İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGEADLİYEMAHKEMESİ KARARI

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi E.2022/816 K.2025/14

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/12/2021 tarihli, 2019/544 Esas ve 2021/1129 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın…

Esas2022/816Karar2025/14Tarih15 Ocak 2025Okuma26 dk · 5.278 kelime

KÜNYE

T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
15 Ocak 2025
Dosya no
2022/816
Karar no
2025/14
İncelenen kararın mahkemesi
İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
08/12/2021
Numarası
2019/544 Esas - 2021/1129 Karar
Dava
Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan Tazminat
Dava tarihi
01/10/2019
Bam karar tarihi
15/01/2025
Karar yazım tarihi
15/01/2025
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.278 kelime·26 dk okuma·6 bölüm

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/12/2021 tarihli, 2019/544 Esas ve 2021/1129 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... İli, ... İlçesi, ... Köyü, ... Mevkii'nde ... İl Özel İdaresine ait 2016/... İhale kayıt nolu davacı şirketin yüklenicisi olduğu iş kapsamında 29.11.2017 tarihinde rüzgar türbininin montajı esnasında iş kazasının meydana geldiğini, davacının rüzgar türbininin tedarikçisi ... ile akdetmiş olduğu Türbin Tedarik Sözleşmesi uyarınca montaj, mekanik ve elektriksel tanımlama işinin icrası için alt yüklenici ...

A.Ş.'yi görevlendirdiğini, hasar gören kule hakkında tutulan tutanakta kulenin zarar gördüğünün, tamirinin mümkün olmadığının ve kullanılamayacağının belirtildiğini, alt yüklenicinin talebi üzerine ... ...

Şubesi'nce inceleme yapıldığını, raporda montajı oluşturan elemanlarda cıvata ve somunlarda korozyon tespit edildiğinin ve cıvata nominal çapları ile somun nominal çaplarının uyumsuz olduğunun tespit edildiğinin belirtildiğini, davacı şirket tarafından Gümüşhacıköy Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/179 değişik iş sayılı dosyasında yapılan başvuru ile ilgili olarak düzenlenen bilirkişi raporunda montaj esnasında kullanılan kaldırma aparatlarının, somun ve cıvataların uyumsuzluğunun ve kalitesizliğinin kazanın meydana gelmesine sebep olduğunun bildirildiğini, raporun üretici ve tedarikçi firma olan ... temsilciliği ...

Sanayi ve Tic.

A.Ş.'ye usulüne uygun tebliğ edilmesine rağmen itiraz edilmediği için kesinleştiğini, tüm teknik tespitlerden sonra davacı şirket ve alt yüklenici firmanın kusursuz ancak ... üretici ve tedarikçi firmanın tam kusurlu olduğunun, montaj elemanlarının ... firmasına ait tool konteynırından süpervizörleri tarafından yanlış eşleştirilerek teslim edildiği neticesine ulaşıldığını, tedarikçi firmaya keşide edilen 8 Aralık 2017 ve 6 Haziran 2018 tarihli ihtarnamelerin cevapsız bırakıldığını, davacı şirketin kaza dolayısıyla meydana gelen tüm maddi hasarları bizzat karşılamak zorunda kaldığını, rüzgâr türbininin yeniden üretimi, tedariki,

nakliyesi için geçen sürelerin projenin gecikmesine neden olduğunu, davacı şirketin hasar gören parça ve aksamı yeniden ürettirdiğini, nakliyesini ve montajını gerçekleştirdiğini, kaza dolayısıyla işin uzaması nedeniyle personel istihdamı, maaş, sgk, yol, konaklama, yemek giderleri ve ihale kapsamında sunmuş olduğu teminat mektuplarının süresini uzatmak amacıyla ödediği komisyon bedelleri ile işin gecikmesinden kaynaklı uygulanan 28 günlük hak ediş kesinti cezası nedeniyle doğrudan zararlara maruz kalarak 115.866,89 TL ve 199.791,60 Euro doğrudan maddi zararının mevcut olduğunu,

davaya konu proje için davalı şirket nezdinde 27.06.2016 tarihinde sigorta poliçesinin düzenlendiğini, davacının edimlerini eksiksiz yerine getirdiğini, ilk poliçe döneminin 03.04.2017 tarihinde sona ermesine rağmen vade değişikliği yapılarak prim farkı olan borcun da ödendiğini, poliçede vinçle taşımada meydana gelen risklere ilişkin öngörülen %25 lik muafiyet maddesinin sözleşme serbestisi sınırlarını aşan, usul ve yasalara aykırı bir şart olduğunu, vinçle taşıma esnasında 334.250 Euro üzerinde bir zararın doğmasının imkansız olduğunu, savaş, nükleer patlama,

sabotaj hallerinin İnşaat Sigortası Genel Şartnamesinde “teminat dışı kalan haller” olarak açıkça düzenlendiğini, davalı şirketin her duruma uydurabileceği nitelikte bir muafiyet ihdas ederek sigortalılara vinçle taşıma muafiyetinden dolayı ödeme yapmayacağını bildirmek suretiyle kanunu dolandığını, sigorta sözleşmesinin mevcut muafiyet şartı nedeniyle uygulanması imkansızlığının söz konusu olduğunu, 47 tonluk alt kule ve bir o kadar büyük türbin parçalarının montajı esnasında vinç kullanmadan montajın yapılmasının davacı şirketten beklenilmesinin fizik kurallarına ve dolayısıyla hayatın olağan akışına aykırı olduğunu,

TBK'nun 27.maddesi hükmü gereği taraflar arasında akdedilen sigorta sözleşmesi serbestisinin sınırlarını aşan vinçle taşıma muafiyeti şartı ile ilgili sözleşme bedeli üzerinden hesaplanan %25'lik oranın başlangıçtaki imkânsızlık olarak değerlendirilmek suretiyle kesin olarak hükümsüz kabul edilmesi gerektiğini bildirdiğini, davacı şirketin şimdilik 20.000-TL maddi zararının kaza tarihinden itibaren işletilecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının, yüklenicisi olduğu davaya konu rüzgar enerji santrali yapım ve montaj işlerinin 27.06.2016 başlangıç ve 03.04.2017 bitiş tarihli montaj tüm riskler sigorta poliçesi ile müvekkili sigorta şirketi tarafından sigortalandığını, poliçenin vadesinin 30.11.2017 tarihli zeyilname ile 30.12.2017 tarihine kadar uzatıldığını, zararın miktarının eksper raporuyla ve davacı kayıtlarıyla sabit olması nedeniyle davanın belirsiz alacak niteliğinde açılmasının mümkün olmaması nedeniyle davanın hukuki yarar yokluğuna bağlı olarak reddinin gerektiğini,

poliçe vade değişiklik zeyilinin dava konusu hasarın meydana gelmesinden sonra yapıldığını, hasarın sigorta poliçesinin vadesi kapsamında meydana gelmemesi nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, sigorta poliçesinde “poliçe tanzim tarihinden önce meydana gelen veya bu tarihten önceki bir sebepten kaynaklanan hasarlar teminat haricidir” notunun bulunduğunu, TTK 1458. maddesi hükmü uyarınca müvekkili sigorta şirketi tarafından ilgili poliçe nezdinde verilen teminatın geçersiz olduğunu,

kaldırma aparatlarının ... firması tarafından temin edilip değişik iş dosyasındaki raporda montaj esnasında kullanılan kaldırma aparatlarının yani somun ve cıvataların uyumsuzluğu ve kalitesizliğinin kazanın meydana gelmesine sebep olduğunun ve montaj elemanlarının ... firmasına ait tool konteynırından süpervizörleri tarafından yanlış eşleştirilerek teslim edildiği neticesine ulaşıldığının ifade edildiğini, ... teknik inceleme raporu ile Gümüşhacıköy Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2017/179 D.İş sayılı dosyasından verilen raporda hasarın alt yüklenici ... firması tarafından temin edilen,

... firması tarafından ise üretilen kaldırma aparatı civatalarının olağan kullanıma bağlı olarak aşınarak sıyrılması neticesinde vinç ile taşıma kaldırma işlemi gerçekleştirilen taban kulenin düşmesi sonucu meydana geldiğinin tespit edildiğini, dava konusu hasarın, sigorta poliçesinde yer alan “Montaja konu kıymetler için.

Taşımayı yapan vincin, aracın, makinenin cihazın uygun kapasitede seçilmiş olması … hasarların ödenmesi için ön şart olup aksi olması halinde ilgili hasarlar teminat haricidir” özel notu gereği teminat harici olduğunu, hasarın sigortalı tribünün vinçle taşınması sırasında meydana geldiği hususunun tartışmasız olup sigorta poliçesinin muafiyetlere ek başlıklı bölümünde “vinçle taşıma sigorta bedelinin %25’i” notunun mevcut olduğunu,

sigorta bedelinin 1.337.000,00-Euro olup ekspertiz incelemesi sonucu yapılan hesaplamalara göre 334.250,00-Euro’nun altında kalan vinçle taşınma sırasında oluşan hasarların muafiyet altında kalması nedeniyle tazminat talebinin reddinin gerektiğini, davacının basiretli tacir sıfatına haiz olup sigorta sözleşmesini incelemek, sigorta bedeli, muafiyet, koasürans vs. teknik hususları değerlendirerek poliçesini tanzim ettirmek durumunda olup poliçe ve bilgilendirme forumunun davacıya iletilmesi, inceleme fırsatı verilmesi,

TTK'nun 1423/2. maddesi hükmü gereği belirtilen sürede itirazda bulunmaması nedeniyle davacı tarafça poliçedeki notun haksız şart olduğu gerekçesiyle geçersiz olduğu iddiasının haksız olup poliçede yer alan teminat miktarı ve muafiyet oranları ile ilgili özel şartların geçerli olacağının kabulünün gerektiğini, akdin feshinden veya cezai şartların uygulanmasından ileri gelen zararlar dahil kar kaybı ve estetik kusurlar gibi her türlü netice zararlarının teminat kapsamı dışında olduğunu, davaya konu personel istihdamı, sgk, maaş, yol, konaklama, yemek gideri,

teminat mektupları için ödenen komisyon bedelleri ile kar kaybının doğrudan zarar değil netice zararı kapsamında olup netice zararlarının sigorta poliçesinin teminatı kapsamında olmadığını, davacının, dava dilekçesinde belirtmiş olduğu zarar kalemlerini karşıladığını gösteren ödeme belgelerini dosyaya ibraz etmediğini, hasarın yüklenici ... firmasının kusuru nedeniyle meydana geldiğini, davacının hasar gören tribunü tekrar aynı yükleniciye yaptırarak ödeme yapmasının taraflar arasındaki sözleşmeye ve mevzuata aykırı bir uygulama olacağını, ayıpların ... firması tarafından karşılanması gerekirken davacının,

hasarın onarımı için aynı yükleniciye ödeme yapmasının hatır ödemesi olarak tanımlanabileceğini, bu bedelin müvekkilinden talep edilmesinin Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi ve Sigorta Kanunu hükümleri ile çeliştiğini, eksik sigortaya ilişkin itiraz haklarını bu aşamada saklı tuttuklarını bildirdiğini, davanın reddine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.

İLK DERECE MAHKEMESİNCE VERİLEN KARAR

Mahkemece; "....Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller, tanık beyanları ve mahkemece usul, yasa ve dosya kapsamına uygun görülen gerekçeli hükme ve denetime elverişli nitelikteki bilirkişi rapor ve ek raporu ile; davacı şirketin yüklenici sıfatıyla, 1.337.000,00 Euro ihale bedelli, ... İl Özel İdaresi'ne ait ve ... İli, ... İlçesi, ... Köyü, ... mevkinde, 1 adet ...

Yapımı işini 20.06.2016 tarihli sözleşme ile üstlendiği, proje ile ilgili olarak taraflar arasında 27.06.2016 başlangıç ve 03.04.2017 bitiş tarihli montaj tüm riskler sigorta poliçesi düzenlendiği, ardından poliçenin vadesinin 30.11.2017 tarihli zeyilname ile 30.12.2017 tarihine kadar uzatıldığı, davalı vekili tarafından poliçe vade değişiklik zeyilinin hasarın meydana gelmesinden sonra yapıldığı, bu nedenle poliçe vadesi kapsamında hasarın meydana gelmemesi nedeniyle reddinin gerektiği iddia edilmiş ise de, sigortanın projenin başlangıç ve bitiş tarihi dönemi için yapıldığı,

proje bitiş tarihinin uzamasına bağlı olarak davacı şirketin 22.11.2017 tarihinde vade değişikliği zeyli için başvusunun 29.11.2017 tarihinde sonuçlandığı, aynı gün 29.11.2017 tanzim tarihli Montaj Tüm Riskler Sigorta Ek Belgesinin düzenlendiği, buna göre uzatılan tarih olan 30.12.2017 tarihine kadar poliçe başlangıç tarihinden itibaren meydana gelen tüm hasarların poliçe kapsamında kaldığının kabulünü gerektiği dikkate alınarak davalı tarafın bu yöndeki savunmasında haklılık bulunmadığı, 29.11.2017 tarihinde davacının yurt dışından getirttiği tribünün alt yüklenici ...

A.Ş. tarafından temin edilen bir adet 700 tonluk ana vinç, bir adet 85 tonluk kuyruklama vinci ile montaj işlemi gerçekleştirilirken kule alt flanşına bağlı olan kaldırma aparatı olarak kullanılan mapalarda bulunan cıvataların diş sıyırması ve somunlardan ayrılması sonucunda alt kulenin yaklaşık 20 metre yükseklikten düşerek kullanılamaz hale geldiği ve tamirinin mümkün bulunmadığı, Jandarma Komutanlığı tarafından tutulan tutanak, ... ...

Şubesi tarafından hazırlanan rapor, Gümüşhacıköy Asliye Hukuk Mahkemesini D.İş dosyasında yapılan tespit ve alınan bilirkişi raporunda birbirleriyle uyumlu değerlendirmelerin yapıldığı, davacı tanıklarının yeminli beyanları ile mahkemece alınan bilirkişi rapor ve ek raporu ile; kulenin kaldırma işini yapan alt yüklenici ... Şirketinin kuleyi tekniğine uygun olarak kaldırdığı, kazaya sebep olan kaldırma işinde kullanılan ve ...

Firması tarafından termin edilen mapalarda bulunan cıvata ve somunların ölçü uygunsuzluğu nedeniyle cıvataların diş sıyırdığı ve mapaların flanştan ayrılarak düşmesi ile M27 cıvata ve M30 somunun birlikte kullanılması nedeniyle hasarın ...

Firmasının kusuru nedeniyle ve kazanın, rüzgar türbinin alt kulesinin yükleme, boşaltma ve aktarma veya vinç ile taşınması işlemleri esnasında değil, türbinin önceden hazırlanan temele oturtulması bir başka deyişle montajı sırasında gerçekleştiği, buna göre davalı tarafın hasarın vinçle taşıma sırasında meydana gelmesi ve taşımayı yapan vincin uygun kapasitede seçilmediği nedeniyle hasarın teminat dışında kaldığı iddiasının haklı olmadığı gibi dava dışı ... firmasının kusurlu olmasının ve davacı tarafın aynı firmadan yeniden ürün satın almasının oluşan hasarın teminat dışı kalmasını sağlayacak nedenler olmadığı,

davacı tarafın hasara uğrayan alt kuleyi yeniden temin ettiği, montajın yapılarak işin tamamlandığı ve geçici kabulün yapıldığı, davacı tarafça taban kule için ... San. Ve Tic. A.Ş'den 106.200,00 Euro, kuleyi devreye almak için yedek parçaların ön ödemesi olarak ... şirketine 21.060,00 Euro, ilave işler için ...

Firmasına 50.070,00 Euro ödemelerinin yapıldığı, cevap dilekçesinde davalı tarafça, davacı tarafın dava dilekçesinde belirttiği zarar kalemlerini karşıladığını gösteren ödeme belgelerini dosyaya ibraz etmediği iddia edilmiş ise de, davacı tarafın ödeme belgelerine ilişkin fiş ve faturaları dosyaya ibraz ettiği, bilirkişiler tarafından masrafa ilişkin değerlendirmelerin yalnız belgelere dayalı olarak yapıldığı dikkate alınarak davalı tarafın bu konudaki iddiasının haklılık taşımadığı,

davacı tarafça yapılan masraflara ilişkin belgelerin tamamının ticari defterlerine işlenmemiş olsa da belgelenmiş olması ve yapılan işle ilgili olup bilirkişiler tarafından yapılan iş kapsamında değerlendirilmeleri nedeniyle belgeli olarak sunulan masrafların talep edilebilir olduğu, raporda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere ...

İmalatı'na ödenen faturanın diğer faturalar gibi KDV'siz olarak talep edilebilecek olması karşısında faturaya dayalı alacağın 90.000,00 Euro olarak kabul edilmesi ile birlikte davacı tarafça davaya konu hasar için yabancı para cinsinden toplam 183.591,60 Euro harcama yapıldığının kabul edilmesinin gerektiği, bunun yanında davacı tarafın ...

İl Özel İdaresine ödediği 22.481,60 Euro tutarındaki gecikme cezasını Montaj Sigortası Poliçesi Genel Şartları'nın 3/j ve 34. maddesi uyarınca sigorta poliçesi kapsamında talep etmesinin mümkün bulunmaması nedeniyle davacı tarafın yabancı para cinsinden talep edebileceği harcamaları toplamının 161.130,00 Euro olup poliçe koşulları gereğince 75.000,00 Euro'luk bölümün teminat dışı olduğundan davacı tarafın bu miktarın indirilmesi ile 86.130,00 Euro zararını poliçe kapsamında talep edilebileceği, Türk Lirası olarak yapılan harcamalar yönünden davacı tarafça hasar nedeniyle yapılan nakliye, ulaşım, yemek, maaş, SGK primi,

teminat mektubu komisyonu, mahkemeye ödenen avans giderleri için belgelenen harcamaların 115.866,89 TL olduğu, Montaj Sigortası Poliçesi Genel Şartları 3/j maddesine göre 01.12.2017 -14.06.2018 tarihleri arasında yapılan, maaş, ulaşım, yemek, yakıt, SGK primi, teminat mektubu komisyonu masraflarının talep edilemeyeceği,

davacı tarafın dava dilekçesinde yabancı para üzerinden değil Türk Lirası üzerinden talepte bulunup 12/01/2021 tarihli dilekçesinde de harca esas değeri belirlerken kaza tarihindeki kur üzerinden ve 4.68 TL'den talepte bulunmasına rağmen bilirkişiler tarafından taleple bağlılık ilkesine aykırı olarak 4.6938 TL kuru üzerinden hesaplama yapıldığı göz önünde tutularak davacı tarafın yabancı para cinsinden belirlenen 86.130,00 Euro tutarındaki zararının talebi gibi 4.68 TL'lik kur üzerinden Türk Lirası karşılığının 403.088,40 TL olup 64.850,00 TL zararı ile birlikte toplam zararının 467.938,40 TL olduğu anlaşılmakla davanın 467.938,40 TL'lik

bölümünün kabulü ile bu alacağa 20/02/2018 tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek avans faizi işletilmesine, davacı tarafın fazlaya ilişkin 231.983,17 TL'lik isteminin reddine karar vermek gerektiği.." gerekçesiyle "...Davanın kısmen kabulü ile, 467.908,40-TL sigorta poliçesinden kaynaklanan alacağın 20/02/2018 tarihinden, tahsil tarihine kadar işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, davanın kısmen reddi ile, davacı tarafın fazlaya ilişkin 231.983,17-TL isteminin reddine...." şeklinde hüküm kurulmuştur.

Karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

İSTİNAF NEDENLERİ

Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkeme tarafından, davaya kısmi dava şeklinde devam edilmesi gerekirken, davacıya HMK 30-32 md. uyarınca eksik harcı tamamlaması için süre verilmesi ve davaya belirsiz alacak davası şeklinde devam edilmesi davalı müvekkili sigorta şirketi aleyhine hak kaybına neden olduğunu ve zamanaşımı itirazında bulunma haklarının kısıtlandığını, eksik peşin harcın tamamlanmadığı sürece müteakip işlemlerin yapılmasının mümkün olmadığı,

eksik peşin harcın tamamlanması ve makbuzun sunulması yönünde davacı vekiline gelecek celseye kadar süre verilmesine” karar verildiğini ancak davasını belirsiz alacak davası şeklinde mi kısmi dava şeklinde mi açtığına ilişkin beyanda bulunması için süre vermediğini, mahkeme gerekçeli kararında bu hususta “davacı tarafın hasar nedeniyle yaptığı tüm masrafları belgeleyip bu belgelere göre davalıdan ödeme talep ettiği,

sigorta poliçesi hükümleri çerçevesinde yaptığı masrafların kendince bilinebilir olması nedeniyle hangi miktarda ödeneceğinin kendisinde bulunan belgelerle hesaplanabilir olması nedeniyle davanın belirsiz alacak niteliğinde olmadığı,

mahkemenin ara kararı ile gerekçeli kararında belirttiği hususların da birbiri ile çeliştiğini, ara karar incelendiğinde de görüleceği üzere gerekçeli kararda belirtildiği şekilde “davacının belirsiz alacak davası açamayacağı”nın belirtilmediğini, Hukuk Genel Kurulu kararında belirtildiği şekilde davacıya süre verilerek davasını belirsiz alacak mı kısmi dava mı şeklinde açıp açmadığı hususunda beyanda bulunmak için kesin süre verilmediğini,

mahkemenin davayı kısmi dava olarak nitelendirerek yargılamaya devam etmesi gerekirken aydınlatma yükümlülüğüne aykırı davranarak ve itirazları değerlendirmeksizin davayı belirsiz alacak davası olarak kabul edip davacıya eksik harcı tamamlaması için süre vermesi,

davayı kısmi dava olarak nitelendirip yargılamaya bu şekilde devam etmemesi usule aykırı olup davalı müvekkili sigorta şirketi aleyhine hak kaybına neden olduğunu, davacının eksik harcı tamamladığı tarihte dava konusu bakiye alacak zamanaşımına uğradığını, mahkeme davaya, kısmi dava olarak devam ettiğini ve davacı dava değerini ıslah dilekçesi ile artırmış olsaydı davalı tarafça da süresi içinde zamanaşımı definde bulunulabileceğini, izah edilen nedenlerden ötürü kararın öncelikle usulen bozularak kaldırılmasının gerektiğini, dava konusu tazminat talebinin, sigorta poliçesinde yer alan “montaja konu kıymetler için;

taşımayı yapan vincin, aracın, makinenin cihazın uygun kapasitede seçilmiş olması …üretici firmanın taşıma standartlarına uygun taşınması hasarların ödenmesi için ön şart olup aksi olması halinde ilgili hasarlar teminat haricidir” özel notu gereği teminat harici sayılması gerekirken hatalı değerlendirme ile teminat kapsamında sayılmasının hukuka aykırı olduğunu, dava dilekçeleri ekinde ibraz etmiş oldukları eksper raporu ve davacının da dilekçesinde dayanak göstermiş olduğu ...

Teknik İnceleme Raporu ile Gümüşhacıköy Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2017/179 D.iş sayılı dosyasından verilen rapor uyarınca hasar “alt yüklenici ... firması tarafından temin edilen, ... firması tarafından ise üretilen kaldırma aparatı civatalarının olağan kullanıma bağlı olarak aşınarak sıyrılması neticesinde vinç ile taşıma kaldırma işlemi gerçekleştirilen taban kulenin düşmesi” sonucu meydana geldiğini, raporlara ve ekli Tedarikçi Sözleşmelerine göre kaldırma aparatı, rüzgar türbin parçalarının vinç ile kaldırılarak temel üzerine yerleştirilmesi sırasında kullanılan bağlantı elemanı olduğunu, hadise sırasında taban kule,

alt ve üst kısımlarından toplamda 4 adet kaldırma aparatı ile 700 tonluk mobil vinç ile kaldırılmakta olduğunu, aparatlar, rüzgar türbin parçaları ile birlikte ... firması tarafından temin edildiğini, dava dilekçesinin 5 numaralı bendinde de bu husus “davacı şirket tarafından yapılan başvuru neticesinde Gümüşhacıköy Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2017/179 D.iş sayılı dosyasında keşif icra edildiği bu dosyadan verilen rapor uyarınca da “montaj esnasında kullanılan kaldırma aparatlarının yani somun ve cıvataların uyumsuzluğu ve kalitesizliğinin kazanın meydana gelmesine sebep olduğu” belirtilmiş rapor ...

Enerji’ye tebliğ edilmiş, muhatap şirket tarafından ise rapora itiraz edilmediği …montaj elemanlarının ... firmasına ait tool konteynırından süpervizörleri tarafından yanlış eşleştirilerek teslim edildiği neticesine ulaşıldığı” şeklinde ifade edildiğini, hasarın davaya cevap dilekçelerinde belirtildiği şekilde meydana geldiği mahkeme tarafından da kabul edildiğini ancak sigorta poliçesinde yer alan bu klozun dava konusu hasarda uygulanamayacağının ifade edildiğini,

gerekçe olarak “…kazaya sebep olan kaldırma işinde kullanılan ve ... firması tarafından termin edilen mapalarda bulunan cıvata ve somunların ölçü uygunsuzluğu nedeniyle civataların diş sıyırdığı ve mapaların flanştan ayrılarak düşmesi nedeniyle ve kazanın rüzgar türbinin alt kulesinin yükleme, boşaltma ve aktarma veya vinç ile taşınması işlemleri esnasında değil, türbinin önceden hazırlanan temele oturtulması bir başka deyişle montajı sırasında gerçekleştiği,

buna göre davalı tarafın hasarın vinçle taşıma sırasında meydana gelmesi ve taşımayı yapan vincin uygun kapasitede seçilmemesi nedeniyle hasarın teminat dışında kaldığı iddiasının haklı olmadığı gibi dava dışı ... firmasının kusurlu olmasının ve davacı tarafın aynı firmadan yeniden ürün satın almasının oluşan hasarın teminat dışı kalmasını sağlayacak nedenler olmadığı”nın belirtildiğini, bilirkişi tarafından, “rüzgar türbininin, vinç ile önceden hazırlanan temele oturtulması” eyleminin “vinç ile taşıma” klozuna girmediğini,

bu işlemin taşıma olarak değil montaj olarak nitelendirilmesi gerektiği belirtilmiş bilirkişinin hatalı bu tespiti mahkeme tarafından da kabul gördüğünü, mahkeme gerekçeli kararında bu hususu “…kazanın rüzgar türbininin alt kulesinin yükleme, boşaltma ve aktarma veya vinç ile taşınması esnasında değil, türbinin önceden hazırlanan temele oturtulması ve montajı sırasında gerçekleştiği” şeklinde ifade ettiğini, davaya konu sigorta poliçesi Montaj Tüm Riskler Sigorta Poliçesi olup nakliye aşamasında meydana gelen hasarlar zaten bu poliçenin teminatı kapsamına girmediğini,

davacı tanıkları da ifadelerinde “Bu konunun tamamen montaj işlemi olduğunu, taşıma işleminin hiçbir zaman vinçle yapılmadığını, tırla yapıldığını” ifade ettiklerini, vinç ile nakliye işlemi yapılamayacağı izahtan vareste olup, tır ile nakliye ise anılan sigorta poliçesinin teminatı kapsamında olmadığını, bu durumda montaja konu kıymetlerin yerden alınıp temele oturtulması şeklinde ki eylemin “kaldırma/taşıma” sayılmaması halinde sigorta poliçesine böyle bir kloz konulmasının sigorta tekniği kapsamında bir anlamı kalmayacaktır ki bu durumun varlığının kabul edilemeyeceğini, poliçede ki kloz,

tam olarak dava konusu hasarda ki gibi montaja konu kıymetlerin, montaj amacı ile kaldırılması halinde ki gibi hasarlar için düzenlendiğini, montaja konu türbinin önceden hazırlanan temele oturtulması için kaldırılması şeklinde ki eylemin “aktarma” “taşıma” olarak kabul edilmemesi ve kloz kapsamında sayılmamasının bilimsel ve hukuki hiçbir dayanağının bulunmadığını, bilirkişi raporuna ve heyetine yapmış oldukları itirazlarının ise kabul edilmediğini, hasar tarihinin ise 29.11.2017 olduğunu, bu hususta bilirkişi raporunda,

acente ile davacı şirket personeli arasında ki süre uzatımına ilişkin yazışmalara atıf yapıldığını ve sonuç olarak “... ... tarafından 27.11.2017 tarihinde ...

Ltd.Şti’den ...’a atılan e-mail ile vade uzatım durumunda çıkan primin 2.855,00-TL (Euro olacak bilirkişilerin sehven hatalı yazdığı kanaatinde olduklarını) olduğunun bildirildiği”nin yazıldığını ve hasarın poliçe vadesinde meydana geldiğinin ifade edildiğini, davacının tazminat talebinin sigorta poliçesinin vadesi ve teminatı kapsamında yer aldığının kabulü anlamına gelmemek kaydıyla;

sigorta poliçesinde yer alan “vinçle taşıma sigorta bedelinin %25’i” muafiyet notu uygulanmayıp, daha düşük muafiyet oranı içeren “montaj muafiyeti %15, asgari 75.000-euro” muafiyet oranının uygulanmasının hukuka aykırı olduğunu, belirtildiği üzere dava konusu hasarın sigortalı tribünün vinçle taşınması sırasında meydana geldiği hususunun tartışmasız olduğunu, sigorta poliçesinin Muafiyetlere Ek başlıklı bölümünde “vinçle taşıma sigorta bedelinin %25’i” notunun mevcut olduğunu, sigorta bedeli ise 1.337.000,00-Euro olup 334.250,00-Euro’nun altında kalan vinçle taşınma sırasında oluşan hasarlar muafiyet altında kaldığını,

bilirkişiler tarafından hesaplanan zarar miktarı 161.130,00-Euro + 64.850,00-TL olup anılan muafiyet miktarının altında kaldığından davanın reddi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesinin mevzuata aykırı olduğunu, eksik sigortaya ilişkin itirazlarının değerlendirilmediğini, sigorta poliçesinde sigorta bedeli 1.337.000,00 Euro olup hasar sonrasında ekspere sadece bir adet rüzgar tribünü montaj işi sözleşmesinin iletildiğini, dava dışı ...

İl Özel İdaresi ile yapılan Sözleşme ise eksperin tüm taleplerine rağmen ibraz edilmediğini, bu nedenle poliçede belirtilen sigorta bedelinin gerçeği yansıtıp yansıtmadığı teyit edilip eksik sigorta incelemesinin yapılamadığını ancak bilirkişi raporunda tazminat hesabı başlıklı bölümde 27.07.2018 tarihli son hakediş tutanağına göre yapılan işin 1.408.485,38-Euro olduğunun belirtildiğini, bu tarihte dahi sigortalı projenin tamamlanmadığı düşünüldüğünde poliçede eksik sigorta olduğu kesin olup belirlenen tazminat tutarından bu oranda indirim yapılmamasının da bozma nedeni olduğunu, izah olunan nedenlerle;

taleplerinin kabulü ile kararın tehiri icra kararı verilerek kaldırılması ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini, kararın kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava, montaj tüm riskler sigorta poliçesi kapsamında maddi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş; hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.

1-Dava, montaj tüm riskler sigorta poliçesi kapsamında açılan maddi tazminat davasıdır. Davacı, dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 20.000.- TL’nin tahsilini talep etmiş, cevaba cevap dilekçesinde davanın HMK'nun 107. Maddesi kapsamında açılan belirsiz alacak davası olduğunu açıkça ifade etmiştir.

Ancak dava dilekçesi ekindeki hesaplama tablosuna göre zararının 115.866,89-TL ve 199.791,60-Euro olarak belirlediği, yine dava dilekçesi ekinde sunulan ekspertiz raporunda zararın 220.080,00-Euro olduğu belirtilmiş olup mahkemece davacının poliçe hükümleri çerçevesinde yaptığı masrafların kendisinde bulunan belgeler ile hesaplanabilir olması nedeniyle davanın belirsiz alacak niteliğinde olmadığı, dava dilekçesinde davanın belirsiz alacak olarak açıldığının bildirilmiş olması karşısına kısmi dava olarak da kabulünün mümkün bulunmadığı,

davanın tam eda davası olduğu kabul edilerek dava değerinin belirlenmesi ve davacıya eksik harcı yatırması için süre verildiği, dava değerinin açıklanması ve eksik harcın ikmali üzerine yargılamaya devam olunduğu ve davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verildiği görülmüştür.

Davanın belirsiz alacak davası türünde açılabilmesi için, davanın açıldığı tarih itibariyle uyuşmazlığa konu alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak davacı tarafça belirlenememesi gereklidir. Belirleyememe hâli, davacının gerekli dikkat ve özeni göstermesine rağmen, miktar veya değerin belirlenmesinin kendisinden gerçekten beklenilmemesi durumuna ya da objektif imkânsızlığa dayanmalıdır.

Talep edilecek alacak miktarının davanın açıldığı anda tam ve kesin bir biçimde belirlenmesinin mümkün olmasına rağmen belirsiz alacak davası şeklinde açılan dava, hukuki yarar, yani dava şartı yokluğu nedeni ile usulden hemen reddedilmemelidir. Zira bir miktar belirtilmek sureti ile açılan belirsiz alacak davası da alacak ister belirli ister belirsiz olsun bir eda davasıdır ve eda davalarında hukuki yarar var kabul edilir.

Öte yandan davacının dava açmaktan başka bir yolla alacağına kavuşması mümkün olmayıp bir mahkeme kararına muhtaç ise dava açmakta hukuki yararının bulunduğu tartışmasızdır. Başka bir anlatımla alacağın belirli veya belirsiz olması başlangıçta var olan hukuki yararı ortadan kaldırmaz.

Bu durumda dava dilekçesinde talep edilen asgari tutar somut olayın özelliklerine göre talep edilebilecek alacak tutarı konumunda olup kısmi davanın koşulları yoksa davacının tam eda davası açtığı kabul edilmelidir.

Ancak dava dilekçesinde talep edilen asgari tutar somut olayın özelliklerine göre talep edilebilecek toplam alacak miktarı kadar değilse ve kısmî davanın koşulları da bulunmuyorsa, bu durumda mahkemece alacak miktarını netleştirmesi ve bildireceği dava değerine göre eksik harcı tamamlaması için davacıya HMK'nın 119'uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca bir haftalık kesin süre verilmeli ve verilen kesin süre içinde belirtilen eksikliğin tamamlanması hâlinde davaya tam eda davası olarak devam edilmeli, aksi durumda ise davanın usulden reddine karar verilmelidir.

Buna karşılık, dava dilekçesinde asgari bir tutar gösterilmiş olup bunun, alacağın belirli bir kesimi olduğu anlaşılmakla birlikte, açılan davanın belirsiz alacak davası mı; yoksa kısmi dava mı olduğu hususunda açıklık bulunmuyorsa hâkim, taleple bağlı olduğu için (6100 sayılı HMK m. 26) öncelikle, HMK'nın 119'uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, davacı tarafa bir haftalık kesin bir süre vermeli ve onun beyanı doğrultusunda açılmış olan davanın belirsiz alacak davası mı, yoksa kısmi dava mı olduğunu belirlemelidir.

Bu da esasen hâkimin davayı aydınlatma ödevi kapsamındadır. Davacı verilen bir haftalık kesin süre içinde davanın belirsiz alacak davası olduğunu beyan etmiş ve belirsiz alacak davası açılabilmesi için gerekli şartlar mevcut ise, dava belirsiz alacak davası olarak görülüp sonuçlandırılmalıdır.

Belirsiz alacak davası açılabilmesi için gerekli şartlar bulunmakla birlikte davacı açmış olduğu davanın kısmi dava olduğunu belirtmiş ise, bu hâlde mahkeme davayı, kısmi dava olarak kabul edip yargılamayı sürdürmelidir.

Üçüncü bir ihtimal olarak davacı davasının belirsiz alacak davası olduğunu mahkemeye bildirmiş olmakla birlikte belirsiz alacak davasının koşulları bulunmuyor ve fakat kısmi dava açılabilmesi mümkün ise, bu durumda, mahkemece, açılmış olan dava, doğrudan bir ara kararıyla bir kısmi dava olarak nitelendirilmek suretiyle görülüp karara bağlanmalıdır.

(HGK’nın 16.05.2019 tarih ve 2016/22-1166 Esas, 2019/576 Karar sayılı, 17/11/2020 tarihli, 2019/17-853 esas, 2020/907 karar sayılı kararı).

Somut olayda, davacının alacak miktarı belirlenebilirken belirsiz alacak davası açması doğru değilse de dava dilekçesinde zikrettiği alacak miktarı dikkate alınarak bu miktar yönünden mahkemece alacak miktarının netleştirilmesi ve bildireceği dava değerine göre eksik harcı tamamlaması için davacıya 24.11.2020 tarihli celsede kesin süre verilmesinde bir usulsüzlük bulunmadığı,

(bknz Yargıtay 11. HD'nin 12.05.2022 tarihli, 2020/8201 esas ve 2022/3819 karar sayılı emsal kararı) her ne kadar verilmesi gereken kesin süre HMK'nın 119'uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca bir hafta olsa da davacı vekilinin, mahkemece "gelecek celseye kadar" şeklinde verilen kesin süre içerisinde 12.01.2021 tarihli dilekçesi ile dava değeri olan alacak miktarını 699.891,57 TL olarak netleştirerek eksik harcı aynı tarihte tamamlaması karşısında davanın bu değer üzerinden açıldığının kabul edilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin bu husustaki istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.

2-Davalı vekili, poliçedeki özel şart uyarınca zararın teminat dışı kaldığını, vinçle taşıma muafiyetinin uygulanması gerektiğini iddia ederek kararı istinaf etmiştir. Taraflar arasındaki 14.07.2016 tanzim tarihli Montaj Tüm Riskler Sigorta Poliçesi'nin, Notlar - Açıklamalar başlıklı kısmında "Vinçle taşıma sigorta bedelinin %25'i", "Türbin montajı ve bu sebepli hasarın %15'i, minumum 75.000 Euro"şeklinde muafiyetlerin öngörüldüğü, poliçenin 3. sayfasında "montaja konu kıymetler için taşıma yapan vincin, aracın, makinenin, cihazın uygun kapasitede seçilmiş olmasının ilgili hasarların ödenmesi için ön şart olup, aksi halde hasarlar teminat haricidir." denildiği görülmektedir.

Somut olayda; dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler, görevli Jandarma Komutanlığı tarafından düzenlenen 30.11.2017 tarihli tutanak, davacının delil tespiti isteği üzerine Gümüşhacıköy Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/179 D.İş. 2017/180 Karar sayılı dosyasında mahallinde yapılan keşif ve görevlendirilen Makina Yüksek Mühendisince verilen 26.12.2017 tarihli rapor, davacının başvurusu üzerine ... ...

Şubesi tarafından görevlendirilen makine mühendisleri tarafından düzenlenen rapor, davalı sigorta şirketi tarafından görevlendirilen eksper tarafından tanzim edilen 26.02.2018 tarihli rapor ve mahkemece, dinlenen davacı tanıklarının anlatımları ve bilirkişi heyetinden alınan kök ve ek raporlar birlikte değerlendirildiğinde, davacı yüklenici şirket tarafından tedarik edilen, 1 adet rüzgar türbininin, 29.11.2017 tarihinde, dava dışı alt yüklenici ...

A.Ş. tarafından temin edilen bir adet 700 tonluk ana vinç, bir adet 85 tonluk kuyruklama (yönlendirme) vinci ile montaj işlemi gerçekleştirilirken, kule alt flanşına bağlı olan kakdırma aparatı olarak kullanılan mapalarda bulunan civataların diş sıyırması ve somunlardan ayrılması neticesinde, 23,7 metre uzunluğunda, 46,7 ton ağırlığındaki alt kulenin yaklaşık 20 metre yükseklikten düşerek kullanılamaz hale geldiği, kaldırma işini yapan alt yüklenici ... firmasının kuleyi tekniğine uygun olarak kaldırdıkların ancak kazaya sebep olan kaldırma işinde kullanılan ve ...

Firması tarafından termin edilen mapalarda bulunan cıvata ve somunların ölçü uygunsuzluğu nedeniyle cıvataların diş sıyırdığı ve mapaların flanştan ayrılarak düştüğü, kazanın temel sebebinin bu olduğu, dolasıyla rüzgar türbininin alt kulesinin yükleme, boşaltma ve aktarma veya vinç ile taşınması işlemleri esnasında değil türbinin önceden hazırlanan temele oturtulması yani montajı sırasında hasar gördüğünün, montaj sırasında kullanılan vinçlerin kapasitesinin rüzgar türbini kulesini kaldırmaya elverişli ve yeterli olduğunun tespit edilmesi ve tüm raporların bu kapsamda birbiri ile uyumlu olması karşısında,

kazanın vinçle taşıma sırasında değil türbinin önceden hazırlanan temele oturtulması için vinçle kaldırılması yani montaj sırasında gerçekleştiği sabit olduğundan, mahkemenin hasarın poliçe teminatı kapsamında kaldığı ve poliçedeki "vinç ile taşıma sigorta bedelinin %25'i" şeklindeki muafiyetin uygulanmasının mümkün olmadığı şeklindeki gerekçesi yerinde olup, davalı vekilinin bu hususlara yönelik istinaf itirazları reddedilmiştir.

3-Davalı sigorta vekili eksik sigorta uygulanması gerektiğini belirterek karar istinaf etmiş ise de bu itirazı da yerinde görülmemiştir.

Zira, poliçede sigortanın konusunun "... İl Özel İdaresi 1 mw ... Santrali Yapım İşi", montaj işleri (proje bedelinin) 1.337.000,00 Euro olduğu belirtilmiş olup, mahkemece ... İl Özel İdaresinden temin edilen, davacı sigortalı ile dava dışı ... İl Özel İdaresi arasında imzalanan ve sigorta sözleşmesinin de konusunu oluşturan "... İl Özel İdaresi 1 mw ...

Yapım İşine ait Sözleşme Tasarısı" ve ekleri incelendiğinde proje bedelinin 1.337.000,00 Euro olduğunun görüldüğü, dosya kapsamında hakediş tutanakları yer almamakla birlikte bilirkişi heyeti ek raporunda davacı adına düzenlenen 19.12.2018 tarihli son hakedişte 27.07.2018 tarihine kadar yapılan işin bedelinin 1.408.485,38 Euro olduğu, bir önceki hakediş toplam tutarının ise 1.329.479,09 Euro olarak gösterildiği, kaza tarihinin ise 29.11.2017 tarihi olduğu,

eksik sigortanın, kısmi rizikonun gerçekleştiği anda, sigorta bedelinin sigorta konusu malın gerçek değerinden düşük olması ve o ölçüde zararın kısmen tazmini halinde söz konusu olacağı, eksik sigortanın uygulanması için riziko anında sigorta bedelinin sigorta değerinden düşük olması, bu düşüklüğün önemli ölçüde olması ve tam hasarın söz konusu olmaması gerektiği, bu açıklamadan sonra somut olaya gelindiğinde 19.12.2018 tarihli son hakedişte belirlenen tutarın kaza tarihinden 1 yıl sonrasına ilişkin olduğu, son hak edişten bir önceki hakediş tutarının ise 1.329.479,09 Euro olup, sigorta bedelinin altında kaldığı,

dava dışı işveren ile davacı yüklenici arasındaki sözleşmede kararlaştırılan proje bedeli ile poliçedeki montaj işleri proje bedelinin birebir örtüştüğü, dolasıyla riziko tarihi itibariyle sigorta bedeli sigorta değerinden düşük olmadığından eksik sigortanın uygulanması mümkün değildir.

4-Davalı sigorta vekili, kaza tarihinin zeyilname tarihinden önce olduğunu ve kaza tarihinde zeyilname ile belirlenen prim davacı tarafça ödenmediğinden sorumluluğunun bulunmadığını iddia ederek kararı istinaf etmiştir.

Montaj Tüm Riskler Sigortası, bir montaj projesinin gerçekleştirilmesi esnasında; o ana kadar gerçekleştirilmiş işler ile daha sonraki aşamalarda gerçekleştirilecek kısımlar için o anda şantiye sahasında bulunan hazırlık malzemelerin veya ilgili montaj ekipmanlarının, iş makinelerinin başına gelebilecek ani ve beklenmedik her türlü hasarı kapsayan Tüm Riskler sigortasıdır.

Teminat süresi, montaj malzemelerinin montaj alanına indiği andan itibaran başlar ve montajı biten makinelerin testi tamamlanarak işletime alınması ile sona erer. Sigorta süresinin tayininde, sadece sigorta poliçesinde yazılı bitim tarihi değil, poliçede yer alan diğer açıklama ve kavramlardan da yararlanılması gerekir.

Somut olayda, davaya konu rizikonun gerçekleştiği dönemi kapsayan "Montaj Tüm Riskler Sigorta Ek Belgesi Ek Belge No:1" olarak düzenlenen 29.11.2017 tanzim tarihli belgede ve "Montaj Tüm Riskler Sigorta Ek Belgesi El Belge No:2" olarak düzenlenen 30.11.2017 tanzim tarihli belgede,

yeni teklifname alınmaksızın ilk sigorta poliçesine ait bilgilerin yer alması ve "Vade değişikliği: yukarıda numarası ve diğer detayları yazılı sigorta poliçesinin vade bitim tarihinin 03/04/2017 iken 30/12/2017 olarak değiştirildiği ve bu işlem ile vadenin 271 gün uzatıldığı" meşruhatının bulunması ve müteakip 1 ve 2 nolu ek belgelerde sigorta başlangıcının asıl poliçedeki başlangıç tarihi olarak belirtilmesi nedeniyle, bu ek belgelerin yeni bir sigorta akdi niteliğinde olmayıp, sigorta süresinin uzatımı niteliğinde belgeler olduğunun kabulü gerekir.

Sigortacının sorumluluğu, TTK.nun 1421 nci maddesine göre ilk sigorta poliçesindeki primin veya ilk taksidin ödenmesiyle başlar.

Sigorta süresinin uzatımına dair belgelerdeki primin zamanında ödenmemesi hali, sigortacının sorumluluğunu ortadan kaldırmayıp, sigortacıya, sigortalıdan bu primleri talep hakkı verir, sigortacı bu halde, sigortalıya ihtarname gönderip temerrüde düşürebileceği gibi, buna rağmen primin ödenmemesi halinde fesih hakkını da kullanabilir. (bknz Yargıtay 11. HD'nin 2013/7934 esas, 2014/13658 karar sayılı, 2006/376 esas, 2006/1565 karar sayılı emsal kararları).

Somut olayda, davalı sigortacının davayı temerrüde düşürmesi ve fesih hakkını kullanması söz konusu değildir. Prim ödenmemesine dayalı olarak, rizikonun teminat altında olmadığından söz edilebilmesi için, yeni dönem için yeni bir sigorta akdinin yapılması gerekir. Oysa burada yeni bir sigorta akdi olmayıp, süre uzatımı söz konusu olduğundan sigorta süresinin uzatımına dair belgedeki primin zamanında ödenmemesi hali davalı sigortacının sorumluluğunu ortadan kaldırmayacaktır.

Yine, davacı sigortalının, kaza tarihi olan 29.11.2017 tarihinden önce ilk poliçeyi tanzim eden dava dışı ...

Limited Şirketi'den süre uzatım isteğinde bulunduğu, ilgili acentenin 22.11.2017 tarihli e posta mesajında davacıdan neden ve hangi tarihe kadar süre uzatım istendiğinin belirtilmesinin talep edildiği, davacının 24.11.2017 tarihli dilekçesi ile projede yapılan ilave iş artışı nedeniyle 03.04.2017 tarihinde vadesi dolan poliçenin süresinin 30.12.2019 tarihine kadar uzatılmasını talep ettiği, acente tarafından gönderilen 27.11.2017 tarihli e posta mesajında süre uzatım halinde ödenmesi gereken primin davacıya bildirildiği,

27.11.2017 saat 11:27 sistem saatli, 29.11.2017 tanzim tarihli "Montaj Tüm Riskler Sigorta Ek Belgesi Ek Belge No:1" olarak düzenlenen belgede, yeni teklifname alınmaksızın ilk sigorta poliçesine ait bilgilere yer verilerek ilk sigorta poliçesinin vade bitim tarihi 03/04/2017 iken 30/12/2017 olarak değiştirildiği ve bu işlem ile vadenin 271 gün uzatıldığı, bakım döneminin 30.12.2017 tarihinden itibaren başlayacağının kararlaştırıldığı,

kazanın 29.11.2017 günü saat 14:00 sıralarında gerçekleştiği, davalı sigorta şirketi tarafından görevlendirilen eksper tarafından düzenlenen 26.02.2018 tarihli raporda zeyilnamenin sisteme giriş saatinin kaza saatinden önce olduğunun belirlendiği, dolayısıyla mahkemenin kazanın zeyilname düzenlendikten sonra teminat süresi içerisinde gerçekleştiği yönündeki kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla davalı sigorta vekilinin bu hususlardaki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davalı vekilinin İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/12/2021 tarihli 2019/544 Esas ve 2021/1129 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gereken 31.962,82-TL istinaf karar harcından peşin alınan ve sonradan tamamlanan toplam 7.990,71-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 23.972,11-TL'nin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine),

3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,

4-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,

5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,

6-Kararın, temyize tabi bulunması nedeniyle Dairemizce taraflara tebliğine,

Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.15/01/2025

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/816, K. 2025/14, 15 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Gereği Görüşüldü
  4. Dava
  5. Cevap
  6. İlk Derece Mahkemesince Verilen Karar
  7. İstinaf Nedenleri
  8. Delillerin Değerlendirilmesi Ve Gerekçe
  9. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/816
Karar No
2025/14
Tarih
15 Ocak 2025

İlgili Kararlar

  • İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/817 K.2025/7
  • İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/818 K.2025/36
  • Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/820 K.2025/2
  • İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/821 K.2025/44
  • İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/821 K.2025/44
  • İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/821 K.2025/60

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.