İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi

SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAİSTİNAF KARARI

Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi E.2023/1408 K.2024/1878

Karar

Esas2023/1408Karar2024/1878Tarih19 Aralık 2024Okuma14 dk · 2.889 kelime

KÜNYE

T.C. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi T.C. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
19 Aralık 2024
Dosya no
2023/1408
Karar no
2024/1878
Başkan
... (...
Üye
... (...
Üye
... (...
Katip
... (...
İncelenen kararın mahkemesi
KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
15/02/2023
Numarası
2022/164 Esas - 2023/98
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.889 kelime·14 dk okuma·14 bölüm

Karar

DAVACI : ... - ...

VEKİLİ

Av. ... - ...

DAVALI

... (T.C. NO:...) - ...

VEKİLİ

Av. ... - ...

DAVA

İtirazın İptali

DAVA TARİHİ : 15/03/2022

KARAR TARİHİ : 19/12/2024

KR. YAZIM TARİHİ : 19/12/2024

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Müvekkili banka ile kredi asıl borçlusu Ünertok Yapı ve Lojistik İnşaat Gıda Turizm San. Ve Dış Tic. Ltd.

Şti arasında imzalanan 06/12/2015 ve 11/04/2018 tarihli genel ticari kredi sözleşmesine dayalı olarak anılan firmaya kredi kullandırıldığını, borçlu ... ve ...'ın müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile imzalamış olduklarını takibin Ünertok firması ve ... yönünden kesinleştiğini, borcun zamanında ödenmemesi sebebiyle borçlu dava dışı firma ve davalı kefillere Ankara 3. Noterliği 05/11/2011 tarih ... yevmiye nolu muacceliyet ihtarnamesinin keşide edildiği,

ihtarnamenin ilgililere tebliğ edildiğini, ödenmeyen kredi alacaklarının tahsil ve tasfiyesini teminen kefiller hakkında Gölcük İcra Müdürlüğünün 2022/85 Esas sayılı dosyası üzerinden tahsilde tekerrür etmemek kaydıyla 853.022,54 TL nakdi alacağın ödenmesi talebiyle genel haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını, davalı borçlu vekilinin açılan icra takibine borca, borç miktarına, işlemiş ve işleyecek faiz miktarına faiz oranına, sair borcun tüm ferilerine ve ihtiyati hacze itiraz ederek takibin durdurulmasını talep etmesi üzerine icra müdürlüğünün dosyasının durdurulmasına karar verdiğini,

yapılan arabuluculuk görüşmelerinin sonuçsuz kaldığını, davalı borçlunun itirazının yasa, usul ve içtihatlara aykırı olduğunu, genel kredi sözleşmelerinin faiz hükümlerini düzenleyen maddelerinde bankanın uygulanacak faiz oranını günün koşullarına göre belirleme yetkisine sahip olduğunu, gerek cari faiz oranlarında gerekse gecikme ve temerrüt faiz oranlarında ortaya çıkan artışların müşteriye aynen yansıtılacağının açıkça ifade edildiğini, takipte talep edilen faiz ve faiz oranı da taraflar arasında akdedilen sözleşme hükümlerine yasa, usul ve içtihatlara uygun olduğunu,

kefil ...'ın genel kredi sözleşmelerini müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığını, bu nedenle kefalet limiti ve ayrıca kendi temmerüten kaynaklanan faiz ve sair ferileri ile birlikte tespit edilecek toplam tutardan sorumlu olduğunu belirterek davanın kabulüne, davalının faiz oranına ve ferilerine yönelik itirazlarının iptaline, Gölcük İcra Müdürlüğü'nün 2022/85 Esas sayılı takibin davalı borçlu adına takibin takip talebinde yazılı şartlarla devamına, itiraz eden davalı aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.

Müvekkilinin böyle bir borcunun bulunmadığını, 15/08/2017 tarih 7694 sayılı genel kurul kararına istinaden müvekkilinin söz konusu şirketteki hisselerini ...'a devrettiğini, ayrıca davacı banka ile müvekkili arasında usulüne uygun imzalanmış bir sözleşme bulunmadığını, taraflar arasında bir kefalet sözleşmesi olduğu düşünülse dahi zaman aşımına uğradığını, davacı tarafından borca dayanak gösterilen genel kredi sözleşmelerinin birinde müvekkilinin kefil olarak imzasının bulunmadığını diğerinde ise eş onayı bulunmadığını, bu nedenle dosyada mübrez kefalet sözleşmelerinin geçerlilik şartlarını taşımadığını,

ayrıca sözleşmede sorumlu olunan azami miktar ve asıl borç miktarının açıkça belirtilmediğini, 11/04/2018 tarihli genel kredi sözleşmesinde müvekkilinin imza ve isminin bulunmadığı bu nedenle sorumluluğunun bulunmadığını, 16/12/2015 tarihli genel kredi sözleşmesinde müvekkilinin eşinin imzasının bulunmadığını bu doğrultuda kefalet sözleşmesinin hükümsüz olduğunu, müvekkiline banka tarafından hesap ekstresi gönderilesi sebebiyle borçtan sorumlu olmayacağının açık olduğu,

ancak müvekkili tarafından davacının ihtarnamesine cevap verildiği ve borca itiraz edildiğini, davacı tarafından talep edilen asıl alacağı kabul etmemekle birlikte işlemiş olan faiz miktarı ve faiz oranlarının da hatalı olduğunu, davacının alacağının bulunup bulunmadığı yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatı koşullarının oluşmamış olduğunu, aksine davacının haksız ve hukuka aykırı şekilde müvekkilinden talepte bulunduğunu belirterek haksız ve dayanaksız davanın reddine,

davacının müvekkili aleyhine başlattığı Gölcük İcra Müdürlüğü'nün 2022/85 Esas sayılı icra takibinin iptali ile davacının %20 den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ

İlk derece mahkemesince; "...Davanın KISMEN KABULÜ ile, Davalının Gölcük İcra Müdürlüğünün 2022/85 Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 89.700,29 TL asıl alacak üzerinden asıl alacağa takip tarihi itibariyle %21,45 oranında temerrüt faizi ile takibin devamına, Hüküm altına alınan 89.700,29 TL üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin talebin reddine, ..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece alınan bilirkişi raporunda banka hesapları üzerinden eksik inceleme ve değerlendirme yapıldığını, bilirkişi tarafından düzenlenen 06.01.2023 tarihli bilirkişi raporundaki değerlendirmelere yönelik itirazlarının mahkemeye sunulduysa da dikkate alınmadığını, dosyanın itirazları doğrultusunda yeni bir bilirkişiye atanması,

bu mümkün değilse bilirkişiden itirazlarının doğrultusunda ek rapor alınması gerekmekteyken hüküm tesis edildiğini, davacı bankanın kötü niyetinin bulunmadığını, gayrinakdi alacaklarına yönelik depo taleplerinin hukuka uygun olduğunu, öncelikle HMK m. 350 ve İİK m. 36 uyarınca icranın geri bırakılması (tehir-i icra) istemlerinin kabulünü belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.

Davalı vekili katılım yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafından borca dayanak gösterilen genel kredi sözleşmelerinin birinde davalının kefil olarak imzasının bulunmadığını, diğerinde ise eşinin onayının bulunmadığını, bu sebeple dosyada mübrez kefalet sözleşmelerinin geçerlilik şartlarını taşımadığını, ayrıca sözleşmede sorumlu olunan azami miktar ve asıl borç miktarının açıkça belirtilmediğini, kaldı ki sözleşmenin diğer geçerlilik koşullarını da taşımadığını, borçlu davalının belirsiz olan alacak kalemlerinin hepsine itiraz etmesinin de kötü niyetli olmasından değil,

takip konusu alacaklardan/hangi kısmından sorumlu olduğunu anlamamış olmasından kaynaklanmakta olduğunu, haklı bir itiraz olduğunu, sadece itiraz etmesinden ötürü icra inkar tazminatına mahkum edilmesinin hakkaniyetli olmadığını, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, artık şirketin ortağı olmayan davalının imzasının dahi bulunmadığı haberinin olmadığının yeniden imzalanan kredi sözleşmesinden kefil olarak sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğu gibi hakkaniyetli de olmadığını,

gayrinakdi alacaklarına yönelik depo bedelinden kefilin sorumlu tutulabileceğine ilişkin açık bir hükümün bulunmadığını, davanın tümden reddine, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, bu süreçte icranın geri bırakılmasına karar verilmesini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.

Davacı vekili katılım yoluyla istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalının dava dışı şirkete ilişkin paylarını devretmiş olmasının kefalet sıfatını etkilemeyeceğini, davacı banka alacağının likit olduğundan icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hukuka uygun olduğunu, davacı bankanın kötün iyetinin bulunmadığını belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER

Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/02/2023 tarih, 2022/164 Esas - 2023/98 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava kefalet sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı taraflarca istinaf başvurusu yapılmıştır. İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nun 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dosyanın incelenmesinde. Davacı ile dava dışı asıl borçlu Ünertok Yapı ve Lojistik İnşaat Gıda Turizm San. Ve Dış Tic. Ltd. Şti arasında 16.12.2015 tarihli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, anılan sözleşmede davalının müteselsil kefil olarak yer aldığı, kefalet limitinin 500.000,00 TL olduğu; yine davacı ile dava dışı Ünertok Yapı ve Lojistik İnşaat Gıda Turizm San. Ve Dış Tic. Ltd.

Şti arasında 11.04.2018 tarihli yeni bir genel kredi sözleşmesi imzalandığı anılan sözleşmede davalının yer almadığı, anılan sözleşmeler gereği kullandırılan kredilerden 4 tanesinin ödenmemesi üzerine davaya konu takibin açıldığı, davalının itirazı üzerine itirazın iptali amacıyla eldeki davanın açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı taraf vekillerince istinaf yasa yoluna başvurulduğu görülmüştür.

6098 sayılı TBK’nın 583. maddesinde; “kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.

6098 sayılı TBK'nın eşin rızası başlıklı 584. maddesinde; “eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır.

Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumlu olacağı miktarın artmasına veya adi kefaletin müteselsil kefalete dönüşmesine ya da kefil yararına olan güvencelerin önemli ölçüde azalmasına sebep olmayan değişiklikler için eşin rızası gerekmez.

Ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler, mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak esnaf ve sanatkârlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkârlar tarafından verilecek kefaletler, 27/12/2006 tarihli ve 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler ile tarım kredi, tarım satış ve esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler için eşin rızası aranmaz” hükümleri düzenlenmiştir.

Kefalet sözleşmesi alacaklı ile kefil arasında kurulan ve alacaklıya kişisel güvence sağlayan bağımsız nitelikte bir borç ilişkisidir. Kefalet sözleşmesi kişisel bir teminat sözleşmesidir. Diğer sözleşmeler gibi kefil ile alacaklının karşılıklı ve birbirine uygun iradelerinin birleşmesi ile meydana gelir. Bu sözleşme ile kefil, asıl borçlunun borcunu alacaklıya karşı ifa edememesi tehlikesini kişisel olarak üstlenmektedir.

6098 saylı Türk Borçlar Kanunundaki düzenleme uyarınca kefalet sözleşmesinin geçerli olarak kurulması için hangi hallerde eşin rızasının gerektiği ayrıntılı bir şekilde hükme bağlanmıştır. Emredici olan bu düzenlemeden, eşlerin feragat etmesi mümkün değildir. Eşin yazılı rızasının verilmesi adi yazılı şekle tâbidir. Yani rıza beyanının eş tarafından imzalanması gerekli ve yeterlidir.

Ancak rıza somut ve belirli bir kefalet sözleşmesinin kurulmasından önce veya en geç sözleşmenin kurulması anında verilmelidir. Dolayısıyla gelecekte yapılacak kefalet sözleşmelerini de kapsayacak şekilde genel bir rıza verilemeyeceği gibi sözleşmenin yapılmasından sonra (geçersiz sözleşmeye geçerlik kazandırmak için de) rıza verilemez.

Türk Borçlar Kanunu 584-(1) maddesine göre; rıza sonradan verilecek icazet ile tamamlanmadığından, eşin izni tamamlayıcı unsur değil geçerlilik unsurudur. Yani kefalet sözleşmesinin geçerli olarak kurulabilmesi için eşin rızası mutlaka gereklidir. Aksi halde kefalet sözleşmesi geçersiz olacaktır. Zira; rıza, eşin kefil olma ehliyetini sınırlar ve rızanın yokluğunun yaptırımı kesin hükümsüzlüktür. Bu geçersizlik hakim tarafından resen dikkate alınır (Gümüş, M.A. Borçlar Hukuku, Özel Hükümler, İstanbul 2014, s.348). (Yargıtay HGK. 24/05/2017 tarihli 2017/12-1135 Esas - 2017/1012 sayılı kararı).

Hakim, Türk Hukukunu re’sen uygular (HMK. 33. madde). Mahkeme emredici düzenlemelerinin gereğini yerine getirmek zorundadır (Yargıtay HGK. 13/03/2013 tarihli 2013/802 Esas - 2013/347 sayılı Kararı).

Somut ... yukarıdaki açıklamalar ile birlikte değerlendirilecek olursa. Davacı ile dava dışı asıl borçlu Ünertok Yapı ve Lojistik İnşaat Gıda Turizm San. Ve Dış Tic. Ltd.

Şti arasında 16.12.2015 tarihli 460.000,00 TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, davalının anılan sözleşmeye müteselsil kefil olarak, 16.12.2015 tarihinde 500.000,00 TL’ye kadar kefil olarak imza attığı, kefalet sözleşmesindeki kefaletin türünün müteselsil kefalet olduğu, kefil olunan miktarın 500.000,00 TL olduğunun yazıldığı, kefalet tarihinin 16.12.2015 tarihi olduğu görülmüştür.

Yine kefil olunan miktarın, kefaletin türünün müteselsil olduğunun ve kefalet tarihinin el yazısı ile yazıldığı, davalının kefalet tarihinde asıl borçlu şirketin ortağı olduğu, bu nedenlerle 6098 sayılı yasanın 584/3.maddesi gereği anılan kefalet için eş rızasının da gerekmediği, bu şekilde 6098 sayılı yasanın 583.maddesindeki şekil şartlarının mevcut olayda bulunduğu görülmüştür.

Davacı ile dava dışı asıl borçlu Ünertok Yapı ve Lojistik İnşaat Gıda Turizm San. Ve Dış Tic. Ltd. Şti arasındaki 11.04.2018 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinde ise davalının imzasının bulunmadığı, davalının kefil olmadığı 11.04.2018 tarihli sözleşme çerçevesinde kullandırılan kredilerden dolayı sorumluluğu bulunmadığı (Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 2016/1750 esas 2017/1122 karar sayılı ilamı) anlaşılmıştır.

Dosyaya alınan 06.01.2023 tarihli bilirkişi raporuna göre; takibe dayanak yapılan 17.04.2017 tarihinde kullandırılan kredinin davacının kefil olarak yer aldığı 16.12.2015 tarihli genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığı, kullandırılan diğer üç kredinin davalının sorumlu olmadığı 11.04.2018 tarihli genel kredi sözleşmesine istinaden kullandırıldığının anlaşıldığı,

gerçekten de davacının gerek bilirkişi raporuna karşı beyanlarında, gerek ise de istinaf dilekçesinde, davalının sorumlu olduğu ve devam eden bir adet kredinin (1018 sayılı kredinin 1106 ya dönüştürüldüğü yönündeki beyanına göre)olduğu yönündeki beyanlarının da anılan tespiti doğruladığı görülmüştür.

Buna göre davalının sorumluluğunun sadece 17.04.2017 tarihinde kullandırılan 1018 numaralı (yeniden yapılandırma ile 1106 numaralı) krediye ilişkin olduğu, davalının diğer kredilerden sorumlu olmadığı anlaşılmaktadır.

Dosyaya sunulan 06.01.2023 tarihli rapora göre. 17.04.2017 tarihinde dava dışı asıl borçluya 250.000,00 TL kredi kullandırıldığı, anılan kredinin ödemelerinin 43. Taksitine kadar tam olarak ödendiği, daha sonra sadece 3.095,77 TL daha ödendiği, asıl borçlunun 12.03.2021 tarihli yeniden yapılandırma talebi doğrultusunda kredinin yeniden yapılandırıldığı, yapılandırma kredisi için ayrı bir sözleşme imzalanmadığı,

davalının kefil olarak imzasının bulunduğu 16.12.2015 tarihli kredi sözleşmesinin 14.maddesi kapsamında kredi kullandırıldığı anlaşıldığından davalının anılan kredi borcundan kefalet limitleri dahilinde kefil olarak sorumluluğunun devam ettiği (Benzer yönde Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2022/4586 esas 2024/799 karar sayılı ilamı), yine davalıya gönderilen hesap kat ihtarının 08.11.2021 tarihinde tebliğ edildiği, 3 günlük ödeme süresi göz önüne alındığında davalının 12.11.2021 tarihinde temerrüte düşürüldüğü, faiz oranlarının sözleşmeye ve TCMB’ye bildirilen oranlara uygun olduğu,

buna göre davalının 89.700,29 TL asıl alacak, 3.018,05 TL takip öncesi işlemiş temerrüt faizi ve 150,90 TL BSMV’den sorumlu olduğu, ancak davacı vekilinin 06.07.2022 tarihli duruşmadaki talep açıklama beyanında taleplerinin sadece asıl alacağa ilişkin olduğu yönündeki beyanı nazara alındığında mahkemece taleple bağlı kalınarak 89.700,29 TL asıl alacak yönünden itirazın iptaline karar verilmesi isabetlidir.

Her ne kadar davacı taraf davalının gayrinakdi kredi olan çek sorumluluk bedelinden de sorumlu olduğunu beyan etmiş ise de, taraflar arasındaki sözleşmede kefil olan davalının gayrinakdi krediden sorumlu olduğuna dair açık bir düzenleme bulunmadığı gibi, vekilinin 06.07.2022 tarihli duruşmadaki talep açıklama beyanında taleplerinin sadece asıl alacağa ilişkin olduğu yönündeki beyanı nazara alındığında davacının bu yöndeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir.

2004 sayılı yasanın 67/2.maddesine göre; itirazın iptali davalarında davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu, diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. Eldeki olayda alacağın likit olması ve hükmolunan meblağ yönünden davalının itirazında haksız olması nedeniyle davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi yerindedir.

Davalı taraf, davalının asıl borçlu şirket ortaklığından ayrılması nedeniyle anılan borçtan da sorumlu olmadığını beyan etmiş ise de; kefaletin sona erme halleri 6098 sayılı yasanın 598.maddesinde sayılmış olup şirket ortaklığından ayrılma bu hallerden biri olmadığından davalının bu istinaf talebi yerinde görülmemiştir.

2004 sayılı yasanın 67/2.maddesine göre; itirazın iptali davalarında takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, ret olan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.

Alacaklının takipte kötü niyetinin tespitine ilişkin haksızlığının yanı sıra ayrıca kötü niyetli takip başlattığının da ispatı gerekmekte olup dosya içeriğinden davacı bankanın kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından (Benzer yönde Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2023/5033 esas 2024/6802 karar sayılı ilamı) davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, davalının bu talebi hususunda olumlu veya olumsuz bir değerlendirme yapılmayarak 6100 sayılı yasanın 26.maddesi ve 297/2.maddelerine aykırı olarak davalının talebi hakkında karar verilmemesi hatalıdır.

Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılması gerekmiştir.

Açıklanan nedenlerle davalının istinaf talebinin açıklanan nedenlerle kamu düzeni yönünden kabulüne, davalının ve davacının diğer istinaf istemlerinin reddine, dosyada toplanacak başka delil bulunmadığından HMK'nun 353/(1)-b-2. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜ M

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

Tarafların ayrı ayrı İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE;

1-)Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/02/2023 tarih, 2022/164 Esas - 2023/98 Karar sayılı kararının HMK'nın 353-(1)-b)-2) maddesi gereğince kamu düzeni gereğince KALDIRILMASINA,

YENİDEN YARGILAMA YAPILMASI GEREKMEDİĞİNDEN AŞAĞIDAKİ ŞEKİLDE HÜKÜM KURULMASINA,

a-Davanın KISMEN KABULÜ ile, davalının Gölcük İcra Müdürlüğünün 2022/85 Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 89.700,29 TL asıl alacak üzerinden asıl alacağa takip tarihi itibariyle %21,45 oranında temerrüt faizi ile takibin devamına,

b-Hüküm altına alınan 89.700,29 TL üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine,

c-Davacının fazlaya ilişkin talebin reddine,

ç-Davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine,

d-Alınması gerekli 6.127,42-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 4.572,80-TL harcın mahsubu ile kalan 1.554,62-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,

e-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 30.000,00 -TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

f-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 68.172,58-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

g-Davacı tarafından yapılan 4.653,50--TL harç, 169,25-TL müzekkere ve tebligat gideri, 1.200,00-TL bilirkişi gideri olmak üzere toplam 6.022,75-TL yargılama giderinin davanın kabul edilen kısmına göre belirlenen 1.043,91-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,

ğ-6325 sayılı HUAK 18/A-13,14. maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden Gölcük Arabuluculuk Bürosu 2022/9 numaralı dosyasında ödenen 1.560,00-TL arabuluculuk ücreti, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamaması halinde haksız çıkacak taraftan tahsil olunacağı düzenlendiğinden kısmen kabul red oranına göre 270,34TL sinin davalıdan, 1.289,66TL sinin davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,

h-HMK 120. maddesi gereğince davacı tarafından yatırılan gider avansından karar kesinleşene kadar yapılacak masraflar mahsup edilerek arta kalan miktar olduğu taktirde karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,

2-)İstinaf incelemesi yönünden harç ve yargılama masrafları;

a- Bakiye 247,70-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,

b- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 6.127,42-TL İstinaf Karar Harcından, istinafa gelirken peşin alınan 1.531,85-TL'nin mahsubu ile bakiye 4.595,57 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,

c-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına,

ç-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden taraf üzerinde bırakılmasına,

d-İstinaf eden tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,

e-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

f-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin kararın temyize tabi bulunması nedeniyle Dairemiz tarafından yerine getirilmesine,

İlişkin; Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren (2) hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.19/12/2024

... Başkan ... ¸e-imzalıdır. ... Üye ... ¸e-imzalıdır. ... Üye ... ¸e-imzalıdır. ... Katip ... ¸e-imzalıdır.

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*

Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/1408, K. 2024/1878, 19 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Vekili
  4. Davalı
  5. Vekili
  6. Dava
  7. Dava Tarihi : 15/03/2022
  8. Karar Tarihi : 19/12/2024
  9. Kr. Yazım Tarihi : 19/12/2024
  10. Gereği Düşünüldü
  11. Tarafların İddia Ve Savunmalarının Özeti
  12. İlk Derece Mahkemesi Kararı Özeti
  13. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri
  14. Deliller
  15. Delillerin Değerlendirilmesi Ve Gerekçe
  16. Hükü M

Karar Bilgileri

Mercii
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/1408
Karar No
2024/1878
Tarih
19 Aralık 2024

İlgili Kararlar

  • Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi E.2023/1409 K.2024/1859
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2023/1411 K.2024/1807
  • Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi E.2023/1414 K.2024/1861
  • Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi E.2023/1416 K.2024/1898
  • Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi E.2023/1417 K.2024/1879
  • Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi E.2023/1418 K.2024/1899

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.