raporunun da dikkate alınarak hüküm kurulmasına, davanın kabulüne karar verilecek ise zarar görmeyen evye ve duvar üstü kaplama ürünlerinin dahil edilmeden ayrı bir hesaplama yapılması gerektiğinden bu hususta ayrıca değerlendirme yapılmasına,
taraflarınca icranın geri bırakılması kararı talep edileceğinden istinaf başvurusunun İzmir 25. İcra Müdürlüğü 2020/5405 sayılı dosyasına bildirilmesine karar verilmesini talep ederek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda aşağıdaki değerlendirmeler yapılmıştır:
Dava, eser sözleşmesinin ayıplı ifası nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen “Eser sözleşmesi” yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Her iki tarafa karşılıklı borç yükleyen bir tür iş görme sözleşmesi olan eser sözleşmesinde “eser” ve “bedel” olmak üzere iki temel unsur vardır. Bu sözleşmelerde yüklenici, iş sahibine karşı yüklendiği özen borcu nedeniyle eseri yasa ve sözleşme hükümlerine, fen, teknik ve sanat kurallarına uygun olarak yapıp zamanında tamamlayarak teslim etmeyi, iş sahibi de bu çalışma karşılığında ivaz ödemeyi üstlenmektedir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) 474- 478 maddeleri ayıplı işler hakkında uygulanır. Bu maddelerde yer alan düzenlemelere göre yüklenicinin ayıp nedeniyle sorumlu tutulabilmesi için eserin teslim edilmiş olması ve teslim edilen eserin ayıplı olması, ayıbın iş sahibinden kaynaklanmamış olması, iş sahibinin eseri muayene ve ayıbı ihbar yükümlülüğünü yerine getirerek eseri açık ya da zımnen kabul etmemiş olması gerekir.
Eserin ayıplı yapılması sözleşmeye aykırılık teşkil etmekte olup; ayıp, açık ve gizli olabileceği gibi maddî ve hukukî ayıp şeklinde de olabilir. Açık ayıp, eserin teslimini müteakip makul süre içinde yapılan kontrol ve muayene sonucu görülüp tespit edilecek ayıptır. Gizli ayıp ise, basit bir kontrol ve muayene ile tespit edilemeyen, eserin kullanılmaya başlanmasından sonra ortaya çıkan ayıptır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ve BK’da eserdeki açık ve gizli ayıpların yükleniciye bildirim şeklinin nasıl olacağına dair herhangi bir düzenleme yapılmamıştır. Ayıp ihbarının yazılı olarak yapılması ispat kolaylığı sağlar.
Ancak ayıp ihbarı hukukî işlem olmayıp, hukukî işlem benzeri maddî vakıa olduğundan, Yargıtay’ın yerleşik içtihat ve uygulamalarında eser sözleşmelerinde aksi sözleşmede veya eki şartnamelerde kararlaştırılmadıkça taraflar tacir dahi olsa ayıp ihbarının her türlü delille ve bu arada tanık beyanı ile de ispatlanabileceği kabul edilmektedir.
6098 sayılı TBK'nın 475. maddesinde ayıp halinde iş sahibine üç seçimlik hak tanınmıştır. Bunlar eserin kullanılamayacak ve kabule zorlanamayacak ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aykırı olması halinde sözleşmeden dönme, ayıp oranında bedelden indirim isteme ve aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde onarımı isteme ya da onarım bedellerini talep etme hakkıdır.
Somut olayda; taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmamakta ise de mutfak tezgahı yapım işine ilişkin sözlü bir anlaşma yapıldığı her iki tarafın da kabulündedir. Davacı tarafça, sözleşmeye konu imalatın ayıplı yapıldığı iddia edilerek tazminat talebinde bulunulmuş, davalı tarafça sözleşmeden kaynaklanan edimlerin eksiksiz ve ayıpsız şekilde ifa edildiği belirtilerek davanın reddi savunulmuştur.
Davacı tarafça, davalıya 30.12.2019 tarih ve 43279 yevmiye numaralı ihtarname ile ayıp ihbarında bulunulduğu, ardından İzmir 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/35 Değişik iş sayılı dosyası ile delil tespiti yaptırıldığı, delil tespiti sonrasında eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Yargılama sırasında alınan bilirkişi heyeti kök ve ek raporunda, mutfak tezgahında meydana gelen çatlağın imalat hatasından kaynaklandığı, tezgahın sökülerek yeniden yapılması gerektiği, ayıbın gizli ayıp niteliğinde olduğu tespit edilmiştir. Bilirkişi raporunun tarafların iddia ve savunmaları ile dosya kapsamına alınan bilgi ve belgeler dikkate alınarak hazırlandığı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşıldığından Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
İtirazın iptâli davalarında İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde itiraz etmesi ve alacaklının icra hakimliğine başvurmadan, alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada, borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz. İcra inkâr tazminatı, hakkındaki İcra takibine itiraz ederek durduran ve çabuk sonuçlandırılmasına engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likid olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likid olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir.
Buna göre, likid bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir.
Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likid bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. (HGK'nın 07.06.2006 tarih 2006/19-295 Esas, 2006/341 Karar sayılı kararı, Yargıtay 15.H.D. 2015/944 Esas, 2015/4911 Karar)
Somut olayda, davalı yüklenici tarafından yapılan işlerin ayıplı olup olmadığı, ayıp giderim bedeli gibi hususlar yargılamayı gerektirdiğinden likid bir alacaktan söz edilemeyeceği için icra inkâr tazminatına hükmedilmesi koşulları bulunmamaktadır. Mahkemece, icra inkâr tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. Davalı vekilinin istinaf isteminin icra inkar tazminatı yönünden kabulüne karar verilmiştir.
Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; yasal düzenlemeler ve yargısal içtihatlar karşısında, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-2. maddesi gereğince kaldırılarak, Dairemizce yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2023/662, K. 2026/108, 22 Ocak 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama