İçeriğe geç
AC

İstinaf ve Temyiz Süresini Kaçırmamak: Gerekçeli Karar Beklerken Yapılacaklar

23 Mart 2026 Ceza Hukuku 2 dk okuma 81 görüntülenme Son güncelleme: 4 Ağustos 2026

Ceza yargılamasında en telafisiz kayıp, esasa ilişkin bir hatadan değil, kanun yolu süresinin kaçırılmasından doğar. Duruşma salonunda okunan hüküm ile eline gerekçeli kararı geçmemiş sanık arasındaki bu boşluk, doğru yönetilmediğinde dosyayı kapatır. Bu rehber, CMK ve 5275 ekseninde istinaf ve temyiz başvurusunun sırasını ele alır.

Sürenin Başlangıcı: Tefhim mi, Tebliğ mi

İstinaf başvurusu, hükmün açıklanmasından itibaren yedi gün içinde yapılır. Hüküm sanığın yokluğunda açıklanmışsa süre, kararın tebliğinden itibaren işler. Bölge adliye mahkemesi kararlarına karşı temyiz süresi ise on beş gündür ve aynı mantıkla hesaplanır. Uygulamada karışıklık, duruşmada hazır bulunan sanığın gerekçeli kararı bekleyerek süre başlamadığını sanmasından doğar; oysa hüküm yüzüne karşı açıklanmışsa süre o gün işlemeye başlar.

Süre Tutum Dilekçesinin İşlevi

Gerekçeli karar henüz yazılmamışken ayrıntılı bir başvuru hazırlamak mümkün olmadığından, süresi içinde verilen kısa bir dilekçeyle kanun yoluna başvurulduğu bildirilir. Bu dilekçe hakkı korur; gerekçe ise gerekçeli kararın tebliğinden sonra ayrıntılı biçimde sunulur. Süre tutum dilekçesinin verilmemesi hâlinde, gerekçeli kararın geç tebliğ edildiği savunması çoğu zaman sonuç doğurmaz.

Başvuruda Nelerin Ayrı Ayrı Yazılması Gerekir

  • Delillerin değerlendirilmesindeki hata, hangi delilin hangi yönden yanlış okunduğu belirtilerek somutlaştırılır.
  • Eksik araştırma iddiasında, toplanmayan delilin ne olduğu ve sonuca etkisi açıkça gösterilir.
  • Suç vasfına ilişkin itirazlar TCK hükümleri çerçevesinde ayrı başlık altında ele alınır.
  • Cezanın belirlenmesi, takdiri indirim ve erteleme gibi kişiselleştirme kurumlarına ilişkin talepler tek tek yazılır.
  • İnfaza ilişkin sonuçlar 5275 kapsamında değerlendirilerek talep sonucuna yansıtılır.

Delil Eksikliğinin Kanun Yolundaki Karşılığı

Kanun yolu aşaması, ilk derecede hiç sunulmamış bir delili sınırsız biçimde tartışmaya açan bir imkân değildir. Bu nedenle ilk derecede talep edilip reddedilen delil taleplerinin tutanağa geçirilmiş olması büyük önem taşır. Tutanağa geçmemiş bir talebin sonradan ileri sürülmesi, çoğu zaman dayanaksız kalır. Duruşma tutanaklarının her celse sonunda kontrol edilmesi bu nedenle usule ilişkin bir ayrıntı değil, stratejik bir adımdır.

Süre Kaçtıysa Kalan Tek Yol

  1. Kararın tebliğ edilip edilmediği, tebligatın usulüne uygun olup olmadığı incelenir.
  2. Elde olmayan sebeple süreye uyulamadığı savunuluyorsa eski hâle getirme talebi, engelin kalktığı tarihten itibaren kısa sürede yapılır.
  3. Talep, engeli gösteren belgelerle birlikte sunulur; soyut mazeret kabul görmez.
  4. Aynı dilekçeyle kanun yolu başvurusu da yapılır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır. Hükmün türü ve tebligat durumu süreyi doğrudan etkilediğinden, karar sonrası ilk günlerde bir avukatla görüşülmesi önem taşır.

Kaynaklar ve referanslar

Telif bildirimi Bu içerik ve tüm bağlantılı soru-cevap metinleri 5846 sayılı FSEK kapsamında korunmaktadır. İzinsiz kopyalama, çoğaltma, yayımlama, yeniden işleme, toplu veri çekimi veya ticari kullanım yasaktır; ihlal halinde hukuki ve cezai yollara başvurulur.

Hukuki destek arıyorsanız

Bu konuda profesyonel hukuki destek için Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu olarak yanınızdayız.

Görüşme Planla