KÜNYE
T.C. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi İstinaf Yoluna
- Karar tarihi
- 26 Aralık 2025
- T.C. SAKARYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2025/346 - 2025/2406
- Esas no
- 2025/346
- Karar no
- 2025/2406
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 11/12/2024
- Numarası
- 2024/268 Esas - 2024/909 Karar
- Başvuran davalı
- ...
- Vekili
- Av. ...
- Davacı
- ... - ...
- Vekili
- Av. ...
- Davanın konusu
- Tazminat
- Başvuru tarihi
- 22.01.2025
- İstinafa geliş tarihi
- 18.02.2025
- Yazım tarihi
- 29.12.2025
Karar Metni
1.678 kelime·8 dk okuma·1 bölüm
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve Dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın Dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 08.08.2018 tarihinde saat 22.50-23.00 aralığında Kocaeli İli, Gebze İlçesi, Fatih Devlet Hastanesinin 30-40 metre ilerisinde bulunan otobüs durağında indiğini ve yol kenarından karşıya doğru geçmekte iken ...’in hakimiyetinde olan 41 ...
199 plakalı aracın kendisine çarptığını, çarpan aracın bir müddet bekledikten sonra olay yerinden kaçarak uzaklaştığını, yaklaşık 7 gün tedavi altında kaldığını, üç ameliyat geçirdiğini, hastane tarafından kendisine 16/08/2018-01/10/2018 tarihleri arasını kapsayan iş göremezlik raporu verildiğini, 02.10.2018 tarihinde ise iş göremezlik halinin devam edip etmediğinin tespiti için yapılan muayenede iş göremezlik halinin devam etmesi nedeniyle kendisine 02/10/2018-31/10/2018 tarihlerini kapsayan iş göremezlik raporu verildiğini, müvekkilinin bu süreler içinde çalışamadığından ötürü kazanç kaybına uğradığını,
ayrıca aracın kendisine çarpması neticesinde duyu ve organ zayıflaması meydana geldiğini, 41 ...
199 plakalı aracın maliki ... ve araç sürücüsü ... aleyhinde tazminat davasının Gebze 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açıldığını, dosyanın 2013/171 Esas, 2016/152 Karar sayılı görevsizlik kararı ile Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderildiğini ve karara bağlandığını, yapılan yargılama sırasında kazaya sebebiyet veren aracın kaza sırasında aracı kullanan ...’in ablası ...’e ait olduğunun anlaşıldığını, Güvence Hesabına yapılan başvuru neticesinde 41 ...
199 plakalı aracın kaza tarihinde davalı AXA Sigorta A.Ş. tarafından trafik sigortasının bulunduğunun öğrenildiğini, davalı ...’in 41 ...
199 plakalı aracı dava dışı üçüncü şahıs ...’dan satın aldığını, ...’ın ise aracını sattığını sigortacısı olan AXA Sigorta AŞ’ye bildirmediğini, yargılama devam ederken davalı ile uzlaşma görüşmeleri yapıldığını, zorunlu arabuluculuk başvurusunun olumsuz sonuçlandığını, Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/293 Esas, 2023/689 Karar sayılı gerekçeli kararında bildirildiği üzere ihbar olunan AXA Sigorta A.Ş.'nin beyan dilekçesinde 41 ...
199 plaka sayılı aracın sigortalı dava dışı ... tarafından davalılardan ...’e 23.07.2018 tarihinde satıldığını, sigorta şirketinin sigortalıların değiştiği tarihten itibaren 15 gün süresince sorumluluğunun devam ettiğini, dava konusu kazanın ise araç satışından 16 gün sonra yani 08/08/2018 tarihinde meydana geldiğini, müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun bulunmadığını bildirerek Güvence Hesabının sorumlu tutulması gerektiğini savunduğunu, Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/293 Esas, 2023/689 Karar sayılı gerekçeli kararında AXA Sigorta'nın tazminat miktarından poliçe kapsamında sorumlu olduğunun açıkça belirttiğini,
Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/293 Esas sayılı dosyasında tüm bilirkişi raporlarının sağlık raporları, kusur oranlarını gösteren raporun bulunduğunu, fazlaya ilişkin talep ve dava haklarının saklı kalmak kaydıyla, zorunlu mali mesuliyet sigortası (ZMM) teminat üst limiti belirli olduktan sonra arttırılmak üzere şimdilik 50.000,00 TL maddi tazminatın ( 10.000 TL geçici ve 40.000 TL sürekli iş göremezlik) kazanın meydana geldiği 08.08.2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; kazalı aracın davalı şirket bünyesinde kaza tarihini kapsayan geçerli zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesinin bulunmadığını, 41...199 plakalı aracın müvekkili şirkette 19.09.2017 - 2018 tarihleri arasında geçerli olmak üzere 167869797 numaralı Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, Gebze 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/225 Esas sayılı dosyasında celp edilen 23.07.2018 tarihli noter satış sözleşmesinden 41...199 plakalı aracın müvekkili şirket sigortalısı dava dışı ... tarafından davalılardan ...'e satıldığını,
yapılan Tramer araştırması neticesinde 41...199 plakalı aracın kaza tarihi olarak belirtilen 08.08.2018 tarihinden bir gün sonra Orient Sigorta tarafından 29540346 poliçe numaralı Zorunlu Mali Mesuliyet (Trafik) Sigorta poliçesi tanzim edildiği ve sigortalının yeni araç malikinin ... olduğunun anlaşıldığını, açık yasa hükümleri ve yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca, müvekkili şirket tarafından,
aracın eski maliki ... için tanzim edilen ... numaralı Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesinin aracın satış tarihi olan 23.07.2018 tarihinden itibaren on beş (15) gün süre ile yeni malik davacı ... için geçerli olmakla beraber, dava konusu kazanın, araç satışından 16 gün sonra 08.08.2018 tarihinde meydana gelmiş olduğunu, anılan poliçe kapsamında müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, aksi takdirde dosyada öncelikle kusur ve illiyet bağının tespit edilmesi gerektiğini,
Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/06/2023 tarihli 2021/293 Esas ve 2023/689 Karar sayılı kararına dayanak teşkil eden 17/01/2022 tarihli ATK raporunun kabulünün mümkün olmadığını, meydana gelen trafik kazasının davacı bakımından bir iş kazası olduğunu, müvekkili şirket aleyhine hüküm kurulması halinde temerrüt tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi, kusur ve illiyet bağının tespiti, tazminatı hesabında TRH yaşam tablosunun esas alınarak %1,8 teknik faiz indirimi uygulanması, SGK tarafından rücuya tabi ödeme yapılıp yapılmadığının sorulması,
geçici iş göremezlik ve geçici dönem bakıcı giderine ilişkin taleplerin reddi gerektiğini, davanın kabulü halinde ise temerrüt tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerektiğini beyanla, davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesi tarafından, davanın kabulü ile 307.570,33-TL sürekli işgöremezlik zararı, 22.429,67-TL geçici işgöremezlik zararı olmak üzere toplam 330.000,00.-TL maddi tazminatın davalıdan temerrüt tarihi olan 18/02/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya ödenmesine, (mahkememizin 2021/293 Esas sayılı dosyasından yapılacak tahsilatlar ile tahsilde tekerrür olmamak üzere) karar verilmiştir. Yerel mahkemenin bu kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; zarara sebebiyet veren 41...199 plakalı aracın kendileri nezdinde kaza tarihini kapsayan geçerli zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesinin bulunmadığını, müvekkili şirkette 19.09.2017 - 2018 tarihleri arasında geçerli olmak üzere 167869797 numaralı trafik sigortasının olduğunu, ancak 23.07.2018 tarihli noter satış sözleşmesinden 41...199 plakalı aracın müvekkili şirket sigortalısı dava dışı ... tarafından davalılardan ...'e satıldığını,
aracın kaza tarihi olarak belirtilen 08.08.2018 tarihinden bir gün sonra Orient Sigorta tarafından ... poliçe numaralı Zorunlu Mali Mesuliyet (Trafik) Sigorta poliçesi tanzim edildiğini ve sigortalının yeni araç malikinin ... olduğunun anlaşıldığını, dava konusu kazanın araç satışından 16 gün sonra 08/08/2018 tarihinde meydana geldiğini, yasal 15 günlük süre geçtikten sonra meydana gelen kaza sonrası oluşan zarardan anılan poliçe kapsamında müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını beyanla, kararın kaldırılarak davanın reddini istemiştir.
Dava, trafik kazasında yaralanma nedeniyle maddi (geçici ve sürekli iş göremezlik) tazminatı istemine ilişkindir.
Dosya içeriğinden, 08.08.2018 kaza tarihinde yaya davacının yaralanması ile sonuçlanan kaza nedeniyle oluşan bedeni zararın tahsili istemiyle araç işleteni davalı Özlem ve sürücü Özgür ile dava dışı Güvence Hesabı aleyhine Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/293 esasına açtığı davada (görevsizlik kararı öncesi Gebze 4.ASHM'nin 2018/255 esası) davalılar Özlem ve Özgür yönünden geçici ve sürekli işgöremezlik tazminatı taleplerinin kabulüne, aracın kaza tarihi itibariyle işbu dosya davalısı tarafından tanzim edilmiş bir ZMMS poliçesinin bulunması sebebiyle ise dosya davalısı Güvence Hesabı yönünden davanın usulden reddine dair verilen kararın yasa yoluna başvurulmaksızın kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık, olay tarihi itibariyle kazaya sebebiyet veren aracın zorunlu trafik sigortacısı olduğu ileri sürülen davalının bahse konu zarardan sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) 91. maddesine göre, işletenlerin bu Kanunun 85/1. maddesine göre sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1484. maddesi ise "Sigortacı, sigortalıya karşı ifa borcundan tamamen veya kısmen kurtulmuş olsa da, zarar gören bakımından ifa borcu, zorunlu sigorta miktarına kadar devam eder.
Sigorta ilişkisinin sona ermesi, zarar görene karşı ancak, sigortacının sözleşmenin sona erdiğini veya ereceğini yetkili mercilere bildirmesinden bir ay sonra hüküm doğurur. Zarar, sosyal güvenlik kurumları tarafından karşılandığı ölçüde sigortacının sorumluluğu sona erer." şeklindedir.
KTK'nın 95. maddesinde ise, sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran hallerin zarar görene karşı ileri sürülemeyeceği, ödemede bulunan sigortacının, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurulabileceği hükümlerine yer verilmiştir.
Bu bakımdan olay tarihini kapsayan zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçesinin varlığı halinde KTK'nın 95.maddesi gereğince sigortacının tazminat yükümlülüğünün azaltılması ve kaldırılmasına ilişkin poliçenin iptal edildiği, geçersiz olduğu bu nedenle sorumluluğun bulunmadığı haller sigortacı tarafından 3. kişilere karşı ileri sürülemeyeceğinden sigortacı zarar görene ödeme yaptıktan sonra kendi sigorta ettirenine rücu edebilecektir. (aynı yönde Yargıtay 4. HD 2025/5775 karar sayılı ilamı)
Dosyaya yansıyan bilgi ve belgelere göre, davalı ile kazaya sebebiyet veren araca ilişkin önceki maliki dava dışı ... tarafından yaptırılan 19.09.2017-19.09.2018 tarihi arasında zorunlu trafik sigortası bulunmaktadır. Kazalı araç 23.07.2018 tarihinde davalı Özlem'e satılmış, kaza 08.08.2018 tarihinde gerçekleşmiş, davalı işleten tarafından kazadan bir gün sonra 09.08.2018 tarihinde ise dava dışı bir sigorta şirketi ile yeni bir poliçe tanzim edilmiştir. Aracın önceki maliki dava dışı ... tarafından aracın davalı Özlem'e satışının davalıya bildirildiğine, satış sebebiyle davalı tarafından tanzim edilmiş bir iptal zeyilnamesine ya da feshe yönelik gerçekleştirilmiş bir bildirime rastlanmadığı gibi bu yönde bir iddia da bulunmamaktadır.
Davalı sigorta şirketi aracın 23.07.2018 tarihindeki satışından 16 gün sonra kazanın meydana gelmesi sebebiyle 19.09.2018-19.09.2018 tarihleri arasında geçerlilik öngören poliçeden kaynaklı sorumluluğunun bulunmadığını ileri sürmüş ise de, açıklanan hukuki ve maddi olgular karşısında olay tarihini kapsayan zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçesinin varlığı halinde KTK'nın 95/2. maddesi gereğince sigortacının tazminat yükümlülüğünün azaltılması ve kaldırılmasına ilişkin poliçenin iptal edildiği,
geçersiz olduğu bu nedenle sorumluluğun bulunmadığı gibi haller sigortacı tarafından 3. kişi davacıya karşı ileri sürülemeyeceğinden somut olayda davalı sigorta şirketine husumet düştüğü ve oluşan zarardan davalı sigorta şirketinin sorumlu olduğu gözetilerek davalı aleyhine hüküm tesisinde isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin bu hususlara ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Dairemizce ilk derece mahkemesinin kararı hem maddi olay, hem de hukuka uygunluk yönünden incelenmiş olup, kararda esası etkileyen bir usul hatası bulunmadığı, vakıa tespitlerinin tam ve doğru olarak yapıldığı, maddi hukuk normlarının doğru olarak uygulandığı, delillerin değerlendirilmesinde de usule aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince reddine karar vermek gerekmiştir.
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/346, K. 2025/2406, 26 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama