KÜNYE
T.C. Konya Bam 6. Hukuk Dairesi T.C. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/396
- Karar No
- 2025/380
- Karar tarihi
- 27 Şubat 2025
- Dosya no
- ...
- Karar no
- ...
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 18/12/2024
- Numarası
- ... Esas - ... Karar
- İstinaf eden davacı
- ...
- Vekili
- Av. ...
- Davalı
- ...
- Vekili
- Av. ...
- Dava
- Menfi Tespit (Alım Satım
- İstinaf kararının karar tarihi
- 27/02/2025
- Yazım tarihi
- 10/03/2025
Karar Metni
1.008 kelime·5 dk okuma·5 bölüm
Davacı tarafından davalı aleyhine Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası ile açılan menfi tespit davasında 18/12/2024 tarihinde tesis edilen davanın usulden reddine ilişkin karara karşı davacının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında ...... plakalı aracın alım-satımı yapıldığını ve müvekkilinin aracı davalıdan 330.000 TL'ye satın aldığını, alım satım karşılığında müvekkilinin karşı tarafa 50.000 TL'lik ödeme yaptığını, bakiye 280.000 TL için ise davalıya senet verdiğini, bakiye 280.000 TL'ye karşılık banka aracılığıyla bir kısım ödemeler yapıldığını, yaklaşık 67.000 TL kadarının ise elden davalı tarafa ödendiğini, müvekkili aleyhine Ereğli/Konya İcra Müdürlüğü'nün ......
Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin icra takibinde belirtilmiş olan 235.000 TL borcu bulunmadığını, bahse konu bu senetten dolayı 168.000 TL borcu bulunduğunu, Ereğli Cumhuriyet Başsavcılığı'na davalı hakkında bedelsiz senedi kullanma suçundan dolayı suç duyurusunda bulunduklarını, icra takibinin 67.000 TL'lik kısmına, bu miktara tekabül eden icra masrafları ve icra vekalet ücreti açısından işlemiş ve işleyecek faiz faize, borca ve içeriğine itiraz ettiklerini belirterek;
müvekkilinin bu miktar açısından borçlu olmadığının tespitine, İcra takiplerinin dava sonuna kadar HMK 389 maddesi gereği ve İİK 72.maddesi dikkate alınarak tedbiren durdurulmasına, davalının %20 kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava öncesi, zorunlu arabuluculuk prosedürü işletilmediğini, bu sebeple davanın esasına girilmeden usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının dava dilekçesinde harca esas değer olarak 1.000,00 TL belirtmişse de;
dava dilekçesi içeriğinde ve talep sonuç kısmında 67.000,00 TL bakımından borçlu olmadığının tespitini açıkça beyan ettiğini, bu çerçevede davacının mahkemeye eksik harç yatırdığını, davacının eksik yatırdığı harcı tamamlaması gerektiğini, harç tamamlanmadıkça davaya devam edilemeyeceğini, davacının dava dilekçesinde takibe konu senedi vermiş olduğunu açıkça kabul ettiğini, ancak bu senet tutarının 67.000,00 TL'lik kısımını ödediğini iddia ettiğini, takibe konu senedin 280.000,00 TL'lik olmasına karşın müvekkilinin davacıdan almış olduğu tutarları mahsup ederek icra takibini 235.000,00 TL üzerinden başlattığını,
davacının daha fazla ödeme yaptığı yönündeki iddialarının kabul etmediklerini, davacının taşınmaz ve araçları üzerine haciz konulduğunu, son olarak da Eylül 2024'te boçluya ait "Konya İli Ereğli İlçesi ... Mahallesi ...
Ada 1 parsel zemin kat no... " nolu taşınmazın satış işlemlerinin başlatıldığını, takibin kesinleşmesinden 15 ay sonra, taşınmaz satışından hemen önce menfi tespit davası açılmış olmasının davacının kötü niyetini ortaya koyduğunu, ödeme yapıldığı iddiasının ispat yükü davacıda olup iş bu ispatın yazılı delillerle ortaya koyulması gerektiğini, %15 teminat yatırılmasının takibi ve taşınmaz satışını durdurmayacağını sadece paranın alacaklıya ödenmesine engel olabileceğini, ayrıca takibin inkar edilmeyen borç bakımından devam edecek olup davacıya ait taşınmazın satışı ve satış bedelinin ödenmesine engel bir durum da söz konusu olmayacağını,
davacının davasında haksız ve kötü niyetli olduğunu belirterek; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." şeklindeki hüküm nazara alınarak eldeki davada dava şartı yerine getirilmediğinden davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş olup bu doğrultuda aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Her ne kadar davacı vekili 21/10/2024 tarihli dilekçesi ekinde 08/07/2023 tarihinde arabuluculuğa başvurulduğuna dair belge sunmuş ise de davanın ilk açıldığı tarih 08/07/2023 tarihidir. Bu tarih itibari ile sonuçlanmış bir arabuluculuk süreci bulunmamaktadır. Arabuluculuk dava şartının yerine getirilmesi için arabuluculuk son tutanağını dava dilekçesi ekinde sunulması gerekmektedir." gerekçesiyle; davanın arabuluculuk dava şartı yerine getirilmediğinden usulden reddine, karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kısa karar ve gerekçeli kararın çelişkili olduğunu, mahkemenin delilleri toplamadığını ve eksik inceleme ile karar verdiğini, yemin delili ile bilirkişi incelemesinin yerine getirilmediğini belirterek; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; menfi tespit istemine ilişkindir.
İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.
7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı TTK'ya eklenen dava şartı olarak arabuluculuk başlıklı 5/A maddesinde; "(1) Bu kanunun 4'üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi getirilmiştir.
01/09/2023 tarihinde yürürlüğe giren 28/03/2023 tarihli 7445 sayılı Kanunun 31'nci maddesiyle 6102 Sayılı TTK MADDE 5/A (1) fıkrasında yer alan "paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında" ibaresi, "para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında" şeklinde değiştirilmiş olup menfi tespit davalarında da arabuluculuğa başvuru şartı getirilmiştir.
Eldeki davanın bonoya dayalı olarak başlatılan icra takibinden dolayı borçlu olunmadığının tespitine ilişkin olduğu, davanın mutlak ticari dava olduğu, menfi tespit davalarında arabuluculuk başvurusunun zorunlu olduğuna ilişkin düzenlemenin yürürlük tarihinin 01/09/2023 tarihi olarak düzenlendiği, davanın bu tarihten önce açıldığı, davanın açıldığı tarih itibariyle menfi tespit davalarında arabuluculuk başvurusunun zorunlu olmadığı,
mahkemece davanın esasına girilerek yargılama yapılması gerekirken karardaki gerekçelerle dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşılmakla, davacının istinaf başvuru talebinin kabulü ile HMK 353/1.a.4 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dava dosyasının kararı veren mahkemeye gönderilmesine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Başkan ... · e-imzalıdır · Üye ... · e-imzalıdır · Üye ... · e-imzalıdır · Katip ... · e-imzalıdır ...
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, E. 2025/396, K. 2025/380, 27 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama