KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 26 Eylül 2024
- Dosya no
- 2021/552
- Karar no
- 2024/1618
- İncelenen kararın mahkemesi
- İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 14/01/2021
- Numarası
- 2018/1439 Esas 2021/21 Karar
- Dava
- Alacak
- Bam karar tarihi
- 26/09/2024
- Karar yazım tarihi
- 26/09/2024
Karar Metni
1.981 kelime·10 dk okuma·7 bölüm
Taraf vekilleri tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili Şirketin "..." markası ile üretim sağladığını, davalılardan ...'ın müvekkili Şirketin Aliağa bayiliğini yaptığını, davalı ...'ın ise davalı ...'nın eşi olup sözleşmeye kefil sıfatı ile imza attığını, 24.12.2018 tarihli sözlemenin süresinin 5 yıl olarak belirlendiğini, ancak sözleşmenin süresi başlıklı bölümde süre sona ermeden üç ay önce taraflarca yazılı bir fesih ihbarında bulunulmadığı takdirde aynı şartlarla beş yıl yenilenmiş sayılacağını, sözleşmenin feshedildiğine dair yazılı bir bildirim olmadığını,
dolayısı ile sözleşmeye aykırılıkların bulunduğu dönemde geçerli bir sözleşmenin mevcut olduğunu, sözleşmenin konusu bölümünde davalıların sözleşmesel edimlerinin müvekkili şirket tarafından ..., ..., ... suyu ibareli suların satışı olduğunu, 18.madde de başka firmaların ürettiği ürünleri satamayacağı, 9. maddede bayinin gelen siparişleri karşılamak üzere stoğunda müvekkili şirket markasını bulundurmak zorunda olduğunu, ancak Aliağa Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/49 D.İş sayılı dosyası ile yapılan incelemede,
davalı yanın müvekkili şirketle alakası olmayan ... marka su sattığı ve stoklarında müvekkili şirkete ait hiç bir marka bulundurmadığı dolayısı ile sözleşme yükümlülüklerine uymadığının tespit edildiğini, 26. maddede sözleşme yükümlülüklerine aykırı davranması halinde 10.000 ABD doları tutarında cezai şart ödemeyi kabul ettiğini, ayrıca 25.maddede davalı bayiye yapılan promosyon, bedelsiz su, prim gibi reklam ve yatırım amaçlı olarak yapılan harcamaların toplamını tek taraflı fesih halinde 20.000,00 TL bedelini müvekkiline kayıtsız şartsız ödemeyi kabul ettiğini,
10.000 Doların 02.01.2018 tarihli kur üzerinden karşılığı olan 37.600,00 TL ve 20.000,00 TL cezai şart bedeli toplamı 57.600,00 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; sözleşmenin ... tarafından imzalanmadığını, husumet itirazında bulunduklarını, sözleşmenin hiç bir tarafında ...'ın imzasının bulunmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını, Görevli Mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, ayrıca davanın Yetkisiz Mahkemede açıldığını, Yetkili Mahkemenin Karşıyaka Ticaret Mahkemeleri olduğunu, esas bakımından ise ... ile yapılmış sözleşmeye bakıldığında, davacı tarafından tek taraflı olarak düzenlendiğini, tüm sorumlulukların müvekkili aleyhine düzenlendiğini, küçük bir işletme olan ...'ın ticareti terk ettiğini,
sözleşmenin süresinin müvekkilinin sözleşme yapma özgürlüğünü kısıtladığını, ...'ın hiç bir maddesine müdahale etmediği bu sözleşmenin dürüstlük kuralına aykırı genel işlem şartı ihtiva ettiğini, ...'ın davacı taraf ile aralarında bir sözleşme bulunmadan ticari ilişkilerinin olduğunu, bu ticari ilişkide müvekkili ...'ın her türlü özeni ve ihtimamı göstermesine rağmen davacı şirket tarafından su dolumlarını zamanında yapmaması nedeni ile müşterilerin taleplerini karşılayamaması nedeni ile müvekkilinin mağdur olduğunu, su bidonlarının nakliyesinin de sorun oluşturduğunu, nakliyenin de müvekkillerine yüklendiğini,
müvekkili ...'ın sözleşme dışı davacı şirketle iş yaptığını, davalı ...'a yönelik davanın ise zamanaşımına uğradığını, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
MAHKEMECE
"...Taraflar arasındaki sözleşme, Aliağa Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/49 D.İş dosyası dosya içersinde mevcuttur.
Yetki itirazı bakımından yapılan değerlendirmede, davanın konusu sözleşmeden kaynaklandığından, yapılan sözleşmede ise İzmir Mahkemeleri yetkilendirildiğinden yetki itirazının reddine karar verilmiştir.
Davalıların Vergi Dairesi ve Ticaret Odasından gelen kayıtlara göre, ...'ın tacir kaydının bulunduğu, davalı ...'ın ise sözleşme tarihinde bilanço usulüne göre defter tutan tacir olduğu anlaşılmıştır. Dolayısı ile her iki tarafının tacir olduğu iş bu davada davalıların Görev itirazının da yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Davalıların zamanaşımı bakımından yaptıkları itirazların değerlendirilmesinde, sözleşmenin başlangıç tarihinin 24.12.2008 olduğu, sözleşmenin 5 yıl süre ile geçerli olacağı, ancak sözleşmenin süresi başlıklı bölümde, süre sona ermeden 3 ay önce taraflarca yazılı bir fesih ihbarında bulunulmadığı takdirde aynı şartlarla beş yıl yenilenmiş sayılacağını, hatta bu hükmün müteakip beşer yıllık dönemlerde de geçerli olacağının belirlendiği, sözleşmenin feshedildiğine dair yazılı bir bildirim olmadığından davanın zamanaşımana uğramadığı anlaşılmıştır.
Davalılardan ... bakımından yapılan husumet itirazının değerlendirilmesinde, sözleşmeden kaynaklı cezai şart bedellerinin talep edildiği iş bu dava da sözleşmenin incelenmesinde sözleşmenin hiç bir yerinde davalı ...'ın bir imzasının bulunmadığı, sözleşmeyi imzalayanın ... kaşesi altında ... isim ve imzasının bulunduğu, sözleşmenin en arka sayfasında bayii adı olarak ...'ın adının geçtiği, ...'ın bir imzasının bulunmadığı, kefil olarak da ...'ın imzasının bulunduğu, tespit edilmiş, buna göre davalıların cevap dilekçesinde belirttiği gibi, davalı ...'ın sözleşmesel olarak davacı ile bir yazılı anlaşmasının olmadığı,
sadece bayi ismi olarak adının geçtiği, aralarında sözleşme dışı bir ticari ilişki var ise de bu sözleşmenin tarafı olmadığı, sözleşmeyi asıl imzalayanın ... olarak ... olduğu, kefil imzasının da olduğu anlaşılmış olmakla davalı ...'ın bu sözleşmeden dolayı ile cezai şart bedellerinden dolayı davacıya bir sorumluluğunun bulunmadığı, anlaşılmakla bu davalıya karşı açılan davanın husumetten reddine karar vermek gerektiği kanaat ve sonucuna varılmıştır.
Dosyada SMM bilirkişi incelemesi de yapılmış, ancak taraflar ticari defter ve belgelerini ibraz etmemişlerdir. Aliağa Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/49 D.İş dosyasında sözleşmenin geçerli olduğu keşif tarihi olan 14.11.2018 tarihinde davacının ürünlerinin yer almadığı, bu durumun sözleşmenin 18. maddesine aykırı olduğu anlaşılmıştır.
Davalı ...'a karşı açılan dava bakımından yapılan değerlendirmede, davacının talep ettiği sözleşmenin 25.maddesinden kaynaklanan yani davacının, davalı için reklam, tanıtım ve promosyon amaçlı olarak davalıya sağladığı katkı bedelinden kaynaklı olarak bu harcamaların toplamı olarak 20.000,00 TL talep bakımından davacının bu harcamaları yaptığını yani davalı için bu katkıyı sağladığına dair bir delil ibraz edilmediğinden bu husustaki talebin reddine karar vermek gerektiği kanaat ve sonucuna varılmıştır.
Öte yandan sözleşmenin 26.maddesinden kaynaklı olarak talep ettiği 10.000 ABD Doları tutarındaki cezai şartın davalının ticari mahvına sebebiyet verip vermeyeceği bakımından yapılan SMM Bilirkişi incelemesinde keşif tarihi itibari ile en son bilanço incelemesine göre talep edilen talep edilen 37.600,00 TL bakımından ticari mahva sebebiyet vermeyeceği anlaşılmakla bu davalı bakımından davanın kısmen kabulüne karar vermek gerektiği kanaat ve sonucuna varılmıştır. "gerekçesi ile;
HÜKÜM
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davalı ...'a karşı açılan davanın REDDİNE, Davalı ...'a karşı açılan davanın KISMEN KABULÜ ile, 37.600,00 TL cezai şart bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle bu davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, "şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; karı-koca olan ... ile ...’ın her ikisinin de adi ortaklık içerisinde olduklarını, birbirlerinin iş ve işlemlerine icazet verdiklerini asıl borçlu sıfatıyla hareket ettiklerini, ancak her iki davalının da sırf sorumluluktan kurtulmak maksadıyla karmaşa yaratmaya çalıştığını, yerel mahkemenin davalıların bu yöndeki muvazaalı işlemlerine cevaz vermeyeceğine yönelik inançlarının tam olduğunu, müvekkil şirketçe davalı tarafça edimlerin yerine getirilmediğine dair cevap dilekçesinde hiçbir itirazın ileri sürülmediğini, belirtilen hususun tartışılmaya dahi gerek görülmediğini,
davalı tarafın ileri sürmediği ve kamu düzeninden de sayılmayan bir vakıanın yerel mahkemece re’sen dikkate alınmasının tarafsızlık ilkesine aykırı olduğunu, edimlerin yerine getirildiğine ilişkin sebillerin teslim edildiğinin 22.01.2019 tarihli dilekçelerinin ekindeki emanet teslim senetleri ile sabit olduğunu, davalıların genel işlem şartı savunmalarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, sözleşmenin imzalandığı tarihte yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu olduğunu, ayrıca 10 yıldır devam eden ve ikinci kez yenilenen bir sözleşmede, sözleşme şartlarının iyi bilinmediğinden dolayı yeterli incelenemediğini,
incelemeye fırsat kalmadığından bahsetmenin kötü niyetli bir tutum olduğunu, aynı sözleşme 10 yıldır davalıların yeddinde olduğunu ve ikinci kez yenilenmesinden evvel gerekli inceleme ve araştırmanın yapılabileceğinin sabit olduğunu, başka bir anlatımla davalı sözleşmeyi teslim aldığını ve incelemek üzere yeterli zamana sahip olduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılarak, her iki davalı yönünden davanın kabulüne karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; görev ve yetki itirazları hakkında yanlış bir değerlendirme yapıldığını, davaya delil olarak sunulmuş olan sözleşmenin müvekkil ... tarafından imzalanmadığını, ... bakımından da zamanaşımına uğradığını, 6098 Sayılı TBK’nın 147. maddesinin 5. nolu bendinde belirtilen “Vekalet, komisyon ve acentalık sözleşmelerinden, ticari simsarlık ücreti alacağı dışında, simsarlık sözleşmesinden doğan alacakların” beş yıllık zamanaşımına tabi tutulduğunu,
her ne kadar dava edilen alacak hakkına sahip değil iseler de zaman aşımına uğramış olduğundan müvekkil ...’a karşı da böyle bir talebin ileri sürülmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin ... ile yapılmış olan sözleşmenin davacı tarafından tek taraflı olarak düzenlendiğini tüm sorumluluk ve şartların müvekkil aleyhine düzenlenmiş olduğunu, tespit isteyen ... aleyhine hiçbir hüküm içermediğini, genel işlem şartına haiz olduğunun görüleceğini, sözleşmede güçlü olan ...nın sözleşme hükümlerini tek başına düzenlediğini, Aliağa’da küçük bir işletme olan müvekkilini bu şartlara mecbur bıraktığını,
daha sonra da ...'ın ticareti terk ettiğini ve anılan sözleşmenin sona erdiğini, sözleşme süresinin beşer yıl uzamasının da genel işlem koşullarına aykırılığın en açık kanıtı olduğunu, sözleşmenin süresinin müvekkilin başka kişilerle sözleşme yapma özgürlüğünü de kısıtlamaya yönelik olduğunu, ayrıca eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, bilirkişi raporunda defter ibrazında bulunmadıklarının beyan edildiğini, ancak bilirkişi tarafından müvekkille ve müvekkilin muhasebesiyle konuştuklarını bilirkişiye defterlerin hazırlamaya çalıştıkları hususunda bilgi verdiklerini,
ancak bilirkişi tarafından duruşma tarihine çok yakın bir tarihte müvekkilden defterler talep edilmiş olduğundan ve defterlerin eski tarihli olması ve farklı bir yerde muhafaza edilmesi nedeniyle aynı gün temin edilemediğini, yerel mahkeme kararında bilirkişiye yerinde inceleme yetkisi verilmiş olduğunu, müvekkilin defterleri sunmaktan kaçınmadığı hususunun da dikkate alındığında bilirkişinin eksik inceleme ile rapor düzenlediğinin sabit olduğunu, davacı sağlamayı taahhüt ettiği indirim, promosyon, bedelsiz su, primlere ilişkin iddiasını ispat edemediğini, bu nedenle reddin usul ve yasaya uygun olduğunu,
ancak davacının bu talebi reddolmuş olmasına rağmen müvekkiller lehine ayrı ayrı vekâlet ücreti hükmedilmesi gerekirken tek vekâlet ücretine hükmedildiğini, nitekim red sebepleri farklı olup ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, davanın ... yönünden tümüyle reddedilmiş olmasına rağmen müvekkil lehine ayrıca vekâlet ücretine hükmedilmemiş olmasının da kararın ortadan kaldırılmasını gerektirdiğini, reddedilen kısım ... yönünden 57.600-TL olup vekâlet ücretinin en az 8.288,00-TL olması gerektiğini, yine yargılama giderlerinin hesabında da hata yapıldığını
belirterek, davanın reddine karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava: alacak istemine ilişkindir.
HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır.
Öncelikle davaya konu taraflar arasındaki sözleşmede bayi kaşesi altında 2 adet imza olduğunun açıkça görüldüğü, mahkemece bu iki imza yönünden hiç bir araştırma yapılmadan tek imza varmış gibi karar verildiği anlaşılmaktadır.
Davacı, sözleşmede her iki davalının imzası olduğunu, davalı ...'ın kefil olduğunu, davalı ...'nın da bayi olarak sözleşmeyi imzaladığını ileri sürmüştür.
Mahkemece sözleşmede bayi kaşesi altında bulunan 2 imzadan birinin davalı ... ya ait olup olmadığı yönünde hiç bir inceleme yapılmadan sonuca gidilmesi doğru olmamıştır.
Ayrıca davacı tarafın karşılıksız katkıya ilişkin iddialarıyla ilgili, davalıya yaptığı karşılıksız katkılarının olup olmadığının taraf defterleri incelenerek ve davacının sunduğu soğutucu emanet senetleri de değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken bu hususta hiç bir delil toplanmadan sonuca gidilmesi de doğru olmamıştır.
Mahkemece yapılacak iş; davalı ...'ya isticvap davetiyesi çıkarıp, sözleşmede bayi kaşesi altındaki imzalardan birinin kendisine ait olup olmadığı hususunda beyanını alıp, imza inkarı halinde usulüne uygun imza incelemesi yapmak, taraflara ticari defterlerini sunmaları için ihtaratlı tebligat yapılarak, defter sunumu halinde davacının davalıya yaptığı karşılıksız katkılarının olup olmadığının taraf defterleri incelenerek ve davacının sunduğu soğutucu emanet senetleri de değerlendirilerek karar vermek olmalıdır.
Ayrıca mahkemenin kabulüne göre de; ... hakkında husumetten red kararı verilmesine, davalı ... hakkındaki reddinde esastan olmasına göre farklı sebeplere dayanan red olduğundan davalılar lehine ayrı vekalet ücretine hükmolunmaması da doğru olmamış, yine kabule göre; talep edilen cezai şartın davalı ...'ın ticari olarak mahvına neden olup olmayacağı hususunda davalı ...'nın bilançosuna göre karar verilmesi de doğru olmamıştır.
Sonuç olarak yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek derecede önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması nedeniyle HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava dosyasının kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2021/552, K. 2024/1618, 26 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama