KÜNYE
T.C. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi İstinaf Yoluna
- Karar tarihi
- 13 Şubat 2025
- T.C. SAKARYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2024/391 - 2025/305
- Esas no
- 2024/391
- Karar no
- 2025/305
- Başkan
- ...(...
- Üye
- ...(...
- Üye
- ...(...
- Katip
- ...(...
- İncelenen kararın mahkemesi
- KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 07/11/2023
- Numarası
- 2021/465 Esas - 2023/578 Karar
- Başvuran davalılar
- 1-...
Karar Metni
1.486 kelime·7 dk okuma·7 bölüm
2-... VEKİLİ : Av. ...
DAVALI
ETHİCA SİGORTA A.Ş. VEKİLİ : Av. ...
DAVACILAR : 1-... 2-... VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU
Trafik Kazasında Ölüm Sebebiyle Tazminat
BAŞVURU TARİHİ : 23.01.2024
İSTİNAFA GELİŞ TARİHİ: 01.03.2024
KARAR TARİHİ : 13.02.2025
YAZIM TARİHİ : 14.02.2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde, 08.11.2020 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davalı sürücünün tamamen kusurlu bir şekilde davacıların murisi ...'na çarpması sonucu vefat ettiğini, davalının aracının Ethica Sigorta tarafından sigortalandığını, davalıların kusurunun %100 olduğunu, İzmir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/182 Esas sayılı dosyası ile açılan ceza davasının halen devam ettiğini, sigorta şirketine tazminatın ödenmesi için başvuru yapıldığını, halen sonuç alınamadığını beyan ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik ... için 200.000,00 TL,
... için 30.000,00 TL olmak üzere toplam 230.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş, yargılama sırasında taleplerini ... için 415.038,54 TL'ye, ... için 46.837,69 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı Ethica Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde, öncelikle yetki itirazları bulunduğunu, destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin tazminat hesabının Zmms Sigortası Genel Şartları A.5/C maddesi ve ekinde yer alan esaslara göre yapılması gerektiğini, tazminat tutarının TRH-2010 tablosu ve %1,8 Teknik faiz esas alınarak hesaplanması gerektiğini, sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında olması gerektiğini beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
Davalılar ... ve ...’ye ihtarlı dava dilekçesi ve tensip zaptının 13.10.2021 tarihinde tebliğ edildiği davalılar vekilinin cevap süresi geçtikten sonra 10.11.2021 tarihinde cevap dilekçesi sunmuş olduğu görülmüştür.
Davalı ... ve ... vekili cevap dilekçesinde, öncelikle yetki itirazları bulunduğunu, müteveffanın gecenin karanlığında çok koyu elbiselerle reflektörü olmayan bir bisiklet ile aydınlatmanın yetersiz olduğu bir yolda seyir halinde bulunduğunu, ayrıca yolun üst tarafında çok geniş bir kaldırım olmasına rağmen yolun ortasından gittiğinin, bu nedenle davalı sürücünün tam kusurlu olmadığını, diğer davalı ... açısından kaza yapan aracın sahibi olması dışında doğrudan bir müdahalesi olmadığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince, davanın kabulü ile davacı ... için 415.038,54 TL ve davacı ... için 46.837,69 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılar ... ve ... için kaza tarihi olan 08.11.2020 tarihinden işleyecek faizi ile birlikte tahsiline, davacıların davalı sigorta şirketine açmış oldukları davanın feragat nedeniyle reddine, karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesi kararına karşı davalılar ... ve ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Davalılar ... ve ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dosyaya ibraz edilen sulh protokolüne göre dosya borcunun ödendiğini ve borcun söndüğünü, bilirkişinin yaptığı işin sadece hesaba ilişkin olduğunu, davacıların kalan bölümlerden de feragat etmiş durumda olduklarını, buna rağmen davaya devam edilmesinin doğru olmadığını, davacıların ıslahla da genişletilmiş olan toplam dava talep miktarı üzerinden (toplam harca esas değer miktarı üzerinden) hesaplanacak ve davacılara yükletilecek avukatlık ücreti ve diğer tüm yargılama giderlerine karar verilmesi talepleri bulunduğunu,
bilirkişi raporunda da öncelikle tespit edilen miktarların gerçekten fahiş olduğunu, müteveffanın tüm gelirinin tamamının gerçekte yaşasaydı sağ eşi ve çocuğuna harcayacağı varsayımının doğru olmadığını, bu nedenle mütevaffanın kazanmaması ihtimali bulunan miktarların bile tamamının tazminat kapsamına alınmasının hukuka aykırı olduğunu, ayrıca sigorta şirketinin ödemesinin düşülmesi ile yetinilmiş olmasının doğru olmadığını, sigorta şirketlerinin teminat limitleri kadar tazminattan sorumlu olduklarını,
sigorta şirketinin limitlerini gösteren belgeler ile birlikte sigortanın da sorumlu olduğu limit içinde kalan miktarların tespitinin zorunlu olduğunu beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Dava, trafik kazasında ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir. Somut olayda, 08.11.2020 tarihinde, davacıların eş/babası bisikletli ..., davalıların sürücüsü, işleteni ve zorunlu mali mesuliyet sigortacısı oldukları aracın çarpması sonucu vefat etmiştir.
Davacı taraf tam teselsülde olduğu gibi, zararının tümünün tazminini müteselsil borçluların hepsinden isteyebileceği gibi, birisinden de isteyebilir. 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 145. maddesi (T.B.K. 166. md.) hükmüne göre, sorumlulardan birinin zararı ödemesi halinde, diğerleri bu oranda borçtan kurtulurlar. Ancak müteselsil borçluların borçtan tamamen veya kısmen kurtulabilmeleri, alacaklının bilfiil tatmin edilmiş olması halinde söz konusudur.
Bunun aksinin kabul edilebilmesi için ya alacaklının teselsülden açıkça feragat etmiş olması yahut da böyle bir feragatin durumdan kesin olarak anlaşılması lazımdır.
Yine, Türk Borçlar Kanunu'nun 166. maddesinde, rücu hakkından yararlanan müteselsil borçlulardan her birinin ödediği miktar oranında alacaklının haklarına halef olacağı ve alacaklının diğerleri zararına, müteselsil borçlulardan birinin durumunu iyileştirdiği takdirde bu fiilin neticelerini şahsen tahammül edeceği düzenlenmiştir.
Zarar gören üçüncü kişilere karşı işletene düşen hukuki sorumluluğu belirlenen teminat limitleri dahilinde üstlenen zorunlu mali mesuliyet sigorta şirketi ile zarar görenler arasında sulh sözleşmesi/ibraname bulunması halinde, bu husus araç işletenine de teminat limitleri dahilinde sirayet edecektir. Diğer bir ifadeyle; tespit edilen zararın teminat limitleri dahilinde kalması halinde işletenin de hukuki sorumluluğuna gidilemeyecek, bu limitleri aşan bir zararın tespiti halinde ise, limitin üzerinde kalan kısım yönünden işletenin sorumluluğundan bahsedilebilecektir.
Eldeki dava devam ederken davacılar vekili ile davalı sigorta şirketi arasında "Sulh Protokolü ve İbraname" başlıklı sözleşme imzalanmış, davacılar vekili davalı sigorta şirketi yönünden davadan feragat etmiş, alınan ödemenin davacıların zararını karşılamadığı belirtmiştir. Yukarıdaki açıklamalara göre, davacıların davalı sigorta şirketi dışındaki davalılardan bakiye destek tazminatlarını talep hakları mevcut olduğundan davalılar vekilinin borcun tamamen söndüğüne dair istinaf isteminin reddi gerekmiştir.
Bununla birlikte mahkemece; yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler, yapılan ödeme ve sulh sözleşmesi de dikkate alınmak suretiyle, davacılar tarafından verilen 22.03.2022 tarihli ibranamenin diğer davalılara poliçe limiti olan 390.000,00 TL olarak sirayet edeceğinin kabul edilmesi ve davacıların belirlenen destek tazminatlarından poliçe limiti kadar düşülerek davacıların zararına hükmedilmesi gerekirken, aktüer raporda yalnızca davalı sigorta şirketince ödenen miktarın düşülerek davanın ıslah gibi kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur.
İlk derece mahkemesinin kararında tespit edilen anılan yanılgının giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HMK'nın 353/1.b.2 maddesi gereğince dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, davalılar vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiş, davalı sigorta şirketinin 390.000,00 TL olan ve diğer davalılara sirayet eden miktar davacılar arasında oranlanarak belirlenen tazminatlardan ayrı ayrı düşülmüş, ıslah dilekçesinde miktarlar dikkate alınarak sonuçta davacı ...'nun davasının kısmen kabulü ile 410.292,39 TL destek tazminatının davalılardan tahsiline ve davacı
...'nın davasının önceki karar gibi kabulüne karar verilmesi suretiyle yeniden esas hakkında hüküm kurulmuştur.
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/391, K. 2025/305, 13 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama