KÜNYE
T.C. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 3 Mayıs 2024
- T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2023/279 - 2024/725
- Dosya no
- 2023/279
- Karar no
- 2024/725
- Başkan
- ...(...
- Üye
- ...(...
- Üye
- ...(...
- Katip
- ...(...
- İncelenen kararın mahkemesi
- GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 27/10/2022
- Numarası
- 2021/720 Esas - 2022/797 Karar
- Davacı
- ...(T.C...) ...
- Vekili
- Av. ...- ...
- Davalı
- ÖZKURT OTOMOTİV SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ - ...
- Vekili
- Av. ...
- Dava türü
- Ticari Şirket (Fesih ve Tasfiye
- Dava tarihi
- 08/10/2021
- Kr. yazım tarihi
- 07/05/2024
Karar Metni
2.448 kelime·12 dk okuma·7 bölüm
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; dava dışı ...'un %50 hisse payı, dava dışı ...'un %25 hisse payı ve davacının %25 hisse payı ile 1990 yılında Özkurt Otomativ Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'ni kurduklarını, şirketin kuruluşundan beri şirkette çalışan davacının eşi ...'un 01.06.1998- 25.04.2019 tarihleri arasında davalı şirket bünyesinde çalıştığını, davacının çocukları ...'ın 22.11.2011 tarihinde ve ...'un 27.07.2020 tarihinde davalı şirket bünyesinde çalışmaya başladığını ve iş akitlerini dava dışı şirket yetkililerinin baskıları ile sonlandırdıklarını, dava dışı ...'un,
26.06.2019 tarihli 09606 ve 09607 yevmiye sayılı limited şirket pay devri sözleşmeleri ile, davacıya ve dava dışı ...'a şirketteki paylarının bir kısmını devrettiğini, söz konusu pay devri işlemlerinin ardından davacının şirketteki hisselerin %45'ine, dava dışı ...'un %45'ine ve dava dışı ...'un da %10'una sahip olduğunu,
dava dışı ...'un yönlendirmesi ile Gebze 16. Noterliği'nin 27.09.2019 tarih ve 14476 yevmiye ile onaylanan 10.08.2019 tarihili Müdürler Kurulu Kararı ile Özkurt Otomativ Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin "Özkurt Otomotiv Sanayi Ticaret Anonim Şirketi" olarak tür değiştirmesine karar verildiğini ve bu durumun 01.10.2019 tarihinde ticaret siciline tescil ettirildiğini, dava dışı şirket yetkilileri tarafından "gerçek" şirket bilançolarını ve şirket hesap ve defterlerini davacının incelemesine izin verilmemesi nedeniyle davacı ve dava dışı şirket yetkilileri arasındaki sorunların son yıllarda daha açıkça tartışma konusu olmaya başladığını,
davacının çocuğu olan ... tarafından şirket yetkililerinin şirketin malvarlıklarını kendi üzerlerine aktardığının, şirket banka ve hesaplarının kişisel ihtiyaçlar için kullanıldığının tesadüfi bir şekilde tespit edildiğini, her ne kadar davacı tarafından şirket yetkilileri ile aralarındaki sorunları giderebilmek için görüşmeler yapılmışsa da olumlu bir netice elde edilemediğini, bunun üzerine davacının Beyoğlu 16. Noterliği'nin 00444 yevmiye ve 08.01.2021 tarihli ihtarnamesini keşide ederek haklı nedenlerle şirketin fesih ve tasfiyesini talep ettiğini,
Gebze 16. Noterliği'nin 01067 yevmiye ve 18.01.2021 tarihli ihtarnamesi ile dava dışı şirket yetkilileri ... ve ...'un davacının ihtarnamesine cevaben şirketin ticari faaliyetinden yana olduklarını, ihtar mektubunda bahsedilen dairenin tüzel kişiliğin parası ile alınmadığını, ortaklıktan çıkma payı konusunda anlaşamadıkları nedeniyle şirketin bağımsız değerleme şirketlerince değerinin belirlenmesini ve belirlenmesi sonucunda ya şirket hissesini satmasını ya da ...'a ait olan şirket hisselerini satın almasını ve ...'tan satın aldığı %20 hisse bedelini ödemesini ihtar ettiklerini,
ihtarnamedeki kayıtların hukuk dışılığı ve davacının ...'a hisse devri sırasında ödediği hisse devir bedelini mükerrer talep etmeleri nedeniyle taraflar arasında yeniden tartışmalar yaşanmaya başladığını, yaşanan bu süreç sonucunda da davacının bütün yetkilerinin 25.03.2021 tarihinde dava dışı şirket yetkilileri tarafından elinden alındığını, ayrıca dava dışı şirket yetkililerinin, müvekkilinin çocukları olan ...'a ve ...'a işten ayrılmaları için baskı yapmaya başladıklarını,
davacının çocuklarının da gördükleri baskılara daha fazla dayanamayıp ...'ın 17.05.2021 tarihli ve ...'un ise 31.05.2021 tarihli ikale sözleşmelerini imzalayarak işten ayrıldıklarını, davacının yönetim kuruluna üye olduğu dönemde imza yetkisinin olmasına rağmen hiçbir zaman banka hesaplarındaki hareketleri göremediğini ve hatta işlemlerle ilgili bilgi almayı talep ettiği zamanlarda dahi kendisine bilgi verilmediğini,
dava dışı şirket yetkilileri ... ve ...'un şirket malvarlığını kişisel ihtiyaçlarını karşılamak için kullandıkları ve hatta yönetim kurulu kararı olmaksızın kişisel kullanımları için gayrimenkul satın aldıklarının müvekkili tarafından tespit edildiğini, ... ve ...'un kararı ile 2008 yılında kredi çekilerek davalı şirkete şube açılmak amacıyla taşınmaz satın alındığını, müvekkili tarafından her ne kadar zarara uğrayacakları öngörülerek uyarılar yapılmışsa da yine dava dışı şirket yetkililerinin kararı ile kredi çekilerek şubede kullanılacak makinelerin satın alındığını ve söz konusu şubenin açılışının gerçekleştirildiğini,
ancak dava dışı ... ve ... tarafından gerçekleştirilen tüm satın alım işlemlerinin davalı şirketin zarara uğramasına neden olduğunu, davalı şirkete ait olan paraların dava dışı ... ve ... tarafından tüketilmesi nedeniyle şirketin başkaca yatırımlar yapamadığını, yine dava dışı ... ve ...'un kullanımı için alınan ait lüks araçların da şirketin yatırım kabiliyetini zayıflattığını, bu sebeple;
öncelikle tedbir taleplerinin kabulüne, davalı şirket yönetim kurulu üyeleri olan dava dışı ... ve Dava Dışı ... tarafından gerçekleştirilen her türlü zararın davacı ve şirket yönünden ayrı ayrı hesap edilerek tespitine, kâr payı, tasfiye payı ve ortaklıktan çıkma payı ve sair tüm tazminat ve alacakların hesabında verilen zararın göz önünde bulundurulmasını, şirketin tasfiyesine ve kabule göre tasfiye payı alacaklarından şimdilik 20.000,00.-TL'nin temerrüt tarihinden, bu mümkün olmadığı takdirde dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile terditli taleplerine uygun olarak davalı şirketten tahsiline,
şirketin tasfiyesine dair talepleri kabul edilmediği takdirde, davacının ortaklıktan çıkmasına, kabule göre çıkma payı (ayrılma akçesi) alacaklarının karşılığı olarak şimdilik 20.000,00.-TL'nin temerrüt tarihinden, bu mümkün olmadığı takdirde dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile davalı şirketten tahsiline, şirket kurulduğundan beri ödenmemiş olan tüm kâr paylarından, şimdilik 1.000,00.-TL'nin ana sözleşmeye göre ödenmesi gereken tarihten, bu mümkün olmadığı takdirde temerrüt tarihinden,
bu mümkün olmadığı takdirde dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faiz oranı ile "belirsiz alacak" olarak davalı şirketten tahsili ile davacıya verilmesine, şirket kurulduğunda usulünce ödenmeyen ücret alacaklarından, şimdilik 1.000,00.-TL'nin ana sözleşmeye göre ödenmesi gereken tarihten, bu mümkün olmadığı takdirde temerrüt tarihinden, bu mümkün olmadığı takdirde dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faiz oranı ile "belirsiz alacak" olarak davalı şirketten tahsili ile davacıya verilmesine,
şirket kurulduğunda usulünce ödenmeyen huzur hakkı alacaklarından, şimdilik 1.000,00.-TL'nin ana sözleşmeye göre ödenmesi gereken tarihten, bu mümkün olmadığı takdirde temerrüt tarihinden, bu mümkün olmadığı takdirde dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faiz oranı ile "belirsiz alacak" olarak davalı şirketten tahsiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; şirketin kurulduğu günden itibaren olmak üzere kar payı, ücret alacağı, huzur hakkı alacağı talep edildiğini, bu alacakların 5 yıllık zaman aşımına tabii olduğunu, 5 yıl geriye dönük olarak yapılan tüm taleplere itiraz ettiklerini, şirketin kuruluşunda dava dışı ...'un şahıs firması olarak kurduğu firmayı 1995 yılında yüzde 25’er hisseyi bila bedel çocukları ... ve ...’a devrettiğini, şirkette çalışan davacının eşi ve çocukları hususunun dava ile ilgisi bulunmadığından,
bu hususta ayrıntılı bir cevap vermek zarureti bulunmadığını, davacının, dava dilekçesinde kendisine şirket işleri hakkında bilgi verilmediğini, gerçek şirket bilançolarını ve şirket hesap ve defterlerini incelenmesine izin verilmediğini ileri sürdüğünü, ancak böyle bir durumun söz konusu olmadığını, şirketin limited şirketten, anonim şirkete dönüşmesinin sanki kötü bir olaymış gibi ifade edilmiş olmasına rağmen, bu hususla ilgili olarak davacının imzası olmaksızın şirketin anonim şirketten limited şirkete dönüşmesinin mümkün olmadığını, şirketin tasfiyesi için herhangi bir haklı sebep bulunmadığından dolayı,
tasfiye için bir takım gerçek dışı iddia ve söylentiler dava dilekçesine eklendiğini, bu hususların tamamının gerçek dışı olduğunu, şirketin tüm kayıt ve işlemlerinin son derece şeffaf ve ortakların denetimine açık olduğunu, davacı şirketi işlerinin tüm imza ve onaylarının dava dışı ... ve ... tarafından imzalandığının söylendiğini, ancak davacının da attığı banka ödeme talimatlarının bulunduğunu, davacının şirket hesaplarından dava dışı ... ve ...'a yüklü miktarda para çıkışı yapıldığı iddiasının gerçek dışı olduğunu bu sebeple;
davacının tüm taleplerinin reddine, şirketin tasfiye payına ve çıkma payına ilişkin kısmi dava açılması mümkün olmadığından, davacının şirket hisse değeri olan 2.700.000.-TL'ye harcın tamamlatılmasına, davacının tüm tedbir taleplerinin reddine, karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ... 1-Davacının, davalı şirketin fesih ve tasfiyesi talebinin REDDİNE, 2-Davacının, ortaklıktan çıkma ve çıkma payı talebinin REDDİNE, 3-Davacının, kar payı talebinin REDDİNE, 4-Davacının, ücret alacağı talebinin REDDİNE, 5-Davacının, huzur hakkı alacağı talebinin REDDİNE ... " karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; feshi talep edilen şirketin aile şirketi olması nedeniyle ortaklar arasında yaşanan ihtilafların şirketin feshi için haklı neden teşkil ettiğinin kabul edilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile davanın reddine dair karar verilmesi hatalı olduğunu; davacının bilgisi ve rızası olmaksızın yapılan işlemler ile hem şirkete hem de davacıya mali açıdan zarar verildiğinden şirketin feshine dair karar verilmesi gerektiğini;
dava dışı şirket yetkililerinin davacının önerilerini dikkate almamaları ve şirketin yönetiminde basiretsiz davranmaları nedenleriyle şirket mali açıdan büyük bir zarara uğradığından davanın reddine dair karar verilmesi hatalı olduğunu; haklı nedenle fesih şartlarının oluştuğunu; sayın mahkeme tarafından teknik ve özel bir bilgiyi gerektiren konuda bilirkişi incelemesi yaptırılmadığından eksik inceleme ve değerlendirme ile verilen kararın kaldırılması gerektiğini beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı tarafça, istinaf dilekçesine karşı cevap dilekçesi verilmemiştir.
DELİLLER
Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/10/2022 Tarih - 2021/720 Esas - 2022/797 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
DAVA; davalı şirketin fesih ve tasfiyesi, olmadığı takdirde ortaklıktan çıkma ve çıkma bedelinin ve kâr payının tespiti ve tahsili ayrıca huzur hakkı ve ücret alacağı istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.
Dosyanın incelemesinde; davalı şirketin 1990 yılında Özkurt Otomativ Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tür ve unvanı ile kurulduğu, Gebze 16. Noterliği'nin 27.09.2019 tarih ve 14476 yevmiye ile onaylanan 10.08.2019 tarihili Müdürler Kurulu Kararı ile Özkurt Otomativ Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin "Özkurt Otomotiv Sanayi Ticaret Anonim Şirketi" olarak tür değiştirdiği, şirket ortağı ...'un 06/02/2022 tarihinde vefat ettiği, vefatından önce davacının %45, dava dışı ...'un %45 ve ...'un %10 pay sahibi olduğu,
...'un 06/02/2022 tarihinde vefatı ile paylarının mirasçılarına geçtiği, son pay durumuna göre davacının 75, dava dışı pay sahiplerinden ...'un 75, ...'un 4, ...'in 3 ve ...'ın 3 adet pay sahibi oldukları, davacının eldeki dava ile şirketin fesih ve tasfiyesi, bu talep kabul edilmezse şirketten çıkarılması ve ayrılma akçesi ödenmesine, kâr payı, ücret alacağı ve huzur hakkı alacağının ödenmesini istediği, davalının davanın reddini istediği, ilk derece mahkemesince tanıklar dinlendikten sonra davacının tüm taleplerinin reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurduğu anlaşılmıştır.
Uyuşmazlık, şirketin fesih ve tasfiyesi için haklı neden olup olmadığı, varsa davacının şirketten çıkmasına ve ayrılma akçesi isteme koşullarının oluşup oluşmadığı, davacının kâr payı isteyip isteyemeyeceği ve varsa huzur hakkı ve ücret alacaklarının ne kadar olduğu noktalarındadır.
İşin esasına girilmesinden önce terditli dava ve dava yığılması üzerinde durulması gerekmiştir.
Dava yığılması 6100 sayılı HMK'nın 110. Maddesinde "(1) Davacı, aynı davalıya karşı olan, birbirinden bağımsız birden fazla asli talebini, aynı dava dilekçesinde ileri sürebilir. Bunun için, birlikte dava edilen taleplerin tamamının aynı yargı çeşidi içinde yer alması ve taleplerin tümü bakımından ortak yetkili bir mahkemenin bulunması şarttır." şeklinde hüküm altına alınmıştır.
Dava yığılmasında, davacı tek dava dilekçesinde birden fazla talepte bulunmakta ise de aslında ortada talep konusunun sayısı kadar dava vardır. Dava yığılmasında, terditli (basamaklı) davadan (6100 s. HMK. m.111) farklı olarak, talepler arasında aslîlik ve fer'îlik ilişkisi yoktur; her bir talep diğerinden bağımsız ve eş değerdedir. Davaların yığılmasında tahkikat aşaması, bütün talepler için ortaktır.
Bu yüzden davaların yığılması, usul ekonomisine (6100 s. HMK, m. 30) hizmet eder. Mahkeme bu talepleri ayrı ayrı değerlendirir, dava şartlarını ayrı ayrı belirler ve dava sonunda vereceği hükümde her bir talebi ayrı ayrı karara bağlar. Dava yığılmasında, mahkemenin taleplerden bazılarını incelememesi ve karara bağlamaması bozmayı gerektirir (Prof. Dr. Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi, Yetkin Yayınları 2. Baskı, Ankara 2013, s:773).
Bu açıklamalara göre; davacının, şirketin fesih ve tasfiyesi olmadığı taktirde davacının şirketten çıkarılması ve ayrılma akçesi istenmesi terditli talep ise de, diğer talepleri terditli talep olmayıp dava yığılması kapsamındaki bir birinden bağımsız ve ayrı taleplerdir.
Eldeki uyuşmazlıkta, ilk derece mahkemesince tanıklar dinlenerek karar verilmiş ise de, davacının kâr payı, huzur hakkı ve ücret alacağı istemleri yönünden hiç bir delil toplanmadan karar verildiği, gerekçeli kararda da bu taleplerin niçin reddedildiğinin açıklanmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin bu yöndeki istinaf isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerekmiştir.
Şirketin fesih ve tasfiyesi, olmadığı takdirde ortaklıktan çıkma ve ayrılma akçesi istemleri yönünden yapılan incelemede;
Davacı vekilinin dava dilekçesinde; şirketin gerçek bilançoları ile şirket hesap ve defterlerinin incelettirilmemesi, şirket yetkililerinin şirketin malvarlıklarını kendi üzerlerine aktarması, şirket banka ve hesaplarının kişisel ihtiyaçlar için kullanılması, şirket yetkililerinin, davacının çocukları olan ...'a ve ...'a işten ayrılmaları için baskı yaparak ...'ın 17.05.2021 tarihli ve ...'un ise 31.05.2021 tarihli ikale sözleşmelerini imzalayarak işten ayrılması, yönetim kurulu kararı olmaksızın kişisel kullanımları için gayrimenkul satın alınması, şirkete ait paraların dava dışı ... ve ... tarafından tüketilmesi,
dava dışı ... ve ...'un kullanımı için alınan ait lüks araçların da şirketin yatırım kabiliyetini zayıflatması gibi iddialarda bulunmuşlardır. Davalı vekili ise bu iddialar karşısında savunma yapmış ve bu iddiaların gerçek olmadığı, şirket kayıt ve hesaplarının son derece açık olduğunu belirtmiş ve bazı alacak kalemleri yönünden zamanaşımı def'inde bulunmuştur.
İlk derece mahkemesince gerekçeli kararda da belirtildiği üzere, davacının bilgi edinmek için 6102 sayılı TTK'nın 437. maddesinde düzenlenen haklarını kullanmadan, şirket hesaplarının incelenemediğine yönelik bir kısım iddialarının dinlenme olanağının olmadığı, yine soyut iddiaların da şirketin feshi için haklı neden olamayacağı açıktır.
Ancak, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü bir takım iddialarının gerçekliğinin araştırılması için şirketin ticari defterlerinde inceleme yapılması, bu konuda bilirkişi raporu alınması gerekmektedir. Tanık beyanları tek başına uyuşmazlığın çözümü için yeterli değildir. Bu nedenle, davacı vekilinin bilirkişi incelemesi yapılmadan karar verilmesinin doğru olmadığı yönündeki istinaf isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerekmiştir.
Bu durumda ilk derece mahkemesince yapılması gereken iş; şirket genel kurul toplantı tutanaklarının getirtilmesi, şirket tarafından kâr payı dağıtımına ve davacıya huzur hakkı ödeneceğine karar verilip verilmediğinin belirlenmesi, bu aşamadan sonra bilirkişi veya bilirkişi kurulundan şirket ticari defterlerinde ve banka kayıtları üzerinde inceleme yaptırılarak davacı iddialarının incelenmesi, varsa davacının kâr payı, huzur hakkı ve başkaca bir ücret alacağı olup olmadığı ile şirketin fesih ve tasfiyesi veya davacının ortaklıktan çıkarılması için haklı neden olup olmadığının belirlenmesi için taraf ve mahkeme denetimine uygun rapor alınması,
davalının zamanaşımı defi hakkında bu aşamadan sonra bir karar verilmesi, şirketin fesih ve tasfiyesi veya davacının ortaklıktan çıkarılması için haklı nedenler olduğu kanaatine varılır ise bu kez karar tarihine en yakın tarihteki ayrılma akçesinin bilirkişilere belirlettirilmesi ve oluşacak sonuca göre her bir talep için ayrı ayrı karar verilmesi, gerekçeli kararda da her bir talebin kabul veya reddi gerekçelerinin ayrı ayrı açıklanması olmalıdır.
Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının HMK'nın 353-(1)-a)-6) maddesince kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, karar verilmiştir.
HÜKÜ M
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının; İlk derece mahkemesinin kararına ilişkin İstinaf Başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-a)-6) maddesi gereğince ESASTAN KABULÜNE,
a-Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/10/2022 Tarih - 2021/720 Esas - 2022/797 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
b-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
2-İstinaf Karar Harcının, talebi halinde ve ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,
3-İstinaf eden tarafından yapılan İstinaf başvuru giderlerinin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından değerlendirilmesine,
4-Kararın, 6100 sayılı HMK'nın 359-(4) maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,
5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362-(1)-g) maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.
03/05/2024
... Başkan ... ¸e-imzalıdır. ... Üye ... ¸e-imzalıdır. ... Üye ... ¸e-imzalıdır. ... Katip ... ¸e-imzalıdır.
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/279, K. 2024/725, 3 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama