KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 12 Kasım 2024
- Dosya no
- 2024/1600
- Karar no
- 2024/2043
- İncelenen kararın mahkemesi
- İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 18/09/2024
- Numarası
- 2024/216 Esas 2024/673 Karar
- Davanın konusu
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Bam karar tarihi
- 12/11/2024
- Karar yazım tarihi
- 12/11/2024
Karar Metni
2.398 kelime·12 dk okuma·6 bölüm
Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... A.Ş. ile davalı şirket ... ŞTİ. arasında, kuru üzüm alım-satım aktine dayalı bir ticari alım satım ilişkisi olduğunu, bu ticari ilişkide müvekkili şirketin satıcı, davalı şirketin ise alıcı konumunda olduğunu, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 12/04/2018 tarih ve 2018/526 Sipariş No su ile 150.000.kg.
TYPE 8 cinsinde kuru üzümün alım-satımı hususunda anlaşmaya varıldığını, bu anlaşma aktinde 21.500.kg ürünün 04.05.2018 tarihinde tesliminin talep edildiğini, geri halan malın hangi tarihlerde teslim alınacağının müvekkili şirkete ayrıca bildirildiğini, müvekkili şirketin kontrat ve çağrı belgelerine istinaden 153.000.kg. ürünü davalı şirkete teslim ettiğini, sonuç olarak müvekkilinin tüm malı eksiksiz olarak davalı şirkete teslim ettiğini, mal teslimine ilişkin 7 adet fatura kesildiğini,
malların eksiksiz tesliminden sonra davalı şirket tarafından müvekkili şirket banka hesabına yapılan ödeme tutarları düştükten sonra bakiye kalan 137.319,61-$ tutarındaki alacağın ödenmesi hususunda davalı şirkete ihtarname gönderildiğini, davalı şirketin fatura tarihinden itibaren 35-45 gün içinde ödemenin yapılacağı, vadenin fatura tarihinden itibaren 35-45 gün sonra dolacağı iddiaları ile ihtara cevap verdiğini, ancak bu iddiaların asılsız olduğunu,
müvekkili şirket bakiye kalan 41.006,03$ alacağının tahsili amacı başlatılan takipte davalı vekilinin 07.09.2018 tarihli fiyat farkı faturası ile cari hesap bakiyesinin kapatıldığının ve hiçbir borçlarının kalmadığına yönelik itirazda bulunduğunu, itraza konu faturanın davalı şirkete iade edildiğini, davalı şirketin fiyat farkı faturasına dayanak teşkil eden davalı şirketin iddia ettiği 2018/648 sayılı bir kontratın yapılmadığını, davalı şirketin kötüniyetli hareket ettiğini takibe konu borca tekabül edecek şekilde fatura düzelediğini,
müvekkil şirket tarafından malların süresinde teslim edilmemesi iddiasına dayalı olarak başka bir satıcıdan ürünü tedarik etmesi sebebi ile fiyat farkının müvekkiline yansıttığını, davalının itirazının haksız, kötü niyetli ve dayanaktan yoksun olduğunu beyan ile fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı katmak kaydı ile davalı(borçlu) şirketin Kemalpaşa İcra Müdürlüğü 'nün 2018/2240 E. sayılı icra dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, haksız ve kötü niyetli itirazı nedeni ile davalı(borçlu) şirket aleyhine % 20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine,
vekalet ücretinin ve mahkeme masraflarının davalıdan tahsiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanan 2018/526 ve 2018/648 numaralı kontratlar incelendiğinde müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtlarının sözleşmeden kaynaklı uyuşmazlıklarda münhasır delil niteliği bulunduğunu, bu sebeple davacı yanın sunduğu delillere itiraz ettiklerini ve uyuşmazlığın çözümünde müvekkili şirket ticari defter ve kayıtlarının dikkate alınması gerektiğini, uyuşmazlığın konusunun taraflar arasındaki 2018/526 sayılı sözleşmeye konu ödemelerden 41.006 USDlik kısmın,
davacı şirketçe 2018/648 nolu sözleşmenin yerine getirilmemesi nedeniyle müvekkili şirketin uğradığı bu miktardaki zararın takas mahsubundan kaynaklandığını, taraflar arasındaki mal alım satımına ilişkin sözleşme gereğince davacı yanın yüklemelerini yaptığını, faturalar kestiğini, kesilen faturalara riayet edilerek müvekkili şirket tarafından ödemeler yapıldığını, her ne kadar davacı tarafından gönderilen ihtarname ile sözleşmeye konu ödemelerin geciktiği belirtilmiş ise de ödemelerin vadelerinden önce keşide ettikleri ihtarnamenin hükümsüz olduğunu, davacı tarafın 2018/526 no'lu sözleşmesinden bakiye ödemenin yapılmadığını ,
yapılmayan 41.006-USD.'lik ödemenin ise davacı şirketçe yapılmayan yüklemeler nedeniyle müvekkili şirketin aldığı ikame ürünler için ödediği 41.006-USD zarar için davacı alacaklarından takas-mahsup edildiğini, çünkü davacının 2018/648 nolu sözleşmeye konu yükleme edimlerini yerine getirmeyerek müvekkili şirketi zarara uğrattığını, davacı taraf ile 2018/648 no'lu sözleşme ve teyit maillerindeki yükleme edimlerini yerine getimediğini, 24.04.2018 tarihli mailde yükleme için teyit istendiğini, 25.04.2018 tarihli mail de yüklemenin teyit edildiğini,
süresinde herhangi bir teslimat taraflar arasında yapılan kontratlar incelendiğinde zamanında teslim olmayan ya da spek dışı olduğu için ret olan ürünler için davalının ihtiyacı olan ürünü başka bir firmadan alabiliceğini, aradaki fiyat farkı ve bekleme süresi tutarını tedarikçi firma davacıya fatura edeceğinin düzenlendiğinin, fiyat farkı faturasına zamanında itiraz edilmediğini, müvekkili şirketin uğradığı zararların davacı hak edişlerinden takas mahsup yoluna gidileceğinin bildirildiği ihtarnamenin davacı şirkete 28/08/2018 tarihinde tebliğ edildiğini,
davacı firma tarafından 02.10.2018 tarihinde başlatılan Kemalpaşa İcra Müdürlüğü' nün 2018/2240 E. Sayılı dosyasına konu icra takibine itiraz edildiğini ve haklı itirazları üzerine takibin durduğunu, açılan takibin ve huzurdaki davanın haksız ve kötüniyetli olduğunu beyan ile davanın reddine, davacı aleyhine dava değerinin %20sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
MAHKEMECE
"...,Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; her ne kadar taraflar arasındaki ilişki 2018 tarihinde evvel başlamış olmakla birlikte davanın itirazın iptali davası olduğu anlaşılmakla ödeme emri dayanağının da davacının davalıya 2018 tarihinde kesmiş olduğu 2 adet fatura ve bakiye alacak istemine ilişkin olduğundan ve iş bu davaya yönelik sunulan dava ve cevap dilekçesine göre davacının alacağının taraflar arası ticari münasebet kapsamında bakiye alacak olarak nitelendirmesi gerektiğinden,
bu kapsamda her ne kadar yukarıda da belirtildiği gibi taraf mali kayıtları birbirlerinden farklı ise de 2018 yılında davacının davalı aleyhine toplamda 9 adet fatura düzenlediği ve bu faturalarında davalıda kayıtlı olduğu bununla birlikte mali kayıtlar arası farklılığın esasen 2018/648 nolu sözleşemeye atıf yapılmak sureti ile fiyat farkı faturasından kaynaklandığından oluşan sonuç duruma göre ilişkinin 12/04/2018-19/04/2018 tarihli sözleşmeler kapsamında değerlendirmesi yapılarak sonuca gidilmesi gerektiği kabul edilerek söz konusu sözleşme tarihinden sonra davacının davalı aleyhine 7 adet fatura tanzim ettiği,
bu faturaların davalıda kayıtlı olduğu, davalı tarafından yapılan ödemelerin davacı tarafta kayıtlı olmakla birlikte konu fiyat farkı faturası davacı nezdinde kayıtlı olmamakla birlikte davacı tarafça 2018/648 nolu sözleşme kapsamında aleyhine düzenlenmekle birlikte bu faturanın gerçeği yansıtmayan sahte bir fatura olduğunun belirtilmesi karşısında 2018/648 nolu sözleşmeye dair yukarıda yapılan açıklamaları tekrar ile taraflar arasında fiyat farkı faturasından kaynaklı bir anlaşma olmamakla birlikte davalının bu faturayı esasen kendisine teslim edilmeyen malların dava dışı ... şirketinden temin edilmesi ve bunun dosya tarafları arasındaki
sözleşmesel ilişkiye aykırı oluşu sebebi ile fiyat farkının gerçeği yansıttığı savunmasında bulunmuş ise de davalı kayıtlarında ... Ltd.şti. den alınan mallara yönelik davalı aleyhine düzenlenen faturalar ile davalının bu iddiasının birlikte değerlendirilmesi neticesinde birbirleri ile bağlantısı kurulamadığı gibi mahkememizce davalı yana yemin deliline dayanılıp dayanılmadığı sorulmakla sunulan yemin metninin ikmaline yönelik Manisa ATM'nin 2024/69 tal.
Sayılı dosyası üzerinden davacının yetkili temsilcisi tarafından yemin edasında bulunulduğu, her ne kadar davacı yanca yeminin içeriğinin uygun olmadığı belirtilmekle itirazda bulunulmuş ise de yemin içeriği geniş olmakla birlikte esas dayanılması gereken fiyat farkı faturasına yönelik yemin teklifinin de bulunduğu anlaşıldığından yemin metinin mahkmemizce yeniden düzenlenmesine gerek görülmeyerek davacı yan yetkilisi tarafından yapılan yemin karşısında davalının savunmasına konu ettiği fiyat farkı faturasının gerçeği yansıtmadığından davacıyı bağlamadığı sonucuna ulaşılmakla dayanak icra dosya asıl alcağı yönünden davalı itirazının yerinde
olmadığı, istinaf ilamı öncesi verilen karara davalı yanca isitnaf talebinde bulunululduğu göz önüne alınmakla birlikte bozma öncesi faiz hesabını içeren ek mali müşavir raporundaki 125,87 USD'lik hesaplama yerinde olduğu gibi istinaf başvurusu açısından faiz miktarının davalı yönünden usulü kazanılmış hak oluşacağından faiz yönünden itirazın kısmen haklı olduğu anlaşılmakla açılı davanın kısmen kabulüne dair karar vermek gerekmiş yasal şartları oluştuğundan davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve ancak davacı yanın reddedilen yönünden kötü niyeti sübut olmadığı kanaati ile davalının kötü niyet tazminat talebinin reddi gerektiği
değerlendirilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İcra inkar tazminatı haricindeki yargılama giderleri yönünden hesaplamaya dair TCMB'nin dava tarihinden 1 gün evvelki USD/TL çevirisi yönünden ele almada TCMB tarafından yayınlanan 19/10/2018 tarihli döviz effektif kur karşılığına göre 1 USD = 5,6320 TL olmakla kabul edilen kısmın 231.654,86 TL olduğunun tespiti sureti ile bu tutar üzerinden vekalet ücret hesaplaması yapılmış, icra inkar tazminatı bakımından ise takip tarihinden 1 gün öncesine dair 28/09/2018 tarihindeki kur karşılığının ise 1 USD = 6,0100 TL olduğu anlaşılarak asıl alacak miktarının TL karşılığı olan 246.446,24 TL üzerinden tazminat hesabı yapılmıştır," gerekçesi ile;
"Davanın KISMEN KABULÜ ile davalı yanın Kemalpaşa İcra Müd.'nün 2018/2240 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 41.006,03 USD asıl alacak ile 125,87 USD işlemiş faizden oluşan toplam 41.131,90 USD'nin tahsili bakımından devamına, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
Hükmedilen asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/A maddesi uyarınca fiili ödeme tarihine kadar devlet bankalarının USD cinsi ile açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranında faiz uygulanmasına,
Hükmedilen tutarın % 20'si olarak hesaplanan 49.289,24 TL icra inkar tazminatının DAVALIDAN ALINARAK DAVACIYA VERİLMESİNE,
Yasal şartlar oluşmadığından davalı yanın tazminat talebinin reddine," şeklinde karar verilmiştir.
Mahkeme kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafa sunulan yemin teklifi ve eda edilen yemin metni ile, davacı tarafın 2018/648 nolu sözleşmeyi kabul ve ikrar ettiği, bu sözleşmeye konu yüklemeleri dava dışı ... firmasından olan alacağının ödenmemesini öne sürerek ifadan kaçındığını kabul ve ikrar etmişken, kesin delil niteliğindeki yemin metni dikkate alınmadan verilen kararın hatalı olduğunu, üstelik istinaf bozma ilamında açıkça yemin deliline vurgu yapılmışken, yerel mahkemenin eda edilen yemini ve içeriğinde uyuşmazlığa yönelik kabul ve ikrarları dikkate almadan verdiği kararın hatalı olduğunu,
davacı şirket yetkilileri "[email protected]" adresinin şirket çalışanlarınca kullanıldığını ve bu adresten gelen mailların şirket yönetim kurulu bilgisi ve denetiminde olduğunu yeminli beyanları ile ikrar ettiklerini bu şekilde taraflar arsındaki 2018/648 sayılı kontrata konu yüklemelere ilişkin 23.07.2018 tarihli yazışmaların şirketin bilgisi ve denetiminde olduğu kesin delil niteliğindeki yeminli beyanları ile ispatlandığını,
davacı şirket yetkililerinin sonraki sorularda 23.07.2018 tarihli mail içeriğinin kızı ... tarafından gönderilip gönderilmediği hakkındaki soruya kaçamak ve çelişkili şekilde "bilgim yoktur" şeklinde cevaplarına itibar edilemeyeceğini, davacı şirket yönetim kurulu başkanı ...'ın alacak talebine konu ettikleri 2018/526 sayılı sözleşmenin de ıslak imzalı olmadığını yeminli beyanı ile ikrar ettiğini, yani taraflar arasındaki ticari ilişki hep mail konfirmesi ile yürümüş, müvekkili şirketin sözleşme kapsamındaki yükleme talepleri davacı şirketçe mail üzerinden onaylanarak ticari ilişkinin sürdürüldüğünü,
kaldı ki davacı şirket yetkililerinin sipariş formları asıllarının şirkette bulunduğunu kabul ve ikrar ettiklerini, dolayısıyla müvekkili şirketten takas - mahsup talebine konu sözleşmenin ıslak imzalı aslının sunulmasının beklenemeyeceğini, davacı şirketin 2018/648 sayılı sözleşmeyi ifada temerrüde düşmesi üzerine, yüklemeleri gerçekleştirmeleri için hazırlanan 09.08.2018 gün ve 2018/1340 sayılı sözleşmeyi de dava dışı ...
Ltd'den olan 125.000-USD. alacakları nedeniyle yapmaktan imtina ettiklerini yeminli beyanları ile kabul ve ikrar ettiklerini, yerel mahkemenin yemin metni ile ikrar edilen mail konfirmelerini delil olarak dikkate almamasının delillerin değerlendirilmesinde açık isabetsizlik olduğunu, müvekkili şirketin, davacı yana takip ve dava tarihi itibariyle herhangi bir borcu bulunmadığını, faturayı okuma işlemi yapılmamış ise sisteme giriş tarihi olan 10.09.2018 tarihini takip eden 5. gün tebliğ edilmiş sayılacak ve 23.09.2018 tarihi itibariyle faturaya itiraz hakkının sona ereceğini,
belirtilen tarihler arasında herhangi bir fatura iade işleminin yapılmadığını, müvekkilinin ödemede temerrüde düştüğü bir borcu bulunmadığı için faiz tahakkukunun hukuka aykırı olduğunu, dosya kapsamı ve taraflarınca sunulu uzman görüşü dikkate alınarak,
ikame alımların dürüstlük kuralına uygun olduğunun tespiti amacıyla dosyanın sektör bilirkişisine tevdi edilmesi taleplerinin gerekçesiz olarak reddedildiğini, dosyaya sundukları 22.12.2019 tarihli Uzman Görüşü’nde açıkça belirtildiği üzere ikame alımların dürüstlük kuralına uygun olarak yapılıp yapılmadığının tespiti için dosyanın sektör bilirkişisine tevdi edilmesi gerektiğinin mütalaa edildiğini,
müvekkili şirket aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu beyanla ve açıkladıkları diğer nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, satım sözleşmesinden kaynaklı bakiye alacak yönünden icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir.
Bir satım ilişkisinde satıcı taraf sattığı malın-hizmetin miktarını ve alıcıya teslimini, alıcı ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.
Davacı taraf kontrat ve çağrı belgelerine istinaden 153.000.kg. ürünü davalı şirkete teslim ettiğini, mal teslimine ilişkin 7 adet fatura kesildiğini, müvekkili şirket bakiye kalan 41.006,03$ alacağının tahsili amacı başlatılan takipte davalı vekilinin 07.09.2018 tarihli fiyat farkı faturası ile cari hesap bakiyesinin kapatıldığının ve hiçbir borçlarının kalmadığına yönelik itirazda bulunduğunu, itiraza konu faturanın davalı şirkete iade edildiğini, davalı şirketin fiyat farkı faturasına dayanak teşkil eden davalı şirketin iddia ettiği 2018/648 sayılı bir kontratın yapılmadığını,
malların süresinde teslim edilmemesi iddiasına dayalı olarak başka bir satıcıdan ürünü tedarik etmesi sebebi ile fiyat farkının müvekkiline yansıttığını, fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı katmak kaydı ile davalı şirketin Kemalpaşa İcra Müdürlüğünün 2018/2240 esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali talebiyle dava açmış, davalı taraf uyuşmazlığın konusunun taraflar arasındaki 2018/526 sayılı sözleşmeye konu ödemelerden 41.006 USDlik kısmın, davacı şirketçe 2018/648 nolu sözleşmenin yerine getirilmemesi nedeniyle müvekkili şirketin uğradığı bu miktardaki zararın takas mahsubundan kaynaklandığını,
yapılmayan 41.006-USD'lik ödemenin ise davacı şirketçe yapılmayan yüklemeler nedeniyle müvekkili şirketin aldığı ikame ürünler için ödediği 41.006-USD zarar için davacı alacaklarından takas-mahsup edildiğini, çünkü davacının 2018/648 nolu sözleşmeye konu yükleme edimlerini yerine getirmeyerek müvekkili şirketi zarara uğrattığını, fiyat farkı faturasına zamanında itiraz edilmediğini beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece Dairemizin kaldırma kararı sonrasında davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına,
davalının düzenlediği fiyat farkı faturasının davacı kayıtlarında bulunmadığının, sunulan deliller, kendi defter ve kayıtları alacağın varlığını kanıtlamaya yeterli nitelikte olmadığınından kesin delil niteliğindeki yemin deliline başvurulması üzerine davacı tarafça yemin eda edilmiş olmakla davalının savunmasını kanıtlayamadığının anlaşılmış olmasına göre davalı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1,b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2024/1600, K. 2024/2043, 12 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama