Ceza yargılamasında görevli mahkemenin yanlış belirlenmesi, esasa ilişkin en güçlü savunmayı bile geçersiz kılabilecek bir usul sorunudur. Ancak bu itiraz kanun yolunda çoğu kez tek cümleyle geçiştirildiği için sonuç doğurmaz. 5271 sayılı CMK, 5237 sayılı TCK ve infaz aşaması bakımından 5275 sayılı Kanun birlikte düşünüldüğünde, istinaf ve temyiz dilekçesinin görev itirazını nasıl kurduğu belirleyici hale gelir.
Görev itirazı neden çoğu dosyada karşılıksız kalır
Görev, suçun nitelendirilmesine bağlıdır. Nitelendirme değiştiğinde görevli mahkeme de değişir. Dolayısıyla "mahkeme görevsizdi" demek yetmez; hangi eylemin hangi suç tipine girdiği, dosyadaki delillerle gösterilmelidir. İtirazın dayanağı ancak dosya kapsamındaki somut olgulara bağlandığında, kanun yolu incelemesinde tartışılabilir hale gelir.
Kanun yolu dilekçesinde delil kullanımının üç katmanı
- Sıralama katmanı: Önce görev ve yetkiye ilişkin usul itirazları, sonra delillerin hukuka uygunluğu, en son esasa ilişkin değerlendirme. Sıra bozulduğunda güçlü itiraz zayıf olanın gölgesinde kalır.
- Atıf katmanı: Her iddia, duruşma tutanağının ya da dosyadaki belgenin hangi kısmına dayandığı belirtilerek yazılmalıdır. Sayfa ve tutanak atfı olmayan itiraz, incelemede doğrulanamaz.
- Sonuç katmanı: Talep açık olmalıdır: bozma mı, kaldırma ve yeniden yargılama mı, yoksa düzelterek karar mı isteniyor?
İlk derecede kurulmayan itiraz kanun yolunda ne olur
Bazı usul aykırılıkları ileri sürülmese de resen gözetilirken, bazıları için zamanında itiraz edilmiş olması önem taşır. Bu ayrımı bilmeden hareket etmek, ilk derecede sessiz kalınan bir konunun kanun yolunda etkisiz kalmasına yol açar. Bu nedenle duruşmada tutanağa geçirilen itirazlar, kanun yolu stratejisinin ilk adımı sayılmalıdır.
Delil eksikliği iddiasını somutlaştırmak
Kanun yolunda "delil yetersizdir" demek tek başına sonuç doğurmaz. Bunun yerine hangi delilin toplanmadığı, toplanmasının neden istendiği ve toplanmış olsaydı hükmü nasıl etkileyeceği ayrı ayrı yazılmalıdır. Aynı şekilde, dinlenmeyen tanığın hangi olguya ilişkin beyanda bulunacağı belirtilmelidir. Talebin hangi celsede yapıldığı ve nasıl reddedildiği tutanak atfıyla gösterildiğinde itiraz denetlenebilir hale gelir.
Süre ve şekil kontrolü
Kanun yoluna başvuru sürelerinin başlangıcı, kararın yüze karşı açıklanması ile tebliğ hallerinde farklı işleyebilir. Bu nedenle tebligat evrakının aslı dosyada tutulmalı, başvuru tarihi kayıt altına alınmalıdır. Gerekçeli kararın beklenmesi gerektiği hallerde süre tutum dilekçesi verilmesi, hak kaybını önleyen basit ama sıkça atlanan bir adımdır.
Bu yazı genel bir bakış sunar; her dosyanın suç tipi, delil durumu ve yargılama geçmişi farklıdır. Kanun yolu dilekçenizi hazırlarken dosyanın tamamını değerlendirecek bir hukukçudan destek almanız önerilir.