KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 3 Ekim 2024
- Dosya no
- 2024/1219
- Karar no
- 2024/1683
- İncelenen kararın mahkemesi
- İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 19/07/2024 Tarihli Ara Karar
- Numarası
- 2023/502 Esas
- Davanın konusu
- Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan
- Bam karar tarihi
- 03/10/2024
- Karar yazım tarihi
- 03/10/2024
Karar Metni
1.298 kelime·6 dk okuma·4 bölüm
Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
MAHKEMECE
"...Davacı ... tarafından davalı ... aleyhine açılan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) ilişkin davanın mahkememizde yapılan açık yargılamasında; mahkememizin 28/06/2024 tarihli ara kararı ve davacı vekilinin 01/08/2023 tarihli cevap dilekçesinde tedbirin kaldırılmasına ilişkin talebi gereğince dosya ele alındı.
Mahkememizce 26/06/2023 tarihinde dosyamızda dava konusu edilen Ödemiş İcra Dairesinin 2020/3256 Esas sayılı takip dosyasında icra veznesine girecek paranın %30 teminatla dava sonuna kadar alacaklıya ödenmemesi konusunda tedbir verildiği, davalı vekilinin cevap dilekçesi ile tedbirin kaldırılmasını talep etmiş ise de, davacı vekilinin dava dilekçesinde belirtmiş olduğu tedbir sebebi yerinde olup kaldırılmasını gerektirir bir durum söz konusu olmadığı anlaşıldığından;," gerekçesi ile, "davalı vekilinin tedbirin kaldırılmasına ilişkin kararın reddine"şeklinde karar verilmiştir.
Mahkeme kararına karşı istinaf kanun yoluna başvuran vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ
İstinaf yoluna başvuran davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece ihtiyati tedbirin kaldırılmasına ilişkin talebin reddine ilişkin talebin reddine karar verilmesi talebinin yerinde olmadığını, takibe dayanak belgenin çek olduğunu, davacı tarafın kambiyo senedi vasfındaki, borç ikrarını içeren çek nazara alındığında aksi durumu aynı kuvvette yazılı belgelerle ispat etmesinin gerektiğini, ancak davacı tarafın yaklaşık isat kuralları çerçevesinde sunmuş olduğu delillerle iddiasını ispatlayamadığını,
satış sonucu müvekkiline ödenmesi gereken satış bedelinin müvekkiline ödenmemesi ve bu sürecin uzaması nedeniyle müvekkilinin mağduriyet yaşadığını, ödenmesi gereken satış bedelinin her geçen gün büyük değer kaybettiğini, davacı tarafın yapılan tüm haciz işlemleri ve tebligatlara rağmen hatta açmış olduğu davada borcunu kabul ederek haczedilmezlik davası açtığı safhalarda hiçbir şekilde borca itirazda bulunmadığını, dava dilekçesindeki iddiaları kabul etmemekle birlikte davacının iddiasının bedelsizliğe dayalı olduğunu, davacı tarafın satış günü verilinceye kadar tebliğlere,
haciz işlemlerine ve açmış olduğu dava süresince borca itiraz etmediğini belirterek yerel mahkemece verilen ihtiyati tedbirin kaldırılmasına ilişkin kararın itirazen kaldırılmasın yönündeki taleplerinin reddine ilişkin 19.07.2024 tarihli ara kararının kaldırılmasına karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Talep, menfi tespit davasında ihtiyati tedbire itirazın reddine ilişkin ek kararın kaldırılması istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
İhtiyati tedbir, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389. ila 399. maddeleri arasında düzenlenmiş olup, aynı yasanın 389. maddesinde ihtiyati tedbirin şartlarına yer verilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389. maddesine göre "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir".
Anılan maddeye göre öncelikle mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden endişe edilmesi hallerinde ihtiyati tedbir kararı alınabilecektir. Mevcut durumda meydana gelebilecek değişmeyle kastedilen taraflar arasında çekişmeli olan veya yargılama konusunu oluşturan şey ya da hak üzerindeki değişimlerdir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389/1.maddesi uyarınca ihtiyati tedbir kararı uyuşmazlık konusu hakkında verilebilecektir. Buna göre çekişmeli olan şey veya yargılama konusunu oluşturan şey ya da hak, aynı zamanda ihtiyati tedbirin konusunu da oluşturacaktır. Dava konusu yapılmayacak veya yapılmamış olan şey veya hak hakkında ihtiyati tedbir kararı verilemeyecektir.
Taraflar arasında çekişmeli olan şey veya yargılama konusunu oluşturan hak, aynı zamanda tedbirin konusu hakkı da oluşturacaktır. Kanun, "uyuşmazlık konusu hakkında" diyerek bu hususa vurgu yapmıştır.
İhtiyati tedbir öğretide “…kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca, davacı veya davalının (dava konusu ile ilgili olarak) hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte, geniş veya sınırlı olabilen hukuki korumadır.” şeklinde tarif edilmiştir. Anılan tariften de anlaşılacağı üzere ihtiyati tedbirin diğer fonksiyonları yanında davanın devamı sırasında ve verilecek hükmün kesinleşmesine kadar olan süreç içerisinde dava konusu şey üzerinde yeni bir takım ihtilafların çıkmasını da önleyici niteliği itibariyle geçici bir hukuki korumadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 390/3. maddesinde ise tedbir talep eden tarafın dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek zorunda olduğu belirtilmiştir. Bu düzenleme gereği tedbir talep eden tarafın talebi dışında resen başkaca bir ihtiyati tedbir kararı verilmesi mümkün değildir.
İhtiyati tedbir kararına itiraz 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 394/2.maddesinde; ''İhtiyati tedbirin uygulanması sırasında karşı taraf hazır bulunuyorsa, tedbirin uygulanmasından itibaren; hazır bulunmuyorsa tedbirin uygulanmasına ilişkin tutanağın tebliğinden itibaren bir hafta içinde, ihtiyati tedbirin şartlarına, mahkemenin yetkisine ve teminata ilişkin olarak, kararı veren mahkemeye itiraz edebilir.'' şeklinde düzenlenmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 391/3. ve 394/5. maddelerinde ihtiyati tedbire dair belirtilen (ilk derece) mahkeme kararlarına karşı kanun yoluna başvurulabileceği öngörülmüş; bu kanun yolunun ne anlama geldiği ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341/1. maddesinde "ilk derece mahkemelerinden verilen ... ihtiyati tedbir ... taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü hâlinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir." hükmü ile istinaf olarak açıkça belirtilmiştir.
2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 72. maddesinde ise; ''Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir.
İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir.
İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir.
(Değişik fıkra: 09/11/1988 - 3494/6 md.) Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./15.md.) yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez.
(Değişik fıkra: 09/11/1988 - 3494/6 md.) Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./15.md.) yüzde yirmisinden aşağı olamaz..'' şeklinde düzenleme bulunmaktadır.
Dosyadaki belgelere, ara kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle ihtiyati tedbir kararı verilmesi için mutlak ispat şartlarının oluşmasına gerek bulunmayıp, yaklaşık ispat ölçülerinde ispat yeterli olacağından dosya kapsamına göre yaklaşık ispat kuralının somut olay yönünden gerçekleşmiş olmasına, takibe konu edilen alacağın %30'u kadar teminat karşılığında icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi yönündeki ara kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre, kanunun olaya uygulanmasında hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı,
inceleme konusu ara kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, ihtiyati tedbire itiraz eden davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2024/1219, K. 2024/1683, 3 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama