KÜNYE
T.c Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 28 Ocak 2025
- Dosya no
- 2024/169
- Karar no
- 2025/163
- Başkan
- ...
- Üye
- ....
- Üye
- ...
- Katip
- ...
- İncelenen kararın mahkemesi
- SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 20/12/2023
- Numarası
- 2023/122 2023/1359
- Davacı
- ....
- Vekili
- ....
- Davalı
- ...
- Vekili
- ...
- Davanın konusu
- İtirazın İptali
- Tarafların iddia ve savunmalarının özeti
- —
Karar Metni
1.538 kelime·8 dk okuma·3 bölüm
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasındaki 20/06/2022 ve 01/07/2022 tarihli Spa Merkezi İnşaat Yapım Sözleşmeleri ile EA02022000000028 nolu 07.12.2022 tarihli, EA02022000000025 nolu 14.11.2022 tarihli faturalar toplamı 1.839.620 TL alacaktan bakiye kalan 769.620,00 TL bedelli borcun tahsili amacıyla davalı aleyhine ... İcra Müdürlüğü’nün 2022/93913 Esas sayılı dosyasında ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı nedeniyle takibin durduğunu beyanla davalının itirazının iptaline, takibin devamına, davalı aleyhine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini dava ve talep ettiği anlaşılmıştır.
Davalı vekili 20/02/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın görevsiz mahkemede açıldığını, davacı tarafın imzalanan ilk sözleşme hükümlerine uygun olarak işini yapmadığını, ek sözleşmeden müvekkilinin haberi olmadığını, davacının yapılacak işi uzatarak hem müvekkilini zarara uğrattığını, hem de mağduriyetine sebebiyet verdiğini, yapılan imalatlar hatalı ve ayıplı olduğundan yeniden yapılması gerektiğini, davacı yana bu hususların bildirilmesine rağmen yinede bu imalatlarda ki ayıpların düzeltilmediğini, bununda sözleşmenin 5.maddesine aykırı olduğunu,
itirazın iptali davalarında alacaklının takipte dayanmadığı belgeler dışındaki belgelere dayanamayacağını, alacaklı tarafın icra takibinde sadece ek olarak faturalara dayandığını, faturanın tek başına alacağın varlığına delil olmayacağını ve yine müvekkilinin söz konusu faturaları kabul etmediğini ve iade ettiğini, faturanın tek başına alacağın varlığına delil olmadığı gibi müvekkilinin de söz konusu makbuzların altında imzası olmadığını beyanla davanın reddine davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi gerektiğini savunduğu anlaşılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk derece Mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.
İSTİNAFA BAŞVURAN TARAFLAR ve İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
İstinaf başvuru talebinde bulunan davalı vekili dilekçesinde özetle, yapılan imalatların hatalı ve ayıplı olup, yeniden yapılması gerektiğini, davacı yana bu hususların bildirilmesine rağmen yine de bu imalatlarda ki ayıpların düzeltilmediğini, yapılan işlerin sözleşme tarihinde ki bedellerinin de tek tek çıkarılıp ekstra bedelin haksız olduğunu, müvekkili tarafından hak ediş usulüne göre gerekli ödemelerin yapıldığını, herhangi bir borcunun da bulunmadığını, mahkemece bilirkişi raporu dahi detaylı bir şekilde irdelenmeyerek eksik hüküm kurulduğunu ileri sürerek, kararın kaldırılarak, talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
DELİLLER
Tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE :
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
Dava, eser sözleşmesi kapsamında ticari ilişki sebebiyle ilamsız takibe yapılan itirazın iptaline ilişkindir.
Somut uyuşmazlıkta; davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında Spa Merkezi İnşaat Yapım Sözleşmeleri imzalandığını, davacının işi teslim ettiğini toplam 1.839.620 TL bedelli fatura düzenlendiğini, davalının bir kısım ödeme yaptığını, ödenmeyen 769.620,00 TL bedelli borcun tahsili amacıyla davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek itirazın iptalini talep etmiştir.
Yerel mahkemece; davanın kabulüne dair verilen karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillere, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle; davacı ile davalı arasındaki 01/07/2022 tarihli sözleşme altındaki imzanın davalı tarafça duruşmada ikrar edilmesi nedeniyle 01/07/2022 tarihli ek sözleşme içeriği konusunda bilgilendirilmediğine yönelik istinaf itirazının yerinde olmamasına, davalının dava konusu işlerde ayıp ve eksik iş savunması da gözönüne alındığında, yapılan işin yazılı delille ispat edilmediğine yönelik istinaf itirazının yerinde olmamasına göre davalı vekilinin aşağıda belirtilen husular dışındaki istinaf itirazının reddine karar vermek gerekmiştir.
DAVALI TARAFIN EKSİK VE AYIP MAHSUP İTİRAZINA YÖNELİK İSTİNAF İTİRAZLARI DEĞERLENDİRİLDİĞİNDE;
Davacı ile davalı arasında düzenlenen 17/04/2022 ve 01/07/2022 tarihli Spa Merkezi İnşaat Yapım Sözleşmeleri, Eser sözleşmesi niteliğindedir.
6098 sayılı TBK nın 470. maddesinde düzenlenen Eser sözleşmesi yüklenicinin bir eser meydana getirip teslim etmeyi, iş sahibinin de buna mukabil bir bedel ödemeyi üstlendiği tam iki tarafa borç yükleyen bir iş görme sözleşmesidir.
6098 sayılı TBK nın 471. maddesi "Yüklenici, üstlendiği edimleri işsahibinin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır. Yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alandaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken meslekî ve teknik kurallara uygun davranışı esas alınır." şeklinde olup Yüklenici sözleşmenin tarafı olarak, işin uzmanı olup, eseri fen ve sanat kaidelerine ve iş sahibinin yararına olacak şekilde amacına uygun ve özenle meydana getirmekle yükümlüdür. İşin uzmanı sayılan ve basiretli tacir gibi hareket etmek zorunda olan yüklenici ifayı amaca uygun gerçekleştirmek zorundadır.
Davacı yüklenici başlattığı icra takibi ile bakiye iş bedelini talep etmiş, davalı vekili ise cevap dilekçesinde işin ayıplı ve eksik iş olduğu savunmasında bulunmuştur.
Eser sözleşmesinden doğan uyuşmazlıklarda, asıl sözleşme konusu işle ilgili işin gereği gibi yapılmadığı eksik ve ayıp bulunduğuna dair savunma mahsup itirazı niteliğinde olup karşı dava şeklinde ya da ayrı bir dava ile talep edilmesine gerek olmaksızın, kanıtlanması koşuluyla itiraz niteliğinde olduğundan mahkemece kendiliğinden gözetilip hesaplanarak iş bedeli alacağından mahsubu gerekir. (Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2010/3016 esas, 2010/4126 karar sayılı,Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2016/740 esas, 2017/2805 karar sayılı, Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2015/3265 esas, 2016/2730 karar sayılı ilamı)
6098 sayılı TBK'nın 474. maddesi gereğince bir eserde açık ayıbın varlığı halinde işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz, gizli ayıbın varlığı halinde ise TBK'nın 477/III. maddesi gereğince gecikmeksizin iş sahibince durumun yükleniciye bildirilmesi zorunludur. Aksi takdirde TBK'nın 477/II. maddesi uyarınca teslim edilen eser kabul edilmiş sayılır ve bu hâl iş sahibinin TBK'nın 475. maddesindeki hakları kullanmasına engel teşkil eder.
Ayıp ihbarı niteliği itibariyle defi niteliğinde olup ileri sürülmedikçe mahkemece resen dikkate alınamaz. (Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2012/3493 Esas, 2013/2952Karar sayılı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2023/2623 esas, 2024/5018 karar sayılı ilamı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2014/13-1125 E., 2016/587 K. Sayılı ilamı, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2015/23218 Esas-2018/6653 Karar sayılı ilamı)
Ayrıca, Eser sözleşmesinde ayıp ihbarının yapılması tacirler arasında olsa dahi herhangi bir şekle tâbi olmayıp, ihbar keyfiyeti de bir hukuki işlem değil, hukuki işlem benzeri bir fiil olduğundan TBK’nın 474. ve 477. maddelerinde belirtilen sürelerde yapılıp yapılmadığı hususu tanık dahil her türlü delille kanıtlanabilir. (benzer yönde Yargıtay HGK'NIN 22/09/2021 tarih, 2017/15-3030 esas, 2021/1077 karar sayılı, Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2020/2671 esas, 2021/2369 karar sayılı ilamı, Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2016/2612 esas, 2017/2417 karar sayılı ilamı)
Eksik işlerin bedeli ise ihbara gerek kalmaksızın zamanaşımı süresi içinde her zaman istenebilir. (Benzer yönde Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 24.11.2014 tarihli 2014/9516 Esas 2014/7529 Karar sayılı ilamı)
Taraflar arasındaki sözleşmede işin Bedeli KDV dahil toplam 1.839.620 TL olarak belirtilmiş olup, sözleşme hükümleri nazara alındığında, sözleşmede iş bedelinin 6098 sayılı TBK 480.
(818 sayılı BK 365. maddesi) maddesinde düzenlenen götürü bedel olarak kararlaştırıldığı anlaşıldığından, Götürü bedel kararlaştırılan işlerde yüklenicinin gerçekleştirdiği imalât nedeniyle hak ettiği bedel yada iş sahibinin fazla ödemesi bulunup bulunmadığının gerçekleştirilen imalâtın işin tamamına göre fiziki oranı tespit ve bu oranın götürü bedele uygulanmak ve yapılan ödeme düşülmek suretiyle hesaplanır.
Davalı iş sahibince eksik ve ayıplı iş iddiasında bulunulduğuna göre; yüklenicinin sözleşme kapsamındaki işlerden kaynaklanan alacağının fiziki oran yöntemi uygulanarak belirlenmesi gerekir. (benzer yönde Yargıtay 15. HD'nin 21/02/2017 gün ve 2016/584 E.-2017/707 K. sayılı ilamı, Yargıtay 15. HD'nin 14/02/2018 gün ve 2016/6496 E.-2018/575 Karar sayılı ilamı)
Somut olayda. Mahkemece; " Davalı taraf eksik ve ayıplı iş yapıldığını ileri sürmüş ise de, TBK 474.maddesi gereği ayıp ihbarında bulunmadığı, her ne kadar karşı tarafa bildirildiği ileri sürülmüş ise de hiçbir bilgi ve delilin ibraz edilmediği anlaşılmıştır.
Davalı tarafın ayıp ihbarında bulunmaması, bulunmuş olsa dahi bu hususun dosyadaki mevcut delillerle ispat edilememesi, davanın itirazın iptaline ilişkin olup takip dayanağı olarak gösterilen sözleşmelerdeki imzanın davalıya ait olduğunun duruşmada alınan beyanlarla ikrar edilmesi ve itirazın iptali davasının takip ile sıkı sıkıya bağlı olması hususları nazara alındığında iddia edilen eksik ve ayıp imalatlar hususunda keşif yapılması gerekmemiştir. " gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de.
Yukarıda da belirtildiği üzere, davalı iş sahibinin, yapılan işlerde eksik ve ayıp bulunduğuna dair savunması mahsup itirazı niteliğinde olup karşı dava şeklinde ya da ayrı bir dava ile talep edilmesine gerek olmaksızın, kanıtlanması koşuluyla itiraz niteliğinde olduğundan mahkemece kendiliğinden gözetilip hesaplanarak iş bedeli alacağından mahsubu gerekir. Ayıp ihbarı niteliği itibariyle defi niteliğinde olup ileri sürülmedikçe mahkemece resen dikkate alınamaz.
Ayrıca, Eser sözleşmesinde ayıp ihbarının yapılması tacirler arasında olsa dahi herhangi bir şekle tâbi olmayıp, TBK’nın 474. ve 477. maddelerinde belirtilen sürelerde yapılıp yapılmadığı hususu tanık dahil her türlü delille kanıtlanabilir. Eksik işlerin bedeli ise ihbara gerek kalmaksızın zamanaşımı süresi içinde her zaman istenebilir.
Dolayısı ile, Ayıp ihbarının süresinde yapılmadığına yönelik davacı yüklenicinin ayıp ihbar definin süresinde yapılıp yapılmadığı, ayıp ihbar defi süresinde yapılmış ise, Davalı taraf delil listesinde tanık deliline de dayandığından ayıp ihbarının süresinde yapıldığına dair davalı tarafa tanık dahil diğer delillerini sunması için süre verilip, sonrasında keşif yapılarak götürü bedelli eser sözleşmesinde fiziki oran sonucu yüklenicinin talep edebileceği iş bedeli belirlendikten sonra karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilini istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİHİ : 28/01/2025
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında E-İMZA ile imzalanmıştır!
Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/169, K. 2025/163, 28 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama