İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi

SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAİSTİNAF KARARI

Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi E.2023/145 K.2024/568

İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden…

Esas2023/145Karar2024/568Tarih28 Mart 2024Okuma15 dk · 2.997 kelime

KÜNYE

T.C. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
28 Mart 2024
Dosya no
2023/145
Karar no
2024/568
Başkan
... (...
Üye
... (...
Üye
... (...
Katip
... (...
İncelenen kararın mahkemesi
KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
13/10/2022
Numarası
2019/490 Esas - 2022/468 Karar
Davacı
... - ...
Vekili
Av. ... - ...
Davalı
... - ...
Vekili
Av. ... - ...
Dava
İstirdat
Dava tarihi
20/11/2019
Kr. yazım tarihi
18/04/2024
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.997 kelime·15 dk okuma·7 bölüm

İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; şirketi ile davalı şirket arsında yürürlükte olan yerli Ham Petrol Alım Satım Anlaşması çerçevesinde ticaret yapıldığını, davalı şirketin Aladdin Middle East.

Ltd. şirketinin imzaladığı anlaşmayı 15/10/2010 tarihi itibariyle devralarak müvekkili şirketten yerli ham petrol tedarik etmeye başladığını, fakat gerek ham petrol üreticileri bakımından 6491 sayılı Türk Petrol Kanunu gerekse rafineri şirketleri bakımından 2015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu ile düzenlenmiş bir piyasada faaliyet gösterdiği için, taraflar arasında tam olarak sözleşme serbestisi çerçevesinde yapılmış bir sözleşmenin olduğundan bahsedilmeyeceğini, Petrol Piyasası Kanunu'nun 10. maddesinde yerli ham petrolün fiyatının ne şekilde belirleneceğinin açıklandığını, rafinecilere alım zorunluluğu getirildiğini,

bu hükümden kaynaklı olarak taraflar arasındaki sözleşmenin 8. maddesinde fiyat düzenlenirken Petrol Piyasası Kanunu'nun 10. maddesine atıfta bulunulduğunu ve kanundaki değişikliklerin sözleşmeye aynen yansıtılacağının belirlendiğini, bu atfın kanundan kaynaklı bir zorunluluk olarak sözleşmede yer aldığını, kanuni alım yükümlülüğünü yerine getirmeye devam eden şirketin itiraz konusu faturalar karşılığında aynı miktar ve evsaftaki yerli ham petrol için 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 10. maddesinde 22 Şubat 2019 tarihli,

30694 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7166 sayılı kanun ile yapılan değişiklik sonrasında davalıya milyonlarca TL ilave ödeme yapmak zorunda kalındığını, davalıya ihtirazi kayıtla ödenen meblağın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000,00 TL'sinin faiziyle şirketlerine iade edilmesinin istendiğini, 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 10. maddesinde yapılan değişiklik ile yerli ham petrol fiyatının belirlenmesinde 26 API'den ağır petroller için Ras Gharib yerine Arab Heavy ham petrolünün emsal olarak kabul edildiğini ve buna ilaveten bazı değişiklikler yapıldığını,

fiyatın belirlenmesinde kullanılan emsalin değişmesinin yanı sıra nakliye giderlerinin de artırılması ve ayrıca fiyata daha önce alınmayan geçiş ücretinin eklenmesinin yerli ham petrol fiyatlarında aşırı maliyete yol açtığını, söz konusu değişikliğin 5015 sayılı Kanun gereği yerli ham petrolü almak zorunda olan rafinerici lisansı sahibi şirketler açısından haksız bir aşırı maliyet artışı ortaya çıkardığını, bu durumunda anayasal haklar olan mülkiyet hakkı ve özel teşebbüs özgürlüğünü orantısız bir şekilde kısıtladığı ve hukuki güven ve istikrar ilkesini zedelediğinin değerlendirildiğini,

Anayasa'ya aykırı bulunan kanun değişikliğine karşı gidilebilecek yargısal yollar araştırıldığında Anayasa Mahkemesi'nin norm denetiminin karşılarına çıktığını, esas bakımından Anayasa'ya aykırı kanunların Anayasa Mahkemesi önüne somut norm denetimi yolu ile getirilebildiğini, yerli ham petrolde fiyat oluşumunu değiştiren kanun hükmünün doğrudan doğruya uygulandığını, dava konusu ticari ilişkide müvekkil şirketlerinin anayasal temel hak ve özgürlüklerinin yapılan kanun değişikliği ile ihlal edildiği gerekçesi ile konunun Anayasa Mahkemesi'ne taşınmasını talep ettiklerini,

kanun değişikliğinin gerekçesine bakıldığında yerli ham petrolün gerçek ederini ölçmek ve önerilen yeni fiyatın mevcut Mısır-Ras Gharib ham petrolüne benzerliğini değerlendirmekten uzak bir şekilde sadece üreticilerin gelirlerini artırmaya odaklandığının görüldüğünü, bunun sonucu olarak tüm yüke katlanmakta olan rafinerici lisansına sahip şirketlerin cezalandırıldığını, rafinericilerden yerli ham petrol üreticilerine haksız bir biçimde gelir transfer edilmesi anlamına gelen değişikliğin en başta Petrol Piyasası Kanunu'nun 10. maddesinin ilk fıkrasında,

fiyatların en yakın erişebilir dünya serbest piyasa koşullarına göre oluşacağı ilkesine uygun olmadığını, 2019 yılı alım miktarları baz alındığından değişikliğin Tüpraş'ın yerli ham petrol alım maliyetlerine toplam etkisinin yıllık yaklaşık 64 milyon USD civarında olduğunu, özellikle 26 API'den düşük graviteli ham petrol işleyen Batman Rafinerisi'nin ikmaline ilave 20 milyon USD maliyet göstermekte olduğunu, bu denli yüksek bir maliyet artışı Batman Rafinerisi'nin işletme olarak karlılığını tamamen yitirmesi ve faaliyetlerini zarar ederek sürdürmesi ile sonuçlandığını,

alım zorunluluğu getiren ve fiyat artışına yol açan 2015 sayılı Kanun'un 10. maddesinin bazı yönlerden Anayasa'ya aykırı olduğunu ve iptal edilmesi gerektiğini, dava konusu yerli ham petrol fiyatında değişiklik getirilmesine dair kanun hükmünün Anayasa'nın 2,10,13,35 ve 48. maddelerine aykırı olduğunu, yerli ham petrol fiyatının artırılmasına dair düzenlemenin mülkiyet hakkına ölçüsüz bir müdahale içerdiğinden Anayasa'ya aykırı olduğunu, müvekkili şirketin satışını yaptığı ürünlerin fiyatını serbestçe belirleyemediğini, diğer deyişle maliyetlerini yükselten yerli ham petrol fiyatlarındaki artışı,

fiyatlarına yansıtarak müşteriler ile paylaşma yoluna gitmelerinin de mümkün olmadığını, nitekim EPDK'nın tarife düzenlemeleri çerçevesinde söz konusu maliyet artışının fiyata yansıtılmasına imkan tanınmadığını, ham petrol üreten şirket piyasa koşullarına göre serbestçe davranma hakkına sahipken Petrol Piyasası Kanunu'nun 10. maddesinin rafineri lisansı sahibi şirketleri eşit olmayan bir şekilde sözleşme yapmaya zorunlu tuttuğunu, aslında bu maddenin yerli ham petrol için iç tüketimde zorunlu bir unsur olmadığını, buna karşın alım zorunluluğu getirilen rafinericilere uygulanan yerli ham petrol fiyatının o denli yüksek olduğunu,

yerli ham petrolün ihraç edilmediğini, bunun kanunun düzenleniş şeklinin amaca aykırı olduğunu ortaya koyduğunu belirterek davalı tarafa dava konusu fatura karşılığında ödenmiş olan tutarın şimdilik 10.000,00 TL'inin ödeme tarihinden itibaren TCMB avans oranı kullanılarak hesaplanacak faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, Anayasa'ya aykırılık iddiaları ciddi bulunarak dosyanın Anayasa Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirket ile 6491 sayılı Türk Petrol Kanunu'na tabi olarak ruhsat ortağı bulunan, dava dışı Aladdin Middle East Ltd.

Şti. arasında 01.06.2009 tarihinde sözleşme imzalandığını ve yürürlüğe girdiğini, Yerli Ham Petrol Alım/Satım Anlaşmasının müvekkili şirket tarafından aynı hüküm ve koşullarda 15.10.2010 tarihi itibari ile devralındığını ve müvekkili şirkete, yenilenen ilgili sözleşme kapsamında davacı şirkete, 5015 sayılı Petrol Piyasası ve bu Kanuna dayanılarak çıkarılan Petrol Piyasası Lisans Yönetmeliği (RG. 17.06.2004 / 25495) ile Petrol Piyasası Fiyatlandırma Sistemi Yönetmeliği (RG.

14.10.2008 / 27024) hükümlerine uygun olarak, 6491 sayılı Türk Petrol Kanunu kapsamında ruhsata tabi olarak ülke sınırları içinde çıkardığı yerli ham petrolü satmaya devam ettiğini, bu bağlamda müvekkili şirketin, anılan mevzuat ve söz konusu sözleşme dairesinde, her ay davacı şirkete fatura kesmekte ve elde ettiği gelire ilişkin olarak da, 6491 sayılı Kanun'dan kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmekte olduğunu, müvekkil şirketin dava konusu 31.05.2019 tarihli ... ve ... nolu temel e-faturaları, davacı şirketin e-fatura portalına 12.06.2019 tarihinde tebliğ ettiğini,

davacı şirketin ilgili faturaların iptali için 19.06.2019 tarihli yazıyı göndererek, hiçbir hukuki dayanağı bulunmaksızın, ilgili faturaların taraflarınca iptalini talep ettiklerini, müvekkili şirketin ise cevaben 25.06.2019 tarihli yazısı ile 6491 sayılı Türk Petrol Kanunu'na göre ham petrol üretim faaliyetlerini sürdürmekte olduğunu, ham petrol fiyatının 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 10. maddesi uyarınca belirlendiğini ve yine 6491 sayılı Kanun kapsamında, üretilen petrolün sekizde biri oranındaki Devlet Hissesinin Hazineye ödendiğini;

ham petrol fiyat oluşumunda şirketlerinin hiçbir müdahilliği bulunmadığından müvekkili şirkete ödenmiş her iki faturanın iptalini gerektiren bir durumun söz konusu olmadığını ve faturaların kanuni defterlerine işlenerek beyannamelerine dâhil edildiğini bildirdiğini, akabinde de davacı şirket tarafından, taraflarınca düzenlenen 30.06.2019 tarihli ve ... no.lu e-faturaya yine, 16.07.2019 tarihli yazısı ile 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu’nun 10. maddesindeki yerli ham petrolün fiyatlandırılması hakkındaki değişikliklerin, anayasal haklar ve hukukun temel ilkeleri ile bağdaşmadığından bahisle ihtirazi kayıt konulduğunu,

davacı tarafın iş bu davayı müvekkili şirketin ilgili mevzuata ve sözleşmeye aykırı hiçbir işlemi ve eylemi olmadığı halde salt ekonomik nedenlerle açtığını, ileride Anayasa Mahkemesi tarafından ilgili kanun hükmünün iptal edilmesi beklentisiyle davacı şirketin bugünden doğmamış bir alacağı dava etmesinin haksızlığını ortaya koyar nitelikte olduğunu, iş bu davanın öncelikle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının dava dilekçesi ile sunduğu ve müvekkiline yönelttiği iddiaların müvekkili tarafından üretilerek satılan ham petrolün fiyatlarına ilişkin uyuşmazlık niteliğinde olduğunu,

dolayısı ile davacı şirketin ilgili mevzuata sözleşme hükmüne açıkça aykırı biçimde açtığı iş bu davanın görev yönünden de usulden reddedilmesi gerektiğini, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü kanun değişikliği ve bu kanun değişikliğinin sözleşmeye olan etkisi sonucunda da müvekkili şirket gibi yerli ham petrol üreticilerine haksız bir teşvik sağlandığı yönündeki iddialarının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafın dava dilekçesinin hiçbir yerinde müvekkilinin sözleşmeye ve mevzuata aykırı hiçbir işlemini ortaya koymadığını ve fakat müvekkilini dava etmek sureti ile alacaklı olduğunu iddia ettiğini,

davacı tarafın iddialarını destekleyecek bir dayanak bulamadığını, müvekkilinin böyle bir borcu olmadığını, müvekkilinin ilgili mevzuata ve sözleşmeye aykırı davranmadığını, müvekkili şirketin bir taraftan davacı şirket ile arasında geçerli olan sözleşmeye göre ürettiği ham petrolü satarken bir taraftan da ilgili mevzuat gereği devlete aynı piyasa fiyatına göre hesaplanan miktarda devlet hissesi ödediğine göre davacı şirketim tüm bunları yok sayarak yapılan kanun değişikliğini salt üretici firmalara daha fazla gelir sağlamakmış gibi göstermeye çalışmasının son derece isabetsiz olduğunu,

davacının ticari işletmesinin kar-zarar durumunu davacının ticari hayatı içerisinde değerlendirmesi gereken bir husus olduğunu, sadece ekonomik nedenlerle müvekkil şirketi dava etmesinin hukuki bir tarafı olmadığını, sözleşme ilişkileri ile tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarından doğan borçları ile bağlı kalmak zorunda olduklarını, müvekkili şirketin yasalara uygun olarak sözleşme serbestisi çerçevesinde yapılan sözleşmeye uygun olarak davacı şirkete fatura kestiğini,

aksinin kabulünün müvekkilinin sözleşme serbestisi çerçevesinde yapılmış bir anlaşma ile güvence altına alınan alacağını elde edememe durumunu ortaya çıkaracağını, bunun da hukuk devleti ile bağdaşır bir yanının bulunmadığını belirterek davanın reddine, Anayasa Mahkemesi'ne gidilmesi talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ

İlk derece mahkemesince; "...Davanın REDDİNE, 6325 sayılı HUAK 18/A-13,14. maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden Kocaeli Arabuluculuk Bürosu 2019/122680 numaralı dosyasında ödenen 1.320,00-TL arabuluculuk ücreti, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamaması halinde haksız çıkacak taraftan tahsil olunacağı düzenlendiğinden davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle.

5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu’nun 10. maddesindeki “Rafinericiler, ham petrol üreticilerinin teklifi halinde oluşan bu asgari fiyattan yerli ham petrolü alırlar ve ham petrol temininde yerli ham petrole öncelik tanırlar.” hükmü uyarınca rafinerici davacı şirketin yerli ham petrol alım zorunluluğunun bulunduğunu, yerli ham petrol alımının davacı şirket için kanuni bir zorunluluk olduğunu, yerli ham petrol ticaretinde taraflar arasındaki fiyat hususunun da Kanun ile düzenlendiğini, yapılan kanun değişikliği ile emsal olarak alınan Arab Heavy (27,5 API) ham petrolünün,

düşük apı ve yüksek kükürt içerikli yerli ham petrole göre çok yüksek bir kalite ve piyasa fiyatına sahip olduğunu, Petrol Piyasa Kanunu’nun 10/1 maddesinde yerini bulan fiyatların, en yakın erişilebilir dünya serbest piyasa koşullarına göre belirleneceği ilkesine aykırı şekilde yerli ham petrole göre çok yüksek bir kalite ve piyasa fiyatına sahip olan Arap Heavy ham petrolünün birebir emsal alınmasının davacı şirketin mülkiyet hakkını ihlal etmekte olup hukuka aykırı olduğunu, yapılan kanun değişikliği ile yerli ham petrol üreticisini desteklemek adına, hiç yapılmayan (süveyş kanalı geçiş ücreti,

dörtyol – batman yönlü boru hattı geçiş ücreti) taşıma maliyetlerinin de fiyata daha fazla artış getirecek şekilde yansıtılmasının haklı hiçbir mesnedinin bulunmadığını, kanun değişikliği ile ortaya çıkan ilave maliyetlerin, özellikle bölgesel asfalt ihtiyacının tamamını karşılayan Batman rafinerisinin ticari olarak faaliyetini devam ettirememe riski ile karşı karşıya gelmesine sebep olduğunu, kanun değişikliği ile yerli ham petrol üreticisi ve yatırımcısının yerli ham petrol arama ve üretimine teşvik edilmesinin sağlanmasının amaçlandığı iddia edildiğini,

söz konusu desteğin bir özel şirketten diğerine kaynak aktarımı yoluyla yapılması yönteminin meşru olmadığını, yargılama esnasında Mahkemece Anayasaya aykırılık iddialarının ciddi bulunduğunu ve dosyanın Anayasa Mahkemesine gönderilmiş olduğunu, akabinde tesis edilen karar ile davacı şirketin Anayasal güvence altında olan mülkiyet hakkının ihlal edildiğini, huzurdaki dava ile birebir aynı nitelik taşıyan davada tanzim edilen bilirkişi raporunun da davacı şirketin mülkiyet hakkının açıkça ihlal edildiğini teyit eder nitelikte olduğunu belirterek;

istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin yerli ham petrolün fiyat oluşumunda meydana gelecek değişiklikleri Sözleşmeye aynen yansıtacağını peşinen kabul ve taahhüt ettiğini, hal böyle iken, davacının bugün Kanunda yapılan değişikliği ileri sürerek,

davalı şirkete fazladan ödeme yaptığını iddia etmesinin basiretli bir tacirden beklenemeyeceğini, sözleşmeye de aykırılık teşkil ettiğini, ayrıca piyasa faaliyetini engeller nitelikte bulunduğunu, davacı şirketin, davalının, sözleşmeye ve mevzuata aykırı hiçbir işlemini ortaya koyamadığını fakat, davalıyı dava etmek suretiyle alacaklı olduğunu iddia ettiğini, davacının iddialarını destekleyecek bir dayanak bulamadığını;

çünkü davalının böyle bir borcunun olmadığını, davalının ilgili mevzuata ve sözleşmeye aykırı davranmadığını, yerli üreticinin paralel olarak devlete ödediği devlet hissesi miktarı da artmakta ve bundan, milli menfaat fayda görmekte olduğunu, bu noktada, davacının ticari işletmesinin karlılığı-zararı davacının ticari hayatı içerisinde değerlendirmesi gereken bir husus olduğunu, sadece ekonomik nedenlerle davalı ... dava etmesinin hukuki bir tarafının bulunmadığını, davacı şirketin, hukukun en temel kabullerinden biri olan, herkesin verdiği sözü tutması ilkesine, yani “Ahde Vefa” ilkesine aykırı biçimde;

fatura iptallerini istemekle ve faturalara ihtirazı kayıt koymakla, davalı şirketin alacağını güvence altına alan Sözleşmeye ve hukuka aykırı hareket ettiğini, kanun koyucunun koyduğu kurallar çerçevesinde yapılan sözleşme gereğince, yapılan fiyatlandırma konusunda uyuşmazlık çıkaramaması ve basiretli tacir gibi davranması gereken davacının, işbu dava ile talep ettiği ödenmiş fatura miktarlarının istirdadını talep etmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER

Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/10/2022 tarih, 2019/490 Esas - 2022/468 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava istirdat talebine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

İlk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır.

İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Türkiye Petrolleri Anonim Şirketi alıcı dava dışı Aladdin Middle East Ltd. Şti satıcı olarak 01.06.2009 tarihinde yerli ham petrol alım satım anlaşması düzenlendiği; daha sonra anılan sözleşmenin davalı tarafından 15.10.2010 tarihinde devralındığı ve sözleşmedeki satıcı sıfatına haiz olduğu;

Sözleşmenin 8. maddesinde fiyat başlığı altında "iş bu anlaşma kapsamında Dörtyol ve/veya Rafineride teslim edilen ham petrolün fiyatı 04.12.2003 tarih ve 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanununun 10. maddesinde( fiyat oluşum maddesi) yer alan fiyat formülüne göre belirlenecektir. Söz konusu kanunda olabilecek değişiklikler fiyat maddesine yürürlük tarihi itibarıyla aynen yansıyacaktır. …" hükmü düzenlenmiştir.

5015 Sayılı Petrol Piyasası Kanununun "Fiyat Oluşumu" başlıklı 10.maddesi;" Petrol alım satımında fiyatlar en yakın erişilebilir dünya serbest piyasa koşullarına göre oluşur. Yerli ham petrol için, teslim yeri olan en yakın liman veya rafineride teşekkül eden “Piyasa Fiyatı” fiyat olarak kabul edilir.

Bu piyasa fiyatı, Türkiye’de üretilen ham petrolün Türkiye içinde veya dışında en yakın erişilebilir dünya piyasasında, evsaf ve izafi ağırlık bakımından normal olarak mutat ayarlamalara göre tespit edilmiş emsal petrolün belirlenen serbest rekabet fiyatına, aynı evsafta ham petrolün dünya piyasasından Türkiye’de teslim yeri olan limana veya rafineriye kadar getirilmesi için gerekli bütün giderlerin tamamının eklenmesi ve fakat Süveyş Kanalı geçişi ile Batman veya civarında üretilen ham petrolün Batman rafinerisinde oluşan piyasa fiyatına Batman-Dörtyol Boru Hattı geçiş ücreti dahil oluşan fiyat veya erişilebilir dünya piyasası mevcut olmadığı takdirde üretici tarafından Türkiye’de teslim edildiği yerde vergiler hariç fiilen uygulanan satış fiyatı olarak kabul edilir.

Üretimi yapılan yerli ham petrole emsal olarak, 26 API ve daha hafif petroller için Arab Medium (31 API) petrolünün, 26 API den daha ağır petroller için Arab Heavy (27.5 API) petrolünün otuz gün vadeli fiyatları esas alınır ve yerli ham petrol ile emsal alınan petrol arasındaki gravite farkının fiyat bakımından değerlendirilmesinde;

Emsal petrol ile yerli petrol arasındaki her bir 0.1 API gravite farkı için 2 ABD cent emsal petrolün varil fiyatına ilâve edilir veya çıkarılır. Ancak bir alt gravite grubunun fiyatı üst grubun fiyatından yüksek olamaz.

Emsal ham petrolün Türkiye’ye getirilmesi için gerekli bütün giderlerin hesaplanmasında, “Worldscale” de ilân edilen nominal navlun baz alınır, LR-2 sınıfı tankerler için tespit edilen AFRA yüzdesinin uygulanması ile nakliye maliyeti hesaplanır.

Gravite ayarlaması ve nakliyenin eklenmesi suretiyle bulunan fiyata (C+F) yürürlükteki sigorta mevzuatı ve primleri uygulanır. Tehlike ve harp hali sigorta primi uygulaması Bakanlığın değerlendirmesine tâbidir. İkinci bir değişikliğe kadar uygulanacak sigorta primi miktarı yüzde 0.075’i aşamaz.

İthalde alınan gümrük vergi ve resimlerin ilâve edilmesiyle yerli ham petrolün piyasa fiyatı bulunur. Yurt içi kara nakliye ücretleri için akaryakıtların fiyat teşekkülündeki nakliye rayiçleri alınır...." şeklinde düzenlenmiştir.

Taraflar arasında düzenlenen Sözleşmenin 11.maddesi “İhtilaflar” başlığını taşımakta olup “İşbu anlaşmanın uygulanmasından doğacak ihtilaflar, taraflar arasında uzlaşma yolu ile çözümlenecektir. Ancak bir sonuca ulaşılamaması halinde ihtilafların hallinde Körfez/Kocaeli Mahkemeleri ve İcra Daireleri yetkili olacaktır. Ayrıca yerli üretim ham petrol fiyatına ilişkin uyuşmazlıklar EPDK’nın 14.10.2008 tarihinde yayımladığı “Petrol Piyasası Fiyatlandırma Sistemi Yönetmeliğinin” 14. maddesi çerçevesinde çözümlenecektir” hükmünü içermektedir.

Davacının talebi, taraflar arasındaki sözleşmenin 8. maddesinde fiyat düzenlenirken Petrol Piyasası Kanununun 10. md.sine atıf yapıldığı ve kanundaki değişikliklerin sözleşmeye aynen yansıtılacağının belirlendiğini, itiraz konusu faturalar karşılığında aynı miktar ve evsaftaki yeni ham petrol için 5015 Sayılı Petrol Piyasası Kanununun 10. maddesinde 22 Şubat 2019 Tarihli ve 30694 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 7166 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonrasında davalıya milyonlarca miktarda ilave ödeme yapmak zorunda kaldığını, yapılan bu değişikliğin anayasaya aykırı olduğunu belirterek bu değişiklik nedeniyle fazla ödenen fatura konusu tutarların istirdatına ilişkindir.

5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunun 10. maddesinde 22/02/2019 tarihinde yapılan değişikliğin Anayasaya aykırılık iddiası ile ilgili olarak ilk derece mahkemesi tarafından Anayasa Mahkemesine başvuru yapılmış olup, Anayasa Mahkemesinin 01/06/2022 Tarih, 2021/128 Esas, 2022/68 Karar sayılı kararı ile ilgili yasal değişikliğin anayasaya aykırı olmadığına karar verilmiştir.

Buna göre Mahkemece, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına,

ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına ve özellikle davacı yanın istirdata konu alacağın dayanağı 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanununda yapılan değişiklik sonrası yerli ham petrol fiyatında meydana gelen artış sebebiyle davalıya yapmış olduğu fazla ödemeyi talep ettiği, davacının anayasaya aykırılık iddiasının Anayasa Mahkemesi tarafından incelenmesi ve anayasaya aykırılık bulunmadığının tespit edilmesine göre davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1.b.1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜ M

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; davacının istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,

2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,

3-Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 80,70-TL'nin mahsubu ile kalan 346,90-TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,

4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,

5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,

6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın Dairemizce taraflara tebliğine,

İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ilamın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.28/03/2024

... Başkan ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Katip ... ¸e-imzalıdır

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*

Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/145, K. 2024/568, 28 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Gereği Düşünüldü
  4. Tarafların İddia Ve Savunmalarının Özeti
  5. İlk Derece Mahkemesi Kararı Özeti
  6. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri
  7. Deliller
  8. Delillerin Değerlendirilmesi Ve Gerekçe
  9. Hükü M

Karar Bilgileri

Mercii
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/145
Karar No
2024/568
Tarih
28 Mart 2024

İlgili Kararlar

  • İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/145 K.2024/178
  • Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/145 K.2024/276
  • Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/146 K.2024/404
  • Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/146 K.2024/313
  • Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/146 K.2024/231
  • Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi E.2023/146 K.2024/591

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.