KÜNYE
T.C. Sakarya Bam 3. Hukuk Dairesi T.C. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi İstinaf Yoluna
- Karar tarihi
- 8 Kasım 2024
- Esas no
- 2023/1404
- Karar no
- 2024/1922
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 20.06.2023
- Numarası
- 2022/855 Esas - 2023/685 Karar
- Başvuran davalı
- ...
- Vekili
- Av. ... ............. UETS
- Davacı
- ... -...
- Vekili
- Av. ... ............ UETS
- Davanın konusu
- Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan
- Başvuru tarihi
- 21.07.2023
- İstinafa geliş tarih
- 19.09.2023
- Yazım tarihi
- 08.11.2024
Karar Metni
2.028 kelime·10 dk okuma·1 bölüm
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ...Ş. tarafından Trafik Sigortası ile sigorta edilen ... plaka sayılı dava dışı ... yönetimindeki aracın kontrol ve hakimiyetini kaybettiğini, yönetimini kaybetmesi sonucu aracın bariyerlere çarpıp devrildiğini, davacı ...'un eşi ...'un 12.01.2022 tarihinde vefat ettiğini, davacının olay nedeniyle ile eşinin desteğinden yoksun kaldığını belirterek, davacı eş ... için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın 12.01.2022 tarihinden itibaren davalı ...Ş'den ticari faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde; dava konusu dava dışı ...nın kullandığı ... plaka sayılı aracın kusursuz olduğunu, öncelikle kusur oranlarının tespiti gerektiğini, Ak Sigorta A.Ş. tarafından ...
No 'lu poliçe ile 03.01.2022 ila 03.01.2023 dönemi için Zorunlu Mali Sorumluluk ( Trafik ) Sigortası Poliçesi ile sigorta edilmiş olup, Kişi Başına ölüm, Sakatlık teminatı sigorta bedeli 500.000,00 TL olduğunu, manevi zararların sigorta teminatı kapsamı dışında olduğunu, müteveffanın gelir durumunun belirlenerek gerçek zararlarını tespiti gerektiğini, davacının başvurusu ile açılan ... hasar dosyasından 04.02.2022 tarihinde 362.048,55 TL ödeme yapıldığını, yapılan ödemelere göre davanın reddi gerektiğini dava tarihinden itibaren yasal faiz istenebileceğini, olay tarihinden itibaren ticari faiz işletilemeyeceğini,
sigorta şirketinin sorumluluğunun 500.000,00 TL teminat limiti ile sınırlı olduğunu, dava konusu olayda birden fazla kişi zarar gördüğü için KTK 96 maddesine göre tüm zarar görenlerin zararı belirlendikten sonra teminat limitinin gerçek zararı karşılamaması durumunda zarara uğrayanların paylarına düşen tutarların garameten paylaştırılması gerektiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesi tarafından Davanın Kabulüne, 136.941,44 TL destekten yoksun kalma tazminatının 04.02.2022 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Yerel mahkemenin bu kararına karşı davalı ...Ş vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Davalı ...Ş. vekili istinaf dilekçesinde; mahkemece destekten yoksun kalan hak sahiplerinin tazminat hakları poliçe limiti kapsamında garameten paylaştırılmadan, müteveffanın annesinin payı ayrılmadan ve davalı şirket tarafından yapılan ödemenin yeterliliği tespit edilmeden yerleşik yargıtay içtihatlarına aykırı hüküm kurulduğunu, mahkemece yapılacak iş, kaza nedeni ile zarar görenlerin tamamı ( eş, çocuklar, anne, baba,
yapılan diğer ödemeler ) yönünden davalının teminat limitinin garame yöntemi ile paylaştırılarak teminat limitinden her bir davacının payına düşen miktar belirlendikten sonra sigorta şirketince yapılan ödemelerin bu miktardan/paydan indirilmesi gerektiğinden yerel mahkemece poliçe limiti garameten paylaştırılıp müteveffanın annesinin payı ayrılmadan hüküm kurulmasının hatalı olduğunu,
toplam tazminat miktarı poliçe limitinin üzerinde olduğunda her ne kadar hak sahiplerine göre poliçe limiti garameten paylaştırılması gerekse de aktüer bilirkişi tarafından öncelikle yapılması gereken ödeme tarihli hesap tanzim ederek yapılan ödemenin yeterliliğinin tespit etmek olup, ödeme tarihli hesap yapıldığında davalı şirket tarafından yapılan ödemenin yeterliliği sabit olacağından her halükarda davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, hükme esas alınan 28.03.2023 tarihli bilirkişi hesap raporunda ödeme tarihli hesap yapılarak,
yapılan ödemenin yeterliliği tespit edilmediğini, ödeme tarihi ile yeterli ödeme yapan davalı şirketin sorumluluğu bulunmamasına rağmen aleyhine hüküm kurulduğunu, hukuk hakimi ceza yargılaması ile bağlı olmadığından kusur raporu alınmaması eksik inceleme niteliğinde olup esas alınan kusur raporunun taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, dava konusu trafik kazası 12.01.2022 tarihinde meydana gelmiş olmakla, davaya konu poliçenin düzenlenme tarihinin de 03.01.2022 olduğunu, istinafa konu kararda 04.02.2022 tarihinden itibaren ticari faiz ile birlikte tazminata hükmedildiğini,
mahkeme tarafından 04.02.2022 tarihinde ödeme yapıldığına kararda yer verilmişse de davalı şirket tarafından 22.02.2022 tarihinde ödeme gerçekleştirildiğini, ödeme tarihli hesap raporu tanzim edilerek, müterafik kusur nedeni ile tazminat miktarından %20 oranında indirim yapıldığında davalı ... tarafından yapılan ödeme neticesinde bakiye tazminat bulunmadığı anlaşılacak olup, bir an için aksi gerçekleşse dahi -kabul anlamına gelmemek kaydı ile ancak ödeme tarihi olan 22.02.2022 tarihinden itibaren yasal faize hükmedilebileceğini,
dolayısıyla davanın kabulü ve diğer şartların varlığı halinde ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerekirken konu kararda ticari faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davacı tarafça dava konusu değer 137.941,44 TL olarak ıslah edilmiş, mahkeme tarafından 136.941,44 TL tazminata hükmedilmiş olup reddolunan tutara ilişkin karşı vekalet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava; haksız eylemden kaynaklı (trafik kazası) ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma istemine ilişkindir. Davaya konu, 12.01.2022 tarihinde, davacının içerisinde yolcu olarak bulunduğu ve dava dışı ... isimli kişinin sevk ve yönetimindeki ... plakalı aracın karışmış olduğu tek taraflı maddi hasarlı, ölümlü ve birden fazla yaralanmalı trafik kazası neticesinde davacının eşi/desteği ...'un eşinin vefat etmiş olduğu anlaşılmaktadır.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; davacı desteğinin içerisinde yolcu olarak bulunduğu aracın sürücüsünün,
virajlı ve yağmurdan dolayı ıslanmış yolda gece vakti hızlı bir şekilde kullanarak orta refüje aracının sağ kısmı ile çarpası neticesinde devrilmesi ile gerçekleşen kazada sürücüsünün aracını yol ve seyir durumuna uygun olarak olarak kullanmadığının anlaşılmasına ve bu nedenle oluşa ve dosya kapsamına uygun olarak Savcılık dosyasında düzenlenen trafik bilirkişisi raporundaki kusur tespitinin benimsenmesinde,
Mahkemece Yüksek Mahkemenin güncel ve değişen içtihadı doğrultusunda Teknik Faiz Uygulanmadan TRH Yaşam Tablosuna Göre iskontolu Hesap Yöntemine göre alınan aktüerya raporuna dayalı olarak karar verilmesinde ve bu nedenle davaya konu aracın zorunlu trafik sigortacısı olan davalının sorumluluğunun benimsenmesinde, 2918 Sayılı KTK 99.maddesine uygun olarak temerrüt tarihinin belirlenmesinde, bir usulsüzlük bulunmamasına göre; davalı vekilinin anılan yönlere değinen istinaf sebepleri yerinde bulunmamıştır.
Davadan önce, davacı eşe 2918 sayılı KTK 97.maddesi kapsamında, davalı ... şirketine yazılı başvuru neticesinde, davalı ... tarafından 04.02.2022 tarihinde 360.048,55 TL destekten yoksun kalma tazminatı ödenmiş olduğu ancak davalı ... şirketinin ibra edilmemiş olduğı görülmektedir.
2918 sayılı KTK'nun 11. Maddesi uyarınca tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar ve uzlaşmalar yapıldıkları tarihten itibaren 2 yıl içinde İptal edilebilirler. Somut olayda davacı tarafından davalı ... ibra edilmediğinden; davalı ... şirketinin KTK 111.maddesi kapsamında ödeme tarihindeki veriler dikkate alınarak ödemenin yeterliliğinin denetlenmediği yönündeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir.
Buna mukabil, zarar görenlerin birden fazla olması hâlinde, bunlar arasında eşitlik esasını dikkate alan bu ilkenin, ZMMS sigortacısının sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğu dikkate alınarak belirlenmesi gerekmektedir. Birden fazla kişi zarar görmüşse sigortacı, poliçede gösterilen limitle sorumlu olacağından zarar gören üçüncü kişiler oranlama yoluyla (garameten-oranlı eşit paylaştırma esasına göre) tazminat isteyebileceklerdir.
Yukarıdaki açıklamalar dikkate alındığında, davalı ... yönünden KTK’nın 96. maddesi uyarınca garame hesabı yapılması gerektiği açıktır. Mahkemece, davadan önce her bir hak sahibine yapılan ödemenin işlemiş faiziyle mahsup edilmesinden sonra, davalı ... şirketinin tazmin sorumluluğu ayrıştırılarak; K.T.K'nın 96. madde hükmü tartışılarak poliçe hükümlerine göre tazminat limiti aşılmadan hak sahipleri yönünden oranlama (garame) yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde infazda tereddüt yaratacak ve poliçe limitini aşacak şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 11.10.2021 tarih, 2021/5604 E, 2021/6493 K.)
Öte yandan kask ve koruyucu tertibatın bulunmaması 6098 sayılı Borçlar Kanunun 52/1. Maddesinde düzenlenen "hakkaniyet indiriminin" konusu olabilecektir. Somut olayda, indirim sebeplerinin uygulanması şeklinde bir savunma ileri sürülüp sürülmediğinden bağımsız olarak; Yüksek Mahkemenin yerleşik içtihadına göre uygulamada müterafik kusur olarak adlandırılan ve hakkaniyet indirimi koşulları şeklinde değerlendirilmesi gereken hususlar re'sen göz önünde bulundurulmalıdır. Ayrıca davalının cevap ve bilirkişi raporuna itiraz dilekçelerinde bu yönde savunma geliştirdiği halde mahkemesince bu yönde gerekli tartışmanın yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Borçlar Kanunun 52.Maddesine göre davacının bizatihi kendisinden kaynaklanan, zararlı sonucun meydana gelmesine yahut artmasına neden olabilecek aktif veya pasif bir eyleminin bulunup bulunmadığı denetlenerek; varsa Yüksek Mahkemenin uygulaması doğrultusunda hesaplanan gerçek zarardan indirim yapmak suretiyle tazminata hükmedilmesi gerekmektedir.
Kazanın meydana gelmesindeki kusur ile kaza nedeni ile ortaya çıkan zararlı sonuç konusundaki kusur kavramları birbirinden farklıdır. Zarar göreninin, zararlı sonucun ortaya çıkmasına veya artmasına neden olması halinde, 6098 sayılı Borçlar Kanunun 52/1. Maddesinde düzenlenen "hakkaniyet indiriminin" konusu olabilecektir.
Bu hususu ispat ile yükümlü olan davalılardır ve trafik kolluğu tarafından düzenlenen fakat kaza tespit tutanağında da, davacının kaza anında emniyet kemerinin takılı olup olmadığı yönünden bir belirleme olmadığı ancak kaza sonrası Trafik Kolluğu tarafından tutulan olay yeri tutanaklarında müteveffanın, yaralı halde bulunan diğer yolculardan farklı olarak;
devrilen aracın içerisinde bulunmadığı müteveffanın oto yol üstünde sırt üstü yatar vaziyette bulunduğunun tespit edildiği ve ayrıca incelenen savcılık soruşturma kayıtlarındaki ölü muayene tutanağına göre müteveffanın kafa bölgesinden darbe aldığı ve muhtemel ölüm sebebinin künt kafa travması olduğu görülmektedir.
Bu nedenle anılan hususun davacının müterafik kusuruna etkisi üzerinde durulmadan karar verilmiş olması doğru bulunmamıştır. Desteğin emniyet kemeri takılı olmadan yolculuk yapması nedeniyle ölüm olayında pasif (ihmali) hareketi bulunup; müterafik kusur kapsamında hesaplanan tazminattan hakkaniyet indirimi yapılması gerekmektedir. Kabule göre de, müterafik kusur konusunda Yargıtay'ın yerleşik uygulaması dikkate alınarak; hesaplanan netice tazminattan mahkemesince %20 oranında bir indirim yapılması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden; davalı ... vekilinin bu kapsamdaki istinaf sebebi yerinde görülmüştür.
Açıklanan nedenlerden dolayı, mahkemesince desteğin müterafik kusuru dikkate alınmadan ve hesaplanan destek alacağından indirim yapılmadan karar verilmesi ve dava dışı hak sahibi annenin payı ayrılmadan bakiye poliçe limitinin tamamının davacı eşe ödenmesi hatalı görülmüş olup; diğer yandan mahkemesince davanın kabulüne karar verildiği halde artırım neticesinde ulaşılan dava değerinin tamamına göre değil de maddi hata nedeniyle artırılan kısma karar verilmiş olması da hatalıdır.
Dairemizce "Usûl ekonomisi ilkesi" de gözetilerek "nitelikli hesaplama" gerektirmeyen bu konuda hükme esas alınan 28.03.2023 tarihli aktüer bilirkişi raporunda davacı ve dava dışı diğer hak sahibi anne için belirlenen destek tazminatı alacağından sigorta şirketince davadan önce yapılan ödemenin güncellenmiş hali de mahsup edilmek suretiyle %20 oranında müterafik kusur indirimi yapıldıktan sonra davacı eş için 283.459,36 TL, dava dışı anne için ise 97.466,60 TL tazminat alacağı hesaplanmış olup.
2918 sayılı KTK 96.maddesi gereğince hesaplanan tazminatlar bakiye poliçe limitine oranlanmak suretiyle davacı eşin poliçeden kaynaklanan bakiye alacağının 102.959,15 TL, dava dışı annenin ise 35.292,66 TL olarak hesaplanmıştır.
Davacı vekilince verilen artırım dilekçesindeki tazminat tutarının dava dışı annenin payını da içerir şekilde tüm bakiye poliçe miktarına isabet ettiği ve bu nedenle talepte fazlalık olduğu anlaşılmakla da davalı vekilinin istinaf talebinin bu yönlerden kabulüyle kararın kaldırılarak; hesaplanan tazminat miktarı üzerinden yeniden karar verilmesi gerekmiştir.
Sonuç olarak Mahkemece davacı yararına hükmedilen poliçeden kaynaklı tazminat alacağında hata edilmiş ise de; anılan hataların giderilmesi için yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığından, HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiş ve davanın kısmen kabulüne, 102.959,15 TL destekten yoksun kalma tazminatının 04/02/2022 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine dair yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/1404, K. 2024/1922, 8 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama