KÜNYE
T.C. Tekirdağ Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 2 Ekim 2025
- Dosya no
- 2025/879
- Karar no
- 2025/873
- Başkan
- —
- Üye
- —
- Üye
- —
- Katip
- —
- İncelenen kararın mahkemesi
- ......ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 02/04/2025
- Numarası
- ..../.... Esas - .../..... Karar
- Davacılar
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Vekili
- —
- Davanın konusu
- Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 14/09/2024
- Karar yazım tarihi
- 03/10/2025
Karar Metni
1.400 kelime·7 dk okuma·6 bölüm
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
A-)TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
TALEP
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının ..... İcra Müdürlüğü'nün ..../...
E. sayılı icra takibine giriştiğini, dayanak bononun 1.000.000,00 TL bedelli, 20/12/2023 ve 13/01/2024 tanzim tarihli, 13/02/2024 vadeli olduğunu, davacı.....'in müteahhitlik yaptığını ve diğer davalının sigortalı çalışanı hem de öz yeğeni olduğunu, .... ile davalı ....'ın dedesi ..... arasında inşaat sözleşmesi imzalanarak ......'daki taşınmaz üzerine bina inşasında anlaşma yapıldığını, işlemlerin dava dışı ... adına vekaleten ... tarafından sürdürüldüğünü,
müvekkilinin üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmesine ve sözleşmede yazılı kat irtifakı ve tapu devir şartlarını sağlamasına rağmen davalının yükümlülüklerini yerine getirmekten kaçındığını, noterden ihtarname keşide ederek talepte bulunsa da sonuçsuz bırakıldığını, kat irtifakı kurulması ve müvekkiline ait hisselerin devrinin 15/01/2024 tarihinde gerçekleştirilip manevi cebir altında aldatılarak imzaladığı bononun 13/01/2024'de tanzim edildiğini, bonoda birden fazla düzenleme tarihi olmasının aldatılmayı gösterdiğini belirterek, müvekkillerin ....İcra Müdürlüğü'nün .../....
E. sayılı dosyasına konu senet sebebi ile borçlu olmadığının tespiti ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; iddiaların soyut olduğunu, alacağına karşılık davacı- borçlulardan bonoyu aldığını, ödeme yapılmayınca takibe başlandığını, müvekkilinin bonoya müdahalesinin olmadığını, ispat yükünün davacı- borçluda olduğunu, kambiyo senedi olup sebepten mücerret olduğundan davacının, borçlu olmadığını kesin delillerle ispat yükü altında olduğunu, yıllardır müteahhitlik yapan ve tacir olan .....'un bu bedelde bir senedi vermesinin mümkün olmadığını, davacı borçluların bu bedeli alarak senet tanzim ettiklerini belirterek, haksız davanın reddi ile kötüniyet tazminatının tahsilini savunmuştur.
B-)MAHKEMENİN KARAR ÖZETİ: "...Dosya kapsamındaki iddia ve savunmalar, toplanan deliller davacının iddiasını ispatlar nitelikte görülmemiştir. Davacıların senedin, cebir, baskı ile alındığı iddiasının ispatlanamamıştır. İddialarının ispatına yarar yazılı bir ispat vasıtası da bulunmadığı da anlaşılmakla tüm bu nedenlerle yazılı olduğu üzere ispatlamayan davanın reddi ile davalı tarafın şartları oluşmayan tazminat talebinin reddine..." karar verildiği görülmüştür.
C-) İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ
Davacılar vekilinin sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; yukarıda ayrıntılı belirtilen dava dilekçesindeki hususları tekrar etmiş ve ilaveten; görgü tanıklarının beyanlarından davalının, herhangi bir borç ilişkisi olmadan senet imzalaması hususunda müvekkilini baskı altına alıp müvekkillerini ekonomik gelecekleri ile tehdit ettiğini, bunun manevi cebrin varlığını ispata yeterli olduğunu,
Senette nakden kaydı olup, taraflar arasında nakit alışverişinin mevcut olmadığını, senetteki kaydın yanısıra davalının nakit paranın borç olarak verildiğini beyan etse de bu nakit paranın ne zaman ne şekilde ve hangi kanaldan verildiğini beyan edemediğini,
Davalının bonodaki bedelde borç verecek maddi imkanı bulunmadığını, celp olunan ...... Vergi Dairesi yazısında davalının oto yıkama işi ile uğraştığı ve yıllık kazancının 25.060,48 TL olduğunun bildirildiğini, davalının bu kazanç ile müvekkiline 1.000.000,00 TL nakit borç verdiğinin kabul edilemeyeceğini, müvekkili ile güncel bir hukuki uyuşmazlığı olan ve müvekkilinden alacaklı olan davalının borç vermesinin mümkün olmadığını,
Müvekkili lehine karine mevcut olduğundan ispat yükünün davalıda olduğunu, davalının nakden bedel kaydı sebebi ile sebepten soyutluğu kuralına dayanamayacağını,
Davaya konu senette birden fazla düzenleme tarihi olması nedeni ile kambiyo senedi niteliği bulunmadığını,
İvedilikle HMK 389 vd. gereği tedbir kararı verilmesi gerektiğini belirterek, hükmün kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini yada dosyanın ....'ye gönderilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde; cevap dilekçesindeki hususları tekrar etmiş ve ilaveten; müvekkilinin davacılardan alacaklı olduğunu, senet üzerinde "nakden" kaydı bulunmaktaysa bu kaydın senet alacaklısının, senet borçlusuna para verdiğine yönelik karine oluşturup, bu durumda senet alacaklısının düzenleyene nakit para verdiğini ispat etme yükümlülüğü bulunmadığını, borçlunun senedi ta'lil etmesinin ispat yükünün yer değiştirmesi sonucunu doğurmayacağı, kambiyo senedine dayalı açılacak menfi tespit davasında ispat yükünün davacı borçluda olduğunu, davacı vekilinin senedin teminat amacıyla düzenlendiğini,
davacıların hile ve manevi cebir altında eldeki senedi düzenlediklerini iddia etmesinin ispat külfetinin değişmesine neden olmayacağını, tanıkların hile ve manevi cebire ilişkin hiçbir somut anlatımda bulunmadığını, Yargıtay içtihatları uyarınca kambiyo senetlerine karşı borçlu bulunmadığının tespitinin yazılı delille ispatı gerektiğini, senedin bir teminat senedi olmadığını, ihtiyati tedbir talebinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
D-)DELİLLER: .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .../...E. ..../.... K. sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
E-)İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; bonoya dayalı menfi tespit talebine ilişkindir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, inceleme konusu karar başlığında; davacıların ve taraf vekillerinin adreslerinin yer almaması 6100 sayılı HMK'nın 297.maddesine aykırı ise de, mahallinde her zaman düzeltilmesi mümkün bulunduğundan bu eksiklik eleştirilmekle yetinilmiştir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355.madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davalı tarafından davacılar hakkında dava konusu bono nedeniyle icra takibine girişildiği, davacılar tarafından bononun davalının senedin hile ve manevi cebir sureti ile elde edildiği, inşaat sözleşmesinin teminatı olarak verilip nakden borç alınmadığı, senedin bono vasfı taşımadığı ileri sürülerek eldeki menfi tespit davasının açıldığı, Mahkemece ispatlanamayan davanın reddine hükmedildiği, hüküm davacılar tarafından istinafa getirilmiştir.
Davaya ve takibe konu bononun incelenmesinde; tanzim tarihinin bononun sağ tarafında 20/12/2023, sol tarafında 13/01/2024 olarak belirtildiği, ödeme gününün 13/02/2024, bedelin 1.000.000 TL bedelli olduğu, borçlularının dosya davacıları, alacaklısının dosya davalısı olduğu olduğu, yine bonoda ihdas nedeni olarak "nakden" ibaresinin bulunduğu anlaşılmıştır.
Öncelikle senette birden fazla "düzenlenme tarihi" varsa, bu senedin bono niteliğinde olup olmadığının irdelenmesi gerekir. Yargıtay "iki
düzenlenme tarihinin varlığı halinde senedin geçersiz kılacağını belirten bir yasa hükmü bulunmadığına" ilişkin ilamı mevcuttur. (Yargıtay 12. H.D. 2/3/2004 T. 27614/4586 E.K.) Her iki tarih de vade öncesi olduğundan takibe dayanak belgenin bono vasfında olduğu değerlendirilmiştir.
Menfi tespit davalarında genel ispat yükü alacaklı konumunda olan davalı tarafta olmakla birlikte, menfi tespit davasının kambiyo senedinden kaynaklanmış olması durumunda, ispat yükü yer değiştirerek Yargıtay HGK'nın 11/04/2018 T. 2017/19-819 E. 2018/771 K. sayılı içtihadında da açıkça belirtildiği üzere menfi tespit davacısının üzerine geçmektedir. Bu durumda bir kambiyo senedinin teminat amacıyla verildiğinin ve bedelsiz kaldığının iddia edilmesi suretiyle açılan menfi tespit davasında ispat külfeti, değişen ispat yükümü çerçevesinde davacı borçluya düşmektedir.
Bono bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu nedenle bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. Ancak senede "malen" veya "nakden" kaydı yazılmışsa, artık buna uyulması gerekir. Bu kayıtların aksinin savunulması, senedin talili (nedene, illete bağlanması) anlamına gelir ki; böyle bir durumda ispat yükü yer değiştirir. Senedi talil eden, iddiasını ispat yükümlülüğü altına girer. (YHGK 17.12.2003 gün, 2003/19-781 E, 2003/768 K.sy. ilamı)
Tüm bu açıklamalara göre somut olayda; davacılar takibe konu bonodaki imzayı inkar etmemişler, ancak bononun taraflar arasındaki inşaat sözleşmesinin teminatı olarak verildiğini, nakit borç almadıklarını ileri sürmüşlerdir. Bononun kambiyo senedi olması nedeniyle sebepten illi olduğu, borçlu olunmadığının yani borcu ödemesi lazım gelmediğinin davacı borçlular tarafından yazılı belgelerle ispatlanması gerektiği, buna ilişkin yazılı bir delil sunulup ispat yapılamadığı, yine bonoda "nakden" kaydı olduğu ve davacılar ise "teminat" senedi olduğunu iddia ettiklerine göre, bu hususta da ispat yükünün davacılara düştüğü ve yazılı bir delil ile bir ispat yapılamadığı anlaşılmıştır.
Her ne kadar davacılarca bononun manevi cebir altında imzalandığı ve davalının bu parayı borç verecek ekonomik durumda olmadığı ileri sürülmüş ise de, Mahkemece dinlenen tanıkların sadece tarafların inşaat sözleşmesiyle ilgili yükümlülüklerine ilişkin beyanları bulunduğundan bu hususun tek başına manevi cebir olarak nitelendirilemeyeceği, salt vergi dairesinin yıllık kazanca ilişkin belgesinin davalının geliri düşük olduğundan bahisle bono bedelini borç verecek ekonomik gücü olmadığı sonucuna varmak için yeterli olmayacağı kanaatine varılarak, davacılar vekilinin tüm istinaf sebeplerinin reddi gerekmiştir.
Bu nedenlerle, davacıların istinaf sebeplerinin yerinde olmayıp Mahkeme hükmü isabetli olduğundan, davacıların istinaf başvurusunun HMK'nın 353.maddesinin 1.fıkrasının b-1 bendi gereğince, esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Tekirdağ Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, E. 2025/879, K. 2025/873, 2 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama