KÜNYE
T.C. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi İstinaf Yoluna
- Karar tarihi
- 25 Ekim 2024
- T.C. SAKARYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2023/1230 - 2024/1820
- Esas no
- 2023/1230
- Karar no
- 2024/1820
- Başkan
- ...(...
- Üye
- ...(...
- Üye
- ...(...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 07.03.2023
- Numarası
- 2019/505 Esas - 2023/131 Karar
- Başvuran davacılar
- 1-...
Karar Metni
1.280 kelime·6 dk okuma·10 bölüm
2-... 3-... VEKİLİ : Av. ...
İSTİNAF YOLUNA
BAŞVURAN DAVALI : 1 ... VEKİLİ : Av. ...
[16796-97875-30457] UETS
İSTİNAF YOLUNA
BAŞVURAN DAVALI : 2 -NEOVA KATILIM SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ
VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... Av. ...
DAVANIN KONUSU
Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazm.)
BAŞVURU TARİHİ : 27.03.2023-07.04.2023-10.04.2023
İSTİNAFA GELİŞ TARİHİ: 01.09.2023
KARAR TARİHİ : 25.10.2024
YAZIM TARİHİ : 25.10.2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde; 10.12.2018 tarihinde davalı ...'nın tam kusuru ile yaya olan davacı ...'ye çarptığını ve yaralanmasına neden olduğunu beyan ederek; 1.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın, davalı sigorta şirketi maddi tazminattan sorumlu olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... cevap dilekçesinde; kazada kusuru olmadığını, kimsenin kendi eylemine ve kendi kusuruna dayanarak bir hak elde edemeyeceğini, soruşturma dosyasında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiğini beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesi tarafından Davanın Kısmen Kabulü ile, 400.313,77 TL maddi tazminatın davalı ... yönünen kaza tarihi olan 10.12.2018 tarihinden, davalı Neova Sigorta A.Ş. yönünden ise temerrüt tarihi olan 12.02.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine (sigorta şirketinin sorumluluğu poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere), davacının geçici iş göremezlik tazminatı talebinin Reddine, 35.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 10.12.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
Yerel mahkemenin bu kararına karşı davacı vekili, davalı ... ve davalı Neova Sigorta A.Ş vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; yerel mahkemece maddi tazminat yönünden verilen hükmün usul ve esas bakımından hukuka ve hakkaniyete uygun olmakla, manevi tazminat yönünden ve davalılar lehine hükmedilen maddi tazminat ilam vekalet ücretinin hakkaniyete aykırı olduğunu, davacının uğradığı manevi zarar karşısında hükmedilen manevi tazminatın çok düşük olduğunu, Yerel mahkeme maddi tazminat yönünden vekil edenin yaşı nedeni ile geçici iş göremezlik tazminatı olan 12.967,31 TL'nin reddine karar vermiş olmakla, reddedilen kısım bakımından her iki davalı lehine toplamda 18.400,00 TL vekalet ücretine hükmedildiğini,
söz konusu vekalet ücreti miktarı AAÜT belirtilen miktardan fazla olup, tarifenin belirttiği miktar üzerinden davalılar lehine vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğini belirterek usul ve yasaya aykırı ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; yerel mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemece davacının süresinde ve usüle uygun ibraz etmiş olduğu delil listesindeki tanıkları dinlememek, sadece davacı yan taraflı tanık beyanlarını dosyada tek delil sayarak ve bunu gerekçesine dayanak yaparak hüküm tesis ettiğini, Bilirkişi raporları arasında çelişkilerin giderilmeden, kusur tam belirlenmeden karar verildiğini, kazanın oluşu bilimsel olarak bilirkişi raporlarında ve davalı olarak izahatlarında davacının kusursuzluğu sabit olmasına rağmen, kötü niyetli hareket eden davacıya hakkın kötüye kullanılmasına cevaz verildiğini,
kusur oranları netleşmeden dosyayı hesap bilirkişisine gönderilmesinin, maddi ve manevi tazminat toplam hesap ve hesap usüllerinin yanlış olduğunu, zaman aşımı itirazları yanında bu ve bunun gibi sebeplerle haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Neova Sigorta A.Ş vekili istinaf dilekçesinde; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, yerel mahkeme esasında dikkate alınan 30.04.2021 tarihli ve 15.12.2021 tarihli Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi kusur bilirkişi raporları ile kaza sonrası düzenlenen kaza tespit tutanağı ve mahkeme esasında keşif sonrası düzenlenen 03.02.2021 tarihli kusur bilirkişi raporları muhteviyatında yer alan kusur atıflarına ilişkin çelişkilerin giderilmesi gerektiğini,
yerel mahkeme esasında dikkate alınan hesaplama bilirkişi raporu esasında bilirkişi tarafından Anayasa Mahkemesinin 2019/40 esas 2020/40 karar sayılı iptal kararı doğrultusunda raporda hesaplama yönteminin '' progressif rant '' yönteminin dikkate alınması hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, mahkemece davalı şirketin sigorta şirketine başvuru tarihinden itibaren yasal faizle sorumlu tutulmasının kabulünün mümkün olmadığını belirterek usul ve yasaya aykırı ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, trafik kazasında yaralanma sebebiyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davaya konu 10.12.2018 tarihinde yaya motorlu taşıt çarpması şeklinde gerçekleşen; kazada davacı küçüğün kemik kırığı geçirecek şekilde yaralanmış olduğu, eldeki davanın, kazazede küçük adına velayeten anne ve baba tarafından, çarpan aracın sürücüsüne ve zorunlu sigortacına karşı yöneltilmiş olduğu anlaşılmaktadır.
6100 sayılı HMK'nun 27.maddesi uyarınca davanın tarafları hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. Bu hak; yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını ayrıca mahkemenin açıklamaları dikkate alınarak değerlendirilmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerir.
Anayasa’nın 138. ve 141. maddeleri uyarınca Hakimler, Anayasaya, Kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler ve bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Bu gerekçede hukuki esaslara ve kurallara dayanmalı, nedenleri açıklanmalıdır. 6100 Sayılı HMK’nın 27. maddesinde hukuki dinlenilme hakkı kurala bağlanmıştır.
Hukuki dinlenilme hakkı, Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur.
Hukuki dinlenilme hakkı gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir.
Davalılardan ... vekilinin süresinde sunmuş olduğu delil dilekçesi ve tanık listesi ile tanıklarını bildirdiği ve yapılan yargılama sırasında tanıklarının dinlenilmesinden vazgeçtiğine dair herhangi bir beyanda bulunmadığı anlaşılmaktadır. Ancak mahkemece tahkikat aşamasına geçildikten sonra davalı tanıkları dinlenmeksizin yargılama bitirilmiştir.
Somut olayda; davalının hak arama özgürlüğü ve savunma hakkı kapsamında, gösterdiği deliller toplanmaksızın ve bildirdiği tanıklar dinlenmeksizin, tanıkların dinlenmesine gerek görülmedi ise gerekçesi belirtilmeksizin karar verilmesi bu nedenle doğru görülmemiştir.
Kabule göre de, davacının çalışma çağında ve hayatında olmadığının kabulü ile geçici iş göremezlik talebi yönünden davanın reddine karar verilmiş olduğu ve bu bakımdan her iki davalı yönünden ret sebebi ortak olduğunun anlaşılması nedeniyle, mahkemesince davalılar yararına ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmiş olması usul ve yasaya aykırı görülmüştür.
Şu halde, haksız eylem nedeniyle tazminat isteminde bulunulduğuna göre, meydana gelen kazada tarafların ve varsa üçüncü kişilerin kusur durumunun tanıkla kanıtlanmasının mümkün olduğu da gözetilerek; mahkemece davalı tarafın bildirdiği tanıkların beyanları alındıktan sonra sonucuna göre bir karar vermek gerekir.
İlk derece mahkemesince davalı tarafın tanıkları dinlenmeden karar verilmiş olması dairemizce, davalının hukuki dinlenilme hakkının ihlali ve H.M.K'nun 353/1-a-6 maddesi kapsamında "uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması" olarak nitelendirildiğinden, kararın mahiyeti gereğince tarafların sair istinaf nedenleri bu aşamada incelenmeksizin; davalılardan ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, ilk derece mahkemesince anılan davalının delilleri de toplanıp değerlendikten sonra karar verilmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/1230, K. 2024/1820, 25 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama