KÜNYE
T.C. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/496
- Karar No
- 2025/506
- Karar tarihi
- 15 Nisan 2025
- T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- ...
- Dosya no
- ...
- Karar no
- ...
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Ara karar tarihi
- 16/01/2025
- Numarası
- ... Esas
- İstinaf eden davacı
- ......
- Vekili
- Av...
- Davalı
- ......
- Vekili
- Av...
- Dava
- Ticari Şirket (Fesih İstemli
- İstinaf kararının karar tarihi
- 15/04/2025
- Yazım tarihi
- 18/04/2025
Karar Metni
1.130 kelime·6 dk okuma·3 bölüm
Davacı tarafından davalı aleyhine Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan ticari şirket davasında 16/01/2025 tarihinde tesis edilen ara karara karşı, davacının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin 2017 yılında kurulduğunu, şirketin %40 ortağı ve müdürünün müvekkili ...... olduğunu, temsil ve imza yetkisinin münferiden 20 yıl boyunca müvekkilinde bulunduğunu, şirketin diğer ortaklarının ise %30 hisseli ...... ve %30 hisseli ...... olduğunu, söz konusu Limited Şirketin ortakları arasında güven ve iş birliğini zedeleyen davranışların had safhaya ulaştığını, TTK. madde 636'ya göre haklı nedenlerle limited ortaklığın sona ermesi nedenlerinin vuku bulduğunu, şirket ortaklarının birbirlerine karşı güveni kalmadığını, bu şartlar altında şirketin devamının mümkün olmadığını,
şirkette temsil ve imza yetkisinin müvekkilinde olmasına rağmen, şirket ortaklarından olan ......'ın şirket kaşesini ve sahte imza kullanılarak satış sözleşmeleri yaptığını, şirket tüzel kişiliği adına daire satın alan müşterileri teker teker arayarak kendi nam ve hesabına para topladığını, satış sözleşmeleriyle devir taahhüdü verilen bir taşınmazı birden fazla kişiye satma sözü vererek şirketi maddi ve manevi zorluklara sürüklediğini,
bunun müvekkili tarafından tespit edildiğini ve bu durumu sorduğunda ise şahsın hesap veremediğini ve şirketteki oy çokluğu ve nüfuzunu kullanarak müvekkilini ...... ile birlikte şirket müdürlüğünden almak ve faaliyet gösteren inşaatları durdurmakla tehdit ettiğini, halihazırda kimlere hangi dairelerin satışının sözünün verildiğinin, kimden ne kadar para alındığının müvekkilince bilinmediğini, bu durumun yakın zamanda onlarca kişiyi mağdur edeceğini, ...... ve ......'ın şirkete olumlu hiçbir katkısı bulunmadığını,
öncelikle telafisi güç ya da imkansız zararlara meydan vermemek için dava süresince davacı müvekkilin ortaklıktan doğan hak ve borçlarının tümünün dondurulması, yine davacı müvekkilin hak ve alacaklarının korunması için şirketin mal varlığına ve banka hesaplarına ihtiyati tedbir konulmasına ve davalı şirketin haklı nedenlerle feshine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "....davalı şirketin tüm malvarlığına ihtiyati tedbir konulmasının ölçülülük ilkesine uygun olmayacağı, davalı şirketin faaliyetlerine engel olacağı, bunun ise davacı ile birlikte diğer tüm ortakların zararına sonuçlar doğuracağı, dolayısıyla bu yöndeki istemin yerinde olmadığı, şirketin taşınmaz ve araçları üzerine devri engeller tedbir konulabileceği düşünülmüş ise de davacının davalı şirketin münferit yetkili tek temsilcisi olması nedeniyle bu istem yönünden ise hukuki yararının mevcut olmadığı sonucuna varıldığı..." gerekçesiyle davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; şirket ortakları ...... ve ......'ın haksız ve mesnetsiz olarak şirket müdürü olan müvekkilinin şirketten azlini talep ettiklerini, şirketteki menfaat çatışmasının had safhaya ulaştığını, ...... tarafından şirket tüzel kişiliği hiçe sayılarak bireysel hesabına aktarılan paraların her geçen gün katlanarak artış gösterdiğini, taksitle ödeme yaparak daire sahibi olan müşterilerin dairelerinin alakasız 3.kişilere nakit para karşılığı satıldığını ve bu hususta sözler verildiğini, dosyaya sunulan sahte imzalı sözleşmelerin bir kısmının bu durumu açıkça ortaya koyduğunu,
müvekkilinin son günlerde hiç tanımadığı, adını dahi duymadığı şahıslar tarafından arandığını, bu şahısların ......'a para ödediklerini ve bunun neticesinde belirli dairelerin satışlarının yapılmasını talep ettiklerini, olağanüstü genel kurul toplantısının 27/01/2025 tarihinde yapıldığını, şirket müdürü müvekkilinin müdürlük yetkisinin sona erdiğini, şirket müdürlüğüne ......'ın kardeşi olan ......'ın seçildiğini,
bu hususun başlı başına ihtiyati tedbir talebini güçlendirdiğini beyanla 16/01/2025 tarihli ara kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda davalı şirketin taşınmaz ve araçları üzerinde devri engeller tedbir koyulmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Talep, ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin verilen ara kararın kaldırılması istemine ilişkindir.
İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.
6102 sayılı TTK'nın 636/3 maddesi "Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir." hükmü,
Aynı Yasa'nın 636/4 maddesi de "Fesih davası açıldığında mahkeme taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabilir" hükmünü haizdir.
Anılan maddede ortağa haklı sebeplerin varlığı halinde limited şirketin feshi davası açabilme olanağı tanınmıştır. Bu nedenle, fesih isteminde bulunan ortağın öne sürdüğü sebep veya sebeplerin var olup olmadığı yahut haklı olup olmadığı mahkemece değerlendirilecektir. Diğer yandan anılan madde ile fesih davası açıldığında mahkemeye gerekli tedbirleri alma yetkisi verilmiştir.
Bu çerçevede, mahkemece davadaki isteme göre, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedilebileceğinden, dava süresince davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilecektir.
(Yargıtay 11.HD'nin 03/02/2015 tarih 2014/15047 Esas 2015/1168 Karar sayılı ilamı )
İhtiyati tedbir kurumu genel olarak da HMK'nın 389 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir.
HMK'nın 389. maddesinde ''Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Birinci fıkra hükmü niteliğine uygun düştüğü ölçüde çekişmesiz yargı işlerinde de uygulanır. '' hükmü,
HMK'nın 390. maddesinde ''İhtiyati tedbir, dava açılmadan önce, esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden; dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edilir. Talep edenin haklarının derhâl korunmasında zorunluluk bulunan hâllerde, hâkim karşı tarafı dinlemeden de tedbire karar verebilir. Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. '' hükmü,
Aynı Yasa'nın 396. maddesinde de '' Durum ve koşulların değiştiği sabit olursa, talep üzerine ihtiyati tedbirin değiştirilmesine veya kaldırılmasına teminat aranmaksızın karar verilebilir. İtiraza ilişkin 394 üncü maddenin üçüncü ve dördüncü fıkrası, kıyas yoluyla uygulanır.'' hükmü yer almaktadır.
Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde ise; dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf istemleri nazara alındığında, davacı tarafın ihtiyati tedbir talebinin kabulü için gerek TTK'nın 636. maddesi gerekse de HMK'nın 389. ve 390. maddelerinde belirtilen talep koşullarının oluşmadığı, talep eden tarafça yaklaşık ispatın sağlanmadığı, ilk derece mahkemesince tedbir talebinin reddine karar verilmesinin sonucu itibariyle doğru olduğu, bu nedenle ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacının istinaf başvuru talebinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Başkan ... · e-imzalıdır Üye ... · e-imzalıdır Üye ... · e-imzalıdır Katip ... · e-imzalıdır ...
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, E. 2025/496, K. 2025/506, 15 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama