KÜNYE
T.C. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi İstinaf Yoluna
- Karar tarihi
- 19 Haziran 2025
- T.C. SAKARYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2024/1366 - 2025/1236
- Esas no
- 2024/1366
- Karar no
- 2025/1236
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 21.05.2024
- Numarası
- 2021/1063 Esas - 2024/296 Karar
- Başvuran davacı
- ...
- Vekilleri
- Av...
- Davalı
- **** **** **** ****
- Vekili
- Av...
- Davanın konusu
- : Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
- Başvuru tarihi
- 28.06.2024
- İstinafa geliş tarihi
- 02.09.2024
- Yazım tarihi
- 19.06.2025
Karar Metni
905 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve Dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın Dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde.
11.07.2021 tarihinde ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı ile seyir halindeyken yaya geçidini kullanarak karşıdan karşıya geçmeye çalışan davacıya çarpması sonucunda araç dışı yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini, kaza nedeniyle davacının ağır şekilde yaralandığını, kazaya davalı sigorta şirketine sigortalı araç sürücüsü neden olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün tamamen kusurlu olduğunu, ... plakalı araç, davalı sigorta şirketi tarafından sigortalı olduğundan maddi zararın davalı sigorta şirketince kaza tarihinde geçerli olan poliçe teminat limitleri dahilinde karşılanması gerektiğini,
fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 50,00 TL sürekli iş göremezlik, 50,00 TL geçici iş göremezlik, 50,00 TL bakıcı gideri olmak üzere toplamda 150,00 TL maddi tazminatın davalının temerrüte düştüğü tarihten itibaren işlemiş avans faiziyle birlikte davalıdan tazmin edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Daval Sigorta Şirketi vekili cevap dilekçesinde; başvuru şartı yerine getirilmediğinden dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddi gerektiğini, sigortalı aracın sürücüsünün dava konusu kazanın meydana gelmesinde kusursuz olduğunu, maluliyet tespiti yapılması için maluliyet bilirkişi raporu aldırılması, olası tazminat tutarının TRH 2010 yaşam tablosu ve %1,8 teknik faiz esas alınarak hesaplanması, davacının teminat dışı geçici iş göremezlik tazminatı ve geçici bakıcı gideri taleplerinin reddi, her halükarda davacının müterafik kusuru dikkate alınarak olası tazminat tutarında indirim yapılması gerektiğini beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesi tarafından davalı şirkete sigortalı aracın sürücüsünün dava konusu kazanın meydana gelmesinde % 25 oranında kusurlu olduğu, davacının sürekli iş göremezlik zararının bulunmadığı, davacının hafta olarak belirlenen iyileşme dönemindeki zararının 522,00 TL olarak hesaplandığı, SGK tarafından davacıya iş göremezlik döneminde net 4.853,76 TL ödeme yapıldığından davacının bu zarar tutarının karşılanmış olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Yerel mahkemenin bu kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davacının vücudunda kaza sonrası Lomber omurga ve pelvis kırığı, sağ kulakta işitme kaybı, kulak kristallerinde oynama ve vücudunun muhtelif yerlerinde yaralanmalar meydana geldiğini, sayılan tüm bu nedenlerle davacının vücudunda geçici ve kalıcı iş göremezlik oluştuğunu, kaza neticesinde davacının ağır şekilde yaralandığını, davacı günlük hayatını eskisi gibi idame ettiremediğini, davacı günlük hayatında yapmak zorunda olduğu olağan hareketleri yapamaz hale geldiğini,
İstanbul Adli Tıp Kurumu 2.ihtisas Kurulu adli tıp raporunun davacıya sürekli maluliyet tespit edilemediğine ilişkin değerlendirilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, eksik ve yetersiz inceleme neticesinde düzenlenen adli tıp raporunun hükme esas alınmasının hukuka, usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı tarafından kaza ile ilgili tedavisinin bitmesinin ardından 14.01.2019 tarihinde emniyete giderek şikayette bulunulduğunu, dosyaya esas alınan kusur raporunun yetersiz ve eksik inceleme neticesinde düzenlendiğini, yeniden kusur raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğini beyanla,
yerel mahkeme hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.
Dava, trafik kazasında yaralanma nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Dosya kapsamından, 11.07.2021 olay tarihinde dava dışı sürücü ...'nın idaresindeki, davalı sigorta şirketi nezdinde Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası ile sigortalı araç ile kaza mahallindeki yaya geçidinde bisikleti ile karşıya geçmekte olan davacıya çarpması sonucu davacının yaralanmasına sebebiyet verdiği, anılan kazaya ilişkin olarak tanzim edilen kaza tespit tutanağında dava dışı sürücüye kusur izafe edilmediği,
mahkemece İstanbul ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan 08.06.2022 tarihli kusur raporunda ise kazanın oluşumunda davacının %75, dava dışı sürücünün ise %25 oranında kusurlu oldukları tespitine yer verildiği anlaşılmakla, meskun mahalde gerçekleştiği anlaşılan kazaya ilişkin ATK Trafik İhtisas Dairesinin kusur belirlemesinin kazanın oluş biçimine uygun olduğu Dairemizce de benimsenmekle mahkemece anılan rapora itibarla hüküm tesisinde isabetsizlik bulunmamaktadır.
Diğer taraftan, davacının maluliyetini belirleyen İstanbul ATK 2. İhtisas Dairesinin 26.04.2023 tarihli maluliyet raporunun, davacının kaza ile ilgili geçmiş ve güncel tıbbi muayene kayıtları ile vaki şikayetleri dikkate alınarak kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik hükümlerine göre belirlendiği tespit edilmekle, mahkemece anılan rapora itibarla yargılamada alınan aktüer bilirkişi raporu doğrultusunda davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.
Dairemizce ilk derece mahkemesinin kararı hem maddi olay, hem de hukuka uygunluk yönünden incelenmiş olup, kararda esası etkileyen bir usul hatası bulunmadığı, vakıa tespitlerinin tam ve doğru olarak yapıldığı, maddi hukuk normlarının doğru olarak uygulandığı, delillerin değerlendirilmesinde de usule aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince reddine karar vermek gerekmiştir.
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/1366, K. 2025/1236, 19 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama