KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 10 Eylül 2024
- Dosya no
- 2024/643
- Karar no
- 2024/1484
- İncelenen kararın mahkemesi
- İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 21/02/2024
- Numarası
- 2023/820 Esas 2024/151 Karar
- Dava
- Menfi Tespit
- Bam karar tarihi
- 10/09/2024
- Karar yazım tarihi
- 11/09/2024
Karar Metni
1.425 kelime·7 dk okuma·6 bölüm
Davalı vekilleri tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesiyle; davalı tarafından davacı aleyhine İzmir 9. İcra Müdürlüğü'nün 2018/13334 sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, taraflar arasında herhangi bir alacak borç ilişkisi olmadığını, takip konusu bononun hangi hukuki ilişkiye istinaden verildiğinin ispat yükünün davalıda olduğunu beyan ederek davanın kabulü ile davacının İzmir 9. İcra Müdürlüğü'nün 2018/13334 sayılı dosyası nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ve takibin iptaline karar verilmesini, İzmir 1 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/211 D.İş sayılı ihtiyati tedbir kararının devamına karar verilmesini, davalı aleyhine takibe konu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını, davacının imza inkarında bulunmadığı takip konusu senet nedeniyle borçlu olduğunu, ödeme aracı olan senedin bağımsız borç ikrarı içerdiğini, ispat yükünün davalıda olmadığını, davacının senet bedelini ödediğini ispat etmesi gerektiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini ve davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece "... Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 2020/306 Esas 2023/1584 Karar sayılı ilamının gerekçesi "... Mahkemece tarafların tacir olup olmadıkları konusunda araştırma yapılmak suretiyle tarafların tacir ve bu kapsamda davanın da ticari dava olduğunun anlaşılması halinde esasa girilerek oluşacak duruma göre karar verilmesi, aksi hale göre uyuşmazlığın genel hükümler çerçevesinde Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülüp sonuçlandırılması gerektiğinden görevsizlik kararı verilmesi gerekirken bu hususlar gözetilmeksizin işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiştir. ..." şeklindedir.
Davacının ... Tic. Ltd. Şti.'nin yetkilisi ve ortağı olduğu, esnaf ve sanatkarlar odasında kaydının bulunmadığı, vergi kaydının bulunmadığı, şirket ortaklığı tacir sıfatını kazandırmamakla davacının tacir sıfatına haiz olmadığı anlaşılmıştır.
Davalının ticaret sicil müdürlüğünde ve esnaf ve sanatkarlar odasında kaydının bulunmadığı, vergi dairesinin cevabi yazısı ile hukuk danışmanlığı ve temsil/avukatlık faaliyetleri nedeniyle vergi kaydının bulunduğu, davalının tacir sıfatına haiz olmadığı anlaşılmıştır.
Uyuşmazlığın TTK’da düzenlenen bir husustan kaynaklanmamasına, tarafların tacir sıfatının bulunmamasına göre, iş bu davada görevli mahkemenin genel görevli Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu gözetilerek Asliye Hukuk Mahkemesi ile Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişkinin TTK'nın 5/3. maddesi uyarınca görev ilişkisi olduğundan Mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile; "Davacı tarafından açılan iş bu davada Mahkememizin görevli olmadığı, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu anlaşılmakla, HMK'nın 115/2. maddesi uyarınca davanın USULDEN REDDİNE,
2-HMK'nın 20. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde istemde bulunulduğu takdirde dava dosyasının yetkili İzmir Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine,
Aksi takdirde HMK 20/1. maddesi son cümlesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına dair ek karar düzenlenmesine," karar verilmiştir.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş ise de, kambiyo senetlerine ilişkin menfi tespit davalarının Asliye Ticaret Mahkemelerinde görülmesi gerektiğini, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2017/1089 Esas ve 2017/3984 Karar sayılı kararında da kambiyo senetlerine dayalı menfi tespit davalarında görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunun belirtildiğini, somut olayda uyuşmazlığın temelde kambiyo senedinden, yani TTK'da düzenlenen bir husustan kaynaklandığından ayrıca davacı tarafın da ...
Şti'nin sahibi ve yetkilisi olması sebebiyle ticari işletme sahibinin bir tacir olduğu anlaşıldığından görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, dolayısıyla bu davada görevli mahkeme sıfatıyla davanın esasına girilmesi gerektiğini, usul ve yasaya aykırı olarak verilen görevsizlik kararının ortadan kaldırılarak esastan reddine karar verilmesi gerektiğini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; davaya konu senetten ve takipten dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti istemine yönelik menfi tespit davasıdır.
6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır.
Davacı vekili sunmuş olduğu dava dilekçesi ile davacı ile davalı arasında davaya konu senedin düzenlenmesine esas teşkil edecek herhangi bir ticari veya hukuki ilişki bulunmadığını, takip ve davaya konu senetten dolayı davacının davalıya bir borcunun bulunmadığını, davalı tarafın takibe konu yapılan senedin hangi hukuki ilişkiye istinaden düzenlendiğini ispatlamak zorunda olduğundan bahisle davaya konu senet ve icra takibinden dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine ve yine davalının takibinde kötüniyetli olduğundan takibe konu tutarın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili ise sunmuş olduğu cevap dilekçesi ile takip ve davaya konu senetteki imzanın davacı borçlu tarafından inkar edilmediği, davaya konu bononun ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedi olup, bağımsız borç ikrarını içerdiği, bu nedenle davalının davaya konu senedin temelinde yatan asıl borç ilişkisinin varlığını ve mahiyetini ispat etmek zorunluluğunun bulunmadığı, takibe konu bononun kambiyo senedi vasfında olduğundan illetten mücerret olup bu nedenle bonodan dolayı borçlu bulunmadığı yönündeki iddianın davacı tarafça yazılı delillerle ispatlanması gerektiğinden bahisle açılan davanın reddine, davacı borçlunun %20 oranında kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Taraflar arasındaki ihtilaf, dava konusu senette keşideci konumunda bulunan davacı borçlu tarafından imzası inkar edilmeyen dava ve takibe konu senetten dolayı davacının, davalıya borçlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davaya konu İzmir 9. İcra Müdürlüğü'nün 2018/13334 esas sayılı icra takip dosyasının incelenmesinden davalı alacaklı ... tarafından davacı borçlu ... ve dava dışı ... hakkında 23/10/2018 tarihinde, 21/09/2015 düzenleme, 26/09/2018 vade tarihli ve 15.500,00 TL'lik senede istinaden 15.500,00 TL asıl alacak, 103,19 TL işlemiş adi kanuni faiz olmak üzere toplam 15.603,19 TL üzerinden kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip başlatıldığı görülmüştür.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde 2019/380 Esas, 2019/854 Karar sayılı karar ile davanın esastan reddine karar verilmiştir.
Dairemizin 2020/306 Esas 2023/1584 Karar sayılı ilamı ile; "...Dava konusu somut olayda takip ve davaya konu senedin kambiyo senedi vasfını taşımaması nedeniyle uyuşmazlığın çözümünde kambiyo senetlerine ilişkin kuralların, dolayısıyla Türk Ticaret Kanunu'na ilişkin hükümlerin tartışılması gerekmeyeceğinden davanın mutlak ticari dava niteliğinde olduğu söylenemez. Davanın tarafları gerçek şahıs olup mahkemece yapılan yargılama sırasında tacir araştırması yapılmamıştır.
Bu durumda Mahkemece tarafların tacir olup olmadıkları konusunda araştırma yapılmak suretiyle tarafların tacir ve bu kapsamda davanın da ticari dava olduğunun anlaşılması halinde esasa girilerek oluşacak duruma göre karar verilmesi, aksi hale göre uyuşmazlığın genel hükümler çerçevesinde Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülüp sonuçlandırılması gerektiğinden görevsizlik kararı verilmesi gerekirken bu hususlar gözetilmeksizin işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
(Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2013/11499 esas, 2013/1515 kararı ile Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2018/1058 esas, 2019/6703 karar sayılı kararıyla, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2017/2865 esas 2019/1307 karar sayılı kararları da bu yöndedir.) şeklindeki gerekçe ile davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf kanun yolu başvurusunun kabulü ile 6100 Sayılı HMK'nın 355 ve 353/(1)-a-3. ve 6. maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesince verilen kararının re'sen kaldırılmasına, kaldırma kararının sebep ve şekline göre istinaf yoluna başvuran davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Bu kez İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde 2023/820 Esas, 2024/152 Karar sayılı karar ile görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğundan bahisle HMK'nın 115/2. maddesi uyarınca davanın usulden reddine karar verilmiştir. İş bu karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına,
mahkemece yapılan yargılama sırasında Dairemizin önceki kararı doğrultusunda tarafların tacir olup olmadıklarının tespiti açısından ilgili ticaret sicil müdürlükleri ile vergi dairelerinden gelen yazı cevapları kapsamında davalı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatiyle aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2024/643, K. 2024/1484, 10 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama