İçeriğe geç
AC

3139 Sayılı Karar: Göynük 154 kV Trafo Merkezi Acele Kamulaştırmasında İptal Davası ve Yetkili Yargı Yeri

14 Nisan 2026 İdare ve Vergi Hukuku 2 dk okuma 74 görüntülenme Son güncelleme: 17 Ağustos 2026

154 kV Göynük Trafo Merkezi projesi kapsamında alınan 3139 sayılı karar, projeye konu taşınmazlarda Türkiye Elektrik İletim A.Ş. lehine acele kamulaştırma yolunu açmaktadır. Bu rehber, kararın taşınmaz maliki bakımından tam olarak hangi anda sonuç doğurduğunu ve iptal talebinin hangi yargı yerine, hangi süre içinde taşınacağını ele alır.

Trafo merkezi projelerinde acele kamulaştırma nasıl işler?

Acele kamulaştırma, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 27. maddesine dayanan istisnai bir usuldür. Olağan kamulaştırmada önce pazarlık ve bedel tespiti aşamaları tamamlanırken, acele usulde idare, mahkemece belirlenen değeri malik adına bankaya yatırarak taşınmaza el koyabilir. Trafo merkezleri, enerji nakil hatlarından farklı olarak genellikle üzerinde tesis kurulacak bir alan gerektirdiğinden, çoğu zaman irtifak değil mülkiyetin devri hedeflenir. Bu ayrım, malikin talep edebileceği bedelin kapsamını doğrudan etkiler.

Karar tek başına mülkiyeti değiştirmez

Uygulamada en sık karşılaşılan yanılgı, kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasıyla tapunun idareye geçtiği düşüncesidir. Karar yalnızca idareye yetki verir; el koyma için mahkeme kararı, mülkiyetin geçmesi için ise bedel tespiti ve tescil davasının sonuçlanması gerekir. Dolayısıyla malikin, karardan sonra da kullanabileceği birden fazla hukuki imkânı vardır.

İptal talebi hangi mercie yöneltilir?

Acele kamulaştırma kararı bir Cumhurbaşkanı kararı niteliğinde olduğundan, iptali istemiyle açılacak dava idare mahkemesinde değil, Danıştay’da ilk derece sıfatıyla görülür. Yanlış mahkemeye başvuru, dosyanın görevli yargı yerine gönderilmesi sürecinde değerli zaman kaybettirir. Dava dilekçesinde tartışılacak başlıklar genellikle şunlardır:

  • Projede aceleliği gerektiren somut ve gerekçelendirilmiş bir durumun bulunup bulunmadığı
  • Kararın eki listede taşınmazın ada, parsel ve yüzölçümü bilgilerinin doğru gösterilip gösterilmediği
  • Kamu yararı ile mülkiyet hakkına yapılan müdahale arasındaki ölçülülük dengesi
  • Güzergâh ve yer seçiminde daha az müdahaleci bir alternatifin değerlendirilip değerlendirilmediği

Bedel süreci iptal davasından bağımsız yürür

İptal davası açılmış olması, bedel tespiti ve tescil davasının görülmesini kendiliğinden durdurmaz. Bu nedenle malikin iki dosyayı paralel takip etmesi, bedel dosyasında keşfe katılması ve bilirkişi raporuna süresinde itiraz etmesi gerekir. Aksi hâlde iptal davasında sonuç alınsa bile, bedel dosyasında düşük tespit kesinleşmiş olabilir.

Süre riskini yönetmek

Tebligatın muhtara yapılması, taşınmazın hisseli olması veya maliklerden birinin adresinin güncel olmaması, sürenin fark edilmeden işlemeye başlamasına yol açar. Tebliğ tarihini, evrakın kendisini ve zarfı saklamak; tapu kaydına konulan şerhleri düzenli kontrol etmek pratik bir koruma sağlar.

Buradaki açıklamalar genel nitelikte olup somut parsel, tebligat tarihi ve proje dosyasının içeriğine göre değerlendirme değişebilir; işlem yapmadan önce dosyanızı bir hukukçuyla birlikte incelemeniz yerinde olur.

Kaynaklar ve referanslar

Telif bildirimi Bu içerik ve tüm bağlantılı soru-cevap metinleri 5846 sayılı FSEK kapsamında korunmaktadır. İzinsiz kopyalama, çoğaltma, yayımlama, yeniden işleme, toplu veri çekimi veya ticari kullanım yasaktır; ihlal halinde hukuki ve cezai yollara başvurulur.

Hukuki destek arıyorsanız

Bu konuda profesyonel hukuki destek için Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu olarak yanınızdayız.

Görüşme Planla