KÜNYE
T.C. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi T.C. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 19 Aralık 2024
- Dosya no
- 2023/1416
- Karar no
- 2024/1898
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 23/05/2023
- Numarası
- 2022/318 Esas - 2023/319 Karar
- Davacı
- ... - ...
- Vekili
- Av. ...- ...
- Davalı
- ... - ...
- Vekili
- Av. ... - ...
- Dava
- Alacak
- Dava tarihi
- 14/06/2022
- Kr. yazım tarihi
- 19/12/2024
Karar Metni
1.665 kelime·8 dk okuma·7 bölüm
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket arasında var olan ticari ilişki sebebiyle davalı şirketin müvekkiline borçlandığını, icra takibine konu 4 adet faturayı ödemediğini, müvekkili tarafından davalının defalarca uyarılmasına rağmen herhangi bir sonuç verilmediğini, bu nedenle Kocaeli İcra Müdürlüğü'nün 2022/131 E sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, borçlunun takibe haksız itiraz ettiğini, takibin durduğunu belirterek,
açılan davanın kabulü ile davalının Kocaeli İcra Müdürlüğü'nün 2022/131 E sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına, davalının hasız ve kötü niyetli itirazları sebebiyle alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet (icra inkar) tazminatına çarptırılmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından açılan davanın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkili ile davacı arasında Hizmet Alım (Araç Tedarik) Sözleşmesi akdedildiğini, sözleşme gereği tedarikçinin, müvekkilin taşıma işlerine ilişkin ihalesini aldığı firmalara kendi araçları ile taşıma işi yapacak ve bunun karşılığında ise her ay sonunda hak edişi müvekkili tarafından kendisine ödeneceğini, esaslı edimlerin bu bu şekilde tanzim edildiği sözleşmede davacı tarafından sözleşmede belirtilen usule aykırı olarak feshedildiğini, hal böyle iken davacının kararlaştırılan fesih usulüne uymaksızın işi bıraktığını belirterek,
müvekkili hakkında açılan işbu itirazın iptali davanını reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ
İlk derece mahkemesince; "...Açılan davanın REDDİNE, Davalı vekilinin talep etmiş olduğu kötü niyet tazminatının kötü niyetli olarak takip yapıldığına dair dosya içerisinde bilgi ve vesika olmadığından REDDİNE, ..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki sözlemeye göre davalının 30 gün öncesinden davacıya, çalıştığı güzergahın sona erdiğinin bildirilmesi gerektiğini ancak davalının bu hükme uymadığını, ayrıca, davacının çalıştığı güzergah sona erdikten sonra da davacıya yeni iş vermeyerek sözleşmeyi bizzat davalı şirketin sona erdirdiğini ve son çalışmalarına ait hak ediş tutarlarının da ödenmediğini, davalı şirketin bu anlamda kötü niyetli olduğunu, bilirkişi incelemesinde de görüldüğü üzere davacının davalı şirketten alacaklı olduğunu, alacağın likit olması sebebiyle, davalının,
alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere İcra İnkar (Kötüniyet) Tazminatına çarptırılmasını, söz konusu tazminatın davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ettiklerini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; tanık ...'nın da ifade ettiği üzere davacının teklif edilen güzergah saatlerinin kendisine uygun olmadığı gerekçesiyle işe devam etmediğini, sözleşmeye aykırı olarak işi bıraktığını, esaslı edimlerin bu şekilde tanzim edildiği sözleşme, davacı tarafından sözleşmede belirtilen usule aykırı olarak feshedildiğini, zira; anılan sözleşmeye bakılacak olur ise.
Sözleşmenin, "Fesih" başlıklı 11. maddesinin 3. ve 4. bentlerinde (Sözleşmede 11.3 ve 11.4 yazan kısım); tedarikçi/davacının, sözleşmeye aykırı olarak iş bırakması durumunda 30 günlük hak edişi kendisine ödenmeyecek olup ayrıca 3 aylık hakedişi tutarındaki bedeli de cezai şart olarak ödemekle yükümlü olacağını, davacı tarafın sözleşme gereği ödenmesi gereken tüm alacakları gereği gibi ödenmiş bunun haricinde kalan kısımların ise yine sözleşme gereği hukuka uygun olarak mahsup edildiğini, bu nedenle davalı şirketin davacıya işbu sözleşmeden kaynaklanan herhangi bir borcunun olmadığını belirterek;
haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/05/2023 tarih, 2022/318 Esas - 2023/319 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; taşıma alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67. maddesine göre iptali istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır
Dosyanın incelenmesinde; Davacının davalıya taşıma hizmeti verdiğini, anılan taşıma hizmetine ilişkin bedelinin ödenmediğinden davalı hakkında takip başlatıldığı, davalının takibe itirazı üzerine eldeki davanın açıldığı, davalının savunmasında taraflar arasındaki sözleşmenin eylemli olarak davacı tarafından feshedilmesi nedeniyle sözleşmeye göre hak kazandığı cezai şart alacağının mahsubu nedeniyle davacıya borçlarının olmadığını beyan ederek davanın reddini talep ettiği, mahkemece davanın reddine karar verilmesi nedeniyle davacının istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür.
İstinaf yoluna getirilen uyuşmazlık, taraflar arasındaki sözleşmenin davacı tarafından sözleşmeye aykırı olarak fesih edilip edilmediğine ilişkinidir.
Taraflar arasındaki ticari ilişkinin niteliği gereği davacı servis taşımacılığı işini yaptığını, davalı ise, yapılan işin bedelinin ödediğini ispatla yükümlüdür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır.
Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Tarafların ticari defterleri, yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde, lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde, dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir.
Diğer taraftan; fatura düzenlenmiş olması tek başına hizmetin verildiği anlamına gelmediği için basiretli bir tacir gibi davranması gereken davacının faturaları defterlerine kaydetmiş olması gerekmektedir. Davacı defterleri usulüne uygun tutulmuş ve bu defterlerde ödeme kaydına ilişkin davalı lehine bir kayıt var ise, bu durum davalı lehine delil oluşturacaktır.
Taraflar arasında 01.01.2021 tarihinde 0477 numaralı hizmet tedarik sözleşmesi imzalanmıştır. Anılan sözleşmenin davacı yönünden sözleşmenin feshini düzenleyen 11.3 maddesi "Sözleşmeyi sona erdirmek isteyen tedarikçi sözleşmeyi feshetmek istediği günün en az 60 iş günü öncesinden yazılı olmak suretiyle şirket yetkilisine işten ayrılma bilgisini verme şartlarını yerine getirmek ve sözleşmeyi sonlandırmaya yönelik şirketin yazılı onayını almakla yükümlüdür.
Tedarikçi bu haliyle sözleşmeye uygun fesih bildirimini süresinde ve usulüne uygun olarak yapar ve şirket tarafından tedarikçinin bu talebi uygun görülüp ayrılış tutanağı şirket yetkilisince imzalanır ise tedarikçi işbu imza tarihi itibariyle en az 60 iş günü daha Şirket'in talepleri doğrultusunda ve sözleşme şartlarına uygun olarak aynı şekilde tüm görev ve sorumluluklarını yerine getireceğini taahhüt etmiştir." Hükmündedir.
Yine anılan sözleşmenin 11.4 maddesi de "Tedarikçinin bu başvuruda (işten ayrılış başvurusu) belirtilmiş tarihten önce işi bırakması ya da Tedarikçinin sözleşme süresi içinde başka herhangi bir nedenle işi bırakması halinde, ayrıca hiçbir ihtar veya ihbara gerek kalmaksızın sözleşme şirket tarafından sona erdirilerek son 1 aylık hakedişi tedarikçiye ödenmeyecek olup, Tedarikçi ayrıca 3 aylık hakedişi tutarındaki bedeli de cezai şart olarak Şirkete nakten ve defaten ödemeyi peşinen kabul ve taahhüt eder." Hükmündedir.
TBK.m. 106' ya göre, yapma veya verme edimi gereği gibi kendisine önerilen alacaklı, haklı bir sebep olmaksızın onu kabulden veya borçlunun borcunu ifa edebilmesi için kendisi tarafından yapılması gereken hazırlık fiillerini yapmaktan kaçınırsa, temerrüde düşmüş olur. TBK.m.111'e göre alacaklı temerrüde düşerse borçlu sözleşmeden dönme hakkını kullanabilir.
TBK.m 125 gereğince sözleşmeden dönme hâlinde taraflar, karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulurlar ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilirler. TBK.m.181'e göre ceza koşuluna ilişkin hükümler, dönme durumunda ifa edilmiş olan kısmın alacaklıya kalacağını öngören sözleşmelere de uygulanır.
TBKm.182'ye göre Asıl borç herhangi bir sebeple geçersiz ise veya aksi kararlaştırılmadıkça sonradan borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir sebeple imkânsız hâle gelmişse, cezanın ifası istenemez. Ceza koşulunun geçersiz olması veya borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir sebeple sonradan imkânsız hâle gelmesi, asıl borcun geçerliliğini etkilemez.
Eldeki olayda; davalı taraf sözleşmenin eylemli olarak davacı tarafından feshedildiğini savunmuştur. Davacının davalı ile imzaladığı 01.01.2021 tarihinde 0477 numaralı hizmet tedarik sözleşmesi kapsamında Özel ... personellerine 01.05.2019-31.08.2021 tarihleri arasında servis hizmeti verdiği, davaya konu edilen faturaların anılan döneme ait olduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
31.08.2021 tarihinde anılan hastaneye olan servis hizmetinin sona erdiği, dosyada dinlenen davalı tanıklarının beyanlarına göre anılan servis güzergahının sona ermesinden sonra davacının işi kendisinin bıraktığını beyan ettikleri, tanık beyanlarının bu yönüyle birbirini doğruladığı, sözleşmenin 4.maddesine göre de davalının davacıya yeni güzergah bildirme yetkisinin de bulunduğu, ancak davacının Özel ... güzergahının kaldırılması nedeniyle sözleşmeyi, taraflar arasındaki sözleşmenin 11.3 ve 11.4 maddelerine aykırı davranarak fesih ettiği, bu şekilde davacının fesih şartlarına uymadığı anlaşılmıştır.
Dosyaya gelen bilirkişi raporuna göre; davacının sözleşmeyi fesih ettiğinin kabulü halinde davacının bir alacağının kalmadığı yönündeki tespiti ve davalının sözleşmeye göre belirlenen, davalının hak kazandığı cezai şartlar mahsup edildiğinde davacının davalıdan bir alacağının da kalmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi isabetlidir.
Her ne kadara davacı taraf, istinaf dilekçesinde sözleşmenin davalı tarafından fesih edildiğini beyan etmiş ise de, bu hususta iddiasını ispat eder nitelikte bir delil sunmadığında ve davalı tanıklarının beyanlarına göre sözleşmenin davacı tarafından fesih edildiği anlaşıldığından davacının bu yöndeki istinaf istemlerinin de reddine karar vermek gerekmiştir.
Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davacının istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜ M
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; davacının istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 179,90-TL'nin mahsubu ile kalan 247,70-TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,
6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
8-Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,
İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.19/12/2024
... Başkan ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Katip ... ¸e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/1416, K. 2024/1898, 19 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama