KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 9 Kasım 2023
- Dosya no
- 2023/892
- Karar no
- 2023/1745
- İncelenen kararın mahkemesi
- İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 28/03/2022
- Numarası
- 2022/192 Esas - 2022/278 Karar
- Dava
- Limited Şirket Ortaklıktan Çıkarılma İstemli
- Dava tarihi
- 03/03/2020
- Bam karar tarihi
- 09/11/2023
- Karar yazım tarihi
- 09/11/2023
Karar Metni
976 kelime·5 dk okuma·6 bölüm
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/03/2022 tarihli 2022/192 Esas ve 2022/278 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin 100 paylık iki ortaklık limited şirketi olduğunu, 20 adet pay sahibi ortağı davalı ve 80 pay sahibi ... ile birlikte müştereken temsile yetkili müdürü olduğunu, davalının, davacı şirketi zarara uğratacak iş ve eylemlerde bulunduğunu bildirerek, davalı ortağın, davacı ... ... San Tic. Ltd Şti'nden TTK 640/3 maddesine göre ayrılma akçesi almayarak çıkartılmasına, aksi halde uygun görülecek bir ayrılma akçesi karşılığında şirketten çıkartılmasına karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin kanser hastası olduğunu, davanın açılma sürecinde kanser teşhisi konarak tedaviye başlandığını, kanser hastası olduktan sonra mernis adresinden taşınarak anne ve babasının evine yerleştiğini, davacı tarafın kötü niyetli olarak müvekkilinin adresinin dava dilekçesinde davacı şirketin adresi olarak gösterdiğini, dava dilekçesinin kayden bulunduğu bu adrese göre tebliğ edilmiş sayıldığını, kız kardeşinin, davadan haberdar ettiğini, HMK 95 ve devamı maddeleri uyarınca tüm usulü işlemlerin eski hale iadesine, dava dilekçesi tebligatının usulsüz tebliğ olarak kabulüne, bu sebeple davadan ve dava dilekçesinden haberdar olma tarihinin 10.02.2021 olarak kabulüyle ile davanın esastan reddini talep ettiği görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİNCE VERİLEN KARAR
Mahkemece; "...Yasal düzenleme karşısında, bir şirket ortağının, şirketten çıkarılması dava ve talep hakkı, şirkete aittir. Haklı nedenle ortaklıktan çıkartma için limited şirket tarafından mahkemeye başvurulmasından önce limited şirket genel kurulunun bu kapsamda bir genel kurul kararı alması gerekmektedir. Söz konusu genel kurul kararı, limited şirketler açısından genel kurulun devredilemez yetkileri arasında olması sebebiyle önemli kararlar arasındadır.
Bu nedenle, ilgili genel kurul kararının alınması için gerekli nisap, genel kurulda temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunmasıdır.
Davalının şirketten çıkarılması konusunda alınmış ortaklar genel kurul kararının, davanın ön şartını oluşturması, davalının şirketten çıkarılması konusunda alınmış ortaklar genel kurul kararının bulunmaması karşısında, 6100 s. HMK.nun 114/2, 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu nedeni ile davanın usulden reddine karar verilmesi uygun görüldüğü..." gerekçesiyle "...davanın reddine.." şeklinde hüküm kurulmuştur.
Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; iki ortaklı şirketlerde ortaklıktan çıkarılma kararının alınması için genel kurulda karar almanın mümkün olmadığını, re'sen nazara alınacak hususlar çerçevesinde; davalı, şirketi basiretsiz bir şekilde yönetip, şahsının ve ailesinin ihtiyaçlarını ortak müvekkili ...'ün bilgisi ve onayı olmadan şirket banka hesaplarından ve işletme kasasından karşılayan davacının şirketi zarara uğratması nedeniyle ayrılma akçesi almadan ortaklıktan çıkarılmasına, kararın kaldırılması gerektiğini belirterek, istinaf isteminde bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, 6102 Sayılı TTK'nın 640/3 maddesi uyarınca, davalının haklı sebeplerle davacı limited şirket ortaklığından çıkarılması istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince; dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş, hüküm davacı şirket vekilince istinaf edilmiştir.
İstinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak yapılmıştır.
6102 sayılı TTK'nın 640/3 maddesi hükmüne göre şirketin istemi üzerine, ortağın mahkeme kararı ile haklı sebebe dayanılarak şirketten çıkarılması mümkündür. Ancak TTK'nın 621/1-h maddesi hükmüne göre, bir ortağın haklı sebepler dolayısıyla şirketten çıkarılması için mahkemeye başvurulması ve bir ortağın şirket sözleşmesinde öngörülen sebeplerden dolayı şirketten çıkarılmasına yönelik, temsil edilen oyların en az üçte ikisinin oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunca alınmış bir genel kurul kararı bulunması gerekmektedir (Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 26.02.2018 tarih, 2016/7434 Esas - 2018/1412 Karar, 2020/1316 Esas - 2021/354 Karar sayılı ilamları aynı doğrultudadır).
Somut olayda, davacı şirket, TTK'nın 621/1-h maddesi gereğince bir ortağın haklı sebepler dolayısıyla şirketten çıkarılması istemli mahkemeye başvurulması için, temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunca alınmış bir genel kurul kararı sunmadığı gibi, davacı şirketin iki ortaklı ve ortaklardan dava dışı ...'in % 80 paya karşılık 340.000,00-TL sermaye paylı, davalı ortağın %20 paya karşılık 85.000 TL paya sahip olduğu, şirketin mevcut pay durumu nedeniyle davalının ortaklıktan çıkarılması için mahkemeye başvurulmasına yönelik genel kurul kararı alınması da mümkün bulunmamaktadır.
Bu durumda, TTK'nın 621/1-h maddesi gereğince bir ortağın haklı sebepler dolayısıyla şirketten çıkarılması istemli mahkemeye başvurulması için, temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunca alınmış bir genel kurul kararı bulunması ön koşulu gerçekleşmemiş olduğundan, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi doğru olup, davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde değildir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle; HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2023/892, K. 2023/1745, 9 Kasım 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama