KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 18 Nisan 2024
- Dosya no
- 2020/1885
- Karar no
- 2024/857
- İncelenen kararın mahkemesi
- İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 07/10/2020
- Numarası
- 2018/136 Esas 2020/465 Karar
- Davanın konusu
- Alacak (Cari Hesap Veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı
- Bam karar tarihi
- 18/04/2024
- Karar yazım tarihi
- 18/04/2024
Karar Metni
1.939 kelime·10 dk okuma·6 bölüm
Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Taraflar arasındaki cari hesap ilişkisi nedeniyle müvekkil şirketin davalıdan 31/12/2016 tarihi itibariyle 125.141,75 TL cari hesap alacağı bulunduğunu, 2013 yılı Aralık ayı başında taraflar arasında sözlü olarak ticari ilişki kurulması ve mal alımı hususunda anlaşıldığını ve aradaki güven ilişkisi nedeniyle sözlü mutabakata dayanılarak müvekkil şirket tarafından davalının hesabına 23/12/2013 günü saat 14:49 itibariyle 1.000.000 TL havale ile ödeme yapıldığını ancak ödemeye rağmen sözlü anlaşmanın fiiliyata geçmediğini ve 1.000.000 TL nin davalının uhdesinde kaldığını, İzmir 21.Noterliği'nin 03/03/2007 tarihli,
7985 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile alacağın davalıdan talep edildiğini ancak bir sonuç alınamadığını belirtip fazlaya ilişkin her türlü dava, talep ve ıslah hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik müvekkil şirketin cari hesap alacağı ile banka havalesinden kaynaklanan( cem'an 1.125.141,75 TL) alacağının şimdilik 100.000 TL lik kısmının(ileride gerçek alacak miktarı belli olduğunda tamamının) ihtarnamenin keşide tarihi olan 03/03/2017 tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek reeskont/avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, dava dilekçesi ekinde ...
Bankası'nın 23/12/2013 tarih, 999.000 TL bedelli, gönderen .... A.Ş., alıcı ...Şti olan dekont örneği ibraz edilmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Davacının açtığı davanın belirli cari hesap alacağı ve buna dayanak gösterilen banka dekont ve cari hesap kayıtlarını içeren belirsiz alacak davası olduğunu ancak davacının alacağını banka havalesi ile yapmış olması hasebiyle alacağın belirli ve hesaplanabilir olduğunu, öncelikle belirli ve hesaplanabilir bir alacağın tespiti talebinin davacının kısmi ve belirsiz alacak davası olarak ikame etmesi yönünden davanın usul ve yasaya aykırı olduğundan reddini, müvekkil şirketin ... markası ile bilinen markanın sahibi ve üretici olan yatak ve uyku ürünleri sektöründe hizmet veren tanınmış köklü ve bilinen bir şirket olduğunu,
yapılan incelemeyle davacının müvekkil şirket nezdinde 06/06/2016 tarihi itibariyle hiçbir hak ve alacağı bulunmadığının tespit edildiğini, davalı müvekkilin bu tarihten dava tarihine kadar davacı ile hiçbir ticari ilişkisinin bulunmadığını, davacının dilekçesinde belirttiği 23/12/2013 tarihinde müvekkil şirkete 1.000.000 TL havalenin cari hesap borcuna istinaden tahsil edildiği ve cari hesap kayıtlarına işlendiğini, davacı ile yapılan 31/12/2015 tarihli hesap mutabakatı evrakından da görüleceği üzere davacı şirket ile işbu cari hesap kaydının doğruluğunun ve 31/12/2015 tarihi itibariyle 0 bakiye olduğu mutabakatına varıldığını,
bu tarihten sonra davacı tarafça ticari borç ilişkisine karşılık verilen çeklerin iadesi talebinin müvekkil şirket tarafından geri çevrilmeyerek söz konusu çeklerin daha uzun vadeli çekler ile ötelenmesine olanak sağlandığını, müvekkil şirketin davacı şirkete karşı borcu bulunmadığı gibi davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü gibi hiçbir hak ve alacağının bulunmadığını belirtip açılan davanın öncelikle usul yönünden reddine, davanın esastan tüm sonuçlarıyla reddine karar verilmesini beyan etmiştir.
MAHKEMECE
"...Tüm dosya kapsamı ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın Cari hesap ilişkisinden kaynaklı alacağın ve 23/12/2013 tarihinde davacı tarafça davalı tarafa yapılan banka havalesi kapsamında fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 100.000 TL bedelin ihtarnamenin keşide tarihi olan 03/03/2017 tarihinden itibaren işleyecek reeskont/avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili istemine yönelik olduğu, davaya konu ...
Bankası hesabından davalının ...
Bankası hesabına 23/12/2013 günü saat 14:49 itibariyle 1.000.000 TL havale yapıldığının davacının 2013 yasal defterlerinde kayıtlı olmadığı, tacirlerin tutmakla yükümlü olduğu defterlerin sahibi lehine-aleyhine delil olabileceği, yapılan havalenin davalının yasal defterlerinde 23/12/2013 tarih ve 75650 yevmiye kaydında kayıtlı olduğu, davalının yasal defterlerinde 31/12/2015 tarihi itibariyle cari hesap alacağının 125.141,75 TL olduğu ve 31/12/2018 tarihi itibariyle cari hesap bakiyesinde bir değişiklik olmadığı, davacı tarafça yapılan havalenin davacının cari hesabına kaydedildiği,
06/06/2016 tarihi itibariyle davalının davacıya hesap bakiyesinin bulunmadığı, davacı dava dilekçesiyle yemin deliline dayandığından davacı vekiline yemin teklif hakkını kullanıp kullanmayacaklarına ilişkin kesin süre verilerek sonuçlarının hatırlatıldığı, 07/10/2020 tarihli celsede davacı vekilinin yemin teklif etme hakkını kullanmak istemediklerini beyan ettiği ve bu beyanını imzasıyla tasdik ettiği, tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinin denetime elverişli hüküm kurmaya olanaklı olduğu ayrıca başkaca bir incelemeye gerek olmadığı,
davacının davasını kanıtlayamadığı anlaşılmakla, açılan davanın reddine karar vermek gerekmiştir," gerekçesi ile, açılan davanın reddine," şeklinde karar verilmiştir,
Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu dosyaya sunulan bilirkişi raporunun 5.sayfasında, müvekkili şirket defterlerine göre müvekkili şirketin banka hesabından davalı şirketin ...
Bankası hesabına 23,12,2013 tarihinde 1,000,000,00.TL. aktarıldığı ve cari hesap alacakları olan 125,141,75.TL. yönünden davalı tarafın defterlerinde 31,12,2015 tarihi itibarıyla bu miktar alacaklarının varit olduğunu, 31,12,2018 tarihi itibarıyla da bu tutarda bir değişiklik bulunmadığının tespit edildiğini, bilirkişinin davalı taraf defterleri üzerinde yaptığı incelemede ise bazı defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin yaptırılmadığı belirtilmiş olmakla, davalı taraf defterlerinin bu haliyle davalı taraf lehine delil olamayacağının açık olduğunu,
bilirkişinin davalı taraf defterleri üzerinde yaptığı incelemede talep konusu 1,000,000,00.TL.nin müvekkili şirket defterlerinde görüldüğü şekilde davalıya banka havalesiyle aktarıldığının sabit olduğunu, buna mukabil bilirkişinin hiç bir açıklama ve değerlendirme yapmadan dava konusu 1,000,000,00.TL.lik ödemenin müvekkili tarafından davalı tarafa aktarıldığı hususu sabitken 06.06.2016 tarihi itibarıyla davalının müvekkili şirkete hiç bir borcunun bulunmadığını ifade ettiğini, rapora itirazları sonrası yerel mahkemece buna ilişkin belgelerin davalı tarafça dosyaya sunulmasının istendiğini,
davalı tarafın dosyaya "Mutabakat Belgesi" başlıklı bir fotokopi belge sunduğunu ve bu belgeye göre davalının müvekkiline borcunun bulunmadığını iddia ettiğini, bahsi geçen belgenin sahte bir belge olduğunu ve belge aslının davalı tarafça dosyaya sunulmasını ve belge üzerindeki müvekkili imzasının gerçek olup olmadığı yönünde grafoloji incelemesi yapılmasını yerel mahkemeden talep etmişlerse de yerel mahkemenin işbu taleplerini reddettiğini ve haklı davalarını reddettiğini,
yerel mahkemece söz konusu mutabakat belgesi başlıklı belge üzerinde inceleme yapılmaması üzerine bu kez belgenin sahteliğinin tespiti amacıyla İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulduğunu ve bu şikayetlerinin sonucunun beklenmesinin yerel mahkemeden talep edilmiş ise de bu taleplerinin de kabul görmediğini ve sahte bir belgeye dayanılarak davanın reddine karar verildiğini belirterek müvekkilinin mağduriyetinin önlenmesi ve hakkaniyete uygun bir karar verilmesinin temini amacıyla yere mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, havale işleminden ve cari hesaptan kaynaklı alacak istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir.
“Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222. maddesi ;
“(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır”. Şeklinde düzenlenmiştir.
28/07/2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 7251 sayılı Kanunun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile HMK’nın 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir: “Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz”.
İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir.
İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir.
Davacı vekili, Taraflar arasındaki cari hesap ilişkisi nedeniyle davalıdan 31/12/2016 tarihi itibariyle 125.141,75 TL cari hesap alacağı bulunduğunu, 2013 yılı Aralık ayı başında taraflar arasında sözlü olarak ticari ilişki kurulması ve mal alımı hususunda anlaşıldığını ve aradaki güven ilişkisi nedeniyle sözlü mutabakata dayanılarak müvekkil şirket tarafından davalının hesabına 23/12/2013 günü 1.000.000 TL havale ile ödeme yapıldığını ancak ödemeye rağmen sözlü anlaşmanın fiiliyata geçmediğini ve 1.000.000 TL nin davalının uhdesinde kaldığını, İzmir 21.Noterliği'nin 03/03/2017 tarihli,
7985 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile alacağın davalıdan talep edildiğini ancak bir sonuç alınamadığını belirtip fazlaya ilişkin her türlü dava, talep ve ıslah hakları saklı kalmak kaydıyla cari hesap alacağı ile banka havalesinden kaynaklanan( cem'an 1.125.141,75 TL) alacağının şimdilik 100.000 TL lik kısmının(ileride gerçek alacak miktarı belli olduğunda tamamının) ihtarnamenin keşide tarihi olan 03/03/2017 tarihinden itibaren ödenmesi talebiyle dava açmıştır.
Davalı, borcun bulunmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir.
Taraf defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu hazırlanan bilirkişi raporuna göre davacının yasal defterleri ile davalının defterlerinin uyumlu olmadığı, davalı kayıtlarında borcun bulunmadığı, ispat yükü üzerinde olan davacının cari hesap alacağını ispatlayamadığı, mahkemece hatırlatılması üzerine yemin teklif etme hakkını kullanmak istemediklerini beyan ettiği görülmüştür.
Öte yandan, havale, kural olarak bir ödeme vasıtasıdır. Başka bir ifade ile havalenin, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal bir karine mevcuttur. Bu yasal karinenin aksini (havalenin borcun ödenmesinden başka bir amaçla yapıldığını) havaleyi gönderen tarafın ispat etmesi gerekir. Dava konusu edilen 23/12/2013 tarihli havale işleminde paranın mal teslimi için gönderildiğine dair herhangi bir açıklama bulunmadığından davacının iddiasını dekont ile ispat edemediği anlaşılmaktadır.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, denetime elverişli bilirkişi raporu doğrultusunda karar verildiğinin, davacının alacak iddiasının kanıtlanmadığınn anlaşılmasına göre davacı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1,b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2020/1885, K. 2024/857, 18 Nisan 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama