Kamu payı bulunan şirketlerdeki Hazineye ait hisselerin, ana ortaklık ve iştirak ilişkileri korunarak bir bütün hâlinde Türkiye Varlık Fonuna aktarılması, şirketler hukuku ile kamu mali rejiminin kesiştiği bir işlemdir. 8857 sayılı Karar bakımından üzerinde durulması gereken konu, bu aktarımın şirket, pay sahipleri, çalışanlar ve sözleşme tarafları açısından ne değiştirdiğidir. Sistemin genel çerçevesi 6741 sayılı Türkiye Varlık Fonu Yönetimi Anonim Şirketinin Kurulması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile belirlenmiştir.
Aktarım Bir Devir midir?
İşlem, şirketin tüzel kişiliğine dokunmaz; değişen şey pay sahipliğidir. Şirketin ticaret unvanı, sicil kaydı ve taraf olduğu sözleşmeler kural olarak devam eder. Bu nedenle aktarım, alacaklılar bakımından borçlunun değişmesi anlamına gelmez.
Pay Sahipliği Yapısındaki Etkiler
- Genel kurulda oy çoğunluğunun hangi tarafta oluşacağı
- Yönetim kurulu üyeliklerinin belirlenme usulünde meydana gelen değişiklik
- Ana ortaklık ve iştirak zincirinin korunmasının grup içi işlemlere etkisi
- Azınlık pay sahiplerinin bilgi alma ve inceleme haklarının kullanımı
Sözleşme Tarafları İçin Kontrol Noktası
Şirketle uzun vadeli sözleşmesi bulunan taraflar, sözleşmelerinde kontrol değişikliği kaydı olup olmadığını incelemelidir. Böyle bir hüküm varsa, pay sahipliğindeki değişiklik bildirim yükümlülüğü ya da fesih hakkı doğurabilir. Kredi sözleşmelerinde yer alan benzer kayıtlar da ayrıca gözden geçirilmelidir.
Çalışanların Durumu
Pay sahipliğinin değişmesi, iş sözleşmelerini kendiliğinden sona erdirmez; işveren sıfatı şirkette kalmaya devam eder. Buna karşılık kamu personeli statüsüyle çalışanlar bakımından tabi olunan mevzuatın değişip değişmediği ayrıca incelenmelidir; bu husus özlük hakları yönünden farklı sonuçlar doğurabilir.
Dava Açma Ehliyeti Tartışması
- Aktarım işlemine karşı dava açacak kişinin güncel ve kişisel menfaatini somut olarak ortaya koyması gerekir.
- Menfaat ilişkisi kurulamadığında dava, esasa girilmeden ehliyet yönünden reddedilebilir.
- İdari işlem niteliğindeki kararlarda dava açma süresi genel olarak altmış gündür.
- Şirket içi kararlara karşı ise ticaret hukuku kapsamındaki ayrı yollar ve süreler işler.
Yukarıdaki açıklamalar genel bilgi amaçlıdır; şirketin yapısı, sözleşme metinleri ve pay defteri kayıtları her dosyada farklı sonuçlar doğuracağından somut olayda hukuki destek alınması önerilir.