KÜNYE
T.C. Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 13 Haziran 2025
- Esas no
- 2025/1044
- Karar no
- 2025/1196
- İncelenen kararın mahkemesi
- KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 21/03/2025
- Esas no
- 2023/347
- Karar no
- 2025/291
- Davanın konusu
- İstirdat
- İstinaf karar tarihi
- 13/06/2025
- Yazım tarihi
- 13/06/2025
Karar Metni
1.494 kelime·7 dk okuma·4 bölüm
Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/03/2025 tarih ve 2023/347 Esas - 2025/291 sayılı kararı davacı vekili tarafından istinaf incelemesi için Dairemize gönderilmekle dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın müşterileri tarafından tahsil olunmak üzere müvekkili bankaya teslim edilmiş bir kısım çek ve senetin, ... firması tarafından taşıma işi esnasında kaybedildiğini, Keşidecisi ..., lehdarı ... Ltd. Şti. olan, son yetkili hamil ......
Adi Ortaklığı tarafından müvekkili bankaya tahsile verilen 15.01.2023 tanzim tarihli 42.500 TL bedelli düzenleme yeri Ardahan olan çekin, taşınması için gerçekleştirilen ... tarafından taşıma işi esnasında kaybedildiğini, akabinde davacı bankaca 06.01.2023 tarihli tutanak tutulduğunu, davalının çekin yetkili hamili olmadığını, işbu çekin ne suretle ele geçirildiğinin taraflarınca bilinmediğini, birden farklı ilde farklı kişiler tarafından düzenlenen, lehdarları farklı olan, farklı kişilere ciro edilmiş,
davacı bankanın farklı müşterileri tarafından tahsil için bankaya teslim edilmiş olan ve davaya konu olmayan başkaca icra takiplerine konu edilmiş senetlerin yetkili hamilinin benzer kişiler olmasının hayatın olağan akışına hiçbir şekilde uygun olmadığının açık olduğunu, davacı bankanın müşterisinden sonraki cirantaların, çekin ... firması tarafından kaybedilmesi müteakiben kötü niyetli kişilerce ele geçirilmesinden sonra çeki ciro ettiklerini, bu anlamda davacı banka müşterisinin tahsil maksadıyla davacı banka heline yapmış olduğu cirodan sonraki tüm ciroların haksız ve hukuka aykırı olduğunu, ciro zincirinin koptuğunu beyan ederek,
takibe konu edilen çekin iadesine ve istirdatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı tarafından cevap dilekçesi verilmediği görülmekle HMK 128.maddesi gereği bütün vakıaları inkar etmiş sayılacağı anlaşılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; "....Somut olayın değerlendirilmesinde;davacı tarafından, Keşidecisi ..., lehdarı ... Ltd. Şti. olan, son yetkili hamil ......
Adi Ortaklığı tarafından davacı bankaya tahsile verilen 15.01.2023 tanzim tarihli, 42.500 TL bedelli çekin rıza dışında elden çıkmış olması nedeni ile çekin iade ve istirdadı talep edilmiş ise de, dava konusu iddialarla ilgili yürütülen Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2023/206937 soruşturma numaralı dosyasında davalı ... hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmakla dava konusu çekte ciro silsilesinde bir kopukluk da bulunmadığı,
dosyada bulunan diğer delillerden davalının çeki kötü niyetle iktisap ettiği veya iktisabında ağır kusurlu olduğunun da kanıtlanamadığı dikkate alınarak ispatlanamayan..." gerekçesiyle Davanın REDDİNE, Mahkememiz kararının kesinleşmesine müteakip 14/04/2023 tarihli verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, karar verilmiştir.
İşbu kararı davacı vekili süresinde istinaf etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle.
Davalının davaya konu çekin yetkili hamili olmadığını, davalının, davaya konu çekin yetkili hamili olmayıp; işbu çeki ne suretle ele geçirdiğinin taraflarınca bilinmediğini, iş bu çeklerin tamamının farklı şehirlerden keşide edildiğini, müvekkili bankanın farklı şehirlerindeki müşterileri tarafından bankaya tahsil için verildiğini, kargonun taşıması sırasında çalındığını, hayatın olağan akışında herhangi bir ticari ilişkisi olmayan farklı keşidecilerin çeklerinin ilgisiz bir firma ve şahıs tarafından yasal bir şekilde elinde bulundurup ibraz edebilmesinin mümkün olmadığını,
davalının çeki bir ticari ilişki kapsamında ciro yoluyla devralmadığını, Türkiye genelinde kargo taşıması sırasında çekleri çalan suç örgütüne yönelik operasyon yapıldığını, dava konusu çekin operasyona konu örgütlü suç kapsamında çalındığı ve kötüniyetli kişilerce tedavüle sokulmak suretiyle haksız kazanç elde edilmeye çalışıldığının açıkça ortada olduğunu, dolayısıyla, davalı ...'ın iktisapta ağır kusurunun bulunduğunun ortada olduğunu,
her ne kadar HMK md. 128 uyarınca davalının davaya cevap vermemiş olmasının tüm iddialarını inkar ettiği anlamına gelecekse de davalının tamamen hayatın olağan akışına aykırı olarak huzurdaki davayı hiçbir şekilde takip etmemiş olması dahi davanın haklılığını ortaya çıkarttığını belirterek; açıklanan ve mahkemece re'sen dikkate alınacak nedenlerle; istinaf başvurumuzun kabulü ile kanuna ve hukuka aykırı olan Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/347 Esas Ve 2025/291 Karar sayılı kararının kaldırılmasına,
yeniden yargılama yapılarak davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Dava, TTK'nın 792. maddesi uyarıncan çek istirdadı istemine ilişkindir.
İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davalının çeki ağır kusur veya kötüniyetle iktisap edip etmediği, davalının yetkili hamil olup olmadığı noktasındadır.
Dava konusu çek, dava dışı ... tarafından 15/01/2023 tarihinde dava dışı ... Ltd.Şti lehine 42.500,00 TL bedelli olarak Halkbank, ...Şubesi nezdinde tanımlı hesaba bağlı olarak keşide edilmiş çek ciro silsilesiyle en son davalıya ciro edilmiştir.
Davacı tarafça, çekin kaybolduğu ve davalının çeki haksız ve kötü niyetli olarak iktisap ettiğinden bahisle ve kendisinin yetkili hamile ödemede bulunduğu, çekin kargoda taşıma sırasında kaybolduğu iddiasıyla çekin istirdatına karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.
TTK'nın 792. Maddesine göre, çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790 ıncı maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür.
TTK'nın 788/1. maddesinde, açıkça “emre yazılı” kaydıyla veya bu kayıt olmadan belirli bir kişi lehine ödenmesi şart kılınan bir çekin, ciro ve zilyetliğin geçirilmesiyle devredilebileceği, TTK'nın 790. maddesinde ise, cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişinin, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılacağı düzenlenmiştir. Ayrıca çizilmiş cirolar yazılmamış hükmündedir.
Bir beyaz ciroyu diğer bir ciro izlerse, bu son ciroyu imzalayan kişi çeki beyaz ciro ile iktisap etmiş sayılır.
Dava konusu çekteki ciro silsilesi görünürde düzgün olup, şeklen çeki elinde bulunduran kişinin hamil sıfatını ispat eder niteliktedir. Ciro silsilesinde bir kopukluk söz konusu olmadığından hamil senedin illetten mücerret olması ilkesinden yararlanır.
Kanunda aksine özel bir düzenleme olmadıkça; taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü (TMK 6), diğer bir ifadeyle, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükü altında (HMK 190) olup, bu temel kuralların da sonucu olarak herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. İspat yükü kendisinde olmayan diğer taraf da ispat yükünü taşıyan tarafın iddiasının doğru olmadığı hakkında delil sunabilir. Karşı ispat faaliyeti için delil sunan taraf, ispat yükünü üzerine almış sayılmaz (HMK 191).
6102 sayılı TTK’nın 792. maddesinde belirtilen kötü niyetten maksat, senedin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıktığını bilmek veya bilebilecek durumda bulunmaktır. Ağır kusur ise, senedin iktisabında olağan özenin gösterilmemesini ifade eder.
Yine, 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesindeki “Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa...” ibaresi, çekin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıkmış olmasını, yani çalınmasını, tehdit ya da hile ile alınmasını, kaybedilmesini veya rıza ile fakat devri sakatlayan hukuki olgularla elden çıkmasını ifade etmektedir.
Ancak çeki çalan veya hile ile hamilinden alan ya da bulan kişinin senedi ciro ile devretmesi hâlinde, bunu bilmeyen ve bilebilecek durumda da olmayan, başka bir deyişle kötü niyetli ve ağır kusurlu bulunmayan yeni hamil korunur. Bu tür davalarda, çekin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıkarak yeni hamil tarafından kötü niyet veya ağır kusur ile iktisap edildiği iddiasını ispat külfeti davacıya ait olup anılan olgular tanık dâhil her türlü delille kanıtlanabilir.
(Yargıtay HGK'nın 06/04/2021, E. 2017/11-159, K. 2021/417 tarih ve sayılı kararı).
Eldeki davada, davacı öncelikle çekin yetkili hamili olduğunu, ardından davalı tarafın çeki kötüniyetli veya ağır kusurlu olarak iktisap ettiğini ispat etmesi gerekir. Bununla birlikte davalının çeki edinme nedenini açıklama mecburiyeti bulunmamaktadır, zira aksi düşüncenin kabulü çekin “mücerretlik” vasfını ortadan kaldırır niteliktedir.
Davacı, çekin kargoya teslim edildiğini, ancak çekin çalındığını belirtmiş, çekin istirdadını istemiştir. Bu bilgilere göre davacı, dava konusu edilen çekin hamili iken rızası dışında elinden çıktığını ve davalının çeki iktisabında kötüniyetli veya ağır kusurlu bulunduğunu kanıtlamakla yükümlüdür.
Somut olayda dava konusu çekte ciro silsilesinde bir kopukluk olmadığı anlaşılmakla çekin borçtan mücerret olma niteliği karşısında, davacı, davalının dava konusu çeki kötü niyetle iktisap ettiği, iktisabında ağır kusurlu olduğuna dair delil sunamamış, bu iddiasını kanıtlayamamış, olayda davalı yönünden açılmış bir ceza davası, soruşturması vs bulunmadığı görülmekle davanın reddi yönündeki ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun bulunmuştur.
Yukarıda belirtilen gerekçelerle ve HMK'nın 355. Maddesi gereğince istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda davacı tarafın söz konusu istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden ilk derece mahkemesinin istinafa konu edilen nihai kararının HMK'nın 353/1-b.1.maddesi gereğince usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu değerlendirilerek istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, E. 2025/1044, K. 2025/1196, 13 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama