İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi

KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 5. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAİSTİNAF KARARI

Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi E.2025/938 K.2026/692

İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderilmiş olmakla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca…

Esas2025/938Karar2026/692Tarih20 Nisan 2026Okuma11 dk · 2.234 kelime

KÜNYE

T.C. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi

Esas No
2025/938
Karar No
2026/692
Karar tarihi
20 Nisan 2026
T.C. KONYA BAM 5. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
... - ...
Dosya no
...
Karar no
...
Başkan
... (...
Üye
... (...
Üye
... (...
Katip
... (...
İncelenen kararın mahkemesi
Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
24/04/2025
Numarası
... Esas - ... Karar
Davacı
......
Vekilleri
Av... Av...
Davalı
......
Vekili
Av...
Davanın konusu
Eser Sözleşmesinin Uyarlanması
İstinaf karar tarihi
20/04/2026
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.234 kelime·11 dk okuma·5 bölüm

G. KARAR YAZIM TARİHİ : 20/04/2026

İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderilmiş olmakla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, taraflar arasında Eskişehir ili ...... ilçesi 3. Etap ...

Konut ,1'er adet İlköğretim Okulu ,Ortaöğretim Okulu ve Ticaret Merkezi İnşaatları ile Altyapı ve Çevre Düzenlenmesi işine ait kaba inşaat işlerinin yapılması konusunda Hizmet Alım Sözleşmesi yapıldığını, akabinde işin yapım işi elde olmayan olağanüstü sebeplerle uzadığını ve taraflar arasında bu sözleşmeye ek olarak yeniden yazılı ek sözleşme düzenlendiğini, davacı şirket tarafından Ana Hizmet Sözleşmesinde yer alan yüklenilen tüm işler yapıldığını ve sorumluluklar tam olarak yerine getirildiğini,

03.08.2022 tarihinde taraflarca imzalanan ek sözleşmeye göre 12 ayda bitilmesi gereken işin davacı tarafından 06/02/2023 tarihinde ülkemizde meydana gelen afetle bitirilemediğini ve bu tarihten sonra da karşı tarafça asıl sözleşme ve eki sözleşme hükümlerinin fesh edilmediğini bu doğrultuda tüm işin yapılarak teslim edildiğini, ek sözleşmeden sonra yeniden yazılı bir sözleşme taraflar arasında düzenlenmediğinden en son ki yazılı sözleşmenin bitim tarihi olan 03/08/2023 tarihinden sonra artık ana sözleşme ve akabinde yapılan ek sözleşme hükümleri taraflar arasında geçerliliğini kanunen kaybettiğini ileri sürerek,

taraflar arasında yapılan işe ilişkin sözleşme bedelinin davacı şirket lehine iş yapım tarihi ile iş bitim tarihine kadar değişen tüm şartlar göz önünde bulundurularak yeniden değişen şartlara göre alacak bedelinin uyarlanmasını, iş bitim tarihinden itibaren iş bu belirlenecek bedelin karşı taraftan ödenmeyen kısmına yine iş bitim tarihinden itibaren ticari işlere uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacının iş yapım tarihi ile iş bitim tarihine kadar değişen tüm şartlar gözönününde bulundurularak, değişen şartlara göre sözleşme bedelinin uyarlanarak, bedelin tahsili istemi ile iş bu kısmi davayı ikame ettiğini, ikame edilen iş bu davanın sözleşmenin 6.2 maddesindeki hüküm nedeniyle ve davacının temmürrüdü nedeni ile reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda; "...Dava; taraflar arasında imzalanmış olan sözleşmenin yeniden uyarlanması talebine ilişkindir.

Tüm dosya kapsamı incelenmekle; davacı tarafın dava dilekçesi ile davalı tarafla imzalanan sözleşme bedelinin yaşanan ekonomik değişiklikler ve deprem neticesinde inşaat malzeme fiyatlarının artması sebebiyle sözleşme bedelinin yeniden tespiti ile uyarlanmasını talep ettiği, davalı tarafın cevap dilekçesi ile davanın reddini talep ettiği, dosyaya sunulan dava konusu sözleşmelerin incelenmesinde; taraflarca hizmet alım sözleşmesi imzalandığı, davacı vekili dava dilekçesinde işi tamamlayıp davalı tarafa teslim ettiğini bildirdiği, davalı taraf ise davacının inşaatı yarım bıraktığını iddia ettiği anlaşılmıştır.

Sözleşmenin uyarlanmasının talep edilebilmesi için sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durumun ortaya çıkması, bu durumun borçludan kaynaklanmamış olması, yine bu durumun sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirmiş olması, borçlunun borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olması gerekir.

Davacı taraf ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olduğunu iddia etmiş ise de buna ilişkin herhangi bir yazılı belge ibraz etmemiştir. Davacı taraf bu iddiasını tanık beyanı ile ispat etmek istese de tarafların her ikisinin de tacir olduğu, davacının basiretli bir tacir gibi davranması gerektiği ve sözleşme bedelinin yüksek olması nedeniyle davacının tanık dinletme talebinin reddine karar verilmiştir.

Davacı taraf bu hususta yazılı bir belgede sunmadığından dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden, dava konusu işin davacının iddia ettiği gibi tamamlanmış olması halinde bile işin ifa aşamasında, davacının ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutmadığı anlaşılmıştır.

Davalı tarafın iddia ettiği gibi iş teslim edilmedi ise; yerleşik Yargıtay içtihatlarıyla da sabit olduğu üzere edimini gereği gibi ifa etmeyen tarafın hakkaniyete ve objektif iyiniyet kurallarına aykırı şekilde hak iddia etmesi mümkün değildir. Her iki halde de davacının sözleşme bedelinin uyarlanmasını talep etmesinin hukuki dayanağının bulunmadığı anlaşılmıştır..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle, dava dilekçesindeki hususların aynen tekrarlanarak, davalarının sözleşme bedelinin uyarlanması davası olup bu hususun dava dilekçelerinde net ve acık olduğunu, ilk derece mahkemesince müvekkili şirketin basiretli davranması gerektiği ve sözleşme bedelinin uyarlanmasını karşı taraftan talep etmiş olması gerektiğini belirtmiş ise de taraflarınca hem dava dilekçesinde hem yargılama aşamasında 21.04.2025 tarihli talep evrakı başlıklı beyan dilekçesinde hem de duruşmalarda ki beyanlarında açıkça belirttiklerini,

müvekkili şirket yetkilisinin bizzat karşı tarafın yetkilileri şirket müdürleri Mensuri Seher ve İsmet Yalçın ile sözleşme devam ederken toplantı talep ettiğini ve bizzat karşı tarafın şirketinde bir araya gelerek toplantı yaptıklarını, toplantının konusunun zaten işin bedeli konusunda arttırım talebi olup müvekkili şirket yetkilisinin sözleşme bedelinin uyarlanmasını aksi takdirde işe devam etmeyeceklerini beyan ettiğini,

karşı taraf yetkililerinin de kendilerinin asıl işin sahibi olan TOKİ'den uyarlama istediklerini iş bitiminden sonra ya da iş devam ederken uyarlama kendilerine yapılınca müvekkili şirkete de uyarlama yapacaklarını beyan ettiklerini, iş bittikten sonra TOKİ den uyarlama alan karşı tarafın müvekkili şirkete mail atarak sözleşme bedelinde uyarlama yaptıklarını ancak iş bu bedelin TOKİ'den aldıkları uyarlamanın yüzde onu bile değil iken müvekkili şirketin ise bitirmiş olduğu işin yüzde otuzu bile olmadığını,

müvekkili şirket de iş bu uyarlamayı kabul etmediğini ve görüşmelerin uzun sürdüğünü ve müvekkili şirketin alması gereken ödemenin yüzde yetmişine yakın kısmı ödenmediği için iş bu davayı açtığını, sözleşme bedel uyarlanmasının sözleşme bittikten sonra kanunen istenebilmesi için karşı tarafa sözleşme sona ermeden bu iradenin her hangi bir şekilde gösterilmiş olması şartı yer almak da olup Yargıtay kararlarının da bu yönde olduğunu,

kanunen ihtarname çekme şartı şeklinde bir şart koyulmamış olup zaten ihtarnemeye tabi tutulan yasal kanuni düzenlemelerde herhangi bir şekilde ibaresi yerine noterden ihtarname çekme şeklinde doğrudan söylenmediğini, burada ise sözleşme bedelinin uyarlanma iradesinin her hangi bir şekilde karşı tarafa sözleşme bitmeden iletilmesi gerekmekte şeklinde olup zaten irade doğrudan sözleşme bitmeden devam ederken karşı tarafla toplantı yapılarak iletildiğini, ilk derece mahkemesine hem dava dilekçesinde hem de 21.04.2025 tarihli talep dilekçesi başlıklı beyan dilekçelerinde ve de duruşmada bu durumu belirttiklerini,

sözleşme bedeli uyarlanma iradesinin önceden iletildiğinin tanık beyanlarıyla bizzat ispat edileceğini, yine dosyaya sundukları karşı tarafın müvekkili şirkete attığı maille de sözleşme bedeli taleplerinin olduğu için bedelde kendilerince uyarlama yaparak teklif maili attığını sunmuş olmalarına rağmen ve akabinde diğer delilleri toplanmasının gerektiğini belirtmiş olmalarına rağmen ilk derece mahkemesince adeta taraflı işlem yapılarak anlamsız hukuka aykırı davanın mahiyetine aykırı karar kurma yoluna gidildiğini, yargılamada talepler değerlendirilmeden,

tanık beyanları dinlenmeden ve bilirkişi incelemesi yapılmadan karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek istinaf başvurularının kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE

Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;

Dava; davacı ve davalı arasında yapılan birim fiyatlı eser sözleşmesindeki bedelin uyarlanması ve uyarlama nedeni ile alacak talebine ilişkindir.

Sözleşmenin değişen şart ve durumlara uyarlanmasına, sözleşmenin uyarlanması denir. Sözleşmenin değişen koşullara uyarlanması sözleşmeye konulacak bir hükümle olabileceği gibi sözleşmede uyarlamayla ilgili bir düzenleme bulunmaması halinde kanunda düzenlenen kurallara göre de yapılması mümkündür. TBK’da aşırı ifa güçlüğü durumunda 138. maddede genel olarak, 480/II. maddesinde de götürü bedelli eser sözleşmelerinde özel olarak uyarlama ile ilgili düzenleme yapılmıştır.

TBK’nın 480. maddesinde götürü bedel belirlenmiş olması halinde uyarlama hususu düzenlenmiş olup birinci fıkrada bedel götürü olarak belirlenmiş ise yüklenicinin eseri o bedelle meydana getirmekle yükümlü olduğu, eser öngörülenden fazla emek ve masrafı gerektirmiş olsa bile, yüklecinin belirlenen bedelin artırılmasını isteyemeyeceği belirtildikten sonra aynı maddenin ikinci fıkrasında, ancak başlangıçta öngörülmeyen veya öngörülüp de taraflarca gözönünde tutulmayan durumlar, taraflarca belirlenen götürü bedel ile eserin yapılmasına engel olur veya son derece güçleştirirse yüklenicinin hakimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı veya karşı taraftan beklenmediği takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahip olduğu hükmü getirilmiştir.

Aşırı ifa güçlüğü başlıklı 138. maddede de, sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ve sözleşmenin yapıldığı sıradaki mevcut olguların kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirir ve borçlu da borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçlenmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olursa, hakimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahip olduğu şeklinde düzenleme yapılmıştır.

TBK’nın 480/II. maddesine göre götürü bedelli eser sözleşmesinin uyarlanmasının istenmesi ve uyarlanması mümkün olup, götürü bedelli olmayan eser sözleşmeleri ve diğer sözleşmelerde işin özelliği ile koşulların gerçekleşmesi halinde genel kural niteliğinde olan TBK’nın 138. maddesine göre uyarlama talep edilmesi ve sözleşmenin uyarlanması mümkündür ... Birim fiyatlı eser sözleşmelerinde koşulları mevcut olduğu takdirde TBK’nın 138. maddesindeki düzenlemeye göre uyarlama talep edilmesi ve mahkemece uyarlama kararı verilmesi mümkün olabilir. (15.H.D. 2019/3771 E. 2020/1216 K.)

Sözleşmenin uyarlanması genel hüküm olarak 6098 sayılı TBK 138. maddede düzenlenmiştir.

Sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ve sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirir ve borçlu da borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olursa borçlu, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir.

Sürekli edimli sözleşmelerde borçlu, kural olarak dönme hakkının yerine fesih hakkını kullanır (TBK 138/1). Bu madde hükmü yabancı para borçlarında da uygulanır (TBK 138/2).

Maddenin gerekçesinde; bu yeni düzenlemenin, öğreti ve uygulamada sözleşmeye bağlılık (ahde vefa) ilkesinin istisnalarından biri olarak kabul edilen, "işlem temelinin çökmesi"ne ilişkin olduğu, imkânsızlık kavramından farklı olan aşırı ifa güçlüğüne dayanan uyarlama isteminin temelinin, Türk Medenî Kanununun 2 nci maddesinde öngörülen dürüstlük kuralları olduğu, ancak sözleşmenin değişen koşullara uyarlanması ya da dönme hakkının kullanılmasının, dört koşulun birlikte gerçekleşmesine bağlı olduğu belirtilmiştir.

Madde gerekçesinde de belirtildiği üzere aşırı ifa güçlüğü nedeniyle sözleşmenin uyarlanmasının istenebilmesi için gerekli dört koşul olarak; 1-Sözleşmenin yapıldığı sırada, taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum ortaya çıkmış olmalı, 2- Bu durum borçludan kaynaklanmamış olmalı, 3-Bu durum, sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirmiş olmalı 4-Borçlu, borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olmalıdır.

Yasalarda sözleşmenin feshinin bazı koşullara bağlı tutulduğu istisnalar dışında, sözleşmeden dönme (fesih), mahkeme kararına gerek olmaksızın ileri sürülebilen, karşı tarafın kabulüne bağlı olmayan, karşı tarafa ulaşmakla sonuç doğuran, karşı tarafa ulaştıktan sonra tek taraflı geri alınması mümkün bulunmayan bozucu yenilik doğuran tek taraflı irade beyanıdır.

Genel kural bu olsa da arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi, kira sözleşmesi, iş sözleşmesi gibi bazı sözleşmeler yönünden yasalarda öngörülen sınırlayıcı kurallardan doğan istisnalar da mevcuttur. Nakit bedel karşılığı eser sözleşmeleri yönünden ise sınırlayıcı istisnai bir kural bulunmadığından mahkeme kararına gerek olmaksızın tek taraflı irade beyanı ile sözleşmeden dönme mümkündür.

Hukuk Genel Kurulu'nun 08.11.2006 tarih 2006/15-702 Esas, 2006/691 Karar sayılı kararı ve Yargıtay 6. HD'nin 04.06.1998 tarih 1998/513 Esas, 1998/2377 Karar sayılı kararında da bedel karşılığı eser sözleşmesinden dönme için tek taraflı irade beyanının yeterli olduğu benimsenmiştir. Tek taraflı irade beyanı ile dönme (fesih) mümkün olmakla birlikte, sözleşmeyi haksız ya da kusuruyla fesheden taraf, fesih bildiriminin sonuçlarına da katlanmak durumundadır.

Eldeki davada ise, sözleşmenin birim fiyatlı sözleşme olduğu ve TBK 480/2 maddesinin uygulama alanı bulmadığından, davanın uyarlamaya ilişkin genel hüküm olan TBK 138 maddesi kapsamında değerlendirme yapılması gerekmektedir. Davacı ve davalı arasında yapılan sözleme davalı - iş sahibi tarafından 01/04/2024 tarihli ihtarname ile, sözleşmeden kaynaklanan edimlerin yerine getirilmemesi nedeniyle sözleşmenin 5.4 maddesi uyarın sözleşmenin feshedildiği anlaşılmıştır.

Eser sözleşmesinin feshi tek taraflı mümkündür. Davalı tarafın sözleşmenin feshi nedeni ile sözleşme son bulmakta olduğundan, sözleşmenin TBK 138 maddesi uyarınca uyarlanması mümkün değildir. Zira sözleşmenin uyarlanması için ayakta ve devam eden bir sözleşme bulunmamaktadır.

Bundan ayrı olarak da, taraflar arasında uyarlanabilir geçerli bir sözleşme bulunmadığı kabulü üzerine, sözleşmenin uyarlanması şartlarının vaki olup olmadığına yönelik davacı itirazlarının incelenmesi de mümkün olamamıştır. Mahkemece bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken işin uyarlama hakkının saklı tutarak ifa edildiğinin yazılı belge ile ispat edemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi hatalıdır.

Açıklanan sebeplerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın gerekçesinde yapılan hatanın düzeltilmesi için yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığından 6100 sayılı HMK'nın 33/1-b-2 maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,

2-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2.maddesi gereğince yeniden esas hakkında karar verilmek üzere Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 24/04/2025 tarihli, ... Esas - ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,

3-Davanın REDDİNE,

4-Alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 10.588,05 TL'nin mahsubu ile fazla alınan 9.856,05 TL'nin talep halinde ve karar kesinleştiğinde İlk Derece Mahkemesince davacıya iadesine,

5-Arabuluculuk görüşmelerinden dolayı Hazine tarafından (suçüstü ödeneğinden) yapılan 3.600,00 TL yargılama giderinin, davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, (İlk Derece Mahkemesince harç tahsil müzekkeresi düzenlendiğinden harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesine yer olmadığına)

6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerine bırakılmasına,

7-Davalının vekil ile temsil edildiği görülmekle AAÜT'ne göre hesaplanan 97.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,(Kazanılmış hak ilkesi gereğince)

8-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar ve ilam harcının talep halinde İlk Derece Mahkemesince kendisine iadesine,

9-İstinaf aşamasında yatan gider avansından kalan kısmın karar kesinleştiğinde İlk Derece Mahkemesince re'sen ilgili tarafa iadesine,

10-İstinaf kararının Dairemizce taraflara tebliğ edilmesine,

Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 20/04/2026

... Başkan ... ¸e-imzalıdır

... Üye ... ¸e-imzalıdır

... Üye ... ¸e-imzalıdır

... Katip ... ¸e-imzalıdır

¸Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında Elektronik İmza ile imzalanmıştır.¸

Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/938, K. 2026/692, 20 Nisan 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. G. Karar Yazım Tarihi : 20/04/2026
  4. Tarafların İddia Ve Savunmalarının Özeti
  5. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti
  6. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri
  7. Delillerin Tartışılması Ve Gerekçe
  8. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/938
Karar No
2026/692
Tarih
20 Nisan 2026

İlgili Kararlar

  • İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2025/938 K.2026/312
  • İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2025/938 K.2026/256
  • İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2025/938 K.2026/266
  • İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2025/938 K.2026/211
  • İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2025/938 K.2026/320
  • İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2025/939 K.2026/283

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.