Borç ilişkilerinde hak, çoğu zaman esastan değil zamanaşımı nedeniyle kaybedilir. TBK ve HMK ekseninde, tüketici işlemleri bakımından TKHK çerçevesinde yürüyen uyuşmazlıklarda, zamanaşımı süresinin ve ihbar yükümlülüğünün doğru yönetilmesi belirleyicidir. Bu rehber, sözleşmesel taleplerde ihbar boyutuna ve delil eksikliği riskine odaklanır.
Zamanaşımı Süresinin Başlangıcını Doğru Saptamak
Zamanaşımı, çoğu zaman alacağın muaccel olduğu, yani istenebilir hâle geldiği tarihte işlemeye başlar. Bu başlangıç tarihinin yanlış belirlenmesi, davanın süresinde açıldığı hâlde zamanaşımı def'iyle karşılaşılmasına ya da tersine erken açılmasına yol açar. Sözleşmenin türüne göre süreler farklılaştığından, ilişkinin hukuki niteliği en baştan tespit edilmelidir.
İhbar ve İhtarın İspat Değeri
Ayıp, temerrüt veya fesih gibi durumlarda karşı tarafa yapılan ihbarın süresinde ve ispatlanabilir biçimde yapılması gerekir. Sözlü bildirimler ispat zorluğu yaratır. Bu nedenle:
- İhtarın noter veya güvenilir bir kanal üzerinden, tarih kaydıyla yapılması
- İhbar süresinin, öğrenme tarihinden itibaren gecikmeksizin kullanılması
- Karşı tarafın tebellüğ ettiğine dair belgenin saklanması
Zamanaşımını Kesen ve Durduran Hâller
Borçlunun borcu ikrar etmesi, kısmi ödeme yapması veya dava açılması gibi hâller zamanaşımını keser ve süre yeniden işler. Bu hâllerin belgelenmesi, ileride ileri sürülecek zamanaşımı savunmasını etkisiz kılabilir. Ödeme dekontları ve yazışmalar bu yönüyle değerlidir.
Dava Öncesi Kontrol Listesi
Dava açılmadan önce; alacağın muacceliyet tarihi, uygulanacak zamanaşımı süresi, kesen bir işlemin bulunup bulunmadığı ve ihbar yükümlülüğünün yerine getirilip getirilmediği tek tabloda kontrol edilmelidir. Bu kontrol, sürpriz bir def'i ile karşılaşma ihtimalini azaltır.
Sözleşme uyuşmazlıklarında süreler ilişkinin türüne göre değişir. Bu içerik genel bir yol haritası sunar; somut alacağınıza uygulanacak sürenin uzman bir değerlendirmeyle netleştirilmesi önerilir.