İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi

İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAİSTİNAF KARARI

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi E.2020/1184 K.2024/715

İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/162 Esas ve 2020/166 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize…

Esas2020/1184Karar2024/715Tarih28 Mart 2024Okuma12 dk · 2.425 kelime

KÜNYE

T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
28 Mart 2024
Esas no
2020/1184
Karar no
2024/715
İncelenen kararın mahkemesi
İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
27/02/2020
Numarası
2019/162 Esas 2020/166 Karar
Dava
İTİRAZIN İPTALİ
Karar yazım tarihi
28/03/2024
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.425 kelime·12 dk okuma·5 bölüm

İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/162 Esas ve 2020/166 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...

Davacı taraf vekili duruşmada tekrar ettiği dava dilekçesi ile özetle; müvekkili şirketin, davalıdan olan alacağının tahsili için 28/03/2019 tarihinde İzmir 26 İcra Dairesi 2019/4359 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalıya ödeme emri tebliğ edildiğini, davalı şirketin davacı müvekkiline herhangi bir borcu bulunmadığını ileri sürerek takibe itiraz ettiğini, icra takibi başlatıldıktan sonra 20.000 TL'nin davalı tarafından müvekkiline ödendiğini ancak kalan alacağın ödenmediğini, davalı borçlunun takibe itirazında haksız ve kötü niyetli olduğunu,

takibin devamının sağlanması ve davalı borçlunun itirazının iptalini sağlamak için öncelikle 7155 Sayılı Kanun uyarınca arabulucuya başvurulduğunu ancak taraflar arasında uzlaşma sağlanmadığını, bu nedenle açılan davanın kabulü ile, borçlu davalının haksız olarak yaptığı itirazın iptaline, 20.000 TL'lik ödeme düşüldükten sonra kalan kısım için takibin devamına, alacağın % 20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı taraf vekili duruşmada tekrar ettiği cevap dilekçesi ile özetle; davacı tarafından müvekkiline verilen hizmete karşılık düzenlenen fatura tutarının 40.359,00 TL fazla olduğunu, bu miktar kadar fazladan hizmet sonuçlanmadan fatura kesildiğini, kendilerine müvekkili şirket tarafından bildirildiğinde işin/hizmetin devam ettiğini, faturanın iade edilmesine gerek olmadığını şayet bir sorun olursa kendilerine iade faturası tanzim edebileceğinin beyan edildiğini,

ancak davacı ile iş ilişkisine başlanıldığı 12/12/2019 tarihinden bu yana tanzim ettikleri fazladan kesilen 40.359,00 tutarda dahil edildiğinde KDV dahil 130.359,00 TL tutarında fatura gönderildiğini, yine müvekkili şirkete ödemeleri de eksik gösterilerek 60.359,00 TL ana para olarak icra takibi koyduklarını yine müvekkili şirketin 20.000 TL ödemesinin de takip sonrası olmayıp takip öncesinde olduğunu bu bakımdan itirazın haklı ve yerinde olduğunu, davacının ödemenin takip sonrası olduğu beyanının gerçeğe uygun ve yerinde olmadığını, ayrıca müvekkili şirketin Kimyevi ve Organik Gübre Üretim ve satıcısı olarak faaliyet gösterdiğini,

satın aldığı malzeme, hizmet ve maddelere, mal bedeline ilaveten KDV ödemekte, ancak gübreyi satışta KDV siz olarak sattığını, fatura karşılığı aldığı mal ve hizmet bedelleri için ödediği KDV tutarlarını satışa müteakiben 6-12 ay içerisinde Yeminli Mali Müşavir Denetim ve inceleme raporu sonunda Vergi Dairelerinden inceleme sonucu indirim konusu yapabildiğini, sözkonusu davacı fatura ve vergi beyannameleri davalı müvekkili şirketin tam tasdik sözleşmesi bulunan Yeminli Mali Müşavir Denetçi ...,

Davacı firmanın Vergi Beyannameleri için karşıt inceleme süreci içerisinde bulunduğundan ve karşıt incelemeleri halihazır tamamlanmadığından faturaların 19.886,00 TL si ise KDV tutarı olduğunu, şayet beyannamelerin usulüne uygun şekilde olduğu,

raporlanma aşaması sonuçlanmadığında müvekkili şirketin bu miktardaki KDV tutarını Vergi Dairesinden indirim konusu yapamayacağı gibi muhasebe kayıtları kabul edilir gider kaydından çıkarma zorunda kalabileceğini, hizmet alımı tamamlanmakla birlikte bu hususda sonuçlanmadığı için ödeme yapılmadığını, davacı hizmet vermediği kısımda dahil hemen parasını alıp kaçma eşiğinde olduğunu, bu nedenle davanın reddi ile davacının yargılama gideri ve vekalet ücretinin ve % 20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına çarptırılmasını talep ve beyan etmiştir.

DELİLLER VE GEREKÇE

İcra Dosyası :Dosya arasına getirtilen İzmir 26 İcra Dairesinin 2019/4359 Esas sayılı dosyasının incelenmesinden, davacı alacaklı ... Ltd. Şti. Tarafından ... San ve Dış Tic. Ltd. Şti aleyhine60.359,01 TL asıl alacak için takip başlatıldığı, ödeme emrinin davalı şirkete 02/04/2019 tarihinde tebliğ edildiği, davalı şirketin 05/04-2019 tarihinde borca itiraz ettiği ve takibin durduğu görülmüştür.

Faturalar :dava konusu olan, davacı tarafından davalı adına kesilen faturaların 22/02/2019 tarihli 14.094,00 TL bedelli, 25/01/2019 tarihli 51.840,00 TL bedelli, 11/12/2018 tarihli 94.425,00 TL bedelli faturalar olduğu görülmüştür.

Ödemeler: Davalı şirketin ... Bankasına ait hesabından, davacı şirketin ... Bankası nezdindeki hesabına EFT ile 08/03/2019 tarihinde 20.000,00 TL, 15/02/2019 tarihinde 20.000,00 TL, 31/01/2019 tarihinde 30.000,00 TL, 21/01/2019 tarihinde 20.000,00 TL, 26/12/2018 tarihinde 30.000,00 TL gönderildiği görülmüştür.

Vergi Dairesi :İzmir Bornova Vergi Dairesinden gönderilen 01/07/2019 tarihli cevabı yazıda ... San ve Dış Tic. Ltd. Şti. Hakkında 2018/12-2019/01-2019/02 dönemlere ait BA formlarının tetkikinde davaya konu faturaların ödevli kurum tarafından bildirildiğinin tespit edildiği ve BA formlarının yazı ekinde gönderildiği görülmüştür.

Dava; ticari hizmet ilişkisi kapsamında üç adet faturadan kaynaklanan bakiye alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.

Dava, 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır.

Davalı, takibe itirazında borca itiraz etmiş, herhengi bir sebep bildirmemiştir. Davaya verdiği cvapta ise dava konusu borcu ödediğini savunmuştur.

Dava konusu faturalarda geçen hizmetin verildiğine ilişkin olarak getirtilen BA formlarının incelenmesinde, takip konusu faturaların davalı tarafından vergi dairesine bildirildiği, davalının bu faturaları kabul edip matrahlarını da KDV ve kurumlar vergisi açısından indirim konusu yapmasının hizmetin kendisine verildiğine karine teşkil ettiği, karinenin aksinin davalı tarafça ispat olunamadığı,

davalının sunduğu ödeme belgelerine göre davalının davacıya dava-takip konusu fatura bedellerine mahsuben toplam 120.000,00-TL ödeme yaptığı, davalı vekilinin dosyaya ibraz olunan ödeme belgeleri dışında başka ödeme bilgisi ve belgesi bulunmadığını beyan ettiği, davalı tarafça yapılan 120.000,00-TL ödemenin davacının da kabulünde olduğu, faturalar bedelinden davalı tarafça yapılan ödemeler mahsup edildiğinde, davacının bakiye alacağının 40.359,00-TL olduğu, eldeki davada da bu miktar için itirazın iptalinin talep edildiği ve davacının 40.359,00-TL için davalıdan alacaklı olduğu...'' gerekçesi ile.

Davacının davasının KABULÜNE, Davalının, İzmir 26. İcra Müdürlüğünün 2019/4359 Esas sayılı takip dosyasına vaki itirazının iptali ile 40.359,00.TL asıl alacağın takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesi için takibin devamına, Hüküm altına alınan 40.359,00.TL alacak üzerinden hesaplanacak %20 oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, verilen bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İSTİNAF NEDENLERİ

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, “Cari hesap ekstresinden kaynaklanan bakiye alacağın” tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın kaldırılmasına yönelik açılan davada, ön inceleme duruşmasında HMK 320/2. maddesi gereği taraflar arasında; a)Davacının takip tarihi itibariyle davalıdan cari hesap bakiyesi alacağının bulunup bulunmadığı, bulunuyor ise miktarının ne olduğu, b)Davalı tarafından dava konusu alacağın ödenip ödenmediği, ödeme var ise bakiye alacağının bulunup bulunmadığı,

c)Davacmın bakiye cari hesap alacağına ilişkin davalı şirkete fatura konusu hizmetleri verip vermediği, davalı adına KDV zararının doğmasına neden olup olmadığı, d)Sonucuna göre davacının icra inkar tazminatı, davalının kötüniyet tazminatı taleplerinin yerinde olup olmadığı,

uyuşmazlık konusu olduğu tespiti yapıldığını İtirazın iptali davalarının icra takibine sıkı sıkıya bağlı dava türünden olduğunu, davacının icra takip talebinde bakiye cari hesap alacağını talep ettiğine göre mahkemece takip tarihi itibariyle davacının davalıdan herhangi bir bakiye alacağının bulunup bulunmadığının taraflar arasındaki süre gelen tüm ticari ilişki dönemi, bu dönem içerisindeki hukuki ilişkiye konu tüm hizmetler ve ödemelerin dikkate alınarak belirlenmesi gerekirken takip talebinin aksine taraflar arasındaki hukuki ilişkiye konu üç adet fatura değerlendirilerek karar verilmesinin doğru olmadığını,

ön inceleme duruşmasında taraf vekilleri tarafından ticari defterlerin mahallinde incelenmesini talep etmelerine rağmen mahkemece uyuşmazlığı çözecek şekilde bilirkişi raporunun dahi aldırılmadığını, hizmetin verilip verildiğinin araştırılmadığını, davacının müvekkili davalı aleyhine kötüniyetli takip başlatıldığını,

takip öncesi ödenen miktarın da icra takibine konu edildiğini ayrıca 26.09.2019 tarihli ön inceleme celsesinde 3 maddenin c bendinde doğru olarak “Davacının bakiye hesap alacağına ilişkin davalı şirkete fatura konusu hizmetleri verip vermediği davalı adına KDV zararının doğmasına sebep olup olmadığı “konusunda uyuşmazlık olduğu haklı olarak tespit edilmişken bu hususta da gerekli gerekli delillerin toplanıp araştırmanın yapılmadığını, eksik inceleme ile karar verildiğini, icra inkar tazminatına hükmedilmesinin de hukuka aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE

Dava, cari hesap alacağının tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.

Taraflarca getirilme (hazırlama) ilkesinin uygulandığı davalarda deliller kural olarak taraflarca gösterilir, hâkim delillere kendiliğinden başvuramaz. Buna karşılık kendiliğinden (re'sen) araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda, hâkim davanın ispatı için gereken bütün delillere kendiliğinden başvurur; taraflar da duruşma bitinceye kadar delil gösterebilirler. Dava ile ilgili olguların hazırlanmasında, tarafların yanında hâkimin de görevli olmasına, kendiliğinden araştırma ilkesi denir. Bu ilke kamu düzenini ilgilendiren çekişmeli davalarda ve çekişmesiz yargı işlerinde önem gösterir.

Dava malzemesinin taraflarca getirilme ilkesi, dava malzemelerinin mahkemeye kimin tarafından getirileceğiyle ilgili bir ilkedir. Buna göre, hâkim kendiliğinden, taraflarca ileri sürülmemiş vakıaları araştıramaz, hükmüne esas alamaz. Mahkeme sadece tarafların getirdiği vakıalara göre talep sonucunu inceleyip karar verir.

Taraflarca getirilme ilkesi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 25. maddesinde şu şekilde ifade edilmiştir:

“(1) Kanunda öngörülen istisnalar dışında, hâkim, iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamaz ve onları hatırlatabilecek davranışlarda dahi bulunamaz.

(2) Kanunda belirtilen durumlar dışında, hâkim, kendiliğinden delil toplayamaz”.

Bu ilkenin bir sonucu olarak mahkeme, sadece taraflarca ileri sürülen vakıaları inceleyebilir. Buna kural olarak deliller de dâhildir (HMK m. 25/2). Hâkim, olayın aydınlatılması için taraflardan delil ikamesini isteyebilir ancak tarafa belli bir delili hatırlatamaz.

Mahkemenin hüküm vermesi için kendisine yöneltilen talebin formüle edilmesi ve ileri sürülmesi tarafların görevi ise de, bunları anlamlandırmak veya gerektiğinde açıklattırmak hâkimin görevidir. Ancak bu durum, hâkimin tarafların ileri sürmediği vakıaları ileri sürmelerine imkân vermesi veya hatırlatması anlamını taşımaz. Burada mevcut olmayanın, talep edilmeyenin ortaya çıkartılması değil, talep edilenin netleştirilmesi, aydınlatılması, belirlenmesi söz konusudur.

Taraflarca getirilme ilkesi, hâkimin soru sorma ve davayı aydınlatma ödevi (m. 31) çerçevesinde yumuşatılmıştır (Pekcanıtez, Hakan / Atalay, Oğuz / Özekes, Muhammet: Medeni Usul Hukuku, 2011, 11.Bası, s. 248 vd).

Diğer taraftan HMK’nın “Hâkimin davayı aydınlatma görevi” başlıklı 31. maddesine göre; “Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir”.

Hâkimin davayı aydınlatma ödevi olarak ifade edilen bu düzenleme ile doğru hüküm verilebilmesi ve maddi gerçeğin bulunabilmesi amaçlanmıştır. Düzenlemede her ne kadar “açıklama yaptırabilir” denilmişse de, bunun, hâkimin davayı aydınlatması için bir “ödev” olduğunu kabul etmek gerekir. Çünkü davayı aydınlatma ödevi sayesinde hâkim, iddia ve savunmanın doğru ve tam olarak anlaşılmasını sağlayacak ve bu şekilde doğru olmayan bir kararın verilmesini önleyecektir (Pekcanıtez/Atalay/Özekes, s. 248 vd).

Görüldüğü üzere, hâkimin davayı aydınlatma ödevine ilişkin 31. maddede, hâkimin, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukukî açıdan belirsiz ya da çelişkili gördüğü konular hakkında taraflara açıklama yaptırabileceği, soru sorabileceği, kanıt gösterilmesini isteyebileceği belirtilmiştir.

Kural olarak herkes iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, kendisine ispat yükü düşmeyen diğer tarafın onun iddiasının aksini ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş sayılır.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesi uyarınca, “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür”.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat yükü” başlığını taşıyan 190. maddesinde de; “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.

(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” şeklinde düzenleme mevcuttur.

Yukarıda belirtilen maddenin 1. fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmıştır. Buna göre, bir vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükünü üzerinde taşıyacaktır. İkinci fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir.

İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir.

İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir.

Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır.

Ayrıca yemin delili, HMK'nın 225. ve devamındaki maddelerde düzenlenmiş olup yemin kesin delil niteliğindedir. Bir vakıayı ispat yükü kendisine düşen taraf, o vakıayı başka delillerle ispat edemezse, diğer tarafa yemin teklifinde bulunabilir. Yemin, iddianın ispatı yönünden başvurulacak son bir ispat vasıtasıdır. Yemin deliline dayanan taraf, iddia veya savunmasının diğer delillerle ispatlanmamış olması nedeniyle bu delile sıra gelmiş olduğunu başka türlü bilemeyeceğinden.

Hakim, ispat yükü üzerine düşen tarafın, iddiasını yazılı delillerle ispat edemediği kanaatine vardığı takdirde, ispat yükü üzerine düşen tarafa, dava ya da cevap dilekçesinde dayandığı yemin delilini de re'sen hatırlatmalıdır. Aksi halde, ispat yükü üzerine düşen tarafın tüm delilleri toplanıp, değerlendirilmemiş olacağından, yemin teklifi hakkı kullandırılmadan karar verilemez.

Bununla birlikte iddia veya savunmasını ispat edemeyen tarafa yemin teklif etme hakkının hatırlatılabilmesi için yemin deliline açıkça dayanılmış olması zorunludur.

Yukarıdaki içtihatlar ve açıklamalar ışığında; tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda dosyaya sundukları tüm deliller incelenip, toplanması gereken deliller toplandıktan sonra içinde uyuşmazlıkla ilgili alanda uzman bilirkişi veya bilirkişi heyetinden taraf ve yargı denetimine esas,

gerekçeli ve ayrıntılı bilirkişi heyet raporu alınarak hasıl olacak sonuca göre öncelikle iddiasını ispat ile yükümlü davacının iddiasını ispat ettiği ve akabinde de davalının savunmasını ispat edemediği takdirde davalı vekilinin cevap dilekçesinde açıkça yemin deliline dayandığı da dikkate alınarak davalı tarafa yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak bir karar verilmesi gerekirken mahkemece deliller tam olarak toplanıp bilirkişi incelemesi yapılmaksızın ve ayrıca yemin delili hatırlatılmaksızın eksik inceleme ile yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, doğru görülmemiştir.

Bu itibarla davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazının kabulü ile 6100 sayılı HMK'nın 355 ve 353/(1)-a-6. maddeleri gereğince kararın kaldırılmasına, kaldırma kararının sebep ve şekline göre istinaf yoluna başvuran davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun KABULÜ ile, İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/02/2020 tarih ve 2019/162 Esas 2020/166 Karar sayılı hükmünün 6100 sayılı HMK’nın 355 ve 353/(1)-a-6. maddeleri gereğince KALDIRILMASINA,

2-Dosyanın HMK 353/(1)-a maddesi gereğince Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,

3-Kararın kaldırılma neden ve şekline göre davalı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada şimdilik incelenmesine yer olmadığına,

4-Kararın kaldırılması nedeniyle başvuru sırasında alınan peşin harcın başvuru sahibi davalıya iadesine,

5-İstinaf başvurusu aşamasında başvuru sahibi davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin mahkemesince verilecek nihai kararla hüküm altına alınmasına,

6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından istinaf kanun yoluna başvuran davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,

7-İİK 36. maddesi gereğince istinaf aşamasında davalı tarafından tehiri icra talebi uyarınca yatırılan teminatın davalıya İADESİNE,

8-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme ve harç iadesine ilişkin işlemlerin yerel mahkemesince yerine getirilmesine,

Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 353/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 28/03/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2020/1184, K. 2024/715, 28 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Gereği Düşünüldü
  4. Cevap
  5. Deliller Ve Gerekçe
  6. İstinaf Nedenleri
  7. Delillerin Tartışılması, Hukuki Sebep Ve Gerekçe
  8. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
Esas No
2020/1184
Karar No
2024/715
Tarih
28 Mart 2024

İlgili Kararlar

  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi E.2020/1300 K.2024/522
  • İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi E.2020/1547 K.2024/511
  • İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi E.2020/1841 K.2024/706
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi E.2020/2213 K.2024/408
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi E.2020/2239 K.2024/410
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi E.2020/2246 K.2024/317

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.