KÜNYE
T.C. Tekirdağ Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi İhtiyati Tedbir Talep Eden Karşı Taraf
- Karar tarihi
- 14 Mayıs 2026
- Dosya no
- 2026/794
- Karar no
- 2026/591
- Başkan
- —
- Üye
- —
- Üye
- —
- Katip
- —
- İncelenen kararın mahkemesi
- ...... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- ......
- Numarası
- ...... Esas
- Davacı
- —
- Vekilleri
- —
- Davalı
- —
- Vekili
- —
- Davanın konusu
- Ticari Şirket Yönetim Kurulu Kararının İptali
- Talep konusu
- İhtiyati Tedbir (Yönetim Kurulu Kararının Durdurulması
- DAVA ve TALEP TARİHİ
- —
- Karar tarihi
- —
- Karar yazım tarihi
- —
Karar Metni
1.117 kelime·6 dk okuma·6 bölüm
Taraflar arasında görülmekte olan davada ilk derece mahkemesince verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen "ihtiyati tedbir talebinin reddine" dair karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmakla; dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
A) TALEP
Davacı vekili, müvekkilinin ortağı olduğu davalı şirketin yönetim kurulunca alınan 16/01/2026 tarihli yönetim kurulu kararı ile kabul edilen ve 23/01/2026 tarihinde Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilen "yönetim İç Yönergesi"nin hukuka aykırı olduğunu, şirket esas sözleşmesinde TTK 367 uyarınca yönetimin devrine ilişkin bir yetki maddesi bulunmadığını, bu sebeple tescil edilen yönergenin geçersiz olduğunu ileri sürerek, 16/01/2026 tarihli yönetim kurulu kararının ve bu karara dayalı iç yönergenin iptali istemi ile açtığı davada söz konusu yönetim kurulu kararının ve bu karara dayalı iç yönergenin uygulanmasının yargılama sonuna kadar durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
B) İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
...... Asliye Ticaret Mahkemesinin ......tarih ve ...... Esas sayılı ara kararı ile; "Dosya kapsamı iddia ve sunulu bilgi, belge ve deliller ile yönetim kurulu kararları içeriği incelendiğinde; davacının iddiasında haklı olup olmadığı, yargılama sonunda tüm deliller toplandıktan ve incelendikten sonra ortaya çıkacağından, yönetim organları ve temsil yetkileri fiilen değişmediğinden, şirketin faaliyetlerinin devamı açısından verilmesi muhtemel tedbirlerin şirketin mahvına sebep olabileceğinden yaklaşık ispata kanaat getirilmemekle şartları oluşmayan tedbir taleplerinin reddine karar verilmiştir." gerekçesi ile; "Davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine" karar verilmiştir.
C) İSTİNAF NEDENLERİ
Hükme karşı tedbir talep eden davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, istinafında; esas sözleşmede açık izin olmadan yönetim devri yapılamayacağını, 16/01/2026 tarihli kararın emredici kurallara aykırı olduğunu, uygulanmasının şirket yönünden telafisi imkânsız zararlara yol açacağını belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir
D) DELİLLER
...... Asliye Ticaret Mahkemesinin ......Esas sayılı dosyası kapsamı.
E) DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKÎ SEBEPLER VE GEREKÇE
Talep, davalı Anonim Şirketin yönetim kurulunca alınan kararın yürütmesinin durdurulması talebine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkilinin ortağı olduğu davalı şirketin yönetim kurulunca alınan 16/01/2026 tarihli yönetim kurulu kararı ile kabul edilen ve 23/01/2026 tarihinde Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilen "yönetim İç Yönergesi"nin hukuka aykırı olduğunu, şirket esas sözleşmesinde TTK 367 uyarınca yönetimin devrine ilişkin bir yetki maddesi bulunmadığını, bu sebeple tescil edilen yönergenin geçersiz olduğunu savunarak; uyuşmazlık konusu 16/01/2026 tarihli yönetim kurulu kararının ve bu karara dayalı iç yönergenin uygulanmasının yargılama sonuna kadar durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, 'davacının haklı olup olmadığının uargılama sonunda tüm deliller toplandıktan ve incelendikten sonra ortaya çıkacağı, yönetim organları ve temsil yetkileri fiilen değişmediğinden şirketin faaliyetinin devamı açısından verilmesi muhtemel tedbirlerin şirketin mahvına sebep olabileceği' gerekçesi ile, "Davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine" karar verilmiş; karara karşı tedbir talep eden davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf incelemesi, Dairemizce, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi uyarınca, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, istinaf kanun yoluna başvuran tarafın sıfatı gözetilerek, kamu düzenine aykırılık teşkil eden ve bu nedenle resen gözetilmesi gereken hususlar değerlendirilerek yapılmıştır.
Öncelikle belirtmek gerekir ki; davacı vekilinin adresinin yazılmaması HMK'nin 297. maddesine aykırı ise de, bu eksikliğin mahallinde her zaman düzeltilebilmesinin mümkün olduğunu değerlendiren Dairemiz, anılan hususu eleştirmekle yetinmiştir.
Geçici Hukuki Koruma tedbirlerinden olan “ihtiyati tedbir” 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389-399. maddelerinde düzenlenmiştir. HMK’nin 389. maddesinde ihtiyati tedbirin şartları, 391. maddesinde ihtiyati tedbir kararının kapsam ve içeriği, 393. maddesinde ihtiyati tedbir kararının uygulanması, 394. maddesinde ihtiyati tedbir kararına itiraz ve uygulanacak usûle yer verilmiştir. HMK’nun 391/3. maddesi uyarınca ihtiyati tedbir talebinin reddi kararına karşı ve HMK'nin 394/5. Maddesi uyarınca ihtiyati tedbir kararına itiraz hakkında verilen karar karşı kanun yoluna başvurma olanağı getirilmiştir.
HMK'nin "İhtiyati Tedbirin Şartları" kenar başlıklı 389. maddesinde “(1) Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.
(2) Birinci fıkra hükmü niteliğine uygun düştüğü ölçüde çekişmesiz yargı işlerinde de uygulanır.” hükmü yer almaktadır. Söz konusu maddede ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkânsız hâle geleceği veya gecikmesinde sakınca bulunması yahut ciddi bir zararın ortaya çıkacağı endişesi bulunan hâller, ihtiyati tedbir sebebi ve şartı olarak kabul edilmiştir.
Mahkemece, ihtiyati tedbir yargılamasının gerektirdiği inceleme ve ispat kuralları dikkate alınarak, yapılan incelemeden sonra, bu sakınca veya zararı ortadan kaldıracak tedbire karar verilmesi mümkün olacaktır. İhtiyati tedbirde asıl olan ihtiyati tedbire esas hakkın bulunması ve bir ihtiyati tedbir sebebinin ortaya çıkmasıdır.
HMK'nin ihtiyati tedbirle ilgili 390. maddesinin gerekçesinde geçici hukuki korumalarda ispat hususu üzerinde durulmuş, "yaklaşık ispat" kavramından bahsedilerek kabul edilmiştir. Yaklaşık ispat durumunda hâkim, o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu gözardı etmez. Yaklaşık ispatta tam ispat aranmamakla beraber basit bir iddia da yeterli kabul edilemez.
Karşı tarafı riskle karşı karşıya bırakacak veya onun ticari hayatını ya da yaşantısını zora sokacak nitelikte verilecek tedbir kararının amacına uygun düşeceğinin kabulüne olanak bulunmamaktadır.
Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.
Talepte bulunanın iddiaları, dosya kapsamı ve sunulan deliller az yukarıda yapılan açıklamalar ışığında ele alındığında; davacının iddialarının yargılamayı gerektirdiği, mevcut dosya kapsamı, delil durumu ve yargılamanın bulunduğu aşama itibarıyla davacının ihtiyati tedbir kararı verilmesi için haklılığını yasaya uygun ve yaklaşık olarak ispat edemediği, davacı tarafın iddia ettiği hususların yargılama sonucu ortaya çıkabilecek hususlara ilişkin olduğundan, talebin reddi yönündeki mahkeme gerekçesi yerinde olup, mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine dair ilk derece mahkeme kararında usûl ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı kanısına ulaşan Dairemiz, talepte bulunan vekilinin istinaf itirazlarını yerinde görmemiştir.
Bu itibarla, talepte bulunan vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Tekirdağ Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, E. 2026/794, K. 2026/591, 14 Mayıs 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama