İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGEADLİYEMAHKEMESİ KARARI

Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi E.2026/155 K.2026/294

Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2025/338 Esas 2025/1018 Karar sayılı ilamına karşı , davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda ;

Esas2026/155Karar2026/294Tarih11 Şubat 2026Okuma14 dk · 2.745 kelime

KÜNYE

T.C. Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi İstinaf Karar Yazım

Karar tarihi
11 Şubat 2026
Esas no
2026/155
Karar no
2026/294
İncelenen kararın mahkemesi
KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
28/11/2025
Numarası
2025/338Esas - 2025/1018Karar
Davanın konusu
İpotek (İpoteğin Kaldırılması (Fekki)
İstinaf karar tarihi
11/02/2026
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.745 kelime·14 dk okuma·4 bölüm

Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2025/338 Esas 2025/1018 Karar sayılı ilamına karşı , davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda ;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekilinin dava dilekçesinden özetle; müvekkili ile ...Limited Şirketi aralarında Kayseri ili, ... ilçesi, ... ada, ... parselde kayıtlı ... numaralı ... bölüm hakkında 15.03.2011 tarihinde taşınmaz satış vaadi sözleşmesi imzaladıklarını, müvekkil tarafından taşınmazın belirlenen bedeli gününde ödendiğini, bu şirket dava konusu taşınmazı 30.10.2013 tarihinde teslim edeceğini kabul ve taahhüt ettiğini, müvekkil sözleşmedeki tüm edinimleri yerine getirdikten sonra inşaat şirketinden taşınmazın tapusunu devir etmesini talep ettiğini, ancak şirketin tapuyu devretmeye yanaşmadığını,

müvekkili tarafından yapılan inceleme neticesinde tapu üzerinde ipotek ve çok sayıda haciz olduğunu gördüğünü, müvekkil tarafından açılan Kayseri 3. Tüketici Mahkemesi’nin 2016/1131 esas 2018/102 karar sayılı ilamı ile tapu iptali ve tescil davası kabul edildiğini, dava konusu taşınmazın müvekkilinin adına tescil edilmesi gerektiği yönünde karar verildiğini, müvekkil kendisine teslim edilen taşınmazda tesliminden sonra ailesi ile ikamet etmeye başladığını, bu tarihten sonra tescil edilen ipoteğe ilişkin olarak ipotek lehtarı davalı banka hiçbir şekilde eksper incelemesi yaptırmadığını,

müvekkil tarafından şirket aleyhine tapu iptali ve tescili davasının açılmasından haber olur olmaz davalı banka tarafından Ankara 4. İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başladığını beyanla taşınmazın üçüncü kişileri devrini engellemek için teminatsız bir şekilde ihtiyati tedbir ve davalıdır şehrinin konulmasını, dava konusu taşınmaz üzerine konan ipoteğin hukuken geçersiz olduğundan kaldırılmasını talep ve dava etmiştir.

Davalı vekilinin cevap dilekçesinden özetle; dava konusu taşınmaz üzerine ...

Bankası lehine ipotek tesis edildiği sırada taşınmazın kaydında kısıtlayıcı (taşınmaz satış vaadine ilişkin şerh dahil) hiçbir şerh bulunmamakta olup gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi tapuya şerh edilmemiş olduğunu, tapuya şerh edilmeyen gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemeyecek olup sadece sözleşmenin diğer tarafına karşı ileri sürülebileceğini, bu nedenle sözkonusu gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin;

sözleşmenin akidi olmayan, ipotek alacaklısı ve ayni hak sahibi olan müvekkil bankaya karşı ileri sürülemeyeceğini, tapuya şerh edilmediğinden sözleşmenin tarihinin önce yada sonra olmasının bir önemi olmayıp geri planındaki işlemlerden haberdar olmayan bankanın kötüniyetli olarak kabul edilmesinin düşünülemeyeceğini, dava konusu taşınmazın cebri icrai satışa engel teşkil edici nitelikteki ihtiyati tedbirin kaldırılmasını, usuli açıdan savunma sebeplerine dayanılarak davanın usulden reddini, esasa girilmesi halinde ise davanın müvekkil banka yönünden esastan reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda. "Tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesine; davacı ile dava dışı ... Ltd Şti arasında Kayseri İli ... İlçesi ... ada ... parselde kain ... nolu ... bölümün satışı için 13/03/2011 tarihli adi yazılı satış sözleşmesi imzalandığı,sözleşmede dava konusu taşınmazın 30/10/2013 tarihinde davacıya devredileceğinin kararlaştırıldığı,

devrin yapılmaması üzerine davacı tarafından açılan tapu iptal ve tescili isteminin Kayseri 3. Tüketici Mahkemesinin 2016/1131 esas 1018/102 karar sayılı dosyasında kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.Dava konusu taşınmaz üzerine 20/05/2024 tarihinde davalı banka lehine ipotek tesis edildiği görülmüştür.Davalı banka tarafından dosyaya sunulan eksper raporu ekindeki tapu kaydı ile yapı ruhsatından anlaşıldığı üzere Kayseri İli,...

İlçesi, ... ada ... parselin ... adına kayıtlı olduğu ve yapı müteahhidinin dava dışı ... Ltd Şti olduğu görükmektedir. Her ne kadar dosyada yansıyan yazılı bir belge bulunmasa da arsa sahibi ile yapı müteahhidinin farklı kişiler olduğu ve dava konusu taşınmazın 28/04/2014 tarihinde müteahhid olan dava dışı ...

Ltd Şti'ne devredildiği gözetildiğinde taraflar arasında arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmesi yapıldığı kabul edilmiştir.Yukarıda belirtilen Emsal nitelikteki Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2021/1237 esas 2022/1173 karar sayılı ilamındanda anlaşıldığı üzere yüklenicinin inşaatı sözleşmeye, imar mevzuatına ve projesine uygun olarak tam ve eksiksiz biçimde tamamlayıp arsa sahiplerine teslim etmesi halinde üçüncü kişilerin satın aldıkları arsa payı ve dairelerin tapu devirleri geçerlilik kazanacağı aksi halde,

yüklenici ve ondan pay alan üçüncü kişi üzerine yazılan tapu kaydı illiyetten yoksun hale geleceği ve yapılan işlem yolsuz tescil durumuna düşeceği bu durumun taşınmaz üzerinde ipotek hakkı kuran üçüncü kişiler için de geçerli olacağı, taraflar arasında ipotekli taşınmaz için arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmesi yapıldığının mahkememizce kabul edildiği gözetildiğinde somut davada yolsuz tescilin söz konusu olduğu,

tamamlanmamış inşaat nedeniyle kredi veren bir bankanın, tapudaki gerçek malikin kim olduğu ve yüklenicinin edimini yerine getirmemesi durumunda sözleşmede kararlaştırılan bedele hak kazanamayacağını, bu nedenle taşınmaz üzerine kurulan ipotek hakkının geçerli olamayacağını bilmemesinin mümkün omayacağı bu nedenle TMK'nın 1023.

Maddesinden yararlanamayacağından dava konusu taşınmaz üzerine konulan ipoteğin kaldırılmasına karar verilmiş..." gerekçesiyle Davanın KABULÜ ile Kayseri İli, ...İlçesi, ... ada ... parselde kain ... nolu ...bölüm üzerindeki davalı ... A.Ş. lehine konulan ... - ... yevmiye numaralı İPOTEĞİN KALDIRILMASINA, karar verilmiştir.

İşbu kararı davalı vekili süresinde istinaf etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle.

Öncelikle dava kapsamında yer alan ve müvekkil Banka aleyhine olan hiç bir iddiayı kabul etmediğini açıkça beyan eder, esasa ilişkin istinaf nedenleri sunduğunu, davacı taraf satış vaadi sözleşmesi ile dava dışı ...Limited Şirketi'nden taşınmaz satın aldığını ancak bunu tapuya şerh ettirmediğini beyan, ikrar ve dava etmesine rağmen müvekkil banka ipoteğinin fekkini talep etmiş yerel mahkemece de anlaşılamayan şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olup ivedilikle işbu yanlış kararın kaldırılması gerektiğini,

davacı taraf satış vaadi sözleşmesi ile dava konusu taşınmazı satın aldığını iddia etmekte olup dosya kapsamı ve Tapu kayıtları ile sabit olduğu üzere söz konusu sözleşme tapuya şerh edilmiş bir sözleşme olmadığı gibi düzenlenmesi itibari ile geçerli bir sözleşme de olmadığını, karşı tarafın müvekkil Bankanın ekspertiz yaptırmadığı yönündeki iddiasının mesnetsiz olduğu açıkça sabit olduğu gibi müvekkil Bankanın kusurlu veya kötü niyetli olduğuna dair sunulan hiç bir somut delil veya bilgi bulunmadığı da dosya kapsamı ile sabit olduğunu, davacının iddia ettiği gibi ekspertiz raporlarında da bu şekilde bilgi mevcut olmadığını,

davaya konu taşınmazda kimin ikamet ettiğine dair bilgi mevcut olmadığını, ekspertiz raporunda taşınmazda 3.kişinin ikamet ettiği saptanmış ve rapora yazılmış olması dahi Bankanın kötü niyetli olduğunu göstermeyeceğini, şirket adına kayıtlı taşınmazda bir başkasının kira ve veya başka bir şekilde bulunuyor olması ipoteğe engel olmadığını, banka ancak gerçek kişi adına kayıtlı taşınmazlarda aile konutu olması ihtimalini araştırmakta ve eşten muvafakat almakta olup şirketler adına kayıtlı taşınmazlarda böyle bir yükümü de mevcut olmadığını,

müvekkil banka dava konusu sözleşmelerin tarafı olmayıp ipotek tesisi sırasında tapuya şerh edilen bir sözleşme bulunmadığını, dolayısıyla bir yanda tapu kayıtlarıyla güvence alına alınan müvekkil bankanın ayni hakkı, diğer tarafta adi yazılı şekilde yapıldığı iddia edilen sözleşmeye dayanan bir şahsi hak söz konusu olduğunu, müvekkil bankanın kötü niyetli hareket ettiğine dair en ufak bir bilgi veya somut delil bulunmadığı gibi kamu bankası olan ve alacağına karşılık ipotek tesis eden müvekkil Bankanın kötü niyetli olduğu iddiası dahi hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkil banka,

üzerinde hiçbir kayit yada takyidat bulunmayan dava konusu taşinmaz üzerinde tapu siciline itimat ederek kredinin teminati olarak tesis edilen ipotek neticesinde kredi kullandırdığını ve kredi alacağına teminat olarak yasal mevzuat çerçevesinde lehine ipotek tesis edildiğini, tapuya şerh edilmeyen gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemeyecek olup sadece sözleşmenin diğer tarafına karşı ileri sürülebildiğini, bu nedenle sözkonusu gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi;

sözleşmenin akidi olmayan, ipotek alacaklısı ve ayni hak sahibi olan müvekkil bankaya karşı ileri sürülemediğini, tapuya şerh edilmediğinden sözleşmenin tarihinin önce yada sonra olmasının bir önemi olmayıp geri planındaki işlemlerden haberdar olmayan bankanın kötüniyetli olarak kabul edilmesi düşünülemeyeceğini, Nakit akışlarının gerektirdiği işletme sermayesi açığına istinaden tanımlanan kredi limitinden işletme kredisi kullandırıldığını, genel limite denk gelecek şekilde kredi borçlusunun ... notu ile orantılı firma mülkiyetinde bulunan taşınmaz genel limitin tamamı için ipotek olarak alındığını,

bu sebeple de davacı tarafın iddia ettiğinin aksine iş bu bilme mükellefiyeti ve kötüniyet karinesi kapsamında davacı tarafın iddiasına göre bankacılık teamüllerine tamamen aykırı şekilde inşaat firmalarının hiçbiri ile kredi ilişkisine girilmemesi gerekecektir ki bu da hayatın olağan akışına ve kamu bankası olan banka piyasa yapıcı fonksiyonu ile uyuşmadığını,

davacı tarafın iddia ettiğinin aksine iş bu bilme mükellefiyeti ve kötüniyet karinesi kapsamında davacı tarafın iddiasına göre bankacılık teamüllerine tamamen aykırı şekilde inşaat firmalarının hiçbiri ile kredi ilişkisine girilmemesi gerekecektir ki bu da hayatın olağan akışına ve kamu bankası olan banka piyasa yapıcı fonksiyonu ile uyuşmadığını, arz ve izah edilen nedenlerle resen gözetilecek nedenler nezdinde istinaf başvurusunun KABULÜ ile maddi ve hukuki dayanaktan yoksun ilk derece Mahkemesi'nin KALDIRILMASINA ve davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini,

dava dilekçesi ekinde arabuluculuğa başvurulduğuna ve anlaşamamaya dair son tutanak bulunmadığından davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, adli müzaheret kararı verilmesi de usul ve yasaya aykırı olup kaldırılması ve öncelikle dava harçlarının ödenmesi hususunda davacıya kesin süre verilmesi tamamlanmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiğini, mahkemece somut olay yanlış değerlendirildiğini, somut olayla ilgisi olmayan yargıtay içtihatları karara dayanak gösterilerek yanlış karar verildiğini,

ilk derece mahkemesince verilen bu karar anayasal güvence ile teminat altına alınan mülkiyet hakkını ve tapuya güven ilkesini ihlal etmekte olup ivedilikle kaldırılması gerektiğini, arz ve izah edilen nedenlerle 17.12.2025 tarihli istinaf dilekçemiz ve önceki önceki yazılı ve sözlü beyanları ve resen gözetilecek nedenler nezdinde İlk derece mahkemesince verilen bu karar anayasal güvence ile teminat altına alınan mülkiyet hakkını ve tapuya güven ilkesini ihlal etmekte olduğundan kararın kaldırılması için istinaf yoluna başvurma zorunluluğu doğduğunu,

arz ve izah edilen nedenlerle resen gözetilecek nedenler nezdinde istinaf başvurusunun kabulü ile maddi ve hukuki dayanaktan yoksun ilk derece Mahkemesi'nin kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili istinaf dilekçesine karşı sunduğu cevap dilekçesinde özetle. Dava konusu olay ile ilgili olarak.

Türk Ticaret Kanunu'nun 18/2 maddesi uyarınca her tacirin basiretli iş adamı gibi hareket etmesi gerektiği hüküm altına alındığını, ilgili hüküm uyarınca ipotek tesis eden bankanın basiretli davranma yükümlülüğü bulunmakta olup; ipotek işlemi tesisi ettiği bağımsız bölümün kredi kullandırdığı müteahhit şirkete ait olup olmadığını, herhangi bir satıma konu olup olmadığı hususların araştırılması,

şirketin ticari defter ve belgelerinin incelenmesi kanunun ilgili maddesinden kaynaklanan bir yükümlülük "denilerek bankaların güven kurumu olarak ağırlaştırılmış özen yükümlülüğünün bulunduğu hüküm altına alındığını, bu kapsamda, ilgili mevzuat ve düzenlemeler uyarınca bankalar tarafından ipotek tesis edilmeden evvel yapılacak olan araştırmada üçüncü kişiler olan tüketicilerin haklarının, menfaatlerinin araştırılması gerektiğini, davalının ise bu yükümlülüğü yerine getirmediği açıkça ortada olup aksini de dosya kapsamında ispat edemediğini, müvekkil ile dava dışı ...

Ltd Şti arasında Kayseri İli ... İlçesi ... ada ... parselde kayıtlı ... nolu ... bölüm hakkında 15.03.2011 tarihinde taşınmaz satış vaadi sözleşmesi imzalandığını, ve müvekkil edimlerini yerine getirmesine rağmen müvekkile ait bağımsız bölüm ... Ltd Şti tarafından borcuna istinaden ... A.Ş. adına ipotek edildiğini, ... numaralı mesken nitelikli bağımsız bölüm müvekkile dava dışı ...

Ltd Şti teslim edilmesine rağmen tapu devrinin yapılmadığı, bu sırada taşınmaz üzerine davalı tarafça dava dışı şirketin borçlarından dolayı ipotek tesis edilmiş ise de; müvekkil tüm edimlerini yerine getirip, bağımsız bölümü fiilen teslim almış olduğu tüm dosya kapsamında netlik kazandığını, ek olarak tarafları ve konusu aynı olan emsal nitelik taşıyan bir başka müvekkil lehine açılan davanın kabul edildiğini, İstinaf ve Yargıtay incelemesinden geçerek de onandığını, davalı tarafın müvekkil hakkında verilen adli yardım kararına itirazlarını da kesinlikle kabul etmediğini, müvekkil ev hanımı olup hiçbir gelire sahip değildir.

Müvekkilin tek malvarlığı dava konusu taşınmaz olup iş bu taşınmaz üzerinde de bir ipotek ve ...(müteahhit firmadan kaynaklı) ı aşın haciz şerhi mevcut olduğunu, müvekkilin adli yardım talebine ilişkin belgeler ile bu talep karşılığında kendisinden istenen durumu tevsik edici belgeler, yerel mahkemeye sunulduğunu ve haklı talebin müvekkilin yargılama masraflarını karşılayacak durumu olmadığı için kabul edildiğini, bu nedenlerle müvekkil hakkında verilen adli yardım kararına davalı tarafından yapılan itirazların reddine karar verilmesini talep ettiğini,

arz ve izah edilen nedenlerle davalı bankanın haksız ve kötüniyetli olarak hukuka aykırı bir şekilde tesis ettiği ipoteğin yerel mahkemece kaldırılmasına ilişkin hüküm yerinde ve hukuka uygun olup davalı tarafın yerinde olmayan istinaf sebeplerinin reddi ile yerel mahkeme kararının onanmasına ve tüm yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Dava; ipoteğin fekki istemine ilişkindir. Davacı vekili taşınmaz üzerine davalı banka tarafından dava dışı şirketin borcundan dolayı konulan ipoteğin kaldırılmasını talep etmiş davalı banka vekili ise bankanın tapuya güven ilkesi gereği taraflar arasındaki ilişkiyi bilemeyeceğini, tapuda herhangi bir şerhin bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2021/1237 esas 2022/1173 sayılı ilamına bakıldığında" Kat karşılığı inşaat sözleşmesinden sonra yükleniciye, tapuda yapılan satış şeklindeki taşınmaz yahut pay temlikinin, gerçekte satış olmayıp, sözleşme gereğince arsa sahibince yüklenilen pay devri ediminin ifası olarak kabulü gerekir. Aynı şekilde Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.03.1990 gün, 1989/15-714 Esas ve 1990/158 Karar sayılı ilamında da özet olarak.

"Kat karşılığı inşaat sözleşmesinden önce veya sonra taşınmazın yükleniciye bir bedel gösterilmek suretiyle yapılan satış vaadinin, inşaat sözleşmesi ile bağlantılı olduğu" kabul edilmiştir (Emsal;Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 2004/376 Esas 2004/993 Karar 25.2.2004 T.. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 18.06.1991 gün, 1999/1525 Esas ve 1991/3280 Karar sayılı ilamı).

Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinde arsa sahipleri tarafından tapuda yükleniciye devredilen arsa payları, sözleşme konusu inşaatın yapılabilmesi için yüklenicinin inşaata finans sağlaması amacıyla verilen avans niteliğindedir. Sözkonusu arsa payları inşaatın tamamlanmasından sonra devredilebileceği gibi, inşaat sırasında veya inşaata başlanmadan önce de devredilmiş olabilir.

Yüklenicinin sözleşmeye, imar mevzuatına ve projesine uygun olarak inşaatı tam ve eksiksiz biçimde tamamlayıp arsa sahiplerine teslim etmesi halinde üçüncü kişilerin satın aldıkları arsa payı ve dairelerin tapu devirleri geçerlilik kazanacaktır. Aksi halde, yüklenici ve ondan pay alan üçüncü kişi üzerine yazılan tapu kaydı illiyetten yoksun hale gelir ve yapılan işlem yolsuz tescil durumuna düşer.

Esasen bu durum yükleniciden arsa payının mülkiyetini devralan üçüncü kişiler için olduğu kadar, taşınmaz üzerinde mülkiyet dışında bir ayni hak, bu arada ipotek hakkı kuran üçüncü kişiler için de geçerlidir.

Yükleniciden pay devralan veya arsa sahibi tarafından avans olarak yükleniciye devredilmiş bir taşınmaz üzerinde kredi sözleşmesi gereği ipotek hakkı sahibi olan üçüncü kişiler de, söz konusu haklarının inşaatın usulüne uygun biçimde gerçekleşmesi halinde geçerlilik kazanacağını bilmeleri gerektiğinden iyiniyetli olduklarını ileri süremezler. Dolayısıyla bu kişiler TMK’nın 1023. maddesinin korumasından yararlanamazlar.

Tamamlanmamış inşaat nedeniyle kredi veren bir bankanın, tapudaki gerçek malikin kim olduğu ve yüklenicinin edimini yerine getirmemesi durumunda sözleşmede kararlaştırılan bedele hak kazanamayacağını, bu nedenle taşınmaz üzerine kurulan ipotek hakkının geçerli olamayacağını bilmemesi mümkün değildir.

Kaldı ki, bankaların tacir olup, kredi veren kuruluşlar olarak basiretli bir tacir gibi tapunun devir sebebini araştırarak, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereği devredildiğini öğrenebilebilecek durumda olması nedeniyle TMK'nın 1023. maddesinin korumasından yararlanamayacağının açık olduğunun." belirtildiği görülmüştür.

Yukarıdaki Yargıtay kararı doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde henüz işin başında yükleniciye tapunun devredilmesinin finans kolaylığı sağlamak amacıyla yapıldığı, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi ile ilgili tapuda herhangi bir şerh bulunmamakta ise de sözleşmenin imzalanmasından sonra henüz teslim süresi dolmadan yüklenicinin iş bedeli olarak kararlaştırılan arsa payına hak etmediği bir aşamada arsa üzerinde kat karşılığı inşaat yapıldığı açıkça belli veya küçük bir araştırma ile belirlenebilir olduğu halde dava konusu taşınmaz üzerine konan ipotek şerhlerinden dolayı davalı bankanın iyi niyetli olarak kabul edilmesinin

mümkün olmadığı, yüklenicinin borcu nedeniyle konulmuş bulunan ipotek şerhinin davacıya mükellefiyet getirdiğinden davacının iptalini sağladığı bağımsız bölüm taşınmaz üzerindeki şerhin kaldırılmasını talep ve dava edebileceği, çünkü eserin hukuken tesliminden önce yükleniciye,

onun da üçüncü kişilere tapu kaydı vermesinin bir bakıma avans ödemesinde bulunulması demek olduğu anlaşıldığından davacının dava dışı yüklenici şirket ile aralarındaki gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi gereği taşınmazın tapusunun iptali ile adına tesciline karar verilen dava konusu bağımsız bölüm taşınmaz üzerindeki davalı banka lehine konulmuş olan ipotek şerhinin kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir.

Somut olayda, davacı tarafından dava dışı ... Ltd. Şirketi'nin davalı bankadan kullandığı ticari kredilerin teminatını teşkil etmek üzere tesis edilen ipoteğin fekki talep edilmiştir.

Davalı bankanın basit bir araştırma ile taşınmazla ilgili kat karşılığı inşaat sözleşmesi bulunduğunu ve yapılacak binadaki bağımsız bölümlerin tamamının dava dışı yükleniciye ait olmayacağını bilecek veya bilmesi gereken durumumunda olmasına (Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 22.03.2021 gün ve 2022/375 E. 2023/52 K. Sayılı ilamı, 2024/1221 Esas 2025/1506 Kararda bu yöndedir.), göre davanın kabulüne yönelik ilk derece mahkemesi kararı yerindedir.

İleri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin yukarıda yazılı istinaf nedenleri yerinde görülmeyerek istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle ;

Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2025/338 Esas 2025/1018 sayılı kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılması nedeniyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK. 'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

Alınması gerekli olan 19.126,80 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından istinaf eden davalı tarafından peşin yatırılmış 23.849,20 TL harcın mahsubu ile fazladan yatan 4.722,40 TL harcın talep halinde karar kesinleştiğinde davalıya iadesine

Davalı tarafından yapılan istinaf yoluna başvuru harcı ve istinaf posta giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına ,

İstinaf incelemesi aşamasında duruşma yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına ,

Kararın tebliğ işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına

Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde , 6100 sayılı HMK'nın 361/1 maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere, oy birliği ile karar verildi. 11/02/2026

Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, E. 2026/155, K. 2026/294, 11 Şubat 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Tarafların İddia Ve Savunmalarının Özeti
  4. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti
  5. İstinaf Sebepleri
  6. Hukuki Nitelendirme, Delillerin Ve İstinaf Sebeplerinin Değerlendirilmesi
  7. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/155
Karar No
2026/294
Tarih
11 Şubat 2026

İlgili Kararlar

  • İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2026/155 K.2026/111
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2026/155 K.2026/304
  • İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2026/155 K.2026/163
  • Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2026/155 K.2026/145
  • İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2026/155 K.2026/130
  • Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2026/156 K.2026/116

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.