KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 28 Mart 2024
- Esas no
- 2020/1165
- Karar no
- 2024/713
- İncelenen kararın mahkemesi
- İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 12/03/2020
- Numarası
- 2018/1403 Esas 2020/251 Karar
- Dava
- İTİRAZIN İPTALİ
- Karar yazım tarihi
- 28/03/2024
Karar Metni
1.710 kelime·9 dk okuma·6 bölüm
İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1403 Esas ve 2020/251 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...dava dilekçesinde özetle; davacının davalıya taşıma hizmeti vermesi sebebiyle oluşan alacağının tahsili için İzmir 14. İcra Müdürlüğünün 2018/7712 Esas sayılı icra takip dosyası ile takip başlatıldığı, davalının itirazı ile takibin durduğunu beyanla itirazın iptali ile takibin devamına, % 20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde; yetki itirazında bulunarak yetkili icra dairelerinin Manisa İcra Daireleri olduğunu, esasa ilişkin olarak davacının düzenlediği faturalara karşı davalının fiyat farkı faturası düzenlediğini, davacıya borcunun olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLER
Davacı vekili dava dilekçesinde; İzmir 14. İcra Müdürlüğünün 2018/7712 Esas sayılı dosyası, e-faturalar, sevk ve taşıma irsaliyeleri vb belgeler, şahit beyanları, tarafların ticari defter ve kayıtları, davalı şirketin BA'ları, bilirkişi incelemesi, yemin ve sair hususları delil oalrak bildirmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; ticari defter ve kayıtlar, sıra ... nolu 29.02.2016 tarihli, 5.522,40-TL bedelli fiyat farkı faturası, sıra ... nolu, 31.05.2016 tarihli, 3.894-TL bedelli fiyat farkı faturası, ödemeye ilişkin belgeler, İzmir 14. İcra Müdürlüğünün 2018/7712 Esas sayılı takip dosyası, bilirkişi incelemesi, tanık, keşif ve sair hususları delil olarak bildirmiştir.
İzmir 14. İcra Müdürlüğünün 2018/7712 Esas sayılı takip dosyası celp edilmiş, incelenmesinde dosyamızla ilgili olduğu görülmüştür.
İNCELEME VE GEREKÇE
2 nolu celsenin 1 nolu ara kararı ile davalı vekilinin yetki itirazının reddine karar verilmiştir.
Delillerin toplanmasından sonra mahkememizin 27.06.2019 tarihli oturumunda bilirkişi incelemesine karar verilmiş, bilirkişi ibraz ettiği 26.08.2019 havale tarihli raporunda dosya kapsamı hakkında beyanda bulunduktan sonra sonuç olarak, davacı ile davalı arasındaki ticari ilişkinin 2016 yılında olduğu, davacının İzmir 14. İcra Müdürlüğünün 2018/7712 Esas sayılı dosyasıyla 01.06.2018 tarihinde 23.541-TL asıl alacak üzerinden takip başlattığı, davalı 12.06.2018 tarihli itiraz dilekçesi ile takipteki borca işlemiş faize böyle bir borcun bulunmadığını beyanla itiraz ederek takibi durdurduğu,
davacının incelenen 2016 yılı defterlerinde, davalının kayıtlarda görülen borcunun 9.416,40-TL olduğu, davalıya çekilen bir ihtarname dosyada bulunmadığından takip tarihi itibariyle faiz istenebileceği bildirilmiştir.
Davacı vekili 09.09.2019 tarihli rapora beyan dilekçesinde davalı defterlerinin incelenmesini talep etmiştir. Davalı vekili 09.09.2019 tarihli rapora beyan dilekçesinde müvekkil şirket defterleri üzerinde inceleme yapılmasını talep etmiştir.
Mahkememizin 31.10.2019 tarihli oturumunda davalı şirket defterlerinin incelenmesi için talimat yazılmasına karar verilmiş, bilirkişi ibraz ettiği 27.12.2019 havale tarihli raporunda, davalı şirket tarafından, davacı şirkete kesilen 29.02.2016 tarih, 286450 nolu, 5.522,40-TL ve 31.05.2016 tarih, 041998 nolu, 3.894-TL bedelli iki adet fiyat farkı faturalarının, davalı şirketin defterlerinde kayıtlı olduğu, söz konusu iki adet faturanın davacı şirket kayıtlarında yer almadığı, davalı şirketin incelenen defterlerinde, davacı şirket ile olan ticari ilişkisinin 08.08.2016 tarihi itibariyle bakiye alacak ve borç kaydı sıfırlanarak kapatıldığı,
davalı şirket defter kayıtlarında, hesap kapanış tarihi nazarı dikkate alındığında 01.06.2018 takip tarihi itibariyle herhangi bir borç kaydının olmadığı ve yine takip tarihinden sonra bir borç ve alacak kaydının olmadığı bildirilmiştir.
Davalı vekili 23.01.2020 tarihli dilekçesinde davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 30.01.2020 tarihli dilekçesinde davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Toplanan deliller, bütün dosya kapsamı ve alınan bilirkişi raporlarına göre; davacının davalıya taşıma hizmeti vermesi sebebiyle oluşan alacağının tahsilinin talep edildiği, davacı defterlerine göre davacının 9.416-TL alacaklı olduğu, davalı defterlerine göre davalının 5.522,40-TL bedelli 286450 nolu ve 3.894-TL bedelli 041998 nolu fiyat farkı faturası kesilerek davacı ile olan cari hesabın sıfırlandığı,
davalı vekili 23/01/2020 tarihli yazılı açıklamasında fiyat farkına ilişkin faturaların davacıya kargo ile teslim edildiğini belirtmiş ve diğer açıklamalarda bulunmuş, davalının bu açıklamasına karşın davacı, fiyat farkı faturalarının 29/02/2016 ve 31/05/2016 tarihli olduğunu, kargo evrakının ise 11/03/2016 tarihli olduğunu belirterek düzenleme tarihleri bakımından çelişki olduğunu, bu durumun hayatın olağan akışına aykırı olduğu ayrıca kargo belgesinde ne taşındığı ve ne teslim edildiği hususunun yazılı olmadığını, bu sebeple davalının iade faturalarının teslim edildiği iddiasını kabul etmediklerini,
kendilerince 2016/8 ay itibariyle düzenlenen mutabakat belgesinde alacaklı olduklarını açıkça belirtmiş olduklarını bildirmiştir.
Davalı taraf, fiyat farkı faturasını ileri sürmüş ise de fiyat farkının ne şekilde oluştuğunu açıklanmadığı ve davalının bu yöndeki iddiası davacı tarafından da kabul edilmediğinden fiyat farkı faturalarının düzenlenmesi yerinde olmadığından değerlendirme dışında tutulmuş, davacı vekili 30/01/2020 tarihli dilekçesinde icra takibini ve davayı 23.541-TL üzerinden talep ettiklerini, bu miktarın sehven yazıldığını,
dava değerinin 9.416,40-TL olarak düzeltilmesini talep etmiş ise de yargılama usulünde bu şekilde düzeltme yapılmasının mümkün olmadığı ve açıkça da fazlaya ilişkin talepten feragat edilmediğinden dava değeri olarak 23.541-TL'nin esas alınması gerektiği...'' gerekçesi ile.
Davanın kısmen kabulü ile, davalının İzmir 14. İcra Müdürlüğünün 2018/7712 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile, takibin 9.416,40-TL asıl alacak üzerinden ve icra takip tarihinden itibaren asıl alacağa avans faizi uygulanmak suretiyle devamına, Hüküm altına alınan itirazlı alacak üzerinden taktir olunan % 20 (1.883-TL) icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, verilen bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu faturalara ilişkin bir kısım ödemeler müvekkili tarafından yapıldığını ve bir kısmı içinde fiyat farkı faturaları tanzim edildiğini, müvekkili şirketin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, davacının kendisine gönderilen fiyat farkı faturalarının davacı tarafa tebliğ edildiğini, mutabakat formunda fiyat farkı faturalarının cari hesaba işlenmesi gerekliliğinin davacıya iletildiğini ancak davacı tarafından ticari defterlerine işlemediğini, davacı ticari defterlerinin HMK'nun 222.
Maddesi gereğince delil olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını, 16.12.2019 tarihli bilirkişi raporu ile müvekkilinin davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığının ortaya konulduğunu, müvekkili aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu ayrıca davanın reddedilen bölümü yönünden davacı taraf kötüniyetle yüksek miktarla icra takibi yaptığından davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE
Dava, faturalardan kaynaklanan bakiye alacaktan dolayı yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
İspat, bir olayın veya hukuksal durumun varlığı veya yokluğu hakkında hâkimde kanaat uyandırmak için girişilen, ispat yükü üzerinde olan tarafın deliller vasıtasıyla yürüttüğü inandırma faaliyetidir.
İddia ve savunmaya dayanak gösterilen ve mahkemenin karar vermesinde etkili olacak olgulardan hangisinin kim tarafından ispat edileceği hususu ispat yükü kavramıyla ilgilidir. İspat yükünün ne şekilde dağılacağına ilişkin genel kural 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür.”
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat yükü” başlığını taşıyan 190. maddesinin 1. fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmış; 2. fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Buna göre
“(1)İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.”
İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir.
İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir.
Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır.
Ayrıca İİK’nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra - inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Burada borçlunun kötüniyetli itiraz etmiş bulunması yasal koşullardan değildir. İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz edip duran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
Bunlardan ayrı, alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında; dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle hükme esas alınan bilirkişi raporunun oluşa, somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olmasına, davacı şirket tarafından kesilen faturaların davalı şirket ticari defterlerinde kayıtlı olmasına, davalı şirketin kestiği fiyat farkı faturaların davacı şirket defterlerinde kayıtlı olmamasına, davalı şirket tarafından geçerli nedenlerle fiyat farkı faturalarının kesildiğinin ve fatura bakiye bedellerinin ödendiğini ispatlayamamasına,
alacağın likit ve belirlenebilir olmasına, davacının kısmen reddedilen alacak yönünden haksız olmasına rağmen kötüniyetli olduğunun ispatlanamamasına, yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2020/1165, K. 2024/713, 28 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama