KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 3 Mayıs 2024
- Dosya no
- 2021/123
- Karar no
- 2024/941
- İncelenen kararın mahkemesi
- İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 27/10/2020
- Numarası
- 2020/383 Esas 2020/560 Karar
- Dava
- İtirazın İptali
- Bam karar tarihi
- 03/05/2024
- Karar yazım tarihi
- 03/05/2024
Karar Metni
1.443 kelime·7 dk okuma·7 bölüm
Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davalıdan ticari ilişkiden kaynaklanan toplamda 22.066,00 TL alacağı olduğunu, davalı taraf ihale sonucu mezarlık yapım işini aldığını, müvekkilinin de iş makinelerini bu işin yapımında çalıştırdığını, yapılan iş karşılığında müvekkili davalı tarafa 31/12/2018 tarihli 17.464,00 TL bedelli ve 09/01/2019 tarihli ve 3.900,00 TL bedelli iki adet fatura düzenlendiğini, düzenlenen faturaların 11/01/2019 ve 02/01/2019 tarihinde davalı tarafa gönderildiğini,
davalı tarafın faturalara itiraz etmediğini ticari defterlerine işlediğini ihale aldığın firmayla hakedişlerini yaparak ödemelerini aldığını, davalı tarafın hakediş sonrasında müvekkiline fatura bedellerini ödemediğini, bu nedenle müvekkilinin alacağını tahsil edebilmesi amacıyla İzmir 21 İcra Müdürlüğünün 2019/3705 Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, icra takip dosyasında borçluya ödeme emri gönderildiğini ve borçlunun kanuni süresi içerisinde borca, ferilerine ve icra takibini itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, davalının kötü niyetli olarak borca itiraz ettiğini bu nedenle borçlunun itirazının iptali ile takibin devamına,
takip konusu alacağın belirlenebilir bir alacak olması ve borçlunun kötü niyetle itiraz etmesinden ötürü alacağının % 20'sinden aşağı olmamak şartıyla tazminata hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı tarafa dava dilekçesi ve duruşma günü tebliğ edilmesine rağmen, davalı taraf davaya cevap vermemiş, duruşmalara katılmamış uyaptan gönderdiği 07/11/2019 tarihli dilekçesi ile taraflarına e tebligat yolu ile 05/11/2019 tarihinde tebliğ edilen 29/10/2019 tarihli raporda müvekkili tarafından davacıya 05/02/2019 ve 12/2/2019 tarihlerinde ...türk Bankası aracılığıyla ... nolu İBAN hesabına gönderilmek suretiyle ayrı ayrı 5.000 TL ve 4.000 TL ödemelerde bulunulduğunun tespit edildiğini,
davacı tarafça düzenlenen fatura ve kayıtlar ile davacı taleplerini kabul mahiyetine gelmemek kaydıyla fatura tarihlerinin 31/12/2018 ve 09/01/2019 olduğu, müvekkili tarafından yapılan ödemelerin ise fatura düzenleme tarihlerinden sonra olduğu gözetildiğinde sözkonusu ödemelerin kabul manasına gelmemekle mahsup edilip edilmeyeceği hususunun değerlendirilmemiş olmasının hatalı olduğunu zira sözkonusu bedellerin mahsup edilmesi halinde bilirkişi tarafından tespit edilen rakamların yarı oranda azalacağının aşikar olduğunu bu yönüyle itiraza konu bilirkişi raporunun eksik değerlendirme neticesinde hazırlanmış olduğu kanaatinde olduğunu bu
nedenle dosyanın yeni bir rapor alınmak üzere yeni bilirkişiye tevdiine karar verilmesini, bu istemlerinin kabul görmemesi halinde ise itirazları doğrultusunda ek rapor alınmak üzere dosyanın yine aynı bilirkişiye tevdiine karar verilmesini savunmuştur.
İlk derece mahkemesince; 10/12/2019 tarih 2019/107 Esas 2019/1357 Karar sayılı kararı ile ; davanın kısmen kabulüne karar verildiği, kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Dairemizin 09/06/2020 tarih 2020/631 esas, 2020/565 karar sayılı kararı ile davacının tacir ve işletme sahibi olup olmadığının araştırılarak, yapılan incelemelere göre, davanın Ticaret mahkemesinin görevinde bulunup bulunmadığı hususlarında araştırma yapılarak ve yargılamaya devam edilmesi için, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın HMK'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca mahkemesine iadesine dair karar verildiği anlaşılmıştır.
Dairemiz kaldırma kararından sonra;
MAHKEMECE
"...Dava, 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır. Davacı gerçek kişi yönünden tacir olup olmadığına dair araştırma yapılmış, bilanço usulüne göre defter tuttuğu, 1. sınıf tacir olduğu tespit edildiğinden tacir sıfatını haiz olduğu, davalı tarafın ise TTK'da sayılan şirketler arasında yer aldığı görülmüştür. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davalarının ticari dava sayılacağı, eldeki davanın her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirdiği anlaşılmakla mahkememizin davaya bakmaya görevli olduğu kanaatine varılmıştır.
Davalı takibe itirazında borca itiraz etmiş, herhengi bir sebep bildirmemiştir.
Davaya ve takibe konu faturaların davalının usulüne uygun tutulmuş defterlerinde kayıtlı olduğu, hizmetin verildiğine ilişkin olarak getirtilen BA formlarının incelenmesinde takip konusu Seri A 018771 nolu ve KDV dahil 17.464,00 TL bedelli faturanın davalı tarafından vergi dairesine bildirildiği, davalının bu faturayı kabul edip matrahlarını da KDV ve kurumlar vergisi açısından indirim konusu yapmasının, takip konusu her iki faturayı da ticari defterlerine kaydetmesinin faturalara konu hizmetin kendisine verildiğine karine teşkil ettiği, davalının ...
Türk bankasındaki hesabından davacının ...
Bankasındaki hesabına 05.02.2019 tarihinde 5.000,00 TL'yi, 12.02.2019 tarihinde ise 4.000,00 TL'yi EFT ile "cari hesaba mahsuben" açıklaması ile gönderdiği, iki adet faturadan kaynaklanan davacı alacağının toplam 22.066,00 TL olduğu, davacının, davalı tarafından, 29.02.2019 icra takibinden önce yapılan bu ödemeleri mahsup etmeksizin 22.066,00 TL toplam fatura alacağı için takibi başlattığı, EFT ile yapılan ödemelerin hangi fatura borcuna ilişkin olduğuna dair bir kaydın bulunmadığı,
ödeme tarihleri itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 101 ve 102. maddeleri uyarınca yapılan bu ödemelerin takip konusu fatura tarihlerinden sonra olduğu gözetildiğinde öncelikle takip konusu faturalara sayılması gerektiği,
22.066,00 TL alacaktan 9.000,00 TL'lik davalı ödemesi mahsup edildiğinde davacının icra takip tarihi ve dava tarihi itibariyle iki adet faturadan kaynaklanan alacağının (22.066,00 TL - 9.000,00 TL)=13.066,00 TL olduğu anlaşılmakla davacının davasının kısmen kabulüne,13.066,00 TL asıl alacağın takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesi için takibin devamına, İİK'nun 67/2.maddesi uyarınca hüküm altına alınan alacağın likit olması ve davalının itirazında haksız olması nedeniyle %20 oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline,
karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. '' gerekçesi ile;
HÜKÜM
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının davasının KISMEN KABULÜNE, Davalının, İzmir 21. İcra Müdürlüğünün 2019/3705 Esas sayılı takip dosyasına vaki itirazının kısmen iptali ile 13.066,00 TL asıl alacağın takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesi için takibin devamına, 2-Hüküm altına alınan 13.066,00 TL alacak üzerinden hesaplanacak %20 oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3- Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE," şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin sadece iki adet fatura alacağı için icra takibi başlatıldığı yönündeki tespitinin hukuka aykırı olduğunu, gerek takip talebinde gerekse ödeme emrinde takibin mahiyeti açık bir şekilde yazılı olduğunu, ilk derece mahkemesinin sadece son iki fatura ile sınırlı bir yargılama yürütmüş olmasının hukuka aykırı olduğunu, icra takibinin konusunun cari hesap alacağı olduğunu, yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda davalı tarafa 3 adet fatura kesildiğinin görüleceğini, bu faturaların tarih ve miktarlarının.
30/11/2018 tarihinde 19.057,00-TL, 31/12/2018 tarihinde 17.464,00-TL, 09/01/2019 tarihinde 4.602,00-TL' şeklinde olduğunu, ilk derece mahkemesinin sadece son iki fatura ile sınırlı bir yargılama yürütmüş olmasının hukuka aykırı olduğunu, icra takibinin konusunun cari hesap alacağı olduğunu, yazılı faturalara karşılık olarak 12/12/2018 tarihinde 10.000,00 TL, 05/02/2019 tarihinde 5.000,00 TL, 12/02/2019 tarihinde ise 4.000,00 TL ödemeler gerçekleştirdiğini,
icra takibinin konusu cari hesap alacağı olduğu için borç ve ödemelerin bir kül olarak toplanması gerekirken eksik ve hatalı değerlendirme sonucunda toplam 9.000,00TL'lik ödeme son iki fatura alacağından düşüldüğünü ve davanın kısmen kabulü yönünde karar verildiğini, dosyaya sunulan bilirkişi raporunda da toplam cari hesap alacağı 22.123,00 TL olarak tespit edildiğini, bu tespitin müvekkile ait ekte sunulu muavin defteri ile de uyumlu olduğunu, harca esas değerin ise 22.066,00 TL olduğunu,
bu haliyle taleple bağlı kalınarak 22.066,00 TL üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile davanın kısmen kabulü yönünde karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava: itirazın iptali istemine ilişkindir. HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; davacının takipte cari hesaba dayanak olarak 2 adet faturayı göstermiş olmasına, dava dilekçesinde de açıkça iki adet fatura düzenlendiğini, bu fatura bedellerinin ödenmediğini belirtmiş olmasına,
icra takibine dayanak gösterilen faturaların davalı defterinde kayıtlı olmasına, mahkemece bu iki faturaya göre ve yapılan 9.000 TL ödemenin mahsup edilerek hüküm kurulmasında bir isabetsizlik olmamasına göre davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2021/123, K. 2024/941, 3 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama