KÜNYE
T.C. Konya Bam 7. Hukuk Dairesi T.C. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi İstinaf Eden
- Esas No
- 2025/74
- Karar No
- 2025/135
- Karar tarihi
- 4 Şubat 2025
- Dosya no
- .....
- Karar no
- .....
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 07/11/2024
- Numarası
- ...... ESAS ..... KARAR
- Davacı 3. kişi
- ... - ...
- Vekili
- Av. ...
- Davalı alacaklı
- ... - ...
- Vekili
- Av. ...
- Davanın konusu
- Menfi Tespit (İİK'nun 89/3. Maddesinden Kaynaklanan
- Karar yazım tarihi
- 04/02/2025
Karar Metni
1.047 kelime·5 dk okuma·6 bölüm
Yukarıda tarih ve numarası yazılı ilk derece mahkeme kararı aleyhine istinaf yasa yoluna başvurulmuş olmakla, Dairemizce HMK'nun 353. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda dosyadaki belgeler okundu, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLÜDÜ
İSTEM
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... tarafından dava dışı ...... aleyhine kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığını, ilgili icra dosyasında, davalı tarafından takip borçlusunun müvekkili nezdinde alacağı olduğu iddiası ile İİK'nın 89. maddesi uyarınca 1. haciz İhbarnamesi gönderildiğini, akabinde yine aynı iddia ile 2. haciz ihbarnamesi gönderildiğini, son olarak bahse konu 3. haciz ihbarnamesinin '..... Caddesi No:..... Selçuklu/KONYA' adresine mernis şerhli olarak 21/2. maddesine göre muhtara usulsüz olarak tebliğ edildiğini, müvekkilinin usulsüz tebligattan haberdar olmaması nedeniyle icra dosyasına itirazda bulunamadığını,
Davada ispat yükünün alacaklı da olduğunun Yargıtay kararları ışığında da sabit olduğunu,
Müvekkilinin takip borçlusu ile arasında hiçbir şekilde ticari bağı ve herhangi bir alacak verecek ilişkisinin bulunmadığını, ......'ın müvekkilinin babası olduğunu, dolayısıyla da müvekkilinin dava dışı borçlu ......'a herhangi bir borcunun bulunmadığını belirterek, müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, davalının haksız ve kötüniyetli olarak müvekkil aleyhine işlem yapması nedeniyle dava değerinin %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesi karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA
Davalı alacaklı vekili cevap dilekçesinde; davanın süresinde ikame edilmediğini, davacının haciz ihbarnamelerine itiraz etmediğini, 89/3. haciz ihbarnamesi Tebligat Kanunu 21/2. maddesi uyarınca davacıya usulüne uygun olarak tebliğ edildiğini, davanın açılmasında müvekkilinin hiçbir kusuru bulunmadığını, huzurdaki davanın açılmasına davacı kendi hareketleri ile sebebiyet vermiş olup; davacı lehine yargılama gideri ve ücret-i vekalete hükmedilmesi mümkün olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Davalı (alacaklı), takip borçlusunun, davacıdan alacaklı olduğunu belirten borç doğuran bir ilişkiyi ileri sürmesi gerekir. Oysa ki, takip alacaklısı davalı, gerek icra takibi sırasında gerekse yargılama sırasında, davacı ile borçlu arasında borcu doğuran bir hukuki ilişkiden söz etmemiştir. Dosyada alacağın varlığına ilişkin hiçbir bilgi ve belge bulunmayıp, davalının alacak iddiası soyut bir iddiadan öteye geçememiştir. Şu durumda, soyut iddialar davacı aleyhine takip yapılması sonucunu doğurmayacağı gibi, davacıdan olumsuzu kanıtlaması da beklenemez. Bu nedenle davacının davasının kabulü gerekmiştir. Yine dosya kapsamından davalı tarafın kötüniyetli hareket ettiğine ilişkin herhangi bir ispat olmadığından davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verildiği görülmüştür.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili dilekçesinde: Davacının kendisine usulüne uygun olarak yapılan tüm tebligatlara rağmen söz konusu haciz ihbarnamelerine cevap vermeyerek huzurdaki davanın açılmasına tamamen kendi kusuru ile sebebiyet verdiğini, davanın açılmasında müvekkilinin hiçbir kusurunun bulunmadığını,
Huzurdaki davanın açılmasına davacı kendi hareketleri ile sebebiyet verdiğini, davacı lehine yargılama gideri ve ücret-i vekalete hükmedilmesi mümkün olmadığını, Yargıtay ..... Hukuk Dairesi’nin ..... esas ..... karar sayılı ilamında açıkça “Davacı kendisine gönderilen ihtarnameye süresinde itiraz etmeyerek davanın açılmasına sebebiyet vermiştir. bu nedenle davalı yanın yargılama gideri ve avukatlık ücretinden sorumlu tutulmaması gerekirken, bu yönün göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmayıp hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.” dendiğini, yargılama giderlerinin davanın mahiyeti gereği davacı üzerinde bırakılması gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasını talep ettiği görülmüştür.
DELİLLER
Alanya İcra Müdürlüğünün ...... E. sayılı takip dosyası. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER ve GEREKÇE: Dava, İİK'nun 89/3. maddesi uyarınca açılan menfi tespit istemine, uyuşmazlık; menfi tespit davasının kabul edilmesi durumunda davalı aleyhine yargılama giderlerine hükmedilip hükmedilmeyeceğine ilişkindir. İstinaf incelemesi HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.
"24. Üçüncü kişinin, birinci ve ikinci haciz ihbarnamelerine süresi içinde ya da usulüne uygun olarak itiraz etmemiş olması hâlinde, kendisine gönderilen üçüncü haciz ihbarnamesine karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde menfi tespit davası açma hakkı bulunmaktadır.
Birinci ve ikinci haciz ihbarnamelerine itiraz etmemiş olması dolayısıyla kendisine üçüncü haciz ihbarnamesi gönderilen üçüncü kişinin, 2004 sayılı Kanun'un 89/3 üncü maddesi hükmü uyarınca açtığı menfi tespit davasının tamamen ya da kısmen kabulüne karar verilmesi durumunda, sırf birinci ve ikinci haciz ihbarnamelerine süresi içinde ya da usulüne uygun olarak itiraz etmediği,
kendisine üçüncü haciz ihbarnamesi gönderilmesine ve dava açılmasına sebebiyet verdiği gerekçesiyle yargılama giderlerinden sorumlu olacağı yönünde bir kabul, 6100 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesine aykırı olduğu gibi 2004 sayılı Kanun'un 89/3 üncü maddesi hükmünde açıkça tanınan dava hakkının kullanılmasına bir kısıtlama oluşturacaktır.
25. Böyle bir durumda yargılama giderlerinden sorumlu olmak istemeyen davalının, 2004 sayılı Kanun'un 89/3 üncü maddesi uyarınca aleyhine açılan davada, ön inceleme duruşmasına kadar (ön inceleme duruşmasından önce) davayı tamamen ya da haklı olup olmadığını bildiği kısım yönünden kabul etmesi gerekir. Bu yönde bir kabulü olmadığı sürece davalı, davanın kabulü hâlinde yargılama giderlerinin tamamından, kısmen kabulü hâlinde ise haklılık durumuna belirlenen kısmından sorumlu olacaktır. Eldeki davada da, yapılan yargılama sonucunda davacının menfi tespit istemi mahkemece kabul edilmiş, ancak davalı taraf ilk duruşmada davayı kısmen veya tamamen kabul ettiğine dair bir beyanda bulunmamıştır." (Yargıtay HGK'nun 2022/11-62 E., 2023/464 K. sayılı ilamı)
Bahse konu Yargıtay HGK ilamında da belirtildiği üzere; davalı alacaklı, davanın kabulü hâlinde yargılama giderlerinin tamamından sorumlu tutulması gerektiği anlaşılmıştır.
Diğer yandan, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 89/3. maddesinin son cümlesi gereği bu fıkraya göre açılacak menfi tespit davaları maktu harca tabidir.
Somut olayda, mahkemece kurulan hükümde, başlangıçta yatırılan maktu harç, nispi harca tamamlanarak bakiye harcın davalıdan alınmasına karar verilmiş ise de, davalının istinaf dilekçesi içeriğinde mahkemenin harç hükmüne yönelik istinaf nedeni ileri sürülmediğinden, bu hususa değinmekle yetinilmiştir.
Netice olarak, istinaf dilekçesinin içeriğine göre yapılan incelemede, ilk derece mahkemesince kurulan hükümde harç hükmü Hazine yararına olduğundan ve davalı tarafça harç ile ilgili istinaf sebebi ileri sürülmediğinden, kararda kamu düzenine aykırılık da bulunmadığından davalı tarafın istinaf isteminin esastan reddi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/74, K. 2025/135, 4 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama