KÜNYE
T.C. Konya Bam 6. Hukuk Dairesi T.C. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/1286
- Karar No
- 2025/1034
- Karar tarihi
- 8 Temmuz 2025
- Dosya no
- ...
- Karar no
- ...
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 27/06/2024
- Numarası
- ... Esas - ... Karar
- İstinaf eden davacı
- ...
- Vekili
- Av. ...
- Davalı
- ...
- Vekili
- Av. ...
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- İstinaf kararının karar tarihi
- 08/07/2025
- Yazım tarihi
- 10/07/2025
Karar Metni
1.616 kelime·8 dk okuma·5 bölüm
Davacı tarafından davalı aleyhine Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan itirazın iptali davasında 27/06/2024 tarihinde tesis edilen davanın reddine ilişkin karara karşı davacının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında 08/08/2022 tarihinde sözleşme imzaladığını, sözleşmeye göre sözleşme bedeli olarak belirlenen 1.313.661,24 TL'nin; %50 tutarının peşinen ödeneceğini, %50 tutarın fatura tarihinden itibaren 3 aylık evrak verilerek ödeneceğini, müvekkili şirketin sözleşmeye istinaden teslim edilen ürünlere dair davalı adına kesilen faturada satılan mallar ile birim bedellerinin açıkça ifade edildiğini, davalının %50 peşin bedeli müvekkiline ödediğini, ancak fatura kesim tarihi olan 03/02/2023 tarihi itibariyle verilmesi gereken 3 ay vadeli evrakın davacıya verilmediğini,
sözleşme gereği davalının müvekkiline 3 ay vadeli evrakla ödemesi gereken tutarın 653.661,24 TL olduğunu, müvekkilinin alacağının muaccel hale geldiğini, borcun var olmadığına ilişkin ispat yükünün davalı üzerinde olduğunu, 03/05/2023 tarihinde takip durduktan sonra haricen müvekkiline ödeme yapıldığını, ancak davalının asıl tutarı ödediğini, işlemiş faiz, vekalet ücreti ve takip tahsil harcının ödemediğini, geriye kalan tutar yönünden davalı aleyhine icra takibine devam edilebileceğini, davacının yaptığı ödemenin TBK'nın 100. maddesi gereğince, faiz ve masraflara mahsup edilmesi gerektiğini beyan ederek Konya....
İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; işbu dava da iddia edilen borcun para borcu değil, 3 aylık evrak verme borcu olduğunu, 3 aylık evrakın düzenlenmesi için kendilerine davacı tarafından bir başvuru yapılmadığını, dava konusu borcun vadesinin 03/05/2023 tarihinde dolduğunu, takip tarihinde borcun vadesinin gelmediğini, takip konusu faturaya ilişkin verilen mallarda ... Sulh Hukuk Mahkemesi ...
D.İş sayılı dosyası ile davacının müvekkiline gönderdiği malzemelerin gizli ayıplı olduğu hususun tespit edildiğini, müvekkilinin ayıp ihbarında bulunduğunu, davacının ayıbı gidermediğini, davacının kestiği faturalara açıkça itiraz ettiklerini, davacının ayıbı gidermediği gibi giderilmesi için gönderdiği firmanın da ayıbı gidermediğini, ayıbın giderilmesi için yönlendirdiği firmanın da parasını ödemediğini, bu paranın da müvekkilince ödendiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...
Tüm dosya muhtevası birlikte değerlendirildiğinde; mahkememizce yargılamaya esas alınan davacı ticari defter inceleme bilirkişi raporunda; takip tarihinden sonra davalının 653.661,24 TL ödemesi ile davacıya borcunun kalmadığı tespit edilmiş olup, davalı ticari defter inceleme bilirkişi raporunda davalının davacıya ödemesi gereken 653.661,24 TL borcun tamamının 3 aylık süre olan 03/05/2023 tarihinde ödediği tespit edilmiş olup, teknik heyet bilirkişi raporunda fatura konusu ürünlerde gizli ayıp olduğu,
dişli kırılmasının sebebi fark etmeksizin ürünlerin tamir edilemeyeceği, davalının toplam zararının Kdv dahil 283.647,68 TL olduğu tespit edilmiş olup, davalının tespit edilen toplam 283.647,68 TL zararının ödenen bedelden ayıp bedeli mahsup edildiğinde icra takibine konu bakiye alacaklara ilişkin davacının alacağının kalmadığı anlaşılmakla, tespit edilen hususlara dair ispat külfeti davacı üzerinden bulunduğundan ve aksini gösterir herhangi bir muteber delil sunulmadığından ispatlanamayan davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece alınan bilirkişi ek raporu incelendiğinde bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen raporda davacı ve davalı sıfatlarının karıştırıldığını, davalının itirazlarının davacının itirazı, davacının itirazlarının ise davalının itirazları gibi rapor tanzim edildiğini, bilirkişiler tarafından gerekli özen ve yükümlülüğün gösterilmediğini, 16.03.2024 tarihli aynı heyet tarafından düzenlenen rapora itiraz etmelerine rağmen davalının itirazları doğrultusunda rapor tanzim edildiğini,
bilirkişi ek raporunda her ne kadar "dişlilerin kırılmasının kök sebebi tespit edilebilir ancak dişlilerin neden kırıldığı davanın konusu değildir." şeklinde beyanda bulunulmuş ise de ayıp iddiasını kabul etmemek kaydıyla davalının ürünler üzerinde ısıl işlem yaptırmış olması söz konusu ürünlerin orijinal haline zarar vermiş olup dişlilerin kırılma nedeninin müvekkili şirketten kaynaklanıp kaynaklanmadığının tespit edilmesi gerektiğini, teknik inceleme yapılması adına dosyanın yeni bir bilirkişi heyetine tevdii taleplerinin mahkemece dikkate alınmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporlarında bilirkişilerce 4 tane ürünün denendiğini,
2 tanesinin sağlam, 2 tanesinin ayıplı sayılarak davalıya satılan ürünlerin %50'sinin ayıplı olduğu sonucuna varıldığını, bu durumun da hükme esas alınan işbu raporda eksik inceleme yapıldığını gösterdiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla ayıp ihbarının süresi içinde yapılmadığını, davanın konusu itirazın iptali olup mahkemece ayıp incelemesinin hususunun neden araştırıldığının anlaşılamadığını, itirazın iptali davasında bilirkişilerin gizli ayıp görüşüne katılmadıklarını, tarafları tacir olan bir ilişkide ticarethanesinde kullanmak üzere mal alan bir tacirin kullanacağı ürünü en kısa sürede gözden geçirmesi,
kullanıma uygun olup olmadığını tespit etmesi gerektiğini, davalının sözleşmeye konu ürünleri 03.02.2023 tarihinde teslim almasına rağmen TTK 23/1-c maddesinde yer alan ihbar sürelerini yerine getirmediğini, icra tehdidi ile karşı karşıya kaldığı zaman ısıl işlem yaptırmış olduğu faturayı 11.04.2023 tarihinde müvekkili şirkete ihtarname gönderdiğini, söz konusu ihtarnamede herhangi bir şekilde ayıp ihbarında da bulunmadığını, süresinde yerine getirilmeyen ayıp iddiasının mümkün olmadığını beyan ederek ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; itirazın iptali istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.
Somut olayda taraflar arasında dişli ve mil alım satımına ilişkin 08/08/2022 tarihli sözleşme bulunduğu, sözleşmeye göre davacının satıcı, davalının da alıcı konumunda olduğu, sözleşmeye konu mallarının toplam satış bedelinin 1.335.160,80 TL olduğu, satış bedelinin %50 si olan 667.580,40 TL'sinin peşin, geriye kalan %50'si olan 667.580,40 TL'sinin ise fatura tarihinden itibaren 3 aylık evrak verilerek ödeneceğinin sözleşmede kararlaştırıldığı, davalının 10/08/2022 tarihinde davacıya 660.000,00 TL avans ödemesi yaptığı, davacının sözleşmeye istinaden 03/02/2023 tarihinde 1.313.661,24 TL bedelli fatura düzenlediği,
bu durumda fatura tarihinden itibaren 3 aylık evrak verilerek ödenecek kalan tutarın 653.661,24 TL olduğu, davalının evrak vermemesi üzerine davacının 07/03/2023 tarihinde davalı hakkında 653.661,24 TL fatura alacağı olarak ilamsız icra takibinde bulunduğu, davalının borca itirazı üzerine takibin durduğu, daha sonra davalının 03/05/2023 tarihinde ayıba ilişkin haklarının devam ettiğini beyan ederek ihtirazi kayıtla davacıya icra takibinde talep edilen 653.661,24 TL'yi haricen ödediği,
davacının, davalının ödediği tutarın icra takibinden sonra olduğunu, TBK'nın 100.maddesi gereğince ödemenin faiz ve masraflara mahsup edilmesi gerektiğini, ödeme günü olan 03/05/2023 tarihi itibariyle işlemiş faiz,vekalet ücreti ve takip tahsil harcı tutarının 129.193,20 TL olduğunu bu sebeple mahsuptan kalan asıl alacak yönünden itirazın iptalini talep ettiğini beyan ederek harca esas bedeli 129.193,20 TL olarak gösterdiği anlaşılmıştır.
İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı bir dava olup, takip tarihi itibariyle davacının icra takibinde talep ettiği alacağın muaccel olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Taraflar arasındaki sözleşmede kalan bedelin fatura tarihinden itibaren 3 ay vadeli evrak ile ödeneceği yazmaktadır. Buradaki evrak tabirinin kambiyo senedi olduğu anlaşılmaktadır. Fatura düzenlendikten sonra davacı, davalıdan 3 ay vadeli kambiyo senedi vermesini isteyebilecektir.
Ancak davacı bunu talep etmeden doğrudan alacak talep ederek icra takibinde bulunmuştur. Davacının takip tarihi itibariyle muaccel olmuş bir para alacağı bulunmamaktadır. Davalı takibe itiraz ettikten sonra fatura tarihinden sonraki 3 aylık sürenin son gününde davacıya ayıba ilişkin haklarının devam ettiğini beyan ederek ihtirazi kayıtla faturadan kalan 653.661,24 TL'yi haricen ödemiştir.
Bu durumda davacının takip tarihi itibariyle muaccel olmuş bir para alacağı bulunmadığı için davalının yaptığı ödeme ile borcu sona ermiştir. Davacı, vaktinden önce icra takibi başlatmıştır. Davanın bu sebeple reddi gerekmektedir.
İlk derece mahkemesince davalının ayıp mal teslim edildiği savunması üzerinde de durularak bu konuda da inceleme ve değerlendirme yapılmış ise de eldeki dava itirazın iptali istemine ilişkin olup davacının vaktinden önce icra takibi başlatmış olması ve davalının da 3 aylık vadenin son gününde borcunu ihtirazi kayıtla da olsa ödemiş olması karşısında, davacının davalıdan bir alacağı kalmadığı hususu gözetilerek eldeki davada ayıp savunmasının incelenmesi ve değerlendirilmesi gerekmemektedir. Davalının ayıba ilişkin savunmaları ayrı bir davanın konusu olabilir.
Bu sebeple davalının ayıba ilişkin savunmalarının da incelenmesi ve değerlendirilmesi yerinde olmadığından davacının istinaf başvuru talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak HMK'nın 353/1.b.2 maddesi gereğince gerekçe düzeltilmek suretiyle yeniden karar verilmesine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... · e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır ...
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/1286, K. 2025/1034, 8 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama