KÜNYE
T.C. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 10 Ekim 2024
- T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2023/755 - 2024/1338
- Dosya no
- 2023/755
- Karar no
- 2024/1338
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ...(...
- Katip
- ...(...
- İncelenen kararın mahkemesi
- KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 22/12/2022
- Numarası
- 2022/101 Esas - 2022/630 Karar
- Davacı
- ...
- Vekili
- Av. ...
- Davalı
- TASFİYE HALİNDE S.S. TEPE KONUT YAPI KOOPERATİFİ - ...
- Vekili
- Av. ...
- Dava türü
- Alacak
- Dava tarihi
- 15/08/2017
- Kr. yazım tarihi
- 10/10/2024
Karar Metni
2.153 kelime·11 dk okuma·7 bölüm
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, davalı kooperatife üye olduğunu ve aidat ödemek suretiyle davalı kooperatiften bir daire sahibi olmak istediğini, ödemelerini düzenli olarak gerçekleştirdiğini, davalı kooperatif tarafından davacıya 26/01/2005 tarihinde Körfez 3. Noterliği'nin 3992 yevmiye numaralı ihtarı ile 8.528,00-TL aidat borcu olduğunun iddia edilerek ödeme yapması için 10 günlük süre içerisinde ödeme yapmadı taktirde üyelikten çıkartılacağının bildirildiğini, 08/07/2005 tarihli 4448 yevmiye numaralı ikinci ihtarında davacıya 8.590,00 TL borcu olduğunu, en geç 30 gün içerisinde ödeme yapmasının istendiğini,
davacının ödemelerini düzenli olarak yaptığı için üyelikten ihraç tehdidine maruz kaldığından bu konuyu yargıya taşıdığını, Kocaeli Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/08/2005 dava tarihli davasıyla davalı kooperatife borçsuz olduğunu;
kooperatifin hali hazırda hala üyesi bulunduğunun 2010/549 esas ve 2010/406 K. Sayılı kararı ile ispat ettiğini, anılan süre içerisinde davalı kooperatif yetkilileri ile defalarca iletişim kurmaya çalışan davacının muhatap alınmadığını, vaat edilen konutun üçüncü bir kişiye mi teslim edildiğinin bilinmediğini, davacı ev sahibi olma umuduyla hareket ederek bütün birikimini davalı kooperatife yatırdığını, davacının davalı kooperatiften alacağı miktarın sonuçsuz kalma ihtimali bulunduğundan, davalı kooperatifin tüm bankalardaki hesaplarının araştırılarak kooperatif adı altında hesaplarının bulunması halinde banka hesapları üzerinde.
3 kişilerdeki hak ve alacakları da dahil olmak üzere kooperatif yönetim kurulunun mal varlığının tamamı üzerine ihtiyati tedbir konulmasını, güncel bedel üzerinden ıslah edilecek olan şimdilik 17.680,00-TL alacaklarının ve konut tahsisi gerçekleşmediğinden şimdilik mahrum kalınan geriye dönük 5 yıllık süre için kira geliri kaybı 1.000,00-TL'nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ
İlk derece mahkemesince; "... Davanın KISMEN KABUL VE KISMEN REDDİNE, Toplam 16.180,00 TL'nin 22/12/2022 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiz ile birlikte davalıdan tahsil edilerek davacıya verilmesine, fazlaya yönelik talebin reddine, Kira kaybına yönelik talebin davacının güncel hukuki yararı bulunmadığından HMK'nın 114/1-h ve 115. maddeleri doğrultusunda usulden REDDİNE, ..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; öncelikle dosya kapsamından, tasfiye sürecine giren davalı Kooperatifin tasfiye halinde olduğu anlaşılmakla, anılan kooperatifin tasfiyesinin tamamlanarak Ticaret Sicilinden terkin edilip edilmediği hususu ilgili Ticaret Sicil Müdürlüğünden araştırılarak, kooperatifin ticaret sicilinden terkin edilmemiş olması ve tasfiye memurunun bulunması halinde tasfiye memuruna; kooperatifin tasfiyesinin tamamlanarak Ticaret Sicilinden terkin edildiğinin anlaşılması halinde ise, ihya yapılması için yasal prosedür işletilmek suretiyle kooperatifin ihyasına dair karar alındıktan ve tasfiye memuru atandıktan sonra,
tasfiye memuruna usulüne uygun olarak tebligat çıkartılarak taraf teşkili sağlanmak suretiyle davaya devam edilmesi gerekirken, taraf teşkiline ilişkin söz konusu usuller gözetilmeksizin karar verilmesinin doğru olmadığını, Mahkemenin dava dilekçesinde faiz taleplerinin bulunmadığı yönündeki tespitinin doğru olmadığını, dava dilekçelerinde içeriğinde ve sonuç kısımında da davacının ödediği aidat ödemelerinin güncel değerinin belirlenmesi halinde ıslah yapacaklarını, bildirmiş olmalarına rağmen Mahkemece davacının ödediği ücretin günümüz karşılığının bilirkişilerce tespit ettirilmediğini,
taraflarına ıslah hakkı tanınmış olsa idi faize ilişkin taleplerini ayrıntılı bir şekilde bildirecek olmalarına rağmen Mahkemece bu haklarının taraflarına verilmeden bir hüküm kurulduğundan eldeki kararın bu yönüyle bozmayı gerektirdiğini, Mahkemece dava değeri konusunda hatalı karar verildiğini, davacıya tahsis edileceği vaat edilen taşınmazın dava dışı üçüncü bir kişiye tahsis edilip edilmediğinin araştırılmadığı gibi kooperatif evraklarının dosyaya ibraz edilmediğini,
davalı tarafın eldeki davada süresinde itiraz ve cevap dilekçesi sunmamış olduğu halde Mahkemede tanık dinletmiş olmalarının tahkikatın genişletilmesi yasağına ve usule aykırı olduğunu, tanık anlatımlarının hükme esas alınmaması gerektiğinin Mahkemece dikkate alınmadan hüküm gerekçesinde bu tanık anlatımlarına itibar edilmesinin yerinde olmadığını, emsal nitelikte yer alan yargı kararlarının varlığı halinde davacı lehine ecri misil taleplerinin reddedilmiş olmasının kabulleri dışında olduğunu,
dosyada 2006 yılında yapıldığı iddia olunan ihraca ilişkin tebliğ evraklarının bulunmadığı halde davacının 2006 yılında davalı kooperatiften ihraç edildiği yönündeki Mahkeme görüşünün hatalı ve eksik inceleme neticesinde verilmiş bir karardan ibaret olduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davanın bir kez istinaf incelemesinden geçtiğini, bir takım eksikliklerin saptandığı için kararın kaldırılmış ve yeniden yargılamanın yapıldığını, neticeten ilgili eksiklikler tamamlanarak işbu hükmün kurulduğunu, hükmün dosyada toplanan delillere, usul ve yasaya uygun olduğunu, davacı kooperatif üyesi olarak edimlerini eksiksiz olarak yerine getirmediğini ve bu nedenle konut tahsisi yapılmadığını, hal böyle iken kira bedeli talebinin de hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiş olmasının hukuka uygun olduğunu belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/12/2022 tarih, 2022/101 Esas - 2022/630 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, kooperatif üyeliğinin sona ermesi nedeniyle,davacı tarafından ödenen aidatların iadesine ilişkin alacak ve kira tazminatı taleplerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurmuştur. İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosyanın incelenmesinde.
Davacının davalı kooperatife üye olduğu, 2005 yılındaki aidatların ödenmediğinden bahisle hakkında verilen ihraç kararına karşı Kocaeli Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2010/549 esas ve 2010/406 K. Sayılı dosyası(Bozma öncesi 2005/349 esas 2008/377 karar) ile açtığı davanın davalıya borcu olmadığı yönündeki talebinin kabul edildiği, ihraç kararına karşı açılan davanın ise davacı hakkında alınmış bir ihraç kararı olmaması nedeniyle talebinin reddedildiği, dosyanın bu şekilde kesinleştiği, davacıya tahsis edilecek yer kalmadığından alacak ve kira tazminatı talepli eldeki davanın açıldığı,
mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verildiği, anılan kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine dairemizin 2021/710 esas 2022/186 karar sayılı ilamı ile “…Öncelikle dosya kapsamından; tasfiye sürecine giren davalı Kooperatifin tasfiye halinde olduğu anlaşılmakla, anılan kooperatifin tasfiyesinin tamamlanarak Ticaret Sicilinden terkin edilip edilmediği hususu ilgili Ticaret Sicil Müdürlüğünden araştırılarak, kooperatifin ticaret sicilinden terkin edilmemiş olması ve tasfiye memurunun bulunması halinde tasfiye memuruna;
kooperatifin tasfiyesinin tamamlanarak Ticaret Sicilinden terkin edildiğinin anlaşılması halinde ise, ihya yapılması için yasal prosedür işletilmek suretiyle kooperatifin ihyasına dair karar alındıktan ve tasfiye memuru atandıktan sonra, tasfiye memuruna usulüne uygun olarak tebligat çıkartılarak taraf teşkili sağlanmak suretiyle davaya devam edilmesi gerekirken, taraf teşkiline ilişkin söz konusu usuller gözetilmeksizin karar verilmesi doğru değilidir.
Kabule göre de;
"... Yapı kooperatifinin ana amacı ortakların akçalı yükümlülüklerini yerine getirmeleri karşılığında anasözleşmeye uygun, konut ya da işyeri teslim etmektir. Konut karşılığı tazminat isteyebilmesi için, kooperatifin inşaatlarının bitirilip konut tahsisi aşamasına gelindiği ve diğer üyelere tahsis ve teslim yapıldığı halde davacıya konut tahsis ve tesliminin yapılmaması gerekir. Bu husus, bu tazminatın istenebilmesinin ön koşuludur.
Bu önkoşulun gerçekleşmesinden sonra, davacı için çeşitli nedenlerle konut ya da işyeri tahsisi imkânsızlığı ortaya çıktığında ortağın uygun bir tazminat isteme hakkı bulunmaktadır.
Normal ödemesini yapıp konut sahibi olan üyelerle eşit miktarda ödemesi bulunduğu tespit edilen, diğer anlatımla eksik ödemesi bulunmadığı belirlenen, ancak kendisine konut tahsis ve teslimi yapılamayan ortağın, ödemesi eksik olmayan diğer üyelere verilen emsal bir konutun dava tarihi itibariyle rayiç değerini talep edebileceğinin, hiç ödemesi yok ise konut karşılığı tazminat talep hakkı olup, bu isteminin reddi gerektiğinin kabulü gerekir.
Eksik ödemesi olan bir üyenin ise, konut karşılığı tazminat talep hakkı olup, alacağının hesaplanma şekli Dairemizin yerleşik uygulamalarında aşağıdaki gibi formüle edilmiştir:
a-Önce ortaklara tahsis edilen konutun dava değeri itibariyle rayiç değeri hesaplanmalıdır.
b-Davalı kooperatife normal ödentilerini gerçekleştiren bir ortağın ödemelerinin ödeme yaptıkları tarihler itibariyle toplam ödemeleri dava tarihine kadar ( toptan eşya fiyat endeksi " TEFE" artış ortalama rakamları esas alınarak) taşınarak güncel değeri bulunmalıdır.
c-Bundan sonra yukarıda (a) maddesinde bulunan değerden (b) maddesinde bulunan değer çıkarılarak kooperatife normal ödeme yapan bir ortağın bu ödemelerine karşı ne miktarda yararlanma elde ettiği ortaya çıkarılmalıdır.
d-Bunu takiben eksik ödeme yapan davacı ortağın ödentileri (b) maddesindeki ilkelere göre dava tarihine taşınarak eksik ödeme miktarı güncelleştirilmelidir.
e- Bu hesaplamalardan sonra normal ödentilerini gerçekleştiren bir ortağın yukarıda (b) maddesinde bulunan ödemelerinin güncel değerinin karşılığı yine yukarıda (c) maddesinde bulunan bir yararlanmayı sağladığına göre davacının (d) maddesinde eksik ödemelerinin güncel değerinin ne miktarda yararlanması gerektiği orantı kurallarına göre
belirlenmelidir. Yani sonuç olarak (d) maddesinde bulunan miktar (c ) maddesinde bulunan değerle çarpıldıktan sonra bulunan rakamın (b) maddesinde bulunan miktara bölünmesi sonucu bulunacak miktarın (d ) maddesinde bulunan davacı ödemelerinin güncel değerinin ilave edilmesi sonucu bulunacak miktar davacı ortağın davalı kooperatiften talep etmesi mümkün olan zarar tutarıdır.
Açıklandığı üzere, kooperatif üyesinin ödemelerini hiç yapmamış olması halinde tazminat talep etme hakkı bulunmamakta ise de, eksik ödeme yapmış olması durumunda kural olarak konut karşılığı tazminat talep hakkı bulunduğu kabul edilmelidir...." (Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin, 2019/3259 Esas, 2021/206 Karar sayılı kararı).
Somut olayda.
Kocaeli Asliye Ticaret Mahkemesinin, Yargıtay denetiminden de geçerek kesinleşen 2005/349 Esas, 2008/3772 sayılı kararında; davacının davalı kooperatifin üyesi olduğu, bu konuda taraflar arasında niza bulunmadığı ve dava tarihi itibari ile davalıya borçlu olmadığı tespit edilmiş; davacı vekili istinaf dilekçesinde müvekkilinin; bahsi geçen sonuçlanmasından sonra da ödemelerine harfiyen devam etmek istemiş ise de; dava sonuçlanıncaya kadar davalı kooperatif konut tahsisi işlemlerini tamamlamış olduğundan, ödemiş olduğu dava değeri tutarından başkaca bir ödeme yapamadığını beyan etmiş olup,bu durumda yerel mahkemece;
davacının Kocaeli Asliye Ticaret Mahkemesinin kesinleşen dosyasında davacının davalı kooperatife yaptığı tespit edilen ödeme tutarı üzerinden, yukarıda açıklanan 6’lı formül uyarınca hesaplama yapılmak üzere, bilirkişiden ek rapor aldırılması ve sonucuna göre karar verilmesi…” gerekçesiyle kaldırılmış, kaldırma kararı sonrasında mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekilinin istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür.
1-Somut olayda; mahkemece dairemizin kaldırma kararı sonrasında alınan 12.10.2022 tarihli bilirkişi raporundaki hesaplamaya göre davanın kısmen kabulü yoluna gidilmiş ise de, anılan rapor hüküm vermeye elverişli değildir. Dairemizin kaldırma kararında hesaplamanın nasıl yapılacağı detaylı bir şekilde anlatılmıştır. Buna göre; “a-Önce ortaklara tahsis edilen konutun dava değeri itibariyle rayiç değeri hesaplanmalıdır.” kısmı yönünden bilirkişi heyetince dava konusu taşınmazın değeri 175.000,00 TL olarak belirlenmiştir. Ancak bu sonuca nasıl ulaşıldığı açıklanmadığından yargı ve taraf denetimine elverişli bir belirleme yapılmamıştır.
Yine kaldırma kararında “b-Davalı kooperatife normal ödentilerini gerçekleştiren bir ortağın ödemelerinin ödeme yaptıkları tarihler itibariyle toplam ödemeleri dava tarihine kadar ( toptan eşya fiyat endeksi " TEFE" artış ortalama rakamları esas alınarak) taşınarak güncel değeri bulunmalıdır.” şeklinde kaldırma sebebi yönünden ise bilirkişilerce herhangi bir tespit yapılmadığı gibi, bu maddedeki hesaplamaya baz alınan ödemelerin davacı tarafından yapılan bir kısım ödemelere ilişkin olduğu,
bunun Kocaeli Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2010/549 esas ve 2010/406 K. Sayılı dosyasındaki bilirkişi raporundan ve sunulan ödeme belgelerinde açıkça anlaşıldığı, bilirkişilerce bu madde yönünden davacı dışında davalıya tüm ödemelerini yapan bir ortağın ödemeleri baz alınması gerekirken davacının bir kısım ödemelerinin baz alınması hatalıdır.
Kaldırma kararında “c-Bundan sonra yukarıda (a) maddesinde bulunan değerden (b) maddesinde bulunan değer çıkarılarak kooperatife normal ödeme yapan bir ortağın bu ödemelerine karşı ne miktarda yararlanma elde ettiği ortaya çıkarılmalıdır.” denildiği, ancak (b) kısmı az yukarıda açıklandığı üzere hatalı olduğundan (c) kısmının da dolayısıyla hatalı olduğu anlaşılmıştır.
Yine kaldırma kararında “d-Bunu takiben eksik ödeme yapan davacı ortağın ödentileri (b) maddesindeki ilkelere göre dava tarihine taşınarak eksik ödeme miktarı güncelleştirilmelidir.” Denildiği, Kocaeli Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2010/549 esas ve 2010/406 K. Sayılı dosyasındaki kesinleşen kabule, bilirkişi raporuna ve sunulan ödeme dekontlarına göre; davacının davalıya 2005 yılına kadar yaptığı aidat ödemelerinin toplamının 17.680,00 TL olmasına rağmen bilirkişilerce davacının ödeme miktarının 16.180,00 TL kabul edilip, eksik ödeme miktarının 920,00 TL olarak kabul edilip hesaplamanın buna göre yapılması da hatalı olup, devam eden maddelerdeki hesaplamaların da bu nedenlerle hatalı olduğu görülmüştür.
Yukarıda anılan nedenlerle dairemizin 2021/710 esas 2022/186 karar sayılı kaldırma kararı gereklerinin yerine getirilmediği anlaşılarak, davalı kooperatifin genel kurul kararları göz önüne alınarak, davalı kooperatife normal ödentilerini gerçekleştiren bir ortağın ödemelerinin tahsis tarihine kadar tespiti ile davacının Kocaeli Asliye Ticaret Mahkemesinin kesinleşen dosyasında davacının davalı kooperatife yaptığı tespit edilen ödeme tutarı üzerinden, kaldırma kararında açıklanan 6’lı formül uyarınca hesaplama yapılmak üzere, bilirkişiden rapor aldırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılması gerekmiştir.
2-Kaldırma nedenine göre sair istinaf nedenleri bu aşamada incelenmemiştir.
Açıklanan tüm bu gerekçelerle; davacının istinaf talebinin kabulü ile kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-a)-6) maddesi gereğince; dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜ M
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının; İstinaf Başvurusunun bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
2- Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/12/2022 tarih, 2022/101 Esas - 2022/630 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-a)-6) ve 355. maddesi uyarınca kamu düzeni gereğince KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ve ilk derece mahkemesi tarafından istinaf edene iadesine,
5-İstinaf eden tarafından istinaf başvurusu için yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
6-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,
7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.10/10/2024
... Başkan ... ¸e-imzalıdır
... Üye ... ¸e-imzalıdır
... Üye ... ¸e-imzalıdır
... Katip ... ¸e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/755, K. 2024/1338, 10 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama